Morrissey

Müzik , Rock & Indie
0 Beğen
Kaydet
Morrissey

Yalnız eve dönülen gecelerin, dışlanmanın, elde edemeyeceğini bile bile istemeye devam etmenin acısına içe dönük bir nesil onunla katlandı, hâlâ da pek çoklarının dert ortağı olmaya devam ediyor. Tabii ki Morrissey’den bahsediyoruz…

 

Söz konusu Morrissey ise The Smiths zamanlarından beri değişmeyen bir gerçek var: İnsan ruhunu, ilişkileri, hayal kırklıklarını, hatta politik meseleleri Moz’dan daha iyi kelimelere döken bir şarkı yazarı daha yok. Kimi zaman oldukça basit ve direkttir Morrissey mahsulü sözler, ama vuruculuğu hep tavandır.  Kısacası bizi bugüne dek bizden daha iyi anlatan bir can yoldaşı oldu o hep. 2012’deki son İstanbul konserinde eski bir dostla buluşmuş gibi hissetmemizin, ‘I Know It’s Over’ gibi parçalarda duygu ve nostalji seline kapılmamızın sebebi de buydu.

 

Bu yıl son albümü ‘World Peace Is None of Your Business’ı yayınlamış olduğunu, ‘İstanbul’ parçası vesilesiyle sağır sultan bile duymuş olmalı. Morrissey diskografisinde bağımlılık yaratma oranı ve etkileyiciliği düşük albümlerden biri olarak yerini alsa da, bu durum konserini heyecanla beklediğimiz gerçeğini değiştirmiyor.

 

Konser bahanesiyle, yaklaşık bir sene önce yayınlanan kitabı ‘Autobiography’ye geri dönmek istedik. Muazzam kıvrak bir dile (zaten tersi olması düşünülemezdi) sahip, Morrissey’in özel hayatına ve iç dünyasına ışık tutan otobiyografiyi yurt dışından sipariş edip yalayıp yutmadıysanız diye bazı başlıklar derledik. Hayatın her virajında müziğe sığınanlara, Morrissey ve The Smiths ile büyüyen herkese selamlarımızla…

 

 

Doğum…

“Beni doğururken annem neredeyse ölüyormuş, sebebi kafamın kocaman olması.” diyor ‘Autobiography’nin başlarında Morrissey. Alışkın olduğumuz, Morrissey usulü çarpıcı açıklamaların ilki. Tahmin edersiniz ki, kitapta bu tarz cümlelerden bolca var.

 

Çocukluğuna iniyor muyuz?

İnmez miyiz? Viktoryen Manchester’da geçen bir çocukluk onunki; kitapta o günlerle ilgili derinleşmeden edemiyor. Merhametsiz rahibeler ve öğretmenler için “Tavan arası gibi kokuyorlardı.” diyor. Öğretmenlerle ilgili bazı şok edici açıklamaları da oluyor. Okumayanlar için daha fazla spoiler vermiyor ve konuyu kapatıyoruz. ‘The Headmaster Ritual’da anlatılanlardan daha fazlasının sizi beklediğini belirtelim.

 

The Smiths’in dağılışından bahsediyor mu?

Johnny Marr, The Smiths dağıldıktan sonra Morrissey’e bir mektup yazmış. “Arkadaş olamadığımız için pişmanım. Yeni dank etti, neden bırakıp gittiğimi tam olarak bilmiyor olmalısın. Bu konuya dalmak korkutucu olabilir ama şunu söyleyebilirim: Öyle insanlar haline gelmiştik ki, kendimizden nefret eder olmuştum.”

 

Kabalaşıyor mu?

Evet ama komikliği elden bırakmıyor. Geoff Travis (The Smiths’in plak şirketi Rough Trade’in kurucusu) Morrissey’in bu tutumundan payına düşeni alanlardan. The Smiths şarkılarının neden Top 10’e giremediğini sorduğunda Travis şöyle diyor: “Yeteri kadar iyi değiller.”  Morrissey sözlerine devam ediyor: “…Etrafıma bakınıyor ve bir balta aranıyorum. Bazı cinayetler gerçekten hapis cezasına değer.”

 

İnsanlar da ona kaba davranıyor olmalı…

Sıkça… Mesela bir çekim için teşekkür etmek üzere fotoğrafçı Juergen Teller’e telefon ediyor. Asistanı biraz beklemesini istiyor ve Morrissey o esnada Teller’in “Burada olmadığımı söyle.” diye fısıldadığını işitiyor. Telefonu kapatıyor.

 

Ünlü anektodlarıdevam…

Kahvaltı için David Bowie ile buluşur ve onu söğüş et yerine meyve salatası yemeye ikna eder. Akabinde aralarında geçen konuşmayı anlatıyor Moz: “David sessizce ‘O kadar çok seks yaptım ve uyuşturucu kullandım ki, hayatta olduğuma inanamıyorum.’ diyor. Ben de ona bağırarak “O kadar az seks yaptım ve o kadar az uyuşturucu kullandım ki, nasıl hayatta kaldığıma ben de şaşırıyorum.’ diyorum.”

 

Çekici adamlar…

Fotoğrafçı Jake Walters ile yaşadığı iki yıllık ilişkiyi büyüleyici bir şekilde aktarıyor. “Hayatımda ilk defa ebedi ‘ben’, ‘biz’e dönüşmüştü.” Bir de Gelato olarak andığı, ‘Ringleader of the Tormentors’ albümü zamanlarında ortaya çıkan, İtalyan sevgilisinden bahsediyor.

 

Peki ya kadınlar?

Morrissey 40’lı yaşlarını, “bağımsızlığına düşkün bir kadına, açıklanamaz bir şekilde bağlandığı” yıllar olarak anıyor. Tina Dehghani  ile çocuk yapmayı dahi düşündüğünü söylemesi ise bir diğer şok edici açıklaması.

 

‘Friends’ gerçeği

En şok edici maddeyi sona sakladık. Morrissey ‘Friends’in bir bölümünde konuk oyuncuolması için teklif almış. Joey, Rachel ve ekibin geri kalanı ile sette buluştuğunda dizinin senaryo yazarları, Phoebe ile Central Perk’te bir şarkı söylemesini istemişler. “Çok depresif bir sesle söylememi istediler. Bunu duyar duymaz yangın merdivenindenkendimi ışık hızıyla dışarı attım.” diyor.