Time Out İstanbul editörleri

Time Out İstanbul editörleri

Articles (975)

Kurtuluş

Kurtuluş

76. Berlin Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan ve Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü’ne layık görülen Emin Alper imzalı ‘Kurtuluş’, festival sonrasında arayı açmadan seyirciyle buluşuyor. Yönetmenin beşinci uzun metrajlı filmi olan yapım, Berlin’deki gösterimlerinde yoğun ilgi gördü ve uluslararası basında övgü dolu eleştiriler aldı. Başrollerinde Caner Cindoruk, Berkay Ateş ve Feyyaz Duman’ın yer aldığı film, Naz Göktan, Özlem Taş, Eren Demir, Selim Akgül, Hichi Demi ve Nazmi Karaman’ın da güçlü performanslarıyla dikkat çekiyor. ‘Kurtuluş’, yıllar önce terk etmek zorunda bırakıldıkları köylerine geri dönen Bezari ailesi ile bölgede koruculuk yapan Hazeran aşireti arasında alevlenen toprak çatışmasını merkezine alıyor. Geri dönüşle birlikte bastırılmış hafıza, suç ortaklıkları ve eski hesaplar yeniden gün yüzüne çıkarken; köyün üzerinde dolaşan tekinsiz rüyalar ve uğursuz söylentiler gerilimi adım adım yükseltiyor. Film, bir yandan iktidar mücadelesinin sert yüzünü gözler önüne sererken, diğer yandan kurtuluş vaadinin peşinden sürüklenen bir topluluğun kırılgan umutlarını mercek altına alıyor. Toprak, hafıza ve iktidar üzerine karanlık bir yüzleşme öyküsü anlatan ‘Kurtuluş’, Emin Alper sinemasının politik ve psikolojik katmanlarını derinleştirmesiyle, yönetmenin filmografisinden önemli bir yere sahip. Vizyon tarihi: 6 Mart
Sarı Zarflar

Sarı Zarflar

Prömiyerini yaptığı 76. Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı kazanan kazanarak dönen İlker Çatak imzalı ‘Sarı Zarflar’, Türkiye’de vizyona giriyor. Senaryosunu İlker Çatak, Ayda Meryem Çatak ve Enis Köstepen’in birlikte kaleme aldığı film; bir ailenin idealleri ile hayatta kalma arzusu arasında sıkıştığı etik ve politik yol ayrımlarını merkezine alıyor. Kişisel ilişkilerdeki çatlakların, giderek sertleşen bir toplumsal atmosferle paralel ilerlediği öykü; günümüz dünyasında yükselen otoriter eğilimlere karşı bireyin konumunu sorgulayan sarsıcı bir anlatı. Başrollerini Özgü Namal ve Tansu Biçer’in paylaştığı filmde Leyla Smyrna Cabas, İpek Bilgin, Aydın Işık, Aziz Çapkurt, Yusuf Akgün, Uygar Tamer, Jale Arıkan, Seda Türkmen, Emre Bakar, Elit İşcan, Sultan Ulutaş Alopé, Emine Meyrem ve İpek Seyalıoğlu rol alıyor. Özgü Namal’ın performansı uluslararası basında festivalin en dikkat çekici oyunculukları arasında gösterilirken, Tansu Biçer’in ölçülü ve katmanlı yorumu da övgü topladı. Film, Altın Ayı başarısıyla Türkiye sineması adına da tarihi bir ana işaret ediyor; zira Türkiye, ‘Bal’ın (2010) ardından 16 yıl sonra yeniden Berlin’de en büyük ödüle uzandı.  Uluslararası eleştirmenlerin “sarsıcı bir modern zamanlar anlatısı” sözleriyle tanımladığı ‘Sarı Zarflar’, bir aile hikayesi olmanın ötesinde, günümüzün politik gerilimlerini, ahlaki ikilemlerini ve suskunlukla direniş arasındaki ince çizgiyi de perdeye taşıyan güçlü bir anlatı. Vizyon tarihi: 27 Mart
The Testament of Ann Lee

The Testament of Ann Lee

‘The Testament of Ann Lee’, 18. yüzyılın sert dünyasında, acı, arzu ve maneviyat arasında sıkışmış bir kadının hikayesini anlatıyor. Ann Lee’nin hayatı; bastırılan bedenler, kayıplarla şekillenen bir annelik deneyimi ve toplumun kabul etmeye hazır olmadığı bir inanç arayışı etrafında örülüyor. Çocukluktan itibaren suçluluk ve günah kavramlarıyla kuşatılan Ann, zamanla bu yükü dönüştüren bir figüre dönüşür. Şarkı, ritüel ve kolektif coşku; onun için yalnızca ibadet değil, hayatta kalmanın ve anlam üretmenin yollarıdır. Yaşadığı şiddet, dışlanma ve kayıplara rağmen Ann, sessiz bir direnişle kendi yolunu çizer ve etrafında yeni bir topluluk inşa eder. Müzikal anlatımı, bedensel ifade ve mistik sezgilerle iç içe geçen ‘The Testament of Ann Lee’, inancı yücelten ya da yargılayan bir yerden değil; onu yaşayan bir bedenin içinden ele alır. Film, kutsallığın bazen acıyla, bazen de kolektif bir umutla şekillendiğini hatırlatan sarsıcı bir sinema deneyimi sunuyor. Oyuncu kadrosunda Amanda Seyfried, Thomasin McKenzie, Lewis Pullman, Stacy Martin gibi isimlerin yer aldığı filmin yönetmenliğini üstlenen Mona Fastvold, senaryoyu Brady Corbet ile birlikte kaleme almış. Vizyon tarihi: 6 Mart
Hoppers / Hoplayanlar

Hoppers / Hoplayanlar

Doğayla konuşabilseydik, bizi affeder miydi? Bu soruya odaklanan ‘Hoppers’, insan olmanın sınırlarını, hayvan olmanın sezgileriyle buluşturan eğlenceli ama bir o kadar da düşündürücü bir macera anlatıyor. Hayvanlara duyduğu sevgiyle tanınan 19 yaşındaki Mabel, onları kurtarmanın tek yolunun bizzat onların dünyasına adım atmaktan geçtiğine inanır. Ancak bu adım, sandığından çok daha kelimesi kelimesine olacaktır. Bilimsel bir deney sayesinde Mabel’in zihni, bir kunduz bedenine aktarılır. Artık ne tamamen insandır ne de gerçekten bir hayvan. Yeni bedeniyle doğanın kalbine sızarken, yalnızca bir yaşam alanını değil; iki dünya arasındaki kırılgan dengeyi de korumak zorundadır. Aksiyon, mizah ve bilim kurgunun iç içe geçtiği bu hikaye insanın doğayı kontrol etme arzusunu, ona uyum sağlama zorunluluğuyla yüzleştiriyor. Doğayı kurtarmanın bazen önce onu dinlemekten geçtiğini de hatırlatan filmin yönetmen koltuğunda Daniel Chong oturuyor. Senaryo ise Jesse Andrews’a ait. Vizyon tarihi: 6 Mart
Reminders of Him / Senden Geriye Kalan

Reminders of Him / Senden Geriye Kalan

İnsanın hayatı tek bir hatayla paramparça olabilir mi? ‘Reminders of Him’, annelik, affetme ve en imkansız görünen anlarda bile filizlenen sevgi üzerine dokunaklı bir öykü anlatıyor. Kusursuz başlayan bir günün ardından affedilemez bir hata yapan Kenna, yıllar sonra geçmişiyle yüzleşmek üzere kasabasına geri döner. Hayatını yeniden kurmaya çalışırken, hiç tanıyamadığı kızıyla bağ kurma umudu onu ayakta tutan tek şeydir. Ancak bu yol, yalnızca ikinci şanslarla değil; reddedilme, suçluluk ve kalp kırıklığıyla da doludur. Kenna’nın, beklemediği bir anda karşısına çıkan Ledger ile kurduğu bağ ise hem bir sığınak hem de yeni bir sınav haline gelir. Geçmişin yüküyle geleceğin sunduğu olasılıklar arasında sıkışan karakterlerin hikayesi, sevmenin bazen kalmak değil, sabretmek olduğunu hatırlatıyor. ‘Reminders of Him’, kayıpların ardından yeniden bağ kurmanın, hatalara rağmen sevilmenin ve iyileşmenin mümkün olup olmadığını soran, kalbe dokunan bir sinema deneyimi sunuyor. Vanessa Caswill’in yönettiği filmde Bradley Whitford, Maika Monroe ve Lauren Graham rol alıyor. Vizyon tarihi: 13 Mart
Bu son şansımız mı?

Bu son şansımız mı?

Salt’ın, “Bu son şansımız mı?” başlıklı gösterim programının 2026 seçkisi, müşterek yaşam alanları olarak ormanları odağına alıyor. Amazon Havzası’ndan Kongo Nehri’ne, Sibirya ve Kanada’dan Güney Avrupa’ya uzanan seçki, ormanların nasıl yönetildiği, dönüştürüldüğü, korunduğu ya da ihmal edildiğini irdeliyor; bu süreçlerin günlük yaşamı, yerel bilgiyi ve uzun vadeli ekolojik sürekliliği nasıl şekillendirdiğini gözden geçiriyor. Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da gerçekleşen gösterimlere, konuşma ve orman yürüyüşlerinden oluşan bir program da eşlik ediyor. Programın detaylarına buradan ulaşabilirsiniz. 18 Şubat-15 Mart, Salt Beyoğlu, ücretsiz
Şehrin kaosuna mola

Şehrin kaosuna mola

Akşam yemeğiyle sınırlı kalmayan, tüm güne yayılan bir Sevgililer Günü deneyimi için The Ritz-Carlton’ı tercih edebilirsiniz. İtalya’nın hayat dolu ruhunu yansıtan restoran Limoré, özel Sevgililer Günü menüsüyle sizi Akdeniz kıyılarına uzanan bir lezzet yolculuğuna davet ediyor. İtalya’nın tek bir bölgesine değil, tüm mutfak zenginliğine bir övgü niteliğinde olan ve Limoré’nin en iddialı ürünlerinden bir seçki sunan menü, 14 Şubat’ta 18.00-22.30 saatleri arasında servis ediliyor. 15 Şubat’ta 12.00-15.00 saatleri arasında ise otelin özel brunch menüsünü deneyimleyebilirsiniz. Otelin ana restoranı Atölye de zengin à la carte menüsü ve manzarasıyla bir ziyafet deneyimi sunuyor. The Ritz-Carlton’ın Sevgililer Günü’ne özel konaklama tekliflerine de göz atmayı unutmayın. Askerocağı Caddesi 6, Şişli. Rezervasyon: (0533) 745 30 68
Şef Matsuhisa, Nobu’da

Şef Matsuhisa, Nobu’da

Nobu Restaurant Group'un kurucusu ve bir gastronomi vizyonunun mimarı olan Şef Matsuhisa, Japon ve Peru mutfağını buluşturan cesur lezzetler deneyimlemek isteyenler için Sevgililer Günü’nde İstanbul’da. Matsuhisa, yılın büyük bölümünü dünyanın farklı şehirlerindeki restoranlarını ziyaret ederek geçiren bir isim. Şefin yılın en güzel dönemlerinden birinde Türkiye’deki mutfak ekibiyle bir araya gelmesi ise gastronomi tutkunları için eşine az rastlanır bir fırsat. Şefin özel olarak hazırladığı omakase menüsü, 13 ve 14 Şubat tarihlerinde akşam yemeği servisi kapsamında sunulacak. Şefin imza lezzetlerini İstanbul’a özgü dokunuşlarla buluşturan ve sınırlı sayıda misafir için tasarlanan bu özel menünün yanı sıra, 14 Şubat günü saat 12.00’de Nobu Matsuhisa’nın bire bir eğitim vereceği özel bir sushi atölyesi gerçekleştirilecek. Süzer Plaza, Elmadağ Caddesi 6, Şişli. Rezervasyon: (0212) 334 30 34
Sevgililer Günü ‘Mesai’si

Sevgililer Günü ‘Mesai’si

Mesai, İstanbul gastronomi sahnesine güçlü bir dönüş yaptı. Bir dönem lezzetleri, özgün konsepti ve kokteylleriyle şehrin popüler buluşma noktalarından biri olan mekan , Gümüşsuyu’nda 2026’ya sayılı günler kala kapılarını yeniden açtı. Ocakbaşı kültürünü modern bir atmosferle harmanlayan Mesai’nin Sevgililer Günü menüsünde serpme mezeler, Akdeniz salata, cevizli fındık lahmacun, kızartma içli köfte, Mesai karışık kebap ve bal kabaklı mousse yer alıyor. Hem lezzete hem romantizme doyacağınıza emin olabilirsiniz. İnönü Caddesi 26, Gümüşsuyu. Rezervasyon: (0532) 056 37 24
Bonus: Boğaz manzarası

Bonus: Boğaz manzarası

The Wings Hotels Karaköy’ün teras restoranı The Hezar, 14 Şubat’ı manzaralı bir mekanda geçirmek isteyenler için iyi bir alternatif. Mekan, şehrin üzerinde yükselen ferah atmosferi ve Boğaz manzarasının dinginliğiyle, şehrin ritminden uzak, sakin ve özenli bir deneyim vadediyor. Menüde ise taptaze ürünlerle hazırlanmış sade ama rafine lezzetler var. Abartıdan uzak gastronomi anlayışından yanaysanız, bu özel günde The Hezar’ın samimi ortamını değerlendirin deriz. Kemankeş Karamustafa Paşa, Gümrük Sokak 26, Beyoğlu. Rezervasyon: (0212) 292 80 81
Kebap seven çiftlerin dikkatine

Kebap seven çiftlerin dikkatine

Sevgililer Günü’nde Türkiye’nin ödüllü kebap ustası Mehmet Şef’in imzasını taşıyan özel lezzetleri Perran Ocakbaşı’nın sıcak ve samimi sofralarında denemeye ne dersiniz? Ateş başında ustalıkla hazırlanan etler, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun zengin mutfak mirasından ilham alan mekanda sizleri bekliyor. Menünün öne çıkan ara sıcakları Suryani usulü haşlanmış içli köfte ve perde pilavı; spesiyalleri ise Perran çökertme kurabiye, kıymalı tava ve pirzola sini tava. Et konusundaki iddiasını haşhaş kebabı, fıstıklı kebap, çıtır beyti, yağlı kara gibi özel tatlarla da ortaya koyan mekanda Sevgililer Günü’nü uzun sohbetlerle taçlandırmak isteyen çiftler, meze çeşitleriyle sofralarını zenginleştirebilirler. Muhammara, fellah köfte ve ıspanak borani bilhassa tavsiyemiz. Haldun Taner Sokak 3/1, Caddebostan. Rezervasyon: (0530) 519 07 50

Listings and reviews (4)

Sojubar

Sojubar

4 out of 5 stars
Sojubar, which opened its doors under the Terminal Kadıköy roof, introduces Istanbulites to the Korean Gastropop concept. For those who don't know, let's briefly explain what the Korean Gastropop concept is: This concept, where traditional Korean flavors are blended with modern techniques, invites you to transform the ritual of eating into a fun and interactive experience. For this reason, conversation corners have been placed in the venue and the plate arrangement has been designed to be suitable for sharing food. Aiming to add dynamism to the social life of the city, you can taste all the appetizing flavors of Korean cuisine in this venue. Korean-style fried chicken prepared with the double frying method, Bibimbap, Kimbap and Bingsu are among the most preferred. Chimaek-Somaek, the indispensable duo of fried chicken and drink (soju) pairings of Korean gastronomy, are also very popular. If you haven't yet tried Korean cuisine, one of the biggest trends of recent years, Sojubar is a good opportunity for you.
Yedideyedi

Yedideyedi

4 out of 5 stars
Bringing a fresh rhythm to the daily flow of Söğütlüçeşme, YedideYedi, located inside Terminal Kadıköy, offers a dynamic gastronomic and social hub right in the heart of the city. Positioned at the crossroads of Marmaray, Metrobus, and High-Speed Train lines, which see over 100,000 visitors Daily, the venue creates a social beat that lasts throughout the day. Designed by Autoban and built around a mercado concept, YedideYedi brings together 24 different culinary stations under one roof. In harmony with Terminal Kadıköy’s vibrant public spaces, it features spacious interiors, easy circulation, open seating areas, and cozy gathering spots; perfect for both a quick break and long, leisurely moments. Evolving into a new-generation urban stop on the axes of food & drink + culture + socializing, YedideYedi offers a warm, collective city experience that directly taps into Kadıköy’s multi-layered dynamism and blends seamlessly with everyday life. From gourmet wraps to dirty fries, smash burgers to kokoreç, mac & cheese hot dogs to matcha lattes, YedideYedi unites a wide range of flavors under one roof and has quickly become one of Terminal Kadıköy’s most popular destinations. Make sure to check it out!
Casa Mamma

Casa Mamma

4 out of 5 stars
Casa Mamma, a Caddebostan venue offering Italian cuisine, is located where the scent of the sea meets the greenery. Offering a spacious and welcoming atmosphere that will make you feel like you're in a summer resort, Casa Mamma is the realization of a long-held dream of the three sisters. Inspired by their childhood family dinners, sisters Deniz, İdil, and İris Gür created this restaurant. With the creative vision of fashion and jewelry designer Deniz, the strategic perspective and passion for food of marketing and customer experience specialist İdil, and the technical expertise of software engineer İris, the three sisters have brought together their culinary experience from various cities in Europe and America at Casa Mamma. From the colorful tiles in the garden to the smallest details on the menu cards, the sisters personally oversee everything, emphasizing that "the most beautiful conversations and the most intimate moments are experienced at tables shared with loved ones," they strive to create a homely atmosphere. And they've been quite successful in this endeavor. Moreover, the walls of this family-run establishment are adorned with the works of another family member: All the paintings bear the signature of their sister, their mother, Dr. Akansu Çiğdem Gür. So, what flavors await you on the menu? Casa Mamma's menu synthesizes the integrative spirit of traditional Italian cuisine with local Anatolian ingredients. Crispy pizzas made with dough prepared in a long fermentat
Licorice Pizza

Licorice Pizza

5 out of 5 stars
La película más soleada de Paul Thomas Anderson hasta ahora es este palimpsesto del valle de San Fernando con tantas burbujas que prácticamente sale de la pantalla. El mayor golpe de 'Licorice Pizz'a, sin embargo, es su casting. Alana Haim, del grupo Haim, es Alana Kane, de 25 años, una asistente de fotógrafa desconcertada de encontrarse con Gary Valentine, un estudiante de secundaria diez años menor que ella. Es un actor infantil con una comedia de éxito a su nombre y unos niveles de autoconfianza proporcionales. La otra estrella es el escenario: aquí el valle está bañado por la luz del sol y la nostalgia agridulce. Pero 'Licorice Pizza' no es una carta de amor al sitio: la familia judía ortodoxa de Alana (interpretada por otros miembros de la familia Haim) no es precisamente liberal. Con la ayuda de la delicada partitura de Jonny Greenwood, Anderson pinta un cuadro a veces melancólico y cada escena ofrece una nueva actuación para disfrutar y reír de lo lindo. Cuando, más tarde, 'Licorice Pizza' se adentra en las maquinaciones del Hollywood de los años 70, las risas las proporcionan Bradley Cooper y Sean Penn. Los veteranos amenazan con robar el espectáculo a los protagonistas más jóvenes, pero 'Licorice pizza' es una película que no se puede robar. Simplemente, galopa con una energía ilimitada. Como 'Movida del 76', de Richard Linklater, Paul Thomas Anderson ha contado una historia norteamericana de los años 70 sobre la mayoría de edad que hace que la América post-Vietnam p

News (500)

Turizm sektörünün perde arkası

Turizm sektörünün perde arkası

Turizm sadece bavul hazırlamak, yeni rotalar keşfetmek ya da yaz tatili planlamak değil; aynı zamanda dev bir ekonomi, sürekli dönüşen bir sektör ve kendi dinamikleri olan bir dünya. Turizm Gazetesi, işte tam da bu dünyanın nabzını tutan dijital bir adres. Turizm sektöründeki yatırım hamleleri, otel açılışları, kruvaziyer turizmi, seyahat trendleri gibi konu başlıkları ilginizi çekiyorsa, siz de Turizm Gazetesi’ni keşfetmelisiniz. Sitenin “Nerede ne var?” sorusuna değil, “Neden oluyor, sektöre etkisi ne?” sorusuna da cevap arayan bir yayın çizgisine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Platform; sektör profesyonellerinden yatırımcılara, turizm öğrencilerinden seyahat ekonomisini takip eden meraklı okurlara kadar geniş bir kitleye hitap ediyor. Günlük haber akışının yanında analizler, sektör değerlendirmeleri ve gündeme dair yorumlar da bulmak mümkün. Yüzeysel bir tatil rehberinden çok, turizmin mutfağına açılan bir pencere keşfetme fikri ilginizi çekiyorsa, siz de Turizm Gazetesi’ni düzenli olarak göz atılacak siteler listenize ekleyin deriz. www.turizmgazetesi.com
‘A Ay’ muralı Heybeliada’da

‘A Ay’ muralı Heybeliada’da

Reha Erdem’in sinemamızda eşsiz bir yere sahip ilk uzun metrajlı filmi ‘A Ay’ (1988), MUBI’nin son restorasyon projesi kapsamında sanatçı Gökhan Tüfekçi’nin yaratıcı duvar resmiyle filmin çekildiği tarihten 37 yıl sonra Heybeliada’ya taşındı. Adalar Belediyesi iş birliğiyle bir binanın cephesine uygulanan mural, filmin düşsel atmosferini ve şiirsel dünyasını İstanbul’a nakşediyor. ‘Kaptan’ mahlasıyla tanınan sanatçı Gökhan Tüfekçi’nin imzasını taşıyan bu özgün çalışma, Reha Erdem sinemasının merkezinde yer alan düş, hafıza ve çocukluk temalarını Heybeliada’nın kendine has dokusuyla buluşturuyor. Filmin evreninden esinlenen görsel kompozisyon, geçmişle bugünü bir araya getirirken izleyicileri ‘A Ay’ın büyülü gerçekçiliğini yeniden keşfetmeye davet ediyor.
Meşher'de küratörlü turlar devam ediyor

Meşher'de küratörlü turlar devam ediyor

Meşher’in, Batı edebiyatının kurmaca yapıtlarındaki İstanbul temsillerini ve şehrin edebiyatın yanı sıra sanatın farklı dallarına verdiği ilhamı ele alan ‘Hikâye İstanbul’da Geçiyor’ sergisi 18 Ocak tarihine dek devam ediyor. Sergi kapsamında düzenlenen küratörlü turlar ise Ocak ayında gerçekleştirilecek son iki etkinlikle sona eriyor. Ömer Koç Koleksiyonu’ndan kitapların merkezde yer aldığı ve bu eserlerin sahne ve film uyarlamaları ile Türkiye’deki yansımalarını da içeren sergi kapsamında düzenlenen turlarda, küratörler Şeyda Çetin ve Ebru Esra Satıcı ziyaretçilere rehberlik ediyor. Ziyaretçilerin sergideki nadide eserler hakkında kapsamlı bilgi edinme fırsatı bulacağı bu son turların ilki, 8 Ocak Perşembe günü saat 17.00’de Şeyda Çetin eşliğinde yapılacak. Küratör eşliğindeki son sergi turu, Ebru Esra Satıcı eşliğinde 15 Ocak Perşembe günü yine saat 17.00’de düzenlenecek. Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: kayit@mesher.org
Michelin seçkisi genişliyor

Michelin seçkisi genişliyor

Şehrin yeme içme sahnesine yeni bir soluk getiren Michelin yıldızları her geçen yıl yeni sahipleriyle buluşuyor. Michelin'in Türkiye seçkisi bu yıl daha da genişledi ve ülkemizden tam 17 mekan Michelin yıldızlı oldu. Michelin dendiğinde ilk akla gelen adreslerden olan Turk Fatih Tutak mevcut iki yıldızını korumayı başardı, üstelik bir Yeşil Yıldız sahibi oldu. İstanbul'dan Araf, Mikla, Neolokal, Araka, Arkestra, Nicole, Casa Lavanda, Sankai by Nagaya birer yıldızla yer aldığı seçkiye bu yıl ilk kez Kapadokya da dahil oldu ve  Revithia ile bir yıldızı kaptı. Mezra Yalıkavak, Kitchen By Osman Sezener ve Maçakızı, Bodrum'un Michelin'li mekanları olurken, İzmir'den Vino Locale, Od Urla, Teruar Urla ve Narimor Urla da birer yıldız sahibi oldu. Michelin yıldızıyla ilgili tüm detaylara bu adresten ulaşabilirsiniz.
Salon İKSV’nin yeni sezonu dopdolu

Salon İKSV’nin yeni sezonu dopdolu

Şehrin favori konser mekanlarından Salon İKSV, 2025 sonbahar sezonunda bizi sınırların ötesine taşımaya devam ediyor. Melbourne’lü enstrümantal soul-funk kolektifi Surprise Chef ile açılacak sezonda Grammy adayı Amerikalı özgür ruh Caroline Rose, Londra çıkışlı art-pop üçlüsü Vanishing Twin, yerli rock müziğin en önemli figürlerinden Kaan Tangöze, ıslık virtüözü Molly Lewis, Liverpool’un karanlık folk-rock ikilisi King Hannah, Montréal’in indie-pop öncüsü TOPS ve Eurovision’da Estonya’ya üçüncülük getiren Tommy Cash Salon sahnesine konuk oluyor. Programla ilgili detaylı bilgi için mekanın web sitesine göz atabilir, biletinizi Passo’dan edinebilirsiniz.
Meşher’in ‘Hikâye İstanbul’da Geçiyor’ sergisi uzatıldı

Meşher’in ‘Hikâye İstanbul’da Geçiyor’ sergisi uzatıldı

Son ayların en çok ses getiren sergilerinden biri, Ömer Koç Koleksiyonu’ndan yaklaşık 300 kitabı merkezine alan ‘Hikâye İstanbul’da Geçiyor’ oldu. 16. yüzyıldan günümüze farklı zamanlarda ve çeşitli edebî türlerde üretilmiş İstanbul temsillerini odağına alan sergi, İstanbulluların yoğun ilgisine maruz kalınca, kapanış tarihi de 13 Temmuz 2025’ten 18 Ocak 2026’ya çekildi. Sergi o kadar uçsuz bucaksız bir seçki sunuyor ki, bir kez gezmek kesinlikle yetmiyor; dolayısıyla serginin uzatılması çok yerinde bir karar olmuş. Voltaire, Virginia Woolf, Jules Verne, Ian Fleming gibi yazarların eserlerini bir araya getirerek şehrin edebiyat ve sanat üzerindeki ilham verici etkisini görünür kılan sergi, filmlerin gösterimlerinin yanı sıra çocuk ve yetişkinlere yönelik atölyeleriyle de zengin bir deneyim sunuyor. Mutlaka görün. Meşher: İstiklal Caddesi 211, Beyoğlu
Sanatorium yaz boyunca açık

Sanatorium yaz boyunca açık

Şehrin popüler galerilerinden Sanatorium’un Tophane’deki mekanı yaz boyunca ziyarete açık. Mekanda hem çeşitli proje sergileri hem de arşiv seçkileri sanat tutkunlarını bekliyor. Örneğin Archive Focus kapsamında, Luz Blanco ve Erol Eskici’nin yeni çalışmaları ilk kez izleyiciyle buluşuyor. Merve Şendil, Yağız Özgen, Çağla Köseoğulları ve Yunus Emre Erdoğan’ın birçoğu İstanbul'da ilk defa gösterilen çalışmaları ise sanatçılarının güncel üretimlerine dair birer örnek sunuyor. Galeriyi salı-cumartesi günlerinde 11.00-19.00, pazar günleri ise 12.00-17.00 saatlerinde ziyaret edebilirsiniz.
Erdal Alantar, Büyükada’da anılıyor

Erdal Alantar, Büyükada’da anılıyor

Türk soyut resminin öncü isimlerinden Erdal Alantar, hayatında özel bir yere sahip olan Büyükada’da bir sergiyle anılıyor. Adalar Müzesi’nde açılan ‘Adada Müzikal Soyutlamalar’ sergisi, sanatçının renklerle müziği buluşturan dünyasını yeniden gözler önüne seriyor. 1932’de İstanbul’da doğan Erdal Alantar, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde aldığı eğitimin ardından Floransa ve Paris’te sanat yolculuğunu sürdürdü. Paris ekolünün önemli temsilcilerinden biri olan sanatçı, soyut dışavurumculuğu Osmanlı hat sanatının zarif çizgileri ve Barok estetiğin görkemiyle harmanladı. Wagner, Mozart ve Beethoven’ın eserlerinden aldığı ilhamı fırçasıyla tuvallere taşıyarak, müziğin ritmini renklerle buluşturdu. Retrospektif sergide Alantar’ın yağlı boya tabloları, gravür, desen ve heykel çalışmaları bir araya geliyor. Sergi 9 Ağustos’ta 18.00’de kapılarını açıyor; aynı gün saat 17.00’de müzede Alp Alantar’ın konuşmacılığında ‘Paris Ekolünde Müzikal Soyutlamalar’ başlıklı bir söyleşi gerçekleşiyor. Saat 19.00’da ise Nilgün Argeşo (keman) ve Günsu Özkarar (viyola) bir müzik dinletisine imza atacak. Detaylı bilgi için (0216) 382 64 30’den müzeye ulaşabilirsiniz.                                           
Michelin Rehberi’ne Kapadokya ekleniyor

Michelin Rehberi’ne Kapadokya ekleniyor

2022 yılı itibarıyla İstanbul’u da kapsama alanına alan prestijli Michelin Rehberi, seçkisine daha sonra İzmir ve Muğla’da restoranları da eklemişti. Michelin ekibi geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada rehberin 2026 seçkisinde İstanbul, İzmir ve Muğla’nın yanı sıra Kapadokya’nın da yer alacağını duyurdu. MICHELIN Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec, Michelin müfettişlerinin bölgedeki köklü kültürü ve gelenekleri keşfetmekten memnuniyet duyduğunu ve keşiflerini yemek tutkunlarıyla paylaşmak için sabırsızlandığını dile getirdi. Kapadokya’daki şeflerin yerel ürünler ve tarımı ustalıklarının her aşamasında temel birer unsur olarak kullandığını altını çizen Poullennec, “Kapadokya, tarihi mucizelerle dolu bir yer; dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler taş oyma mağaraları, yer altı şehirleri ve sıcak hava balonlarının büyüleyici gösterileri için buraya akın ediyor. Şimdi bu bölgeyi tercih etmek için bir neden daha sunmak istiyoruz: Kapadokya’nın eşsiz gastronomi dünyasını deneyimlemek,” diyerek sözlerinde devam etti. İstanbul, İzmir, Muğla ve Kapadokya 2026 Michelin Rehberi restoran seçkisi, 4 Aralık 2025’te İstanbul’da düzenlenecek törenle açıklanacak. Michelin Rehberi’nin restoran seçkisine, Türkiye’nin dahil olduğu küresel bir otel seçkisi de eşlik ediyor.
Büyükada'da harika bir sergi

Büyükada'da harika bir sergi

Heybeliada'yı daha yakından tanımak ister misiniz? Öyleyse Büyükada'da bulunan Adalar Müzesi'ndeki 'Saltanattan Cumhuriyete Heybeliada Notları' sergisini kaçırmayın. 19. yüzyıl ortalarından 1960’lara uzanan sergide nadir fotoğraf, kartpostal ve efemeralardan oluşan bir seçki sunuluyor. Sergi sizi kâh 1916 yılında Heybeli’de bir kış gününe götürecek kâh kedisi kucağında romanını okuyan Hüseyin Rahmi'nin köşküne götürecek. Halil Gökman koleksiyonundan derlenen seçkiyi 28 Haziran'dan itibaren görebilirsiniz. Serginin açılış kokteyli 28 Haziran Cumartesi günü saat 19.30'da gerçekleşecek. Adalar Müzesi: Yılmaztürk Caddesi 177, Büyükada Saltanattan Cumhuriyet’e Heybeliada
29. İstanbul Tiyatro Festivali'nin ilk sürprizleri

29. İstanbul Tiyatro Festivali'nin ilk sürprizleri

20 Ekim-22 Kasım 2025 tarihleri arasında düzenlenecek 29. İstanbul Tiyatro Festivali, Türkiye’den ve dünyadan birçok çarpıcı yapımı tiyatroseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Festivalin açılış gösterisi ise bu yıl ‘Scapino Ballet Rotterdam: Katedral, Arvo Pärt’le Bir Akşam’ olarak belirlendi. Avrupa’nın gözde koreografı Marcos Morau’nun Hollanda’nın köklü dans topluluklarından Scapino Ballet Rotterdam ile yaptığı iş birliğinin sonucu olan ‘Katedral, Arvo Pärt ile Bir Akşam’ güçlü estetiğiyle öne çıkan bir eser. Arvo Pärt’in büyülü müziklerini de hesaba kattığımızda, uzun süre hafızalardan çıkmayacak bir performansın bizi beklendiğini söyleyebiliriz. Bu eseri 20-21 Ekim’de izleyebilirsiniz. Küratörlüğünü Mehmet Birkiye’nin üstlendiği festivalin açıklanan bir diğer gösterisi ise ‘Biz Kimiz?’. Fransız-Katalan topluluk Baro d’evel’in dansçıları, müzisyenleri, oyuncuları, akrobatları, seramikçileri ve clown’ları sahnede bir araya getiren bu gösterisi 22-23 Ekim’de sahnelenecek. Her iki gösterinin biletlerini Passo’dan temin edebilirsiniz. Festival programının tamamı Eylül ayında açıklanacak.
Oto Sanayi’de sanat nasıl olur?

Oto Sanayi’de sanat nasıl olur?

İstanbul’un kültürel haritasına alternatif bir soluk getiren AOS51, Maslak’taki Atatürk Oto Sanayi Sitesi’nin 51. Sokağı’nda, beş katlı özel bir yapıda konumlanıyor. Sanatı, şehrin alışılmış sınırlarının dışına taşıyan bu girişim, sanayi bölgesinde konumlanarak dönüşümün ve yaratıcılığın somut bir örneğini sunuyor. AOS51’in dış cephesinde İstanbulluların gayet iyi tanıdığı sokak sanatçısı Cins’in yaptığı bir grafiti dikkat çekiyor. Bu eser, sanayi bölgesinin sert dokusunu sanatla yumuşatarak, mekanın dönüşümünü ve yaratıcı vizyonunu Oto Sanayi’ye yolu düşen herkese aktarıyor. AOS51’in ilk sergisi olan ‘Kompleks’i ise Haziran sonuna dek her çarşamba, cuma ve cumartesi günü 11.00-20.00 saatlerinde ziyaret edebilirsiniz. Küratörlüğünü Ceren ve Irmak Arkman’ın üstlendiği sergi, mekanın sanayi kimliğinden ilhamla oluşturulan çok katmanlı bir anlatı sunuyor. İstanbul’un önde gelen sokak sanatçılarından Cins, 2023’ten bu yana ürettiği ve daha önce sergilenmemiş eserlerini ilk katta izleyiciyle buluşturuyor. Aslı Aydemir’in seramik ve buluntu objelerle oluşturduğu yerleştirmeler ikinci katta yer alırken; üçüncü katta Çağla Çağlar, Emre Köktaş ve Ci Demi’nin sanayi bölgesinde çektiği fotoğraflardan oluşan bir seri sizi bekliyor. AOS51’nin sanatı daha erişilebilir, katılımcı ve şehir dokusuna entegre hale getirme vizyonuyla gerçekleştireceği gelecek projeleri merakla bekliyoruz. Atatürk Oto Sanayi, 51. Sokak No:16, Maslak www.aos51.com