Duyumlanabilirliğin İmgeleri

0 Beğen
Kaydet
Duyumlanabilirliğin İmgeleri

‘Video killed the radio star’ misali yeni medya sanat ve üretimlerin resmin hakkından geldiği, değerini düşürdüğü algısına kapılabilirsiniz. Resmin bu mücadelesi aslında çok eskilere, 1850’de sanat dünyasında fotoğrafın belirmesiyle başlıyor. 1980’lerde yerleştirme ve video sanatı yükselişe geçiyor. Tüm bunlar yaşanmış olsa da resim yapan sanatçıların sayısında bir azalma var mı? Hayır yok. Hatta son dönemlerde sanatçıların resme yönelişinin, resmi yeğlemelerinin anlamları araştırılıyor.

 

Francis Bacon’ın ünlü triptiğinin geçtiğimiz Kasım ayında rekor bir fiyata alıcı bulmuş olması da resmin piyasa değerinin yeniden yükselişte olduğunu gösteriyor.

Resim sonuçta uzun bir süreçte bilgi ve duygu birikimiyle ortaya çıkan, sadece bireyin değil, bulunduğu dönemin ortak hafızasına ve bilincine dokunan bir araç. Ve mağara resminden bugüne her dönemin yeri doldurulamamış, zenginliği ile hâlâ şaşırtmayı becerebilen sürdürülebilir bir ifade biçimi. Buna karşı olarak bir diğer yaygın düşünce ise ‘resimde artık yapacak bir şey kalmadı, her şey yapıldı.’ mevzusu. İçerik ve biçim anlamında böyle bir tükenmişlik içinde görüyorsanız resmi, Taner Ceylan’ın dehası ve tek tel fırçalarıyla aktardığı anlatım, Ali İbrahim Öcal’ın bambaşka bir estetik ile sunduğu hikâye ve meseleler, Ferhat Özgür’ün, Nalan Yırtmaç’ın ve Mustafa Pancar’ın resme yaklaşımlarını heyecan verici bulmuyorsanız sizi şifaya kavuşturacak bir ilacımız yok. İlerki kuşaklara miras bırakılacak birtakım yaklaşımlara sırtınızı dönmüş olacağınız ise bir gerçek. KUAD’da bu ay açılan ‘Duyumlanabilirliğin İmgeleri’ ile ön yargılarınızı hafifletme şansını kaçırmayın.

 

Salı-cumartesi 11.00-19.00 arasında açık. www.kuadgallery.com