Alışveriş & Stil

İstanbul’un moda, stil ve alışveriş ajandası

Moda haftasının dijital hali
Sanat

Moda haftasının dijital hali

  MBFWI’ye dair kısa kısa - Dijital moda haftasını 12-16 Ekim tarihleri arasında www.mbfwistanbul.com adresinden takip edebilirsiniz. - MBFWI’ye katılan isimler arasında Belma Özdemir, Ceren Ocak, Cihan Nacar, Çiğdem Akın, DB Berdan, Emre Erdemoğlu, Gökhan Yavaş, Hakaan Yıldırım, Karma – Mehmet Emiroğlu, Engin Ekinci, Seydullah Yılmaz, Kith&Kin, Mercedes-Benz presents Özlem Süer, Mehtap Elaidi, Meltem Özbek, Mert Erkan, MİİN by Kadir Kılıç, Murat Aytulum, Museum Of Fine Clothing – Eda Güngör, Natalie Kolyozyan, Nedo by Nedret Taciroğlu, New Gen, Nihan Peker, Niyazi Erdoğan, Özgür Masur, Özlem Kaya, Raşit Bağzıbağlı, , Simay Bülbül, Sudi Etuz, T.A.G.G. – Gökay Gündoğdu, Tuba Ergin, Tuvanam, Y Plus by Yakup Biçer var. - Defilelerin yanı sıra modanın farklı alanlarına ışık tutan ilham verici paneller ve podcast’ler de sizi bekliyor.   Cem Altan İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Yönetim Kurulu Üyesi & MBFWI Çalışma Grubu Başkanı Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’un 15. sezonu, 12-16 Ekim tarihlerinde dijital platformlar üzerinden gerçekleşecek. Etkinliği çeşitli önlemler altında gerçekleştirmek yerine dijitale taşımayı tercih ettiniz. Bu kararı nasıl aldınız? Zor oldu mu? Aslında dijitalleşme süreci, pandemiden önce başlamıştı. Dolayısıyla bu, pandemi sebebiyle alınmış bir karar değil. Özellikle Kasım 2019’da MBFWI’nin geleceği konulu, Türk moda endüstrisinin paydaşlarının bir araya geldiği Arama Konferansı sonucunda, dijitalleşmeye yönelme kararı çıkmış ve bu doğrultuda çalışmalar başlatılmıştı. Pandemi elbette bu süreci hızlandırdı ancak geçtiğimiz Kasım ayından bugüne yapılan çalışmalar, sürecin en doğru biçimde yönetilmesini ve hızlı aksiyon alınmasını sağladı. Defile çekimleri için hangi mekanlar tercih edildi? Bu mekanlar hangi kriterlere göre belirlendi? Bu sezon etkinliği Türkiye Tanıtım Grubu’nun (TTG) destekleriyle geçekleştiriyoruz. Bu kapsamda bir tarafta Türk tasarımının gücünü öne çıkarırken, eş zamanlı olarak İstanbul’un kültürel ve tarihi zenginliklerini dijital moda haftası aracılığıyla global moda platformlarına taşımayı hedefliyoruz. Tabii bu hedef, mekan seçimlerine de yansıdı. Etkinliğin çekimleri İstanbul’un tarihi zenginliklerini mükemmel biçimde yansıtan iki mekanda, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi ile etkinliğin mekan sponsoru olan Galataport İstanbul’da gerçekleştirildi. Çekimler sırasında ne gibi önlemler aldınız? 17-27 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşen çekimlerde, yeni normale uyum ve sağlık önlemleri kapsamında tüm katılımcıların ateş ölçümü yapılarak alana girişi sağlandı. Her gün her katılımcı sağlık beyanname formunu doldurarak alana giriş yaptı. Alan içerisinde maske kullanılması zorunlu tutuldu. Alan içerisinde 15 adet dezenfeksiyon noktası bulunuyordu ve gün içinde gerçekleşen her çekim öncesinde, ek olarak her gün sonunda tüm alan dezenfeksiyon sistemleriyle dezenfekte edildi. Alandaki kişi sayısını sınırlı tutmak adına tüm ziyaretçilerin en geç bir gün öncesinden bilgileri prodüksiyon ekibi tarafından toplandı ve tüm giriş çıkışlar titizlikle kontrol edildi. Alanda günde 500’den fazla maske dağıtıldı. Kapalı alanların metrekaresine göre maksimum kişi sayısı belirlendi ve bu adetten fazla kişi alanda bulundurulmadı. Her tasarımcının toplam ekibi 10 kişi ile sınırlandırıldı. MBFWI’yi dijital olarak gerçekleştirmenin zorlukları nelerdi? Evlerde olduğumuz karantina döneminde hızlandırdığımız dijitalleşme sürecinde Zoom üzerinden ardı ardına gerçekleştirdiğimiz toplantılarla tüm süreci en sağlıklı şekilde yürüttük. Dijital olarak gerçekleştirmenin zorluklarından biri de aslında fiziksel etkinliğin olmayışından dolayı içeriğin çok daha fazla öne çıkacak olmasıydı. Çekimler öncesindeki süreçte detaylı bir şekilde hazırlanan tüm bu kurgu çok detaylı bir çalışma gerektirdi. Ayrıca çok daha yaratıcı düşünmemizi de sağladı diyebilirim. MBFWI’nin 15. sezonuna katılacak isimleri nasıl seçtiniz? Kriterleriniz nelerdi? Organizasyonu İHKİB olarak üstlendiğimiz bu etkinlikte farklı paydaşlarla uyum içerisinde çalıştığımız MBFWI çalışma grubu ile tüm süreci ilerletiyoruz. Moda Tasarımcıları Derneği (MTD) de ilk sezondan beri bizimle. Uzun süredir sektörde olan tasarımcılar ve ilk defa katılacak olan tasarımcılarımızın farklı kriterleri karşılaması gerekiyor. İlk defa katılacak tasarımcılar koleksiyon çizimlerini, moodboard’larını, eski sezonlarından görselleri ve sunacakları koleksiyondan bir ürünü gösteriyorlar. Ardından tüm bunlar seçici kurul tarafından değerlendiriliyor ve karar veriliyor.   Seda Domaniç MBFWI Uluslararası Marka Danışmanı Dijital MBFWI’deki defileleri modaya ilgi duyan herkes internet üzerinden izleyebilecek mi? Dijital moda haftalarının geleneksel moda haftalarından en önemli farklarından biri, defilelerin herkese açık olması. Normal şartlarda editörler, satın alımcılar ve bazı özel müşteriler gibi sadece moda sektörünün temsilcileri tarafından takip edilebilen şovlar artık her isteyen herkes tarafından aynı zaman ve şartlarda izlenebilecek. Dijitalleşme ile birlikte eskiden gıpta edilen ‘ön sıra ayrıcalığı’ ilgi duyan her moda severin kolaylıkla sahip olabileceği ‘demokratik bir hak’ haline geldi diyebiliriz. İzleyicileri başka neler bekliyor? MBFWI’nin bu dijital sezonunda 30 defilenin yanı sıra tasarımcıların yaratıcı dünyalarını biraz daha yakından tanıma fırsatı bulacak izleyiciler. Tasarımcılara ilham veren kadın ve erkeklerle, yakından tanıdığımız yerli ve yabancı moda influencer’ları ile interaktif canlı sohbetler olacak. Dijital moda haftaları bir süredir kendini tekrarlayan defile formatına bir farklılık ve yaratıcılık katabileceğiniz alanlar da açıyor. Biz de tasarımcıları bu konuda olabildiğince serbest bırakmak istedik. Kendilerine ayrılan süre içinde diledikleri formatta, ister bir moda filmi, ister canlı bir prezantasyon ile moda haftasına farklı bir bakış açısı getirecekler. MBFWI, Vogue Runway ve Business of Fashion ile bir iş birliğine imza atıyor. Bu iş birliğinin detaylarını paylaşabilir misiniz? Bu sezon pandemi nedeniyle uluslararası basını ve satın alımcıları İstanbul’a davet etmek mümkün olmadı. Dolayısıyla biz de içeriğimizi modaya ilgi duyanların en çok takip ettiği mecralara taşımaya, böylece çok daha geniş kitlelere ulaşmaya karar verdik. Vogue hepimizin bildiği gibi modanın en önde gelen otoritesi. MBFWI için Vogue Runway üzerinde özel açılan alanda tasarımcılarımızın koleksiyonları görüntülenebilecek, 32 milyondan fazla kişi tarafından takip edilen Vogue ve Vogue Runway Instagram hesabından defilelere ait görüntüler yayınlanacak. Benzer şekilde özellikle moda sektörü temsilcileri tarafından dikkatle takip edilen Business of Fashion dijital platformu da defileleri bizle eş zamanlı takip edip koleksiyonlarla ilgili haber çalışmaları gerçekleştirecek. Ayrıca MBFWI için özel hazırlanan bölümde defile fotoğrafları yayınlanacak.  Pandemi moda sektörünü nasıl değiştirecek? Dijitalleşme beraberinde neler getirecek? Değiştirdi bile! Moda sektörü uzun süredir bir değişim sürecindeydi. Pandemi bu süreci çok hızlandırdı ve bir anlamda tüm markalar için zorunlu hale getirdi. Sezonların anlamını yitirmesi, cinsiyet ayrımının giderek bulanıklaşması ve tabii ki dijital dönüşüm… Fiziksel sınırların ortadan kalkması ile moda artık arzu eden herkesin ulaşabileceği bir noktada. Satışa sunulmadan altı ay önce sadece moda elitine tanıtılan tasarımlar artık aynı anda hepimize bir telefon mesafesinde. Satın alım gücü elbet önemli bir bariyer ancak eskiden bu güce sahip olsanız da erişiminiz yoktu, şimdi en azından bir bariyer eksildi. Tabii ki yüksek modanın sırrı biraz da kolay ulaşılabilir olmamasındaydı. Bu hız ve kolay ulaşım ‘arzu nesnesini’ ne kadar öldürecek hep birlikte göreceğiz. İnsanların evlerinde daha fazla zaman geçirmeye yöneldiği bu dönemde sizce moda kavramı hayatımızın neresinde duruyor ve ne ifade ediyor? Öncelikle şunu bilelim, böyle zor bir dönemde bile moda içeriği çok takip ediliyor ve seviliyor. Karşımıza çıkan rakamlar da bunu doğruluyor. En umutsuz hissettiğimiz bir günde bile, içinde kendimizi mutlu hissettiğimiz bir kıyafet modumuzu değiştirebiliyor. Dolayısıyla moda halen hayatımızın hatırı sayılır bir alanını dolduruyor. Ancak eskisi gibi ‘çok almak’ yani sürekli ve bilinçsiz alışveriş yapmak bir övünç kaynağı olmayı geride bıraktı. Bilinçsiz tüketimin dünyaya ve bizlere verdiği büyük zarar ortadayken, artık her alım kararı da bu süzgeçten geçerek gerçekleşiyor ya da gerçekleşmeli Daha zamansız, uzun ömürlü ve etik üretim süreçlerinden geçmiş parçalar hepimizin tercihi olmalı.    Mehtap Elaidi Tasarımcı Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’un (MBFWI) 15. sezonu için nasıl bir koleksiyon hazırladınız? Nasıl bir teması, çıkış noktası var? Nasıl kumaşlar tercih ettiniz? Herkesin evlerine kapandığı ve aslında kendine yani özüne döndüğü pandemi sürecinde tasarımına başladığımız İlkbahar/Yaz 2021 koleksiyonumuzda biz de her şeyin özüne döndük. Markamızın özüne döndük ve çıkış noktası olan beyaz gömleklere vurgu yaparak, beyaz poplinden neler yapabileceğimizi derinlemesine hissetmek ve koleksiyona dökmek istedik. Türkiye’nin özüne dündük ve el oyalarından faydalanmak istedik. Zeynep Tosun sağ olsun, bizi ÇATOM ile bir araya getirdi. Kadınların el emeği ile yaptığı oya işlemeleri koleksiyonumuza dahil ettik. Onlardan bir hatıra daha kalması ve onlara da hatıra olması için koleksiyondaki modellerin isimlerine o kadınlarımızın isimlerini verdik. Koleksiyonlarımızın özüne döndük ve ikonik olan bazı parçalarımızı nasıl tekrar canlandırabiliriz diye düşündük. Dünyanın varoluşunun özüne döndük ve denizlerle balıkları dahil etmek istedik. Bir de yaşadığımız zorlu süreç tam mimoza dönemiydi hatırlarsanız. Mimozayı da adeta bir anımsatıcı olarak koleksiyona yerleştirdik. Bütün bunları harmanladığımız zaman hem canlı renklerden oluşan hem de canlı renklerden oluşmasına rağmen beyazın egemenliğinde ferahlığı ve tazeliği hissettiren bir koleksiyon ortaya çıktı. Koleksiyonunuzun hazırlık süreci nasıl geçti? Ne kadar zamandır bu koleksiyon üzerinde çalışıyorsunuz? Nelerden ilham aldınız?   Pandeminin ilk başladığı günlerden itibaren tüm ekibin Zoom üzerinden yaptığı toplantılarla koleksiyon şekillendi. Bu yüzden de hepimizin ve tabii benim, o dönemdeki ruh halimizin etkili bir yansımasını taşıdığını düşünüyorum. O dönemde herkes gibi bizler de kendi içimize ve özümüze dönmüştük. Dolayısıyla koleksiyonun tabanına da bunu yerleştirmek istedik. Bu koleksiyonunuzu diğerlerinden farklı kılan nedir? Bu sezon ilk defa kendim desen çalıştım. Benim için heyecan verici bir deneyimdi. Koleksiyonunuz kimlere, nasıl bir tarza hitap ediyor? Mehtap Elaidi kadınını müdanasız bir kadın olarak tanımlıyoruz. İnsanların yargılarından bağımsız, kendi için yaşayan ve kendi ayakları üzerinde duran bu kadın için bu sezon hayalimiz sağlıklı ve tekrar kendini her bakımdan özgür hissettiği zamanlarda giymek isteyeceği bir koleksiyon oluşturmaktı. Pandemi moda sektörünü nasıl değiştirecek? Dijitalleşme beraberinde neler getirecek? Ben modanın Pollyanna’sıyım o yüzden pozitif tarafından ele alıyorum. Bence moda, Covid-19 öncesi zaten SOS veriyordu. Büyük bütçelerle yönetilen ve perakendenin büyük bir payına sahip moda patronları tarafından konmuş kurallara bizim gibi bağımsız tasarımcı markalarının da uymaya çalıştığı ve çok yorulduğu, dolayısıyla yontulduğu bir döneme girmiştik. Hızlı modanın hakimiyetiyle birlikte artan indirimler ve indirimlerin boşluğunu kapatması için talep edilen ara sezonlarla birlikte herkes inanılmaz yoğun bir tempo içerisindeydi ve çok yorulmuştu. Covid-19 sonrası ciddi bir artış gösteren dijital platformlar bence bu yeni dönemin en önemli belirleyicisi olacak. Moda haftalarının bile dijitalleştiği bu dönemde dijitalleşmenin doğru kullanılmasıyla birlikte özellikle bağımsız markaların daha demokratik bir ortama kavuşacaklarına inanıyorum. Bir de elbette artık içerik olmazsa olmaz olacak. Tüketiciler alacakları her ürünün arkasında bir hikaye arayacaklar ve içeriğiniz yoksa mücadele etmeniz de çok zor olacak. Sürdürülebilirlik de bir pazarlama aracı olmaktan çıkıp gerçek anlamda benimsenmesi gereken unsurların başında gelecek. İnsanların evlerinde daha fazla zaman geçirmeye yöneldiği bu dönemde sizce moda kavramı hayatımızın neresinde duruyor ve ne ifade ediyor? Bence bilinçsiz tüketim çılgınlığı duracak. İnsanlar sürekli hızlı moda ürünleri alıp bir iki kere giymektense senelerce dolabında tutabileceği ve kendi karakterini yansıtan daha kaliteli ve sürdürülebilir ürünlere yönelecekler. Adetlerde azalma kesin olacak ama insanlar kaliteli ürünlere yatırım yapmaya başlayacaklar. Bu anlamda baktığınızda önümüzdeki günlerde stil trendleri yenecek. Yani akıllı tasarım bilinçli müşteriyle buluşacak.   Niyazi Erdoğan Tasarımcı Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’un (MBFWI) 15. sezonu için nasıl bir koleksiyon hazırladınız? Nasıl bir teması, çıkış noktası var? Nasıl kumaşlar tercih ettiniz? 2021 İlkbahar/Yaz koleksiyonum, 2020 yılına her anlamda damgasını vuran pandemi sürecinde şekillendi. Karantina günlerinin etkilerini ve artçılarını harmanlayarak, İstanbul’un bir kültür mozaiği olan Tatavla bölgesine odaklandım. Aynı dönemde dünyada özellikle Afro-Amerikalılara uygulanan şiddetin yanı sıra hemen her gün tanıklık ettiğimiz ötekileştirmeye gösterilen hassasiyetin bir sonucu olarak, kendi topraklarımızda çeşitli sebeplerle ayrımcılığa uğramış ve yok olma tehlikesiyle yüz yüze kalmış kültürel zenginliklerimizin baş mekanlarından biri olan Tatavla’yı koleksiyonumun çıkış noktası haline getirdim. Sayfiye görünümünü destekleyen pamuklu hafif kumaşların yanı sıra mayo için kullanılan kaplamalı kumaşlar imzam haline gelen sportif dokunuşu öne çıkarıyor. Plaj gömlekleri yazlık bir görünüm için ana çıkış noktasını oluştururken, klasik takımlarımla ve tulumlarımla birleşiyor. Bu tulumlar kadın tasarımlarına da uyarlanıyor ve plaj gömlekleri gömlek elbiseye dönüşüyor.  Koleksiyonunuzun hazırlık süreci nasıl geçti? Ne kadar zamandır bu koleksiyon üzerinde çalışıyorsunuz? Nelerden ilham aldınız?    Evde kaldığımız süreçte, tema araştırmasına başlamıştım. Yaklaşık altı aydır projenin üzerinde çalışmaktayım. Özellikle hepimizin bulunduğu ortama sabitlendiği ve kendi özünü keşfettiği bu dönemde, ben de şimdiki lokasyonumdan yürüyüşe çıktım. Bugün Kurtuluş, Feriköy ve Bomonti sınırlarına kadar uzanan bir bölgeyi kapsayan, bir dönem İstanbul’un kültür ve eğlence noktalarından biri olan Tatavla bölgesinden ilham aldım. Rum meyhanelerinden Ermeni mezelerine ve Süryani şaraplarına kadar farklı tatları buluşturan bu kendine özgü mahalle, sadece yaşam tarzıyla değil, mimari anlamda da önemli bir lokasyon. Modern dönemde efsanevi ‘Lüküs Hayat’ müzikaline konu olan ‘Şişli’de bir apartıman’ sözlerine ilham veren bu mahalleler, yakın geçmişte Jale Yılmabaşar başta olmak üzere pek çok sanatçıya da adeta boş bir kanvas oluyor. Apartman kaplamalarını süsleyen seramikler ve mozaikler formları, desenleri ve renkleriyle mahallenin çok kültürlülüğünü de yansıtıyor. Her zaman olduğu gibi rahat silüetlerin ön planda olduğu 2021 İlkbahar/Yaz koleksiyonum da, bu seramik kaplamalardan yola çıkarak toprak tonlarına, metalik yeşil ve mavilere, kurşuni mor tonlarına ve yer yer pembelere ev sahipliği yapıyor. Spiral kesitler de yine aynı kaplamalardaki helezonların iz düşümleri olarak tasarımlara yansıyor. Bu koleksiyonunuzu diğerlerinden farklı kılan nedir? İlk defa dijital olarak gerçekleşen Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’a ben de tamamı dijital ortamda üretilmiş bir koleksiyon ve defileyle katılıyorum. Pandemi sürecinin etkileri tüm dünyada dijitalleşme gereksinimlerini artırırken, tasarım üretiminin de geleneksel yöntemlerden ayrışıp yeni bir vizyona dönüşmesi gerekliliğine bir cevap oldu. Sürdürülebilirlik konusu henüz materyaller üzerinde daha çok tartışılırken, asıl düşünülmesi gerekenin üretim süreçleri, harcanan iş gücü ve enerji tüketimi olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle pandemi öncesi bir araya geldiğim CLO 3D ekibi ile bu süreçte çalışma imkanı buldum ve mimar kimliğimi de ortaya koyarak mekan tasarımı da dahil olmak üzere tamamını dijital ortamda hazırladığım bir #SS21 koleksiyonu çıktı ortaya.  Koleksiyonunuz kimlere, nasıl bir tarza hitap ediyor? Niyazi Erdoğan markasının DNA’sı şehirli, çağdaş, geleneklerine bağlı ve inovatif olması. Bu yolda yürüyen her erkek ve kadın bizim yol arkadaşımız. Pandemi moda sektörünü nasıl değiştirecek? Dijitalleşme beraberinde neler getirecek? Umudum farkındalık seviyesinin artması ve daha bilinçli bir tüketim anlayışının gelişmesi. Kaynakların tükenmeye yüz tuttuğu dünyamızda, üretimden son noktaya kadar daha sürdürülebilir bir moda anlayışı gerekiyor. İnsanların evlerinde daha fazla zaman geçirmeye yöneldiği bu dönemde sizce moda kavramı hayatımızın neresinde duruyor ve ne ifade ediyor? Moda tamamen sosyal bir olgu. Sosyal hayat da artık daha çok sosyal medya üzerinden yürütüldüğü için, insanların kendilerini giydikleri üzerinden var etme duygusundan pek fazla uzaklaşacaklarını düşünmüyorum. Ama alışveriş yöntemleri daha çok online platformlara taşınacağı için, denemeden almaya uygun, rahat formların koleksiyon yapılarını şekillendireceğini düşünüyorum. Formal ve gece görünümlerinden uzak, daha evcimen bir tavrın hakim olacağı kanısındayım.   Özlem Kaya Moda Tasarımcıları Derneği Eş Başkanı   Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’un (MBFWI) 15. sezonu için nasıl bir koleksiyon hazırladınız? Nasıl bir teması, çıkış noktası var? Nasıl kumaşlar tercih ettiniz? Markamın DNA’sındaki elementlerden biri her zaman maskülenlik olmuştur. Hazırladığım tüm koleksiyonlarda bunu vurgulamaya çalışırım. Aslında bu koleksiyonda biraz kendimden, biraz tanıdığım bazı kadınlardan yola çıktım. İçimizdeki o erkeksi tavrı ortaya koymak istedim. İlkbahar/Yaz 2021 koleksiyonumda yerine göre feminenlikten vazgeçmeyen, güçlü, kimseye ihtiyaç duymayan, narin bir profili anlatıyorum. Bej, haki yeşil, beyaz, siyah ve lacivertten oluşan renk skalasında birbirinin önüne geçmeyen ama kendi içinde kombine edilebilen bir matematik var. Ceket, pantolon, bermuda, gömlek ve tabii ki vazgeçemediğim elbiselerde gabardin, koton, tafta, krep, tül ve tencel kullandım. Giydiğimiz kumaşların konforunu ve kalitesini en az tasarımlar kadar önemsediğim için öncesinde kumaş Ar-Ge’sine epey vakit ayırıyorum. Koleksiyonunuzun hazırlık süreci nasıl geçti? Ne kadar zamandır bu koleksiyon üzerinde çalışıyorsunuz? Nelerden ilham aldınız?    Mart ayında başladığım tasarım sürecinde evde kalıyor olmamız koleksiyon üzerinde çalışacak daha fazla vaktim olmasını sağladı. Atölyelerimizi açmamızla birlikte kumaş araştırmalarına başladım. Eş zamanlı olarak kalıp, dikiş ve ilk Amerikan kumaşından prototipler hazırlandı. Genel olarak her aşamaya ayırdığım süre eşit diyebilirim. Sona yaklaşırken bazı parçaları eliyor ve kumaş değişikliği yapıp bazı modelleri tekrar dikiyoruz. Ardından mankenle üzerinde fitting yaparak finalize ediyorum. Düşünme, araştırma, uygulama ve sunum şeklinde süreci kabaca özetleyebiliriz. Her koleksiyona ayırdığım zaman birbirinden farklı olsa da minimum dört aylık bir hazırlanma süreci oluyor. Bu koleksiyonunuzu diğerlerinden farklı kılan nedir? İnsan zamanla olgunlaşıyor ve bu durum işine de yansıyor. Şimdiye kadar yaptığım koleksiyonlar arasında çok sevdiklerim var. Bu koleksiyonu farklı kılan ise beni daha fazla yansıtması. Bazen üzerinde çalıştığınız işlerde kafa karışıklığınız olur ve finalinde içinize sinmeyen parçalar çıkar. Hedeflediğim görüntüye kumaşlarla, tasarımlarla ve dikişlerle ulaştığımı düşünüyorum. Koleksiyonunuz kimlere, nasıl bir tarza hitap ediyor? Kendi giyim tarzımda felsefem önce rahatlıktır. Yaptığım koleksiyonlarda ve kişiye özel dikimlerde de esaslarımdan biri budur. Önce kendinizi rahat hissetmelisiniz. Giydiğiniz giysi gelinlik bile olsa hareketlerinizi kısıtlamamalı. Vücut yapınıza, ten renginize uymalı. Tasarımı nerede giydiğiniz de önemli. Ben özgüveni yüksek, giydiği tasarımlarla bunu destekleyen kadınlara hitap ediyorum. Son koleksiyonumdaki farklılıklardan bir tanesi de bazı parçaları erkeklerin de giyebilmesi. Pandemi moda sektörünü nasıl değiştirecek? Dijitalleşme beraberinde neler getirecek? Dijitalleşme uzun süredir gündemimizde olan bir konu aslında. Pandemi süreciyle birlikte buna ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu fark ettik sadece. Her sektörde olduğu gibi moda sektörü de dijital dünyaya hızlıca adapte oluyor. Online satış platformları, online dergiler, dijital moda haftaları, fuarlar derken fiilen içinde bulunduğumuz her yere ekran başından kolayca ulaşabiliyoruz artık. Dijitalleşme daha geniş kitlelere hitap ederken, teknolojinin sunduğu imkanlar daha yaratıcı ve özgür olunabileceğini de kanıtlıyor aslında. Bu durumun avantajları olduğu kadar dezavantajları da var şüphesiz ama şartların getirdiği zorunluluklara göre evrilmek ve buna uyum sağlamak farklı bir bakış açısı getiriyor tüm sektöre. İnsanların evlerinde daha fazla zaman geçirmeye yöneldiği bu dönemde sizce moda kavramı hayatımızın neresinde duruyor ve ne ifade ediyor? Hepimizin farkındalığının arttığı bu süreç bize aslında nelere ihtiyaç duyduğumuzu daha fazla öğretti. Gardırobumuzu gözden geçirdik birçoğumuz ve aslında ihtiyacımız olandan fazlasını tükettiğimiz gerçeğiyle yüzleştik. Bundan sonra daha bilinçli tüketiciler olacağımıza, sadece kendimizi değil çevreye verdiğimiz zararları da düşünerek daha dikkatli davranacağımıza inanıyorum.    

Vakkorama'dan ‘From Nature With Love’
Alışveriş & stil

Vakkorama'dan ‘From Nature With Love’

Kurulduğu günden beri çok sayıda ilke imza atan Türkiye’nin ilk “genç” markası Vakkorama; heycecanlı, dinamik ve özgür ruhu ile  bu sezon da doğa’ya karşı duyarlılığa davet ediyor. 2020 ilkbahar/yaz sezonu ile başlayan ‘From Nature With Love’ temasını bu sezon da gündeme taşıyan Vakkorama; doğanın bereketli, bitmeyen enerjisini ve gücünü bizlere birkez daha hatırlatıyor ve doğa’nın önemini vurguluyor. Vakkorama doğadan ilhamla macera ve özgürlük duygusuyla yaşadığımız çağda doğanın gücünü yeniden hissetmek adına ‘From Nature With Love’ temasına bu sezon da devam ediyor. Dünya modasına yön veren bohem tarzı dinamik Vakkorama duruşuyla buluşturan yeni ve çarpıcı koleksiyon; sakin, yalın tasarımların aynı sakinlikte renklerle bir araya gelerek doğanın coşkusunu yansıtıyor. Bir parçası olduğumuz doğadan aldığımız enerjiyi yine doğayla yoğrulmuş bir stille buluşturan koleksiyon; gücünü yalınlığından alan tek renk tasarımlar, animal print, çiçek ve ekose gibi desenlerle buluşuyor.  Vakkorama’nın özgün tasarımlarında sarıdan turuncuya geçişler ve mavi tonları ile gökyüzü, camel, haki gibi toprağın tonları, siyahın ve beyazın keskin vurgusu, yeşil gibi doğaya ait renkler yer alıyor. Sezon boyunca ‘From Nature With Love’ temasından yola çıkarak Vakkorama, alışverişlerde dileyen kişilere alışveriş çantası yerine özel tasarım bez poşet kullanma imkanını sunuyor. Ayrıca tohum kartları ile de en küçük alanları bile yeşillendirmeye davet ediyor. Doğaya olan sorumluluğunun bilincinde olan Vakkorama’nın yeşil, sakin ve dingin yolculuğunu keşfetmek üzere Vakkorama mağazalarını, Vakkorama sitesinden ve @vakkorama instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz.     FROM NATURE WİTH LOVE  

Faraway The Beach of Momo'da
Alışveriş & stil

Faraway The Beach of Momo'da

Faraway’in hikayesini kısaca sizden dinleyebilir miyiz?  Doğrusu bir giyim markası yaratmak aklımda olan bir şey değildi, hatta aksine başka hayallerim vardı. Neden böyle bir işe girmediğimi çok soran olurdu önceden, ben de ne alakası var aklıma kıyafet gelmiyor ki derdim! Sonra birden gelmeye başladı. Markayı yaratırken etrafta gördüğüm bütün markalar birbirine benziyordu, trend neyse onu yapalım diyip kendi özlerinden vazgeçen bir sürü oturmuş marka. Bir de herkesin aynı giyinip birbirine benzemesi vardı. Kendime göre, zorlama olmayan, rahat ama şık, trendlere bağlı kalmayan özgür kıyaeftler yapmaya koyuldum.  Neden Meksika? Özel bir anlamı var mı?  Her sezonun koleksiyonu farklı bir kültürden, coğrafyadan, hayalden ilhamını alıyor. Bu sezon da aslında tam ne olacağına karar verememiştim, sonra koleksiyon bir hoodie etrafında gelişti. Kaliforniya’da road trip’teyken yol üstünde durabileceğini neredeyse tüm duraklarda satılan Meksika’nın Baja hoodie’lerinden almıştım.Meksika’da da her pazarda da bunun rengarenk çeşitleri vardı. Bendekini bayılarak giyiyordum, ama yüzde 100 polyester, çakmak çaksam yanacak cinsten. Ben de bunu güzel bir kotondan yapıp kalıbını güzelleştirmeye karar verdim. Böylece Meksika’ya yönelmiş olduk.  Yaz koleksiyonunda neler öne çıkıyor?  Yazın koleksiyonunun neredeyse tamamını ketenler ve pamuk kumaşlar oluşturuyor. Doğal kumaşlar kullanmak için elimizden geleni yapıyoruz ki, bu yaz mevsiminde çok kolay oluyor. Meksika’nın sanat ve kültüründe en çok

Lavanta bahçelerine kadar Jo Malone London'ı takip edin...
Alışveriş & stil

Lavanta bahçelerine kadar Jo Malone London'ı takip edin...

İngiliz lavantalarının bulunduğu kırsal kesimden, büyülü mor kıvrımlı menekşe dünyasına yolculuk. Üç yeni kokuyu keşfedin. Zamansız notaların , her biri farklı doğal lavantaların yansıması. Başta çarpıcı aromatik bir hissiyat, sonrasında serinlik ve tazelik bitişinde ise yumuşak ve çiçeksi bir hissiyat verir. Sıra dışı ve yeni bir lavanta hikayesinin içine dalın. Wisteria&Lavender Ardışık morsalkım nostaljik mor bir resim oluşturarak karakter istik bir evi çerçeveler. Bu yumuşak çiçek, İngiliz lavantasının tatlı morsalkım ve toz vanilya çiçeği ile olan harmanlanmış sunumu. Muhteşem bir üçlü; temiz,narin ve saf. Silver Birch&Lavender Gümüş huş ağaçları tarafından çevrelenmiş bir bahçe ışıklı huzur dolu bir sabah. Taze ve serin, ikonik kokusu ile İngiliz Lavantası. Greyfurt notası taze bir hava katarken topraksı ve karizmatik huş ağacı notalarının tütsülenmiş meşe ağacı ile birleşimi. Lavender&Coriander Aromatik İngiliz Lavantasının, çarpıcı kişniş kokusu ile birleşmesi. Derin kokulu adaçayı lavantanın zamansız kokusunu derinleştirirken yumuşat ıcı etkisi ile tonka beklenmedik bir sıcaklık ve şehvetli bir denge katar. "Parfümeride ağırlıklı olarak Fransız lavantası kullanıyoruz. Bu kadar tanıdık, popüler bir koku, bu yüzden alışık olamayabileceğiniz şekillerde keşfetmenizi istedik. Jo Malone London yansıması olan Lavenderland koleksiyonunu doğal İngiliz Lavantasını farklı malzemeler kullanarak üç farklı şekilde ürettik." - Celine Roux, Global Head of Fragrance  

Tom Ford Rose Prick'i denediniz mi?
Alışveriş & stil

Tom Ford Rose Prick'i denediniz mi?

"Bir gül dikeninin tene batması, şehvetli haz veren hafif bir acıdır. İlhamını benim gül bahçemden alan Rose Prick, baş döndürücü ve nadir bulunan buketlerin vahşi karışımıdır. Mai, Türk ve Bulgar gülleri üçlemesinden oluşur.Saf ve keskin bir kokusu vardır.Sıcak ve hassas bir dokuya sahiptir. Pembenin çarpıcılığında çiçek açan bir buket. Güzelliğe çok yakın olma tehlikesi, Rose Prick'in baştan çıkarıcı gücünü artırıyor." – TOM FORD Tom Ford Rose Prick özünü nadir bulunan Bulgar güllerinden alıyor, bu özel güller gül yağı oluşturmak için kullanılıyor. Büyüleyici bu koku parfümde yoğun bir şekilde hissedilir. Endonezya Paçulisi sandal ağacı ile birleşerek kokuya odunsu bir dokunuş verirken, tonkanın karamel ve vanilya ile olan birlikteliği kokuya sıcak bir duygu katar. Pembe gül hazzın simgesidir ve Rose Prick EDP opak mat pembe gülleri içerir. Tom Ford Private Blend şişesinde mat siyah metal ile kaplanmış, 50ml flacon bir satranç parçasının sık mimari bir görünüme sahiptir. 250ml sisesi gösterişli bir görünüme sahiptir.    

Daha fazla yeni mağazalar ve moda haberleri

İstanbul'un en iyi...

İstanbul’un en iyi butikleri
Alışveriş & stil

İstanbul’un en iyi butikleri

Benzersiz bir stil sahibi olmak, şehirde yaşayan herkese moda anlayışını göstermek isteyenler için en uygun butikleri bulduk.

İstanbul'un en iyi vintage butikleri
Alışveriş & stil

İstanbul'un en iyi vintage butikleri

Herkesten farklı bir stil benimseyen, anneannelerinin dolaplarını karıştırıp, eski parçaları yenilerle kombinlemeyi sevenlerin hoşuna gidecek en güzel vintage mağazalar...

İstanbul'un en özgün ve dinamik mağazaları
Alışveriş & stil

İstanbul'un en özgün ve dinamik mağazaları

Ayakkabı, çanta veya sadece bir çift çorap... Tarzınızı özgün olarak tanımlıyorsanız, aradığınız ne olursa olsun bu mağazalarda hoşunuza gidecek bir şeyler bulmanız kaçınılmaz.

Erkek modası için: Bey Karaköy
Alışveriş & stil

Erkek modası için: Bey Karaköy

Stil sahibi erkeklerin dünyasına doğru bir yolculuğa var mısınız? Cevabınız evet ise haberler iyi, zira İstanbul sakini erkeklerin stil keşif yolculuğunda başlangıç noktası belli.

Sıra dışı bir alışveriş deneyimi için: Souq Dükkan
Alışveriş & stil

Sıra dışı bir alışveriş deneyimi için: Souq Dükkan

Küçük ve bağımsız markaları ön plana çıkaran Souq, alışılmışın dışında bir alışveriş deneyimi vadediyor.

İstanbullu harika markalarla tanışın

Denim krallığı: Blue Matters
Alışveriş & stil

Denim krallığı: Blue Matters

Denim tasarımlar söz konusu olduğunda son zamanlarda en beğendiğimiz işleri yapan marka Blue Matters.

Duyarlı ayakkabı bağı: UNDO
Alışveriş & stil

Duyarlı ayakkabı bağı: UNDO

UNDO özünde ayakkabı bağı olsa da aslında bir aksesuardan çok daha fazlası, estetiğe çevre bilincini ekleyen bir marka.

Deri ceketin artizanal hali: Custom Rebels
Alışveriş & stil

Deri ceketin artizanal hali: Custom Rebels

Deri ceketi birçok marka yapabilir ama tamamen size özel hazırlanmış, üzeri müthiş renkler ve çarpıcı sloganlarla bezeli bir tanesini sadece Custom Rebels sunabilir.

Bildiğiniz eşarplardan değil: Debunk
Alışveriş & stil

Bildiğiniz eşarplardan değil: Debunk

Sizi sloganlı ipek eşarplarıyla kalbimizi çalan Debunk ile tanıştıralım.

Mutluluk bu aksesuarlarda: Happy-Nes
Alışveriş & stil

Mutluluk bu aksesuarlarda: Happy-Nes

Yaratıcıları da en az ürünleri kadar renkli, kulaklıklarıyla meşhur olan Happy-Nes markasıyla tanışın.

Miss Bloom'un sahibi çiçek tasarımcısı Aslı Sürmeli röportajı
Alışveriş & stil

Miss Bloom'un sahibi çiçek tasarımcısı Aslı Sürmeli röportajı

Hayatını çiçekler arasında geçiren biriyle tanışın.