Müzik

Şehirdeki konserler, festivaller, albüm eleştirileri ve müzisyen röportajları

MedFest Türkiye
Müzik Bilet al

MedFest Türkiye

MedFest, ilki 2018 yılında Hollanda’da düzenlenen ve Akdeniz bölgesi ülkelerinin sanatçılarını bir araya getiren bir Akdeniz müzik ve kültür festivalidir. İçerdiği sanatçıların ve müzikalitenin çeşitliliğindeki büyüleyici etki, Avrupa’daki başarısını Türkiye’de de yakalayacağının sinyalleri şimdiden veriyor. MedFest Türkiye’nin ilk yılındaki efsane sahne performanslarını kaçırmayın. 19:30 Kapı Açılışı20:30 Emel Matlouthi21:30 Melek Mosso22:30 Orange Blossom23:30 Buray & Coşkun Karademir Ethnic Project 

Bilet al
Ruede Hagelstein
Müzik Bilet al

Ruede Hagelstein

Rock yıldızı olma hayalleriyle çıktığı müzik yolculuğunda kendini Berlin elektronik müzik sahnesinin parlak isimlerinden biri olarak bulan Ruede Hagelstein’in müziğindeki rock lezzeti kaybolmuş değil neyse ki. Kendisinin Watergate’de resident DJ’lik yapmış olduğunu da hatırlatalım.

Bilet al
Enrico Sangiuliano
Müzik Bilet al

Enrico Sangiuliano

İtalyan ses mühendisi, prodüktör ve DJ Enrico Sangiuliano sadece tekno değil drum and bass, psychedelic trance gibi türlerde de usta. Sabahın ilk ışıklarına dek dans etmek isteyenler bu etkinliği kaçırmasın. Zorlu PSM Turkcell Sahnesi, 23.55, bilet fiyatları için bkz. bugece.co

Bilet al
China Moses
Müzik Bilet al

China Moses

İlk hit parçası ‘Time’ı yayınladığında henüz 16 yaşında olan China Moses çeyrek asırdan uzun süredir sahnelerde yeteneğini dünya ile paylaşıyor ve günümüzün en iyi R&B yorumcularından biri olduğuna bizi tekrar tekrar ikna ediyor. Aynı zamanda ünlü caz müzisyeni Dee Dee Bridgewater’ın kızı olan Moses’ı en azından ‘The Lion King / Aslan Kral’ için seslendirdiği parçadan tanıyorsunuzdur.

Bilet al
Sleep Dealer
Müzik Bilet al

Sleep Dealer

Rus müzisyen Vadim Palych’in solo projesi Sleep Dealer enstrümantal post-rock olarak niteleyebileceğimiz, katmanlı, derin ve karanlık bir yolculuğa çıkarıyor bizi.

Bilet al
İstanbul'daki diğer konserler

En çok okunan röportajlar

Sandıktan bu kez umut çıktı
Müzik

Sandıktan bu kez umut çıktı

Bir Tindersticks albümü dinlemek yıllardır müdavimi olduğunuz bir fırına uğramaya benzer. Karşınıza şaşırtıcı bir şey çıkmaz belki, ama sunulan tanıdık, basit ve lezzetli ekmeğin sizi tatmin edip etmeyeceğine dair bir şüphe de duymazsınız. Tindersticks 30 yıldır çıtayı asla düşürmeden birinci sınıf şarkılar koyuyor önümüze. Trendleri, yeni paradigmaları umursamadan en iyi bildikleri şeyi yapıyor, tüm hayatı tatlı bir melankoli süzgecinden geçirip hayatı dinleyicileri için biraz daha katlanılır kılıyorlar.  Stephen Deusner güzellik kavramına Tindersticks kadar romantik bir açıdan bakan başka bir grup olmadığını iddia ediyor (belki Bad Seeds, tabii kıyamet öncesinin Bad Seeds’i olsa gerek). Son albümleri ‘No Treasure But Hope’un açılış parçası ‘For the Beauty’, Deusner’ın iddiasını haklı çıkarır cinsten bir parça. Karanlık bir piyano melodisi eşliğinde neredeyse 19 yüzyıl romantiklerinin güzellik arayışlarına dönüşüyor şarkı. Stuart Staples’ın eşsiz bariton vokali eşliğinde eşsiz bir 46 dakikanın sizi beklediğini hemen fark ediyorsunuz.  Peki, 2016’da yayınladıkları ‘The Waiting Room’dan bu yana grup cephesinde neler değişti? ‘No Treasure But Hope’ adından da anlaşılacağı üzere çok daha iyimser, biraz daha gün ışığına açık bir Tindersticks albümü. ‘The Amputees’ (Türkçee ‘ampüteler’ anlamına gelen adı sizi yanıltmasın), ‘Pinky in the Daylight’ ve ‘See My Girls’ gibi mutluluk dozu yüksek parçalar var albümde. Stuart Staples albümdeki şarkıların büyük bir kısmını Yunanistan’ın

90’ların ‘Laneth’ geceleri yeniden
Müzik

90’ların ‘Laneth’ geceleri yeniden

90’ların ‘Laneth’ geceleri yeniden Müzik yazarı Çağlan Tekin’in Laneth fanzinine saygı niteliği taşıyan Laneth Bir Gece etkinliklerini düzenliyor. Serinin dördüncü ayağının konuklarıysa Athena, Radical Noise ve Haossaa. Çağlan Tekin ile Laneth Bir Gece’yi konuştuk. Eda Solmaz  ‘Laneth Bir Gece’nin dördüncüsü gerçekleşiyor. Bu geceler nasıl ortaya çıktı? 2017 yılında ortaya çıktı. O sıralar Salon İKSV’nin yöneticilerinden biri olan Egemen Eti’nin fikriydi. “Bir konserle o günleri anmaya ne dersin?” dedi. Çok sevdim fikri ve hiç düşünmeden kabul ettim. Laneth Bir Gece ismini de halen Salon İKSV’nin yöneticisi olan Deniz Kuzuoğlu buldu.  Bu geceleri düzenlerken nelere dikkat ediyorsunuz? Nasıl bir müzik programı oluşturmaya çalışıyorsunuz?  Öncelikle grupların Laneth döneminde (1991-1994) aktif olan gruplar olmasına dikkat ediyorum. O dönemin gruplarını, o dönem bir grubu olmayıp sadece okuyucu olan, sonrasında müzik yapmaya başlamış müzisyenlere ait gruplarla destekliyorum. Tek tarza bağlı olmayan bir program yapmaya çalışıyorum. Sadece heavy metal gruplarına değil, hardcore ve punk gruplarına da yer veriyorum. Her gecenin gerek biletleri gerekse tişörtleri koleksiyon değerinde parçalar… Bunu özellikle mi tercih ediyorsunuz? Evet çünkü ben de bir koleksiyonerim. 80’li ve 90’lı yıllarda hepimiz öyleydik. CD ya da plak aldığımda jelatin üzerinde çıkmayan bir sticker varsa o bölümü keser ve saklarım. Her basılı materyalin kendimiz için ne kadar değerli olduğunun farkındayız

Doğanın sesi ilham oldu
Müzik

Doğanın sesi ilham oldu

Uzun bir turnedeydiniz. Şu an hangi şehirdesiniz? Yaklaşık altı yedi senelik bir yurt dışı macerasının ardından, hem özlediğimden hem de bu zaman diliminde biriktirdiklerimi kendi topraklarımda paylaşabilmek adına bir ay kadar önce Türkiye’ye dönüş yaptım. Yani şu an İstanbul’dayım. Müzikal kariyerinizde geldiğiniz noktada kırılma anınız neydi? Sanırım geldiğim nokta bir kırılmadan ziyade bir evrilme süreciydi. 2000’li yıllardaki punk dönemim, erken gençlik yıllarından beri hayat görüşümü zenginleştiren önemli bir süreç. Çok uzun yıllar sadece iyi bir dinleyici olarak kalmakla yetindim, sanırım bu acelecilikten uzak tavır sonunda bir yığın ilham ve fikirle üretime geçmemi sağladı. Türkiye’deki elektronik müziğin gelişimi çok iyi müzisyenlerin dışında çok kötü DJ’leri de doğurdu. Uzaktan burayı gözlemlerken siz neler görüyorsunuz? Sadece Türkiye değil, tüm dünyada bu böyle. Ayrıca sadece müzikal üretim için değil sanatın ve yaratımın her alanında araçlar üretim sürecini kolaylaştırdıkça yüzeysel veya samimiyetsiz işler görmek kaçınılmaz oluyor. Ve maalesef ülkemizde de durum farklı değil. Yurt dışında başarılı olunca mı burada daha çok tanındınız? Sanatsal üretim konusunda yurt dışı başarısına göre kıyas yapan bir kitleden söz edilebilir mi? Maalesef biraz o şekilde oldu. Tabii ki işlerimi destekleyen birçok arkadaşım oldu fakat olayın kariyer bazında bir başarı haline gelmesi ya da ülkede daha büyük kitlelerin işlerimi ciddiye almasında yurt dışı turlarının rolü büyük

Sofra, muhabbet, müzik
Müzik

Sofra, muhabbet, müzik

Murat Meriç’in, müzik tarihimizin son 100 senesini şarkılar üzerinden ilerleyen tematik bir kitapla özetlediği haberini aldığımda beklentim yüksekti elbette. Fakat iki ciltlik ‘Hayat Dudaklarda Mey’ elime geçip kitabı evirip çevirmeye başladığımda beklediğimden çok daha kapsamlı bir işin, çok daha büyük bir iş birliğinin söz konusu olduğunu fark ettim. Çizimlerinden tasarımına, kronolojisinden parça listelerine çok büyük bir emek var karşımızda. Olur da bir gün 20. yüzyıl popüler müzik tarihimizi özetlemeniz gerekirse hiç kaygılanmayın, Murat Meriç bu işi bizler için çoktan halletmiş bile. Röportaj için sözleştiğimiz gün fotoğraf çekimi için sevdiği bir plakçıyı seçmiş, bizi beklerken iki arada birkaç plak almış bile. Neler bulup çıkardığını sorduğumda heyecanla Arif Sami Toker’in musiki dersleri anlattığı nadir bir 45’liği çıkarıp gösteriyor ve hemen plakla ilgili bir hikaye anlatıyor. Farkına varmadan röportaja hızlı bir giriş yapmış halde buluyoruz kendimizi.  Kitabı baştan sona okuyamadım, ama iki akşam ufak bir çilingir sofrası eşliğinde içindeki şarkıları tecrübe etme şansım oldu. Eksiklerim olursa kusura bakmayın. En güzelini yapmışsınız valla, olması gereken de böyle bir tecrübe zaten.   Kare kodlar epey işe yarıyor, yarı yolda bırakan olmadı. Hiç pratik olmayacağını düşünüyordum fakat şaşırtıcı derecede yardımcı oldular. Tek tek kontrol ettik onları, anında bağlanıyor değil mi? Spotify’da birkaç liste de var. Her şeyi kapsamıyor elbette, orada olmayan parçalar

Türkçe sözlü rock’n roll
Müzik

Türkçe sözlü rock’n roll

Son EP’niz ‘Yadigâr’da ilk kez Türkçe bir şarkıya yer verdiniz. Bu, grup için radikal bir karar mıydı? Deniz Ağan İlk albümden sonra bir sürü yeni şey denedik. Denemeyi, yeni yerlere gitmeyi seviyoruz. “Ringo’nun Türkçe bir şarkısı olsa nasıl olurdu?” sorusunun cevabını biz de merak ediyorduk. ‘Open Sesame’ kayıtlarına çok az bir süre kala girişimimiz de oldu aslında ama kısa süre içinde altından kalkamadık. O kadar İngilizce şarkıdan sonra yapacağımız ilk Türkçe şarkı olması, garip bir zorluk yarattı. Bu EP için çalışmaya başlamadan önce menajerimiz ve aynı zamanda yeni plak şirketimizin kurucusu olan Can Sertoğlu bizi bu yönde cesaretlendirdi. Yine kolay olmadı ama sonunda ilk single olan ‘Yadigar Ejder’ ortaya çıktı. Ardından da Esmeray’ın Türkçe sözlerle yorumladığı, orijinali bir yabancı şarkı olan ‘Ayrılık Olsa Bile’nin cover’ını yaptık. Bundan sonrası daha hızlı ve kolay olacaktır diye düşünüyorum.  Bu EP’de nasıl bir müzikal dil yaratmaya çalıştınız? Yine sert ve oldukça eğlenceli şarkılar mı oldu? Lale Kardeş Her EP ve albümde illa bir iki şarkıda yeni alanları kurcaladığımızı düşünüyoruz ve bu EP’de de durum farklı değil, hatta iyice belirgin. Tipik The Ringo Jets enerjisinin olduğu şarkılar da var tabii. Dinleyici açısından rahat ilişki kurulabilecek ve davetkar şarkıların bulunduğu, bize her anlamda iyi hissettiren bir EP oldu.   Yaptığınız müziğin bugününü ve dününü kıyasladığınız zaman olgunlaşmış bir The Ringo Jets ile mi karşılaşıyorsunuz? Tarkan Mertoğ

En iyi kulüpler

Klein Wal
Müzik

Klein Wal

Yeni Klein’ı keşfedin: "Klein Wal" Şehrin en iddialı gece kulüplerinden Klein, kısa bir süre önce Ayazağa’ya taşındı. Son beş yıldır İstanbul’un gece hayatına damgasını vuran Klein, Harbiye’deki efsaneleşen mekanına veda etti. Artık yeni bir konseptle ve Klein Wal ismiyle Ayazağa’da ikamet ediyor. 2.500 kişilik kapasiteye sahip mekanın, şehrin en büyük gece kulübü olduğunu söylersek, abartmış olmayız. Klein, son derece güçlü ses ve ışık teknolojisiyle yine her zaman olduğu gibi iddialı. Mekanda geceye ve aylara göre bambaşka ışık konseptleri sunuluyor, böylece dans ederken sadece müziğin değil, ışık şovlarının da etkisiyle farklı bir boyuta ışınlanıyorsunuz. Klein Wal’in etkileyici tasarımı mimar Uraz Tekgöz imzalı. Mekanda endüstriyel çatı üstüne yerleştirilen detaylar ve ikonalarla akılda kalıcı bir dünya oluşturulmuş. Toprak Ana kültü, semboller ve özel tasarlanan sanatsal parçalar sayesinde Klein’a adım attığınızda ruhunuz günlük hayatın sıradanlığı ve kaygılarından kurtuluyor. DJ kabinin yanında yer alan ‘about nights’ heykelleri ünlü sanatçı Kazım Karakaya’nın imzasını taşıyor. Mekanda Erdil Yaşaroğlu başta olmak üzere daha birçok sanatçının göz alıcı eserlerinin yer alacağının müjdesini de verelim. Cendere Caddesi 120, Ayazağa. instagram.com/klein.wal

Nardis Jazz Club
Müzik

Nardis Jazz Club

İstanbul'un jazz mabedi

Peyote
Müzik

Peyote

Şehrin alternatif müzik adresi

Mini Müzikhol
Kulüpler

Mini Müzikhol

Cihangir'in underground diskoteği