Basel Oda Orkestrası - Hélène Grimaud

Müzik, Klasik & opera
0 Beğen
Kaydet
Basel Oda Orkestrası - Hélène Grimaud

İçinden gelen sese asla sırt çevirmeyen, müzikte kendi kurallarını koymaya alışmış, romantik döneme tutkun bir piyanist Hélène Grimaud. Peki onu özel kılan başka neler var? Suhip Tuncer Soyer anlatıyor.

 

Yüzeysel bir bakışla bunun modern bir eksantriklik olduğu söylenebilir. Kimi evinde iguana besler, kimi de yaban kurtlarıyla ilgilenir. Ancak doğanın en asi ve evcilleşmeyen üyeleriyle Grimaud’nun üzerine bir damga gibi yapışan romantik dönem arasındaki ince bağlantıya dikkat ettiğinizde onun kurtlarla ilişkisinin ne kadar manidar olduğunu da görebilirsiniz. Kurtlar patikaları takip etmezler, her bir sürünün kendi kuralları vardır ve yalnızca bu kurallara uyarlar. Mekaniğin karşısında organik, aklın karşısında hissiyat, kentin karşısında yaban; kısaca romantizmin temel karşı duruşları. Bu açıdan bakıldığında Grimaud’nun neden mükemmel bir Brahms ve Chopin yorumcusu olduğu ve çalarken nasıl kuralları değil de içinden gelen kusursuz sesi dinlediği daha iyi anlaşılabilir.avi gözlerine baktığınızda yaşını tahmin etmekte güçlük yaşayacağınız zarif bir kadın hayal edin. Sizinle konuşmak için karşınıza oturduğunda sanki dünyanın en doğal şeyiymiş gibi “Üzerimdeki kan kokusu için özür dilerim, az önce kurtlarımı beslemem gerekiyordu,” desin ve üstüne üstlük bu kadın zamanının en özgün ve yetenekli piyanistlerinden biri olsun. Hélène Grimaud’un hayatının odağında iki şey var. İlki piyano müziğine olan büyük tutkusu, diğeri ise yaban kurtlarıyla arasındaki garip ilişki. Grimaud işi New York yakınlarında bir ‘Yaban Kurdu Koruma Merkezi’ kurmaya kadar götürmüş.

 

Kimi piyanistlerin çok özel bir iç saatleri vardır, dokundukları tüm eserler bu saate tabi olur, onun hükmü altına girer. Grimaud bu istisnai sanatçıların günümüzdeki çağdaş temsilcilerinden. Henüz 16 yaşında bir lise öğrencisiyken piyano için bir turnusol kâğıdı olarak görülebilecek Rachmaninoff’un sonatlarını icra ederek başladı profesyonel müzik hayatına. Genç bir deha olarak görülürken bile kuralların, tekniğin ve geleneğin ağır bastığı klasik müzik sahnesinin onu bunaltması işte bu kendine has iç saati ve garip temposu yüzünden. Grimaud’yu bu bunalımdan kurtaran ve ona cesaret veren Martha Argerich olmuş. Grimaud, Argerich’in cesaretlendirmesi sayesinde belli bir kalıba kendini sokmadan sanatını icra edebilmiş. Sonrasında besteci Arvo Pärt’in de övgüsünü almış, hatta Pärt ‘Credo’ adlı eserinin icrasında piyanoyu Grimaud’a emanet etmiş.

Üçte ikisini sahnede geçirdiği müzik hayatında tercihlerini çoğunlukla Brahms, Liszt ve Chopin gibi romantik bestecilerden yana kullandı Grimaud. Bach ve Mozart gibi büyük isimleri icra ederken de eserlerini hep bir romantizm süzgecinden geçirdiğini söylüyor zaten. Özellikle Brahms eserlerine neredeyse yeniden yazıyormuşçasına bir yorum katıyor. Glenn Gould’u kolaylıkla odada bir aşağı bir yukarı volta atıp “Ben Bach’ım,” diye bağırırken düşleyebiliriz. Grimaud da Brahms’la böyle bir ilişki içinde. Repertuvarları bambaşka olsa da Glenn Gould’la kıyaslanmasında yorumladığı eserlerle kurduğu bu tutkulu ilişkinin payı var belli ki.  

 

Grimaud her ne kadar solo performanslarıyla akıllarımıza kazınmış olsa da resitallerden konçertolara, filarmoni orkestralarından oda müziğine farklı icra biçimleriyle arası hep iyi olmuş bir müzisyen. Her performans onun için bir yeniden yaratım süreci, sahnede olmayı stüdyoda olmaya tercih ettiğini her fırsatta belirtiyor. Piyaniste bu kez bilhassa Beethoven yorumlarıyla övgü toplayan Basel Oda Orkestrası eşlik ediyor. Gecenin programındaysa Stravinsky, Prokofyev, Mozart ve Bach var. Yalnızca Bach’ın BWV 1052 numaralı olağanüstü klavsen konçertosunu Grimaud’nun kusursuz yorumuyla dinlemek için bile bu konsere gidilir. 

Yayınlandı:

LiveReviews|0
1 person listening