Restoran & Kafe

İstanbul'un en iyi restoranları, barları, kafeleri ve yeme-içme dünyasından haberler

Yeni Mekanlar

Lokanta 1741
Restoranlar

Lokanta 1741

Lokanta 1741’e girerken Cağaloğlu Hamamı’nın içinden geçiyorsunuz. Hamamın ihtişamı sizi etkisi altına alıyor ve yer yön duygunuzu yitirdiğiniz masalsı bir zaman dilimi başlıyor. Restoranın açık havada yer alan bölümüne ulaştığınızda sadece karnınızın değil ruhunuzun da doyacağını anlıyorsunuz. Burada turistik semtlerdeki işletmelerle ilgili yerleşik ön yargıları kıracak benzersiz bir hava esiyor. Hamamın kubbelerinin oryantal ve egzotik görüntüsünün ardında başka hiçbir yapının engel olmadığı gökyüzüyle baş başasınız. Akşamları masaları mum ışığı aydınlatıyor, İskandinav cazı kulaklarınızı okşuyor. Çalışanlar size eski İstanbul dendiğinde zihninizde canlanacak bir nezaketle yaklaşıyor. Şef Durukan Özgen, Türk mutfağını sahiplendiği bir menü hazırlamış, geleneksel yerel lezzetlere rafine dokunuşlar eklemiş. Başlangıçlardan soğan dolması (54 TL) başarılı, damağınızda karamelize bir tat bırakıyor. Küflü haydaride (44 TL) alışılagelmiş bu lezzetin orijinal tarifine geri dönülmüş ve küflü peynir kullanılmış. Akılda kalıcı bir tat ve mekanın öne çıkan seçeneklerinden biri olması muhtemel. Pancar ve gerdan (65 TL) başlangıçların yıldızı. Düşük ve ağır ateşte pişirilmiş kuzu gerdan, ince pancar dilimleri ve ufalanmış keçi peyniri ile mükemmel bir tat yakalanmış. Uzun ve dar bir tabakta servis ediliyor, sunumuyla karakter kazanıyor. Ara sıcaklardan kuzu ciğeri ve rezeneli soğan salatası (70 TL) tavsiyemiz, ancak siz ana yemek gelmeden doymamaya bakın. Çünkü Tiritli Kebabı (164 TL) de

Time Out diyor ki
4 5 yıldız üzerinden
Emily's Garden
Restoranlar

Emily's Garden

Cihangir’deki White Mill’in bahçesini özleyenlerden misiniz? O halde müjdemizi isteriz. Akaretler’e taşınan White Mill’in eskiden bulunduğu ve bir süredir değerlendirilmeyen mekanın yerine Emily’s Garden açıldı. Sahip olduğu muhteşem bahçeyi dışarıdan çaktırmayan mekanın girişinde yoldan gelip geçeni seyrebileceğiniz iki masa bulunuyor. Bu haliyle mekan minimalist bir kafe izlenimi uyandırıyor. Ancak girişteki merdivenlerden çıktığınızda içinde bir barı ve boylu boyunca dizilmiş masaları olan bir kata ulaşıyorsunuz. Bu kısım soğuk havalarda değerlendirilebilir ancak havalar hâlâ kıvamındayken bahçeye inen merdivenlere yöneleceğinize eminiz. Sonra rüya başlıyor. Ağaçlar ve etrafı sarıp sarmalayan bitkiler içinize huzur veriyor. Neon ışıklı bir heykel ve bazı dekoratif objeler dışında etrafa çok fazla müdahale edilmemiş. Ağaçlar arasına asılan ampullü ışıklandırma da akşam yemeğinize ışıltı ekliyor. Oğulcan Engin’in işletmeciliğini üstlendiği mekanda etrafta yaşayanlar düşünülmüş ve müzik açılmıyor. Bu, sevdiklerinizle konuşurken kendinizi zorlamayacağınız nezih bir buluşma ortamı anlamına geliyor. Ana yemeklerden filetto porcini di manzo (75 TL) doyurucu bir porsiyon. 220 gram dana bonfileye trüflü patates püresi ve sebze soteler eşlik ediyor. Sebzeler taze ve yumuşacık, et leziz. Makarnalardan casa nostra (58 TL) bonfile parçaları içeren bir calamarata, tadına doyum olmuyor. Emily’s Garden’da kapanış saatine doğru masaların azalmasıyla gelen dinginlik, gününüz için harika bir

Must'tan Havadisler
Restoranlar

Must'tan Havadisler

Açıldığı günden beri yemekleriyle büyük ilgi gören Must’ın mutfağı size emanet. Must’la yollarınız nasıl kesişti?  Kadir Aytekin: Must’la yollarımız aslında Ercan Bey aracılığıyla kesişti. Kendisi kurucu ortağı olduğu Must’ı açmadan çok önce “Bir mekan açarsam mutfağı sana teslim edeceğim,” derdi hep. Ve öyle de oldu. Benim o dönem yurt dışına gitme planlarım varken onun bir telefonuyla her şey değişti. Böylece Must’la serüvenim başlamış oldu. Dolu dolu çok güzel üç yılı geride bıraktık. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum, güvenip her şeyi bana teslim ettiği için.  Must’ın menüsü ne sıklıkta ve neye göre değişiyor?  Mevsim geçişleri bizim için en önemli detaydır. Yoksa trend yakalamak gibi bir derdimiz yok. Tazelik de çok önemli. Mevsiminde yenmeyen enginar hiç kimseyi memnun edemez. Taze olmayan kuşkonmaz, sert avokado ya da donuk karides… Bunlar bizim hassas noktalarımız. Ayrıca planladığımız ve hayata geçirdiğimiz şeylerin çok beğenildiğini, kendi trendini yarattığını çok kez tecrübe ettik. Bu yüzden Must’ı çok seven konuklarımızın taleplerini ve beğenilerini dinliyor, yakından takip ediyoruz. Buna yeni bakış açıları katarak memnuniyeti daimi kılmak bizim için tek ve önemli şey. Başından beri bunun için çalışıyoruz.  Yeni menüde neler var?  Yeni menüde farklılık yaratarak iki kişilik yemekler tasarladık. Protein ve karbonhidratı, lezzetten ödün vermeden doyuruculukla birleştirdik. Ayrıca makarnalarımızı yeniledik. Tatlılarımızda fark yaratacak dokunuşlar yaratma

Restaurant Mabou
Restoranlar

Restaurant Mabou

Asmalımescit insanın içini kıpırdatan bir canlılıkla tekrar yükselişe geçti. Yeme-içme mekanlarının ağırladığı kalabalıklar çoğaldı, gece hayatı tekrar sokaklara taştı. Semtteki moral veren gelişmelerden bir tanesi de şef Cem Ekşi’nin açtığı Mabou. Almanya ve Türkiye arasında gidip geldiği ve heyecan verici duraklara uğradığı bir kariyeri olmuş Ekşi’nin. Neolokal’de Maksut Aşkar’la çalışmış, ‘Cebimdeki Yabancı’ filminin setinde yemek yapmış. Aile kurduğu ve baba olduğu hayatının bu yeni evresinde ise butik bir restoran açıp müşterilerini evine gelen misafirler gibi ağırlamayı seçmiş. Mabou’nun içinde küçük bir bar, hemen üstünde ise mutfak bulunuyor. Ekşi tüm müşterilerini yukarıdan görebildiği mutfağında çalışırken onu duyabiliyorsunuz. Şefin menüsünün iki ayrı iddiası var. İlki alışıldık malzemelerle hazırlanan ama yediğinizde onları yeni keşfettiğinizi düşüneceğiniz yiyecekleri. Mesela domates salatasında (26 TL) kullanılan domates; sumaklı soğan, badem ve pesto ile birleşince ortaya yaratıcı bir tat çıkmış. Ricotta’lı kabak (28 TL) en çok ilgi gören tabaklardan. Sumak yağında kızartılmış kabak limon yağı ve reyhan ile lezzetlendirmiş. Ekşi’nin diğer başarısı ise kıymeti bilinmeyen ürünleri mutfağında öne çıkarması. Yerli somon diye de bilinen deniz alasını kullanarak hem başlangıç hem de ana yemek hazırlıyor. Ev yapımı deniz alası tuzlamayı (34 TL) yerken bu lezzetli balığı havuç püresi eşliğinde soğuk tüketiyorsunuz. Ana yemek olarak sipariş ettiğiniz deniz alası (48 TL)

Sarnıç Fine Dining Restaurant
Restoranlar

Sarnıç Fine Dining Restaurant

Ülkemize gelen turistlerin mutlaka ziyaret ettiği Tarihi Yarımada, şehrin sakinleri için de sürprizler barındırıyor. Sultanahmet’teki Soğukçeşme Sokak’ta yan yana sıralı pansiyonların önünden yürürken, restore edilmiş bu yapıların ruhu sizi başka bir aleme sürüklüyor. Hagia Sofia Mansions tarafından yeniden canlandırılan bu sokakta sizi bekleyen esrarengiz bir keşif daha var. 542 yılında inşa edilmiş bir su sarnıcında yer alan ve içine girdiğiniz anda sizi büyüleyen Sarnıç Fine Dining Restoran. Altı taş kolon tarafından taşınan ve görkemli kubbelere sahip bu sarnıçta, gastronomi deneyiminizde bulunduğunuz mekanın atmosferinin ne kadar önemli olduğunu hatırlıyorsunuz. Kolonlara hava katan yer aydınlatmaları, görkemli avizelerin ışıltıları ve masanızdaki mumlar gölge ve ışığın ahengiyle çevreliyor sizi. Yerin altındaki sarnıcın kendine has ferah iklimi de teninizi okşuyor. Tüm duyularınız şımartıldıktan sonra sıra damağınızda. Sarnıç’ın Osmanlı saray mutfağından esinlenerek hazırlanmış menüsü, çalışanların nazik sunumuyla takdim ediliyor. Hero ve Leander’in Aşkı (40 TL) sadece ismiyle değil lezzetiyle de gönlünüzü çalacak. Kinoalı mücver üzerinde cevizli içli köfte kuru cacık sos ile servis ediliyor. Muhteşem Somon Üçlüsü’nde (68 TL) somon füme, somon tartar ve teriyaki soslu somon filetosu bulunuyor. Sarnıç kırmızı et sevenlere özellikle tavsiye edeceğimiz bir ana yemek menüsüne sahip. Harem’de Bir Venedikli’nin (140 TL) tadı damağınızda kalacak. Trüf yağında dinlendirilmiş da

Time Out diyor ki
4 5 yıldız üzerinden
Daha Fazlası

Ne, nerede yenir?

İstanbul'un Favori Dondurmacıları
Restoranlar

İstanbul'un Favori Dondurmacıları

Yaz sıcağında iştahınız azalıyor olabilir ancak hiçbirimiz dondurmaya hayır diyemeyiz. Sıcak hava dalgasıyla mücadelede galip gelmeniz için şehrin vazgeçilmez dondurmacılarını hatırlatmak istedik.

İstanbul'un en iyi 10 kafesi
Restoranlar

İstanbul'un en iyi 10 kafesi

Çay mı, kahve mi?

İstanbul'un en iyi burgerleri
Restoranlar

İstanbul'un en iyi burgerleri

Şehrin en iyi burgerlerinin peşine düşün

İstanbul'un en iyi köftecileri
Restoranlar

İstanbul'un en iyi köftecileri

Onlarca farklı teknik, birbirinden lezzetli köfteciler

Semt Semt Bar Mesaisi

Monkey
Barlar ve pub'lar

Monkey

Özellikle cuma ve cumartesi akşamları Şişhane tarafında yürürken, binaların çatılarından gelen coşkulu sohbet ve kahkaha sesleri başınızı yukarılara çevirmenize sebep olmuştur. Monkey aşağıda yürüyenlere bir şeyler kaçırdıkları hissini veren o çekim merkezlerinden biri. İstanbul’un eğlence hayatına geçtiğimiz yıl dahil olduğunda tüm dikkatleri üzerine toplamış ve hızla adından söz ettirmeye başlamıştı. Mimarisine hayran olduğumuz İKSV binasının tepesinde yer alan Monkey semtteki müşteri kitlesinin sanattan anlayan gözlerine hitap eden bir dekorasyona sahip. Ahşap döşemeli terasına çıkıp yüksek bar taburelerine oturduğunuzda Haliç manzarası karşısında diliniz tutulabilir. House melodileri yorgunluğunuzu atmanızı sağlarken, gün batımının kızılı size Ahmet Haşim şiirlerini anımsatacak. Ortamı nasıl? Kültür-sanat sektöründen ve yaratıcı mesleklerden müşterilerin çoğunlukta olduğu, karanlık çöktüğünde herkesin dans ettiği bir bar. Ne zaman ziyaret etmeli? Güneşin batışını izlemek, buraya gitmek için en geçerli sebebiniz. İçecek menüsü nasıl? Narcist, English Breakfast Tea ve Hot Passsion kokteyl menüsünün yıldızları.

Bina
Barlar ve pub'lar

Bina

Kadıköy deyince aklınıza ne geliyor? Bohemler, üniversite gençliği, Cihangir’den göçenler, Asya yakasına sevdalanmış yabancılar… Şimdi bu kitlenin kalabalık sokakların yoruculuğundan sıyrılıp dışarıyla bağlantılarını koparabilecekleri bir yer hayal edin. Birbirini tanımayanlar bile uyum içinde var olsunlar. Bina rahat ortamıyla işte böyle bir alan açıyor Kadıköy’e. Avlusunda bir bahçesi olan ve birbirinden farklı konseptlere sahip üç kata yayılan Bina’nın kalitesi Arkaoda, Yer ve Dün gibi Kadıköy’ün demirbaşlarından tanıdığımız işletmecilerinden belli. Bahçesindeki aslan heykelli havuz ve minik palmiyeler, tatil havasını gün boyu mekana yayıyor. Geceleriyse giriş katında dans edenlerin neşesi sokaklara taşıyor. Orta katta Bant Mag. ile birlikte düzenledikleri sergiler ve üst katlarındaki özel etkinlikleri de kaçırmayın. Programları öyle yoğun ve renkli ki Instagram hesaplarını takip etmek bile ayrı bir mesai. Ortamı nasıl? Kadıköy kültürünün hakkını veren, memnuniyet seviyesi yüksek bir kitle geliyor. Ne zaman ziyaret etmeli? Pazar günleri düzenledikleri ‘Bahçede Plak’ etkinlikleri kaçmaz ama haftanın yedi günü yaşayan bir mekan. İçecek menüsü nasıl? Tütsülenmiş lavantalı Stalker ve espresso’lu Dude kokteylleri başka yerde yok.

Ziba
Barlar ve pub'lar

Ziba

Ara Kafe’nin yanı başından kıvrılarak aşağı inen yol, sizi birkaç adım sonra Beyoğlu’nun en güzel köşelerinden birine ulaştırıyor. Yaz aylarında tepesindeki terasın da devreye girmesiyle üç kata yayılan Ziba, zamanla kendi kitlesini oluşturmuş bir bar. Öncelikle çaldıkları alternatif kulvardaki müzikler hep nefis, eller sürekli Shazam’a gidiyor. Serkan Aka imzalı iç mekan tasarımı sayesinde barın etrafında takılırken sanat yönetmenliği başarılı bir filmin setinde geziniyor gibisiniz. Sokaktaki masalarının yerleri sabit değil, birbirini tanıyan arkadaş grupları denk geldiğinde, çalışanlar masaları birleştirmek için yardıma gelmeye hazır. Bir mekanın ruhunu anlamak için müşterilerin yüz ifadelerini incelemek ipucu verebilir. Ziba’ya gelenlerin niyetinin dostlarını görmek, efkar dağıtmak ve muhabbetle neşelenmek olduğu doğal gülümsemelerinden anlaşılıyor. Tabii, burası bir müdavim mekanı olduğu için aklınızda yer etmiş birini tekrar görmeye de gidebilirsiniz. Ortamı nasıl? Hayatını oturtmaya başlamış ama gençliğini yaşamayı ihmal etmeyen nazik, rahat ve çekici bir kitle. Kozmopolit ve LGBTİ dostu. Ne zaman gitmeli? Akşamüstünden itibaren canınız ne zaman çekerse. İçecek menüsü nasıl? Ayakta takılıp sohbet edenler genelde şişe bira tercih ediyor.  

Craft Beer Lab
Barlar ve pub'lar

Craft Beer Lab

2012’de kurulan Craft Beer İstanbul, 100’ün üzerinde bira çeşidinin ithalatını gerçekleştirmiş. Craft Beer Lab bu biraları deneyimleyebileceğiniz efsanevi bir mekan. Bira fıçıları üst katta yer alan soğuk bira odasında muhafaza ediliyor ve alt katta bulunan 35 musluklu fıçı bira hattına çelik borularla aktarılıyor. Biralar tazeliğini koruduğu için müşteri memnuniyeti yüksek. Mekan bira tüketimine başlı başına bir kültür gibi yaklaştığından hangi yemekle hangi biranın iyi gideceğine dair de önerilerde bulunuyor. Mesela Keşan satır etinin yanında İngiliz ale birası London Pride tavsiye ediliyor. Akaretler yaya trafiğini gözlemlemeye meraklıysanız sokak kısmındaki masalarda takılabilirsiniz. Ancak arkada yer alan ağaçlı bahçenin atmosferi İstanbul’da yaşadığınıza değdiğini düşündürecek cinsten. Craft Beer Lab, Münih’teki Oktoberfest’le eş zamanlı düzenledikleri etkinliklerle Almanların keyfine uzaktan ortak olmanızı sağlıyor. Ortamı nasıl? 25-35 yaş arası müşterinin çoğunlukta olduğu eğlenceli bir kitle. Ne zaman gitmeli? Bahçesinin keyfi akşam serinliğinde bir başka. İçecek menüsü nasıl? Belçika birası Blanche de Namur göze çarpıyor.

Daha Fazlası