Yerçekimi

Film
5 5 yıldız üzerinden
Yerçekimi

Nefes kesici’ tabiri film eleştirmenleri tarafından bol keseden sarf edilir, ama bir film sizi en son ne zaman gerçekten nefessiz bıraktı ya da baş döndürücü bir şekilde koltuğunuza çivileyerek midenizi ağzınıza getirdi? ‘Harry Potter and the Prisoner of Azkaban / Harry Potter ve Azkaban Tutsağı’ (2004) ile ‘Children of Men / Son Umut’ (2006) Alfonso Cuarón’un yönetmenlik hünerlerinin derinliklerini ortaya sermişti: ‘Children of Men’deki sallanan kamerayla çekilmiş sekiz dakikalık savaş sahnesini düşünün; orada Cuarón, bizi hiç yadırgatmadan, sert yakın planlardan hararetli genel planlara ustalıklı geçişler yapmıştı. Ama Cuarón’un daha önce yaptığı hiçbir şey, ‘Gravity / Yerçekimi’nin güzelliğine, gücüne ve özgünlüğüne erişemez. Bu, yalnızca bu yılın görsel olarak en etkileyici filmi değil, aynı zamanda özel efektlerle bezeli filmlerin sinema tarihindeki en ilham verici örneklerinden birisi. Tam da bu yüzden, filmin duygusal boyutunun görsel boyutuyla boy ölçüşememesi -ki çığır açıcı görsel efekt filmlerinde buna sıklıkla rastlarız- oldukça yazık olmuş.

 

 

Sandra Bullock tedirgin çaylak astronot Dr. Ryan Stone’u canlandırıyor. George Clooney ise, Hubble Uzay Teleskobu üzerindeki çalışması bir göçük sonucu ağır hasara uğramış olan görmüş geçirmiş astronot Matt Kowalsky rolünde. Yeryüzüyle iletişimi kopmuş bir şekilde uzay boşluğunda süzülen ikilinin tek umudu, Stone’un oksijeni tükenmeden Uluslararası Uzay İstasyonu’na varabilmek.

 

Filmin ilk yarısı neredeyse kusursuza yakın. Aynı astronotlar gibi, Cuarón’un kamerası da zincirlerinden boşanıyor ve sinemanın tüm olanaklarını dudak uçuklatan bir maharetle sergiliyor: Stone, uzay boşluğunda kontrolünü yitirmiş bir şekilde daireler çizerken, ona yetişip koruyucu başlığının içinde beraber yolculuğa çıkıyoruz. Onun nefesi duyabildiğimiz tek şey, panik halindeki bakışı ise kameranın gözü oluyor. Sonuç, midenizi ağzınıza getirecek cinsten, hem de mükemmel bir şekilde.

 

Ne var ki daha sonradan ‘gerçek hayat’ araya giriyor ve filmin temposu yavaşlıyor. Daha düşük tondaki bir oyunculukla, Stone’un trajik geçmişi seyircide oldukça güçlü bir duygusal etki bırakabilirmiş. Ancak ‘Gravity’ sona doğru yaklaşırken, samimi bir duygusallık yerini iç bayıltıcı bir ağlaklığa bırakıyor. Bu nedenle, ironik bir biçimde, karakterlerden ve Cuarón’un büyük emek sarf ederek yarattığı kusursuz, her yanımızı saran hayal gücünün alanından uzaklaşmış oluyoruz.

 

Uzay boşluğunda

Uzayın sonsuzluğunda kendimizi kaybettiğimiz üç film…

 

 

2001: A Space Odyssey / 2001: Uzay Macerası (1968)

 

 

     

Stanley Kubrick ile Arthur C. Clarke’ın işbirliğinin sonucunda, kuşkusuz sinema tarihinin en güçlü bilim kurgularından biri ortaya çıkmıştı. Daha sonraki yıllarda yüzlerce referansa konu olacak akıllı bilgisayar ‘H.A.L. 9000’ ile Dr. Bowman arasındaki rekabet, gelecekte yapay zekâ ve insanoğlu arasında yaşanacak çekişmenin habercisiydi. Bowman’ın, filmin unutulmaz finalinde dakikalar boyunca kara delik benzeri bir boşlukta yaptığı yolculuk ise, izlediğiniz hiçbir şeye benzemeyen hipnotik bir deneyim sunuyordu. 

 

Solyaris (1972)

 

 

 

     

Tarkovski, bilim kurgu edebiyatının dâhisi Stanislaw Lem’in kült romanı ‘Solaris’i uyarladığında, herkes onun, romanı kendi kasvetli zihninin süzgecinden geçireceğini biliyordu. Tarkovski, insanların en derin korkularını somut birer nesne olarak karşılarına çıkan Solaris gezegenine görev için giden psikolog Kris Kelvin’in hikâyesini kendi üslubuyla anlatıyordu. Lem’in bilim felsefesiyle flört eden temalarından ziyade, kendi korkularıyla baş başa kalmış bir adamın zihninin derinliklerini izliyorduk. Her biri bir tabloyu andıran kompozisyonlar eşliğinde elbette...

Moon / Ay (2009)

 

     

David Bowie’nin oğlu olarak sinema camiasında hızlı bir çıkış yapan Duncan Jones, ilk uzun metrajı ‘Moon’da, aydaki görevi nedeniyle üç yıldır bir uzay mekiğinin içinde GERTY adlı bir bilgisayarla yalnız başına yaşayan Sam Bell’in yaşadığı izolasyonu sade bir dille, vurucu bir şekilde anlatmayı başarmıştı. Ayda geçirdiği üç yılın sonunda şizofreniye doğru savrulan Sam Bell rolünde Sam Rockwell’in performansı da akıllara kazındı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yayınlandı:

Sürüm detayları

Yayın tarihi: 11 Ekim 2013
Süre: 90 dk

Oyuncular ve ekip

Yönetmen: Alfonso Cuarón
Senaryo: Alfonso Cuarón, Jonas Cuaron
Oyuncular: Sandra Bullock
George Clooney