Low

Müzik, Rock & Indie
0 Beğen
Kaydet
Low

Bowie’nin en cool albümüyle aynı ismi taşımalarında bir keramet olmalı. Low’un ilk albümü ‘I Could Live in Hope’un yayınlanışından bu yana tam 21 yıl geçmiş. 10 uzunçalar sığdırdıkları kariyerleri boyunca müzik dünyası grunge’dan, arada bir hortlayan post-punk’a; nu metal’den boyband’lere nice badire atlattı, ama bunların hiçbiri Low’un dengesini bozmadı, kendi bildikleri gibi düşük tempolu, yüksek duygulu müziklerine; çarpıcı şarkı sözlerine devam ettiler. Eğer Red House Painters, Slowdive ya da Lambchop’la aranız iyiyse, Low dinlerken de kendinizi evde hissedeceğinizi rahatlıkla söyleyebiliriz. Piyano ve akustik gitar ağırlıklı bir sound’la hazırladıkları 2013 tarihli son işleri ‘The Invisible Way’ neredeyse hiç ıskası olmayan Sub Pop etiketiyle yayınlandı. Albüm sonrasındaki Avrupa turnesinin bir ayağı olarak bu ay iki gece üst üste Salon İKSV’de buluşuyoruz onlarla. Konserde hem ‘Words’, ‘Monkey’ gibi eski klasikleri hem de yeni albüm şarkılarını dinleyebileceğiz. Bir süre daha güneş zayıf, gökyüzü genellikle kapalı olacak; tam gerektiğinde şemsiye evde unutulacak, o eski sevgili geri dönmeyecek ve yeni yılda yapılacaklar listesi hızlıca kan kaybedecek. Dert değil, bu işler böyle, ama Napolyon’un da dediği gibi “Bir Low konseri hepsini çözer”. Kış uykusuna yatmak için ideal müzik diyenlere kulak asmayın ve seslerini yükselttiklerinde dahi bunu büyük bir incelikle yapan Low’un konserini kaçırmayın, bu mevsimde daha iyisini bulamazsınız.

Yayınlandı: