Müzik

Şehirdeki konserler, festivaller, albüm eleştirileri ve müzisyen röportajları

Nosaj Thing
Müzik

Nosaj Thing

ABD’li prodüktör Nosaj Thing, elektronik müziği hip-hop ile harmanladığı katmanlı müziğiyle uzun zamandır radarımızda. Kendisinin Zorlu PSM’deki performansını merakla bekliyoruz. Zorlu PSM %100 Studio, 23.00, bilet fiyatları için bkz. www.zorlupsm.com/tr

Alfa Mist
Müzik

Alfa Mist

Piyanist ve rap ustası Alfa Mist’in müziği melankolik caz olarak tarif ediliyor. Alternatif hip-hop ve soul ile harmanlanan caz şarkıları, ikinci albümü ‘Structuralism’ ile sıradanlıktan ne kadar uzak olduğunu gösterdi. Londra merkezli sanatçının şarkıları, birçok filmin müziği olarak da kullanıldı. Sahnede piyano dışında saksafon çalışıyla da hayranlık uyandıran sanatçıyı cazda yeni keşiflere meraklı olanlar kaçırmasın. 18 Ekim, Babylon, 21.30, 35-70 TL

Föllakzoid
Müzik

Föllakzoid

İsimleri Avrupalı bir synth pop grubu gibi tınlasa da Föllakzoid, Latin Amerika’nın bağrından kopup gelen Şilili bir saykedelik rock ekibi. Gürültüleri yüksek, şarkıları krautrock’a meyilli. Salon İKSV, 22.00, 55-70 TL

Caz Odada 'Barry Good'
Müzik

Caz Odada 'Barry Good'

Lukas Schiemer’ın önderliğindeki Barry Good, Avusturya genç caz sahnesinin dikkat çeken performanslarına imza atıyor. Grup fe stivalde size evinizin samimi ortamını anımsatacak bir kons er deneyimi sunacak. Festivalin en yeni konsepti olan ‘Caz Odada’ kapsamında Zuhal Konsept stüdyosunda sahne alacak grup, caz v e groove odaklı bir müzik icra ediyor. Aynı zamanda son dönemin p opüler türü hip-hop’tan da ilham alan ritimlere imza atı yorlar. Ama en önemli öz ellikleri doğaçlama performanslar gerçekleştirmeleri. Yeni albümlerini bu ay piyasaya süren grup, en yeni şarkılarını da seslendirecek. 19 Ekim, Zuhal Konsept Akasya 

The James Carter Organ Trio
Müzik

The James Carter Organ Trio

Caz dünyasının usta doğaçlamacı saksafoncularından James Carter, 1988 New York caz sahnesinin çok s esliliğinde kendine yer edinen müzisyenlerden. Sanatçının müziğini tarif etmek oldukça güç ancak tekniği hayli etkileyici. Neslinin önde gelen saksafoncularından olan Carter, funk ile 50 ve 60’ların cazını harmanlıyor. Carter’a klavyede Detroit’in yükselen isimlerinden Gerard Gibbs ve güçlü davullarıyla Alex White eşlik ediyor. Üçlü, virtüözlük seviyesinde bir performans ortaya koyacak. 21 Ekim, Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi, 21.00, 65-150 TL

En çok okunan röportajlar

2019’un şimdilik en iyileri
Müzik

2019’un şimdilik en iyileri

Popüler müzik sahnesinde rüzgar uzun zamandır hip-hop’tan yana esiyor. Demet Akalın’ı bile bir hip-hop şarkısının videosunda görüyorsak bu zaferin geçici olmayacağını tahmin edebiliriz kolayca. Elbette kuru bir popülerlikten ibaret değil bu, vaktiyle caz ya da rock’ın yaptığı gibi zamanın ruhunu yansıtan, aynı zamanda sanatsal kalıpların sınırlarını zorlayan, yeni formlar icat eden bir tür hip-hop. Bu yıl yayınlanan Tyler, the Creator’ın ‘Igor’u ve Flying Lotus’un ‘Flamagra’sı bahsettiğimiz yenilikçiliği taşıyan eşsiz albümler. Avrupa cephesinde de Slowthai ‘Nothing Great About Britain’, Kate Tempest ise ‘The Book of Traps and Lessons’ ile bayrağı taşıyor. Fakat tek gıdamız hip-hop değil elbette, kıyıda köşede hâlâ alternatif cevherler var. Gelin, hip-hop’ı bir yana bırakıp 2019’un heyecan verici albümlerine bakalım.   Vampire Weekend  - ‘Father of the Bride’ New York vampirlerinin, Rostam Batmanglij’in gruptan ayrılmasından sonra nasıl bir dönüş yapacağı merak konusuydu ki Ezra Koenig 18 şarkılık epik bir albümle çıkageldi neyse ki. Vampire Weekend ile ilgili sevdiğiniz her şeyi bir araya getirin ve 18 ile çarpın. Her bir şarkı gerçek birer kötü gün dostu. Bu parçayı mutlaka dinleyin: ‘This Life’.   Thom Yorke - ‘Anima’ Thom Yorke hem Radiohead ile hem de diğer yan projelerinde bir hayli üretken olsa da 2014’ten bu yana bağımsız bir solo albüm yayınlamamıştı. ‘Anima’, Yorke’un elektronik müzik fantezilerini doya doya gerçekleştirdiği bir albüm. Üstüne de Paul Thomas

İstanbul-Berlin hattı
Müzik

İstanbul-Berlin hattı

Türkiye’de şu an rap müzik bu kadar tutkuyla yapılıyorsa bunun nedenlerinden biri de siz ve Cartel’dir. Dönüp bakınca Türkiye’de rap’in ileri taşınacağını tahmin ediyor muydunuz? Böyle bir gelişmeyi öngörebilmek çok zor. Son yıllarda Türkçe rap’in neredeyse yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını da gördük ama öyle olmadı. İnişIi çıkışlı yollardan sonra şu an Türkiye’nin renkli müzik piyasasında ciddi bir yer edinmiş, kabul edilmiş bir sunum tarzı olarak görüyoruz. Türkiye’de rap müzik yurt dışından gelen, garip hareketler yapan bir gruptan yola çıkıp yıllar içinde kendi yorumunu ve şeklini buldu. Belki de bu gençler, rap müzik aracılığıyla Türkiye’de yaşayan gençlerle onların dilinden konuşmanın bir yolunu buldu; ortak sorun ve mutluluklarını anlatabildi.   Son dönemde yeni şarkılar yapıyor musunuz? ‘Rap’in Rüyası’ single’ınız yayınlandı mesela… Sözlerine baktığınız zaman dünyada sizi nelerin etkilediğini fark ediyorsunuz? ‘Rap’in Rüyası’ Gloss Müzik etiketiyle yayınlandı. Bu single’da aslında, rap ortamının mafyavari hareketlerle, şişirilmiş egolarla ve güç gösterileriyle bir araya getirilmesinden şikayet ediyorum. Aynı zamanda rap ve hip hop kültürünün hangi felsefeyle yola çıktığını hatırlatmak istedim. Eskiden gündemimizde ‘sanatsal rekabet’ vardı. Bugün rap başlığı altında dinlediğimiz pek çok şarkının birbirine çok benzediği görülüyor. Aslında rap, herkesin hissettiği gibi yorumlayabilmesi gereken özgürlükçü bir müzik tarzıydı. Şiddet ya da diğerini kötüleme

‘Maslak Halayı’na buyurun
Müzik

‘Maslak Halayı’na buyurun

Bir süredir tekliler geliyordu Ayyuka cephesinden. Önce ‘Yukadans’ geldi, sonra ‘Komalı’ ve ‘Karşılama’. Her biri ahir zamanlarda yapılmış birer Anadolu Pop cevheri gibi. Yine ne deneysellikten kaçınmışlar ne de kendi çizgilerini bozmuşlar. Yeni albümü baştan sonra seslendirecekleri ilk konserlerinin arifesinde stüdyoda yakalayıp sözü onlara bıraktık.  Yeni albüm 4 Ekim’de dijital ortamlarda, kısa bir süre sonra da plak formatıyla raflarda yerini alıyor. Ne zaman başladınız çalışmalara, ekibi nasıl topladınız?  Alican Tezer Dün bir şey bulmaya çalışıyordum, iki sene önce Babylon’da verdiğimiz bir konserin kaydına rastladım. Orada çalmışız mesela yeni şarkılardan birini. Demek ki o zamanlar temeli atmışız. Bir önceki albüm ‘Sömestr’ gibi bu sefer de doğaçlamalarla başladık işe büyük oranda.  Altan Sebüktekin Sabit bir düzenimiz, kalıcı bir stüdyomuz yok şu sıralar, o yüzden doğaçlamaları şarkıların çatısını oluşturmak için kullandık daha çok. Sonra onları kesip biçerek demolar çıkardık, ardından ciddi bir masaüstü emeği de oldu.  Alican Hepimizin biraz işi gücü var bu aralar. Yaşımız ilerledi, ayrı şehirler ve ülkeler de girdi işin içine. Buradaki doğaçlamaların üstüne ayrı ayrı evlerde de çalışmamız gerekti o yüzden.  Altan Aslında bu albümün kayıt süreci daha az bir araya gelebildiğimiz bir dünyada üretmeye devam etmenin çözümlerini bulmak gibi oldu. Alican Berlin’de, Ahmet Eskişehir’de, Özgür İstanbul’da yaşıyor; ben de İsveç’e taşındım.    Hikayenin başında sizi bir

Klein Garten’da gözler onun üzerinde
Müzik

Klein Garten’da gözler onun üzerinde

Gece mesailerinde soluğu Pera’daki Klein Garten’da alanlar, Esma Er’in canlı performansını hayranlıkla izliyor. Er’e kariyerine dair merak ettiklerimizi sorduk.  

Marşandiz: Yolunuza ritim, muhabbetinize tat
Müzik

Marşandiz: Yolunuza ritim, muhabbetinize tat

Bir neslin Anadolu pop geleneğini yeniden keşfetmesini sağlayan Hey! Douglas birkaç aydır bir hayli aktif, tam gaz ilerliyor diyebiliriz. Önce art arda Göksel, Can Gox ve Gaye Su Akyol ile klasik parçaların Hey! Douglas tarzı yorumlarından oluşan tekliler yayınladı. Hepimiz gelmekte olan albümün bir cover albümü olmasını beklerken 10 özgün besteden oluşan ‘Marşandiz’ ile ters köşeye yatırdı Hey! Douglas. Biz hâlâ ‘Marşandiz’i sindirmeye çalışalım, bu satırları yazdığımız sıralarda albüm öncesi teklilerin devamı niteliğinde bir çalışma daha geldi Hey! Douglas’tan. Fikret Kızılok klasiği ‘Leylim Leylim’ orijinal vokallerine dokunulmadan bir Hey! Douglas parçasına dönüştü VeYasin’in elinde. ‘Marşandiz’ gerçekten de her bir vagonunda başka coğrafyalardan, farklı türlerden esintiler taşıyan bir yük treni. Dub etkileri de var, funk da; türküler de çalınıyor kulağımıza soul parçaları da. Albümü dinledikten sonra Hey! Douglas’ın ardındaki isim VEYasin’in kapısını çaldık.   Albümde daha az sample var sanki bu sefer, canlı kayıtların ağırlığı da daha fazla hissediliyor. Telifle ilgili kısıtlamalar mı sizi böyle parçalar yapmaya itti? Sample benim için ses dosyasından öte, deneyim repertuvarımda bulunan birikimlerdir. Bu düşünceyle yaklaşırsak aslında albümün tamamı sample.   Nasıl bir kadroyla birlikte çalıştınız, kimler çaldı albümde? Trombon ve trompette Ekin Eti var. Klarnetleri Hasan Dağlar, flütleri Richard Laniepce çaldı. ‘Randevu’ şarkısının gitarlarında Alper Sarıoğlu

En iyi kulüpler

Klein
Gece hayatı

Klein

Elektronik müziğin yeni gözdesi

Nardis Jazz Club
Müzik

Nardis Jazz Club

İstanbul'un jazz mabedi

Peyote
Müzik

Peyote

Şehrin alternatif müzik adresi

Mini Müzikhol
Kulüpler

Mini Müzikhol

Cihangir'in underground diskoteği