İşte Benim Zeki Müren

Etkinlikler, Fuarlar
0 Beğen
Kaydet
İşte Benim Zeki Müren

Dedikoduya bolca mahal veren bir hayata sahipti Zeki Müren. Herkesin halası, teyzesi, amcası, dayısı, eltisi muhakkak bir şehir efsanesi biliyordur kendisi hakkında. Türk milletinin tabularını yıkan ilk insan olmasındandır bu belki de, takım elbiseyle başlayıp mini şortla da sahneye çıkan ilk adam ne de olsa. Herkesin gözü önünde yaşadığı hayatının perde arkası bir neslin en büyük merak konusu olmuştu. O nesil şimdi orta yaşlarını yaşıyor ya da hepimizin laf arasında geçirdiği o sahil kasabasında ununu eleyip eleğini asmış sefasını sürüyor. Şimdi hem Zeki Müren ‘fanboy’larını hem de sanat güneşinin gizli hayatını merak edenleri şehrin merkezine çekecek bir sergimiz var ne mutlu ki, ‘İşte Benim Zeki Müren’.

 

 

Bir Gün Yetmez

‘İşte Benim Zeki Müren’ muazzam bir iş yapıyor, ziyaretçiyi Zeki Müren’in hayatına ortak ediyor. Doğduğu günden öldüğü ana kadar aldığı her nefeste Zeki Müren size hayatını anlatıyor. Yapı Kredi Kültür Merkezi’nin iki katına yayılan sergi Müren’in mezun olduğu Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin Zeki Müren için yaptığı tişört tasarımlarıyla karşılıyor bizi. Adım adım ilerlerlerken serginin can alan onlarca bölümünden birine, belki de en magazinsel olanına geliyoruz daha sonra.  Sanatçının Müzeyyen Senar, Ayhan Işık, Nebahat Çehre, Cüneyt Arkın gibi isimlerle olan fotoğrafları, hepsi Müren’in özel koleksiyonundan. Bazıları ise Zeki Müren’e ithafen yazılan sevgi ve saygı cümlelerinin olduğu imzalı fotoğraflar. Bu yolla Dario Moreno’nun ne kadar ince bir insan olduğunu görüp, Fatma Girik’in ne kadar güzel bir kadın olduğunu tekrar hatırlıyoruz. Fatma Girik’in masmavi baktığı fotoğraf sergideki binlerce fotoğraf karesi arasında ilk üçe hiç zorlanmadan girer. Ünlü simalar arasında ön plana çıkan biri daha var, Zeki Müren’in ‘karıcığı’. Zeki Müren’in ‘karıcığım’ diye hitap ettiği Ajda Pekkan’dan söz ediyoruz tabii ki. 1960’larda başlayan ‘bol öpüşmeli’ Müren Pekkan hikâyesi Zeki Müren’in ağzından anlatılmış, ayrıca 1960 model Ajda Pekkan’ı görme fırsatını da kaçırmayın, pek bir değişiklik yok gerçi. Zeki Müren’in incelikli ve bol nasihatlı kokteyl tarifine de rastlıyoruz, sonra da serginin ilk katında yer alan zaman tüneline geliyor sıra.

 

 

Serginin ilk katı kronolojik olarak Zeki Müren’in Bursa’dan ayrılıp Boğaziçi Lisesi’ne geçişi, Gezi Parkı’nda çekildiği fotoğrafları, ilk gazete söyleşisi derken yüzlerce fotoğrafla allak bullak ediyor beyni. Hani derler ya bir günde gezmek imkânsız diye, tam da bunun karşılığını veriyor ‘İşte Benim Zeki Müren’. Serginin ilk katında muhakkak görülmesi gereken eşyalar ve bölümler var, vakti kısıtlı olanlar oradan başlarsa daha iyi olur. Bunlardan biri Zeki Müren’in ajandası. İçinde birçok önemli ve tanınan ismin telefon numaraları ve Müren’in el çizimleri var. Özellikle telefonla konuştuğu sırada çizdiği eskizler beklenenden çok iyi, genellikle kadın çizimleri ve kıyafetler üzerine. Zeki Müren’in çizdiği desenler de serginin ayrı bir yerinde gösteriliyor ve bunları gördükten sonra el becerisinin ne kadar iyi olduğunu anlayıp daha fazla şaşırmıyoruz. Ama ajandaya dair aldığımız bir bilgi daha var. Aslında içinde çok daha gizli ve magazinsel bilgilerin olduğu bir ajanda daha var ama sergide gösterilmiyor. Bunun sebebi ise olayların sadece dedikodu ve magazin üzerine yönelmesini engellemek.

 

Moda severlere ve sinefillere

Yapı Kredi Kültür Merkezi’nin ikinci katını da kapatan sergi merdivenleri çıkar çıkmaz şaşalı bir açılış yapıyor. Zeki Müren’in sahne kıyafetleri tam gözlerinizin önünde. Hepsi sanat güneşinin sahnede giydiği kıyafetler ve hepsi ışıl ışıl parlıyor. Aslında Bursa’daki Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi’nde duran kıyafetler bu sergi için İstanbul’a getirilmiş. Zeki Müren’in biyografi ve anılarının anlatıldığı serginin ilk bölümün aksine burada daha sanatsal bir atmosfer var. Bu katın kıyafetlerle beraber en dikkat çeken bölümü ise mini bir sinema salonu. Zeki Müren’in filmleri gün boyu burada gösteriliyor ve her filmin ardından sanatçının Aspendos konserine ait var olan tek kayıt gösteriliyor. Bu konserin önemini bilmeyenler için anlatalım: Zeki Müren 31 Mayıs 1969’daki Aspendos Konseri için ‘ömrümün pırlanta sayfası’ der ve en iyi performansını burada gerçekleştirdiğini söyler, ancak bu konsere dair hiçbir kayıt yıllarca bulunamaz. Sergi için yapılan aramalar ve taramalar sonunda görüntü kalitesi pek de iyi olmayan ama ses kaydı gayet başarılı olan bir video bulunur ve buraya yetiştirilir.

 

Genel olarak magazin olaylarına ve dedikoduya zemin hazırlamamak için özen gösterilmiş bir sergi ‘İşte Benim Zeki Müren’, sürgünü ve aldığı tehditlere dair notlar da var ama bizim hatıralarımızda kalmasını istediğimiz bölüm ve eşya ise sanatçıya ‘Uzaydan Gelen Prens’ yakıştırmalarının yapılmasına neden olan apartman topuklu parlak ayakkabıları. Birkaç saatliğine de olsa Zeki Müren’in en yakın arkadaşı ya da fotoğraflarını çeken kişi olmak isteyenler için daha iyi bir fırsat olamazdı.

Yayınlandı:

LiveReviews|0
1 person listening