Restoran & Kafe

İstanbul'un en iyi restoranları, barları, kafeleri ve yeme-içme dünyasından haberler

18. Time Out İstanbul Yeme-İçme Ödülleri Adayları

101 İstanbul Lezzet Festivali Mekanları
Restoranlar

101 İstanbul Lezzet Festivali Mekanları

Katılımcı restoranlar ve etkinlikten daha fazla detay için Time Out Istanbul’u takipte kalın. İstanbul’un en sevilen etkinliklerinden 101 İstanbul Lezzeti Festivali zamanı geldi çattı.Tek biletle yüzlerce lezzet tadabileceğiniz festival yedinci yılında, yine farklı lezzetler, iştah kabartan sunumlarla en sevilen restoranları, yetenekli şefleri İstanbul’un en güzel mekanlarından Esma Sultan Yalısı’nda bir araya getiriyor. 101 İstanbul Lezzeti Festivali’nde katılımcıları fine dining’den sokak lezzetlerine, burgerden deniz ürünlerine, sushi’den meyhane lezzetlerine, 100’den fazla restoran, envai çeşit içecek,tatlısı ve kahvesiyle 500’den farklı lezzet ve sürprizler bekliyor. Tüm güne yayılan 101 İstanbul Lezzeti’nde tadım, etkinlikler ve canlı performansların ardından eğlence, gelenekselleşen after party’de devam edecek.  

En İyi Yeni Restoran Adayları
Restoranlar

En İyi Yeni Restoran Adayları

En İyi Şef Adayları
Restoranlar

En İyi Şef Adayları

En İyi Balat Mekanı Adayları
Restoranlar

En İyi Balat Mekanı Adayları

En İyi Kahvaltı Adayları
Restoranlar

En İyi Kahvaltı Adayları

En İyi Yeni Burger Adayları
Restoranlar

En İyi Yeni Burger Adayları

En İyi Yeni Sağlıklı Beslenme Mekanı Adayları
Restoranlar

En İyi Yeni Sağlıklı Beslenme Mekanı Adayları

En İyi Yeni Bar/Kulüp Adayları
Barlar ve pub'lar

En İyi Yeni Bar/Kulüp Adayları

En İyi Asya Mutfağı Adayları
Restoranlar

En İyi Asya Mutfağı Adayları

En İyi Yeni Meze Adayları
Restoranlar

En İyi Yeni Meze Adayları

En İyi Gurme Sokak Lezzetleri Mekanı Adayları
Restoranlar

En İyi Gurme Sokak Lezzetleri Mekanı Adayları

Pandeli
Restoranlar

Pandeli

İstanbul’da gastronomiyle ilgilenen herkesi sevindiren bir gelişme oldu Pandeli’nin tekrar açılması. Mekanın şahane atmosferi ve enfes yemeklerinden bahsetmeden önce tarihini hatırlamakta fayda var. Niğdeli Rumlardan Pandeli, seyyar arabada piyazcılık yaparak ve küçük bir dükkanda hamallara köfte satarak mesleğe başlamış. Hazırladığı lezzetleri sevenler çoğalınca 1926’da Eminönü’nde üç katlı bir restoran açmış. İşte Atatürk’ün de müdavimi olduğu Pandeli’nin hikayesi böyle başlıyor. Bugünkü yerinin açılması ise 30 yıl geçtikten sonra gerçekleşiyor. Yani Mısır Çarşısı’na girip mistik merdivenlerini çıktıktan sonra vardığınız büyülü restoran nesilleri ağırlamış. İçeri girdiğinizde nostalji ve hayranlıkla karışık bir his kaplıyor içinizi. Bir büyük salon ve üç odadan oluşan restoranın duvarlarını kaplayan çinilerin mavisi muhteşem. Tavandaki kubbelerden sarkan kristal avizeler göz alıyor. Ziyaretçilerin çerçevelenmiş notlarını incelediğinizde, Pandeli’nin yemeklerinin Celal Bayar’dan Robert De Niro’ya önemli isimlerin beğenisini kazandığını görüyorsunuz. Büyük salonda yer alan kuzine sobanın ortama kattığı sıcaklık hem gerçek, hem mecazi. Yemekleri yerken sırrını çözemeyeceğiniz bir gizemle karşılaşıyorsunuz, lezzetler o denli istisnai. Pandeli’ye 20 yılını vermiş şef Abdullah Sevim’in gözlerindeki içtenlik ve tavırlarındaki mütevazılığı görünce anlıyorsunuz; bu gönül işi. Zeytinyağlı fasulye pilaki enfes. Üzerinde dilim dönerle gelen patlıcan böreğine diyecek söz bulamıyoruz. K

Lokanta Kru
Restoranlar

Lokanta Kru

Nesillerdir aşçılık yapan Ügümü Ailesi özellikle geleneksel Türk mutfağı restoranı Hünkar ile biliniyor. Aile mesleğini kendi işletmesi ile sürdüren Uğur Ügümlü de Nişantaşı’nda açtığı Kruvasan’da özellikle tatlılarıyla müşterilerini mest ediyordu. Şimdi Kruvasan’ın hemen karşısında küçük bir Ege restoranı açtı Ügümlü. Nişantaşı’nda Ege mutfağına odaklanan ve esnaf lokantası ruhunu yaşatan küçük bir restoran açma fikri aslında dedesine aitmiş. Uğur Bey dedesinden yadigar bu hayali gerçekleştirmiş ve mutfağın da başına geçmiş. Her sabah hale gidiyor ve taze malzemelerle her gün değişen menüyü hazırlıyor. Restoran küçük ve samimi, yaklaşık 40 kişilik bir kapasitesi var. Girişin solundaki aynalı duvarın önünde yer alan büyük masa, aile ya da iş yemekleri için ideal. Koltuklarda ve mermer kolonlarda yeşil renk tercih edilmiş, günün yemekleri ise etrafı çiçekli sepetlerle kaplı tahtanın üzerine yazılmış. Çeşit o kadar çok ki, karışık bir tabak sipariş edip olabildiğince fazla lezzeti denemek bize makul göründü. Seçiminizi tüm yiyeceklerin sunulduğu tezgahtan yapabilir ve çalışanlardan detaylı bilgi isteyebilirsiniz. Kış aylarında iyi gittiği için ince dilimler halinde hazırlanmış tuzlu kekikli bal kabağını öneririz. Mücver tabii ki vazgeçilmezlerden. Kuzu etli şevket-i bostan mekanla anılacak yemeklerden. Cibes otu sağlıklı yeşil seçeneklerinizden bir diğeri. Ayva tatlısına kendimizi öyle kaptırdık ki, bitirirken parmaklarımızı da yedik. Baş başa kalmak istediğiniz bir arkadaşınız

Madre Street Food & Bar
Barlar ve pub'lar

Madre Street Food & Bar

Arnavutköy’ün en yeni mekanlarından biri olan Madre, Avrupa şehirlerini gezerken imrendiğimiz mahalle barı ambiyansını semte taşıyor. Temennileri kendi müdavimlerini oluşturmak. Dostlar Madre’de buluşsun ve zamanı unutsun istiyorlar. İlk müşterilerinin sohbetleri akşamın erken saatlerinde başlayıp gece geçlere kadar sürüyor. Gün içinde baristasının hazırladığı espresso bazlı ya da demleme kahveleri için gidip keyfinize bakabilirsiniz. Ama buraya yolunuzu düşürmenizin asıl sebebi sundukları sokak lezzetleri olacak. Menüdeki ekşi mayalılardan bao’ya tüm ekmekler kendi imalatları. Tuzlu kahvaltı tabağına  tercihinize göre kruvasan, simit ya da boyoz eşlik ediyor. Yemeklerin sunumunda da sokak kültürünü yaşatıyorlar, yiyecekler alüminyum tepsilerin içine serili kağıtlar üzerinde geliyor. Kokoreç lavaş üzerinde iki dilim halinde, sote domates ve biberle sunuluyor. Baharatı karıştırılmamış ve yanına konmuş, böylece isteyen sadece kokorecin kendi tadını alabiliyor. Balık ekmeğin lezzeti de semte yaraşıyor. Ekşi maya ekmek üzerindeki tempura balığa ızgara limon ve karamelize kırmızı soğan eşlik ediyor. Es geçilmemiş tatlardan bir diğeri, taze otlarla hazırladıkları falafel. Nohut pilavı restoranın önüne koyacakları bir arabadan servis etme fikirlerini çok beğendik, heyecanla bekliyoruz. Arnavutköy’deki neredeyse her mekan, hafta sonlarında müşterilerin DJ’li parti talebini karşılar hale geldi. Madre de cuma ve cumartesi akşamlarında semtin eğlence konseptine uyuyor. Yani artık sadece

Batard
Restoranlar

Batard

Son birkaç senedir Bomonti’nin havasından geçilmiyor. Çiçeği burnunda Batard öncelikle konumuyla semtin sosyal trafiğinden faydalanacak gibi gözüküyor. Fransız usulü tasarımıyla civardaki mekanların arasından kolaylıkla sıyrılması muhtemel. Restoranın tentesi ve dışarıda bulunan masalardaki yan yana oturma düzeni sayesinde kendinizi Paris’teymiş gibi hissedebilirsiniz. İçeride açık renkler hakim ve başarılı tavan aydınlatması rahat bir ambiyans yaratıyor. Restoranın en çarpıcı ve hoşumuza giden özelliği ise açık mutfağı. Her ne kadar sık rastlanan bir konsept olsa da, burada müşteriler gerçekten aşçıların yemek yaptığı tezgahın kendilerine ayrılan kısmında yemek yiyebiliyor ve ocağın ateşiyle ısınabiliyor. Siparişinizin nasıl hazırlandığını bizzat görebilir, ekibin malzemelerle ilgili kendi aralarındaki konuşmalarına şahit olabilirsiniz. Eğer çok yoğun bir zamana denk gelmezseniz, mutfak ekibiyle laflama fırsatınız bile var. Tabii çalışırken izleniyor olmak işlerine performatif bir yön katmış. Batard bir nevi kamera arkası! Mutfağın arkasındaki isim 2018 Oscar Töreni’nde Türk yemeklerinden sorumlu olan başarılı aşçı Cihan Kıpçak. Kendisi aynı zamanda Spago’nun da şefi. Kurucu partnerlerinden olduğu Zula’nın ekibiyle birlikte Batard’ın da işletmesini üstleniyor. Menüdeki seçenekleriniz az ve öz. Rokfor peynirli Waldorf twist avokado ve keten tohumu ile zenginleştirilmiş hafif ve besleyici bir salata. Levrek kereviz püresi yatağında ve üzerinde közlenmiş kereviz dilimleri ile g

Loggia
Restoranlar

Loggia

Akatlar semtinin sükûneti bir başka. Semt sakinlerinin şehrin kargaşasına karışmadan gidebileceği, İtalyan mutfağı düşkünlerinin ise Akatlar’a gelmesine neden olacak yeni bir restoran açıldı geçtiğimiz günlerde. Mayadrom İş Merkezi’nin hemen girişinde yer alan Loggia gösterişten arındırılmış bir ortam sunuyor. Esra Kazmirci’nin imzasını taşıyan iç mekan tasarımı son derece abartısız. Renkler ön planda olmadığı için kendinizi siyah beyaz bir filmde gibi hissedebilirsiniz. Mermer masalar ve duvardaki aynaların aydınlatmaları hayli etkileyici, çiçekli tablolar ise çok zarif. Mutfağın ve tuvaletlerin bulunduğu üst kata çıkan merdivenler halıyla kaplanmış. Hem gürültüye engel oluyor, hem de domestik havasıyla bir ev ortamı yaratıyor. Uzun lafın kısası, Cenap Varol’un şefliğinde hazırlanan menüyü denerken mekanın atmosferi bizi mest etti. Michelin yıldızlı şef Fabrice Giraud ile çalışmış olan Varol’un CV’sinde Grand Hyatt ve Shangri-La gibi oteller de var. Naneli ve yoğurtlu dip eşliğinde sunulan pancarlı mücver mekanın özel lezzetlerinden. Narenciye suyunda harmanlanan ince pancar rendeleri çok kısa süre kızartılarak hazırlanmış. Dışı çıtır, içi ise yumuşacık. Dağ mantarlı ve ricotta peynirli kabak çiçeği dolması da enfes. Yanındaki domates sosu ince süzgeçten geçirilmiş. Makarnalardan al dente pişirilen deniz mahsullü linguine  tercih ettik. İçindeki kum midyesi, kalamar, karides ve ahtapot damağımızı çatlattı. Sakızlı levrek ve kuşkonmazlı risotto’yu denemek için de yolumuzu tek

Ne, nerede yenir?

İstanbul'da iyi fava yiyebileceğiniz 5 meyhane
Restoranlar

İstanbul'da iyi fava yiyebileceğiniz 5 meyhane

Meyhane müdavimleri bu mekânları bir kenara not etsin.

İstanbul'un en iyi 10 kafesi
Restoranlar

İstanbul'un en iyi 10 kafesi

Çay mı, kahve mi?

İstanbul'un en iyi köftecileri
Restoranlar

İstanbul'un en iyi köftecileri

Onlarca farklı teknik, birbirinden lezzetli köfteciler

İstanbul'un en iyi burgerleri
Restoranlar

İstanbul'un en iyi burgerleri

Şehrin en iyi burgerlerinin peşine düşün