Müzik

Şehirdeki konserler, festivaller, albüm eleştirileri ve müzisyen röportajları

Garou
Müzik Bilet al

Garou

Kanadalı şarkıcı ve oyuncu Garou, ‘Notre Dame de Paris’ müzikalinin Quasimodo’su olarak tanınıyor. Garou, kariyerinin 20. yılını kutladığı turnesi kapsamında İstanbul’a da uğruyor.

Bilet al
BİFO & Yuri Bashmet
Müzik Bilet al

BİFO & Yuri Bashmet

BİFO’nun çağımızın en büyük viyola ustalarından Yuri Bashmet eşliğinde sahne alacağı konserin şefliğini romantik dönem konusundaki hakimiyetiyle tanınan John Nelson üstleniyor. Konser programında Schubert, Schnittke ve Schumann’ın eserleri var.

Bilet al
Taşplak Senfoni Orkestrası - Unutulmaz Yeşilçam Film Müzikleri
Müzik Bilet al

Taşplak Senfoni Orkestrası - Unutulmaz Yeşilçam Film Müzikleri

Birbirinden eğlenceli etkinliklere ev sahipliği yapan, kültür ve sanatın buluşma noktası Grand Pera, bu kez de Yeşilçam tutkunlarını keyifli ve nostaljik bir yolculuğa çıkaracak. Unutulmaz Yeşilçam Müzikleri projesi ile oldukça beğeni toplayan Taşplak Senfoni Orkestrası, yediden yetmişe herkesin hafızalarında yer edinen Yeşilçam müziklerini Grand Pera Emek Sahnesi’nin büyülü atmosferinde dinleyicilerle buluşturacak. Ah Nerede Vah Nerede’den Çöpçüler Kral’ına, Çiçek Abbas’tan Hababam Sınıfı’na, Züğürt Ağa’dan Düttürü Dünya’ya kadar birçok unutulmaz Yeşilçam müziğini film-scoring tekniğiyle orkestral ortama aktaran Taşplak Senfoni Orkestrası, 29 Şubat Cumartesi günü saat 20.30’da Grand Pera Emek Sahnesi’nde gerçekleştirilecek konserde müzik severlerle bir araya gelecek. Repertuarındaki 70'e yakın Türk filminde kullanılan 100'den fazla müzikle Türk Sineması için film müzikleri arşivi niteliği taşıyan  Taşplak Senfoni Orkestrası’nın konserinde ayrıca, müzikle eşzamanlı olarak ilerleyen fotoğraflarla dinleyicilere Yeşilçam’ın muhteşem atmosferi Grand Pera Emek Sahnesi’nde yeniden yaşatılacak.

Bilet al
Altın Gün
Müzik Bilet al

Altın Gün

Anadolu pop klasiklerini aslına olabildiğince sadık kalarak yorumlayan enternasyonal ekip Altın Gün bir kez daha İstanbul’da. Ekibin üst üste iki gün sahne alacağını ve konser biletlerinin hızla tükendiği hatırlatalım. Grup geçen yıl piyasaya çıkan ‘Gece’ ile ‘En İyi Dünya Müziği Albümü’ kategorisinde 2020 Grammy Ödülü’ne aday gösterilmişti.

Bilet al
Bedouin
Müzik Bilet al

Bedouin

Suma Han ekibinin imzasıyla Ayazağa’daki gece kulübü Module’de gerçekleşiyor bu etkinlik. Gecenin yıldızı ise Bedouin ikilisi. Orta Doğu kökenli Tamer Malki ve Rami Abousabe’nin Brooklyn semalarında hayata geçirdiği bir proje Bedouin. Eklektik sound’larında köklerinin ve Batı kültürünün harmanını hissetmek mümkün.

Bilet al
İstanbul'daki diğer konserler

En çok okunan röportajlar

Sónar’da bu isimleri kaçırmayın
Müzik

Sónar’da bu isimleri kaçırmayın

  Avrupa’nın batı ucunda başlayıp adım adım tüm dünya metropollerine yayılan Sónar bu sene de müzik, sanat ve teknolojinin kesişim noktasında eşsiz bir maraton vadediyor. Üç güne yayılan festivalde kaçırılmayacak 10 isme yakından baktık.  Christian Löffler (live) Program açıklandığında heyecan yaratan birçok isim oldu elbette, fakat hiçbiri Christian Löffler’inki gibi bir beklenti yaratmadı. 2012’de Kuzey Almanya’da kaydettiği ilk ambient-tekno kaydı ‘A Forest’ ile müzik sahnesine taptaze bir soluk getirmişti Löffler. Zengin bir sample kütüphanesi minimal, melankolik ve tekrarlara dayalı bir altyapıya eşlik ediyordu. Löffler o zamandan bu yana bizi pek hayal kırıklığına uğratmadı ve her parçasıyla yeni bir manzara çizdi, yeni bir atmosfer yarattı. Şimdi kendisini canlı izleyip mest olabileceğiz. Paul Kalkbrenner Paul Kalkbrenner, Berlin elektronik müzik devriminin öncülerinden, mareşallerinden biri. Duvarın yıkılıp iki Almanya’nın birleşmesi ile Kalkbrenner’ın müziğe başlaması aşağı yukarı aynı zamanlara denk düşüyor. Bu anlamda gerçekten de Berlin müzik sahnesinin son perdesinin içinde pişmiş, bir yandan da onu şekillendirmiş bir isimden bahsediyoruz Kalkbrenner’ı andığımızda. Gerçekten kült bir performansa şahit olmak istiyorsanız, nerede olmanız gerektiğini biliyorsunuz. Red Axes (live) Sónar’ın bu yılki canlı performanslarından biri Niv Arzi ve Dori Sadovnik’ten müteşekkil Red Axes’a emanet. İsrailli ikili kendi folk müziklerinden Afro ritimlere, Uzak Doğu armonile

İlhamı farklı kültürler
Müzik

İlhamı farklı kültürler

Müzikle yollarınız nasıl kesişti?  Hikaye aslında üniversite yıllarıma uzanıyor… İkinci senemde arkadaşımın aldığı minik controller’la oynayarak başladım. Üniversitede daha çok hobi olarak çalıyordum ama en son full time işimi (Music direction for a Party company in NY, babel ve Gospel) bırakıp kendimi yaz sezonunda tamamen show’lara vererek başladım. Eğitimimi de pazarlama üzerine yaptım ve şu anda ağırlıklı olarak müziğe ve sanata konsantre olmaya çalışıyorum. Birlikte çalıştığım ekip ise pazarlama konularına konsantre oluyor.  İlhamını kimlerden ve nelerden alıyorsun? En büyük ilhamı genellikle tanıştığım ve bağlantı kurabildiğim insanlardan, seyahat ettiğim ülkelerden ve kültürlerinden alıyorum. Çok fazla değişik yer görme şansına sahibim ve bu da bana daha önce hiç gitmediğim yerlere giderek hiç görmediğim şeylerle karşılaşma ve yepyeni insanları ve onların dünyalarını keşfetme şansını veriyor. Bu açıdan oldukça şanslıyım.  Yaptığın müziği nasıl tanımlıyorsun?  Bu soruyu çok fazla alıyorum ve açıklamakta çok zorlanıyorum. Bunun nedeni ise zevklerimin sürekli değişmesi ve pek çok müzik türünden hoşlanan bir zevke sahip olmam. Sevdiğim sesleri bir araya toplayarak kendi “sound’umu yaratmaya çalışıyorum diyebilirim. Mesela rock müzik favorilerimden biri, 80’ler synthler de bu ara çok hoşuma gidiyor ve müziğimde kullanmaya çalışıyorum. Başladığın günden bu yana müziğin nasıl bir değişimden geçti sence? Müziğim ve zevklerim sürekli değişiyor. İlk başladığım zaman ağı

Sandıktan bu kez umut çıktı
Müzik

Sandıktan bu kez umut çıktı

Bir Tindersticks albümü dinlemek yıllardır müdavimi olduğunuz bir fırına uğramaya benzer. Karşınıza şaşırtıcı bir şey çıkmaz belki, ama sunulan tanıdık, basit ve lezzetli ekmeğin sizi tatmin edip etmeyeceğine dair bir şüphe de duymazsınız. Tindersticks 30 yıldır çıtayı asla düşürmeden birinci sınıf şarkılar koyuyor önümüze. Trendleri, yeni paradigmaları umursamadan en iyi bildikleri şeyi yapıyor, tüm hayatı tatlı bir melankoli süzgecinden geçirip hayatı dinleyicileri için biraz daha katlanılır kılıyorlar.  Stephen Deusner güzellik kavramına Tindersticks kadar romantik bir açıdan bakan başka bir grup olmadığını iddia ediyor (belki Bad Seeds, tabii kıyamet öncesinin Bad Seeds’i olsa gerek). Son albümleri ‘No Treasure But Hope’un açılış parçası ‘For the Beauty’, Deusner’ın iddiasını haklı çıkarır cinsten bir parça. Karanlık bir piyano melodisi eşliğinde neredeyse 19 yüzyıl romantiklerinin güzellik arayışlarına dönüşüyor şarkı. Stuart Staples’ın eşsiz bariton vokali eşliğinde eşsiz bir 46 dakikanın sizi beklediğini hemen fark ediyorsunuz.  Peki, 2016’da yayınladıkları ‘The Waiting Room’dan bu yana grup cephesinde neler değişti? ‘No Treasure But Hope’ adından da anlaşılacağı üzere çok daha iyimser, biraz daha gün ışığına açık bir Tindersticks albümü. ‘The Amputees’ (Türkçee ‘ampüteler’ anlamına gelen adı sizi yanıltmasın), ‘Pinky in the Daylight’ ve ‘See My Girls’ gibi mutluluk dozu yüksek parçalar var albümde. Stuart Staples albümdeki şarkıların büyük bir kısmını Yunanistan’ın

90’ların ‘Laneth’ geceleri yeniden
Müzik

90’ların ‘Laneth’ geceleri yeniden

90’ların ‘Laneth’ geceleri yeniden Müzik yazarı Çağlan Tekin’in Laneth fanzinine saygı niteliği taşıyan Laneth Bir Gece etkinliklerini düzenliyor. Serinin dördüncü ayağının konuklarıysa Athena, Radical Noise ve Haossaa. Çağlan Tekin ile Laneth Bir Gece’yi konuştuk. Eda Solmaz  ‘Laneth Bir Gece’nin dördüncüsü gerçekleşiyor. Bu geceler nasıl ortaya çıktı? 2017 yılında ortaya çıktı. O sıralar Salon İKSV’nin yöneticilerinden biri olan Egemen Eti’nin fikriydi. “Bir konserle o günleri anmaya ne dersin?” dedi. Çok sevdim fikri ve hiç düşünmeden kabul ettim. Laneth Bir Gece ismini de halen Salon İKSV’nin yöneticisi olan Deniz Kuzuoğlu buldu.  Bu geceleri düzenlerken nelere dikkat ediyorsunuz? Nasıl bir müzik programı oluşturmaya çalışıyorsunuz?  Öncelikle grupların Laneth döneminde (1991-1994) aktif olan gruplar olmasına dikkat ediyorum. O dönemin gruplarını, o dönem bir grubu olmayıp sadece okuyucu olan, sonrasında müzik yapmaya başlamış müzisyenlere ait gruplarla destekliyorum. Tek tarza bağlı olmayan bir program yapmaya çalışıyorum. Sadece heavy metal gruplarına değil, hardcore ve punk gruplarına da yer veriyorum. Her gecenin gerek biletleri gerekse tişörtleri koleksiyon değerinde parçalar… Bunu özellikle mi tercih ediyorsunuz? Evet çünkü ben de bir koleksiyonerim. 80’li ve 90’lı yıllarda hepimiz öyleydik. CD ya da plak aldığımda jelatin üzerinde çıkmayan bir sticker varsa o bölümü keser ve saklarım. Her basılı materyalin kendimiz için ne kadar değerli olduğunun farkındayız

Doğanın sesi ilham oldu
Müzik

Doğanın sesi ilham oldu

Uzun bir turnedeydiniz. Şu an hangi şehirdesiniz? Yaklaşık altı yedi senelik bir yurt dışı macerasının ardından, hem özlediğimden hem de bu zaman diliminde biriktirdiklerimi kendi topraklarımda paylaşabilmek adına bir ay kadar önce Türkiye’ye dönüş yaptım. Yani şu an İstanbul’dayım. Müzikal kariyerinizde geldiğiniz noktada kırılma anınız neydi? Sanırım geldiğim nokta bir kırılmadan ziyade bir evrilme süreciydi. 2000’li yıllardaki punk dönemim, erken gençlik yıllarından beri hayat görüşümü zenginleştiren önemli bir süreç. Çok uzun yıllar sadece iyi bir dinleyici olarak kalmakla yetindim, sanırım bu acelecilikten uzak tavır sonunda bir yığın ilham ve fikirle üretime geçmemi sağladı. Türkiye’deki elektronik müziğin gelişimi çok iyi müzisyenlerin dışında çok kötü DJ’leri de doğurdu. Uzaktan burayı gözlemlerken siz neler görüyorsunuz? Sadece Türkiye değil, tüm dünyada bu böyle. Ayrıca sadece müzikal üretim için değil sanatın ve yaratımın her alanında araçlar üretim sürecini kolaylaştırdıkça yüzeysel veya samimiyetsiz işler görmek kaçınılmaz oluyor. Ve maalesef ülkemizde de durum farklı değil. Yurt dışında başarılı olunca mı burada daha çok tanındınız? Sanatsal üretim konusunda yurt dışı başarısına göre kıyas yapan bir kitleden söz edilebilir mi? Maalesef biraz o şekilde oldu. Tabii ki işlerimi destekleyen birçok arkadaşım oldu fakat olayın kariyer bazında bir başarı haline gelmesi ya da ülkede daha büyük kitlelerin işlerimi ciddiye almasında yurt dışı turlarının rolü büyük

En iyi kulüpler

Klein Wal
Müzik

Klein Wal

Yeni Klein’ı keşfedin: "Klein Wal" Şehrin en iddialı gece kulüplerinden Klein, kısa bir süre önce Ayazağa’ya taşındı. Son beş yıldır İstanbul’un gece hayatına damgasını vuran Klein, Harbiye’deki efsaneleşen mekanına veda etti. Artık yeni bir konseptle ve Klein Wal ismiyle Ayazağa’da ikamet ediyor. 2.500 kişilik kapasiteye sahip mekanın, şehrin en büyük gece kulübü olduğunu söylersek, abartmış olmayız. Klein, son derece güçlü ses ve ışık teknolojisiyle yine her zaman olduğu gibi iddialı. Mekanda geceye ve aylara göre bambaşka ışık konseptleri sunuluyor, böylece dans ederken sadece müziğin değil, ışık şovlarının da etkisiyle farklı bir boyuta ışınlanıyorsunuz. Klein Wal’in etkileyici tasarımı mimar Uraz Tekgöz imzalı. Mekanda endüstriyel çatı üstüne yerleştirilen detaylar ve ikonalarla akılda kalıcı bir dünya oluşturulmuş. Toprak Ana kültü, semboller ve özel tasarlanan sanatsal parçalar sayesinde Klein’a adım attığınızda ruhunuz günlük hayatın sıradanlığı ve kaygılarından kurtuluyor. DJ kabinin yanında yer alan ‘about nights’ heykelleri ünlü sanatçı Kazım Karakaya’nın imzasını taşıyor. Mekanda Erdil Yaşaroğlu başta olmak üzere daha birçok sanatçının göz alıcı eserlerinin yer alacağının müjdesini de verelim. Cendere Caddesi 120, Ayazağa. instagram.com/klein.wal

Nardis Jazz Club
Müzik

Nardis Jazz Club

İstanbul'un jazz mabedi

Peyote
Müzik

Peyote

Şehrin alternatif müzik adresi

Mini Müzikhol
Kulüpler

Mini Müzikhol

Cihangir'in underground diskoteği