Müzik

Şehirdeki konserler, festivaller, albüm eleştirileri ve müzisyen röportajları

Bir 21. yüzyıl virtüözü
Müzik

Bir 21. yüzyıl virtüözü

Öncelikle geçen yıl yayınlanan Bach albümünüz için sizi tebrik edelim. Bu albümün 21. yüzyılın şimdilik en heyecan verici Bach yorumu olduğunu söyleyebiliriz. Eleştirmenlerin yorumlarını bir kenara bırakacak olursak, bu eser sizi tatmin etti mi, sonuçtan memnun musunuz? Of, çok ciddi bir soru. Doğruyu söylemek gerekirse asla tatmin olmuyorum. Albümü bir buçuk yıl önce kaydettim, yayınlanalı da bir yıl oldu. Mutlu olduğum bir sürü şey var albümle ilgili. Fakat söz konusu müzik olunca her zaman daha iyisini yapabilirdim diye düşünüyorum. Sürekli daha iyiye gidiyormuşum gibi hissediyorum. Şu an 18 ay önce olmak istediğim insan değilim. Dolayısıyla bugün kaydetseydim albüm bambaşka bir halde olurdu herhalde. Ne kadar çabaladığınızdan bağımsız olarak her zaman daha iyinin mümkün olduğuna inanıyorum.   Bach eserlerine nasıl hazırlandınız? Bach’ın müziği fazlasıyla yapısal, neredeyse saf bir matematik içeriyor ki bu da yorumlamayı oldukça zorlaştıran bir şey. Öte yandan tüm modern yorumcular için büyük bir meydan okuma demek Bach. Kendi yorumunuzu nasıl yarattınız? Bach üzerine çok fazla çalıştım. Gerçekten de Bach, icrası en zor besteci olabilir. Bach çalmak aynada kendine çıplak bir şekilde bakmak gibi. Her şeyi olduğu gibi görüyorsun, en başta da bir insan olduğunu. Bach çalarken müzikal olarak da teknik olarak da büyük bir zorlukla baş ediyorsun ve ardına sığınabileceğin hiçbir şey yok. Öte yandan bu muhteşem müziği Bach’ın nasıl icra ettiğine dair bir işaretimiz yok. Bu a

Festtogether
Müzik

Festtogether

Bambaşka bir festival bilinci oluşturmak için yola çıkan Festtogether geçtiğimiz Temmuz’da gerçekleşecekti aslında. Fakat bir dizi aksilik yüzünden ertelenmek durumunda kaldı. Ne mutlu ki tamamen iptal edilmedi. Ekolojik bilinci yükseltme motivasyonu ile yola çıkan festival tüketim kültürüne dur demeyi amaçlıyor. Üstelik bilet satışlarından elde ettiği geliri de Tider, İhtiyaç Haritası, Adım Adım, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Çaba, TOG ve Tohum Otizm Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarına bağışlıyor. Festival programı ise oldukça sağlam. İki güne yayılan festivalin DasDas’ta gerçekleşen ilk gününde sahne Live 8 efsanesinin yaratıcısı Bob Geldof’a ve Büyük Ev Ablukada’ya emanet. KüçükÇiftlik Park’taki ikinci günde ise sahnede trip hop efsanesi Unkle, ‘Settle Down’ ile güçlü bir çıkış yapan Kimbra ve yerli sahneden Athena, Yüzyüzeyken Konuşuruz ve Son Feci Bisiklet var. 14 Eylül, DasDas, 20.00 / 28 Eylül, KüçükÇiftlik Park, 11.00, güncel bilet fiyatları için: biletix.com

Nils Frahm
Müzik

Nils Frahm

Bu ayın en heyecan verici konseri ne diye soracak olsanız, tereddüt etmeden Frahm’ın adını anardık. Klasik müzik 21. yüzyılda da popülerliğini koruyacaksa, bunu Frahm gibi dahi neo-klasik besteciler sayesinde gerçekleştirecek kuşkusuz. Kendisinden çok da fazla bahsetmeye gerek yok, ‘All Melody’ albümünü açıp dinlemeye başlayın, sonra kendinizi bu konserde bulacaksınız zaten. 19 Eylül, Zorlu PSM Turkcell Sahnesi, 20.30, güncel bilet fiyatları için: zorlupsm.com/tr  

Sylvain Chauveau
Müzik

Sylvain Chauveau

Bugüne kadar Sigur Rós ve Fennesz gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşan Sylvain Chauveau neo-klasik müzik ile elektronik sesleri bir araya getiriyor. İmza attığı etkileyici film müzikleriyle de tanınan sanatçıyı Neue! Step kapsamında izliyoruz.   Zorlu PSM Touché, 21.00, 88-132 TL

David Garrett
Müzik

David Garrett

Dahi kemancı David Garrett İstanbul’da. 2008 yılında Rimsky-Korsakov’un inanılmaz zorluktaki eseri ‘Flight of the Bumblebee’yi saniyede 13 nota basarak 1 dakika 6.56 saniyede çalan ve Guinness Rekorlar Kitabı’na giren Garrett’in tek marifeti sürati değil elbette. Klasik müziğe dinamizm katan Garrett’ın Michael Jackson şarkılarından Star Wars film müziklerine uzanan geniş bir repertuvarı var. 21 Eylül, Volkswagen Arena, 21.00, 230-775 TL

En çok okunan röportajlar

2019’un şimdilik en iyileri
Müzik

2019’un şimdilik en iyileri

Popüler müzik sahnesinde rüzgar uzun zamandır hip-hop’tan yana esiyor. Demet Akalın’ı bile bir hip-hop şarkısının videosunda görüyorsak bu zaferin geçici olmayacağını tahmin edebiliriz kolayca. Elbette kuru bir popülerlikten ibaret değil bu, vaktiyle caz ya da rock’ın yaptığı gibi zamanın ruhunu yansıtan, aynı zamanda sanatsal kalıpların sınırlarını zorlayan, yeni formlar icat eden bir tür hip-hop. Bu yıl yayınlanan Tyler, the Creator’ın ‘Igor’u ve Flying Lotus’un ‘Flamagra’sı bahsettiğimiz yenilikçiliği taşıyan eşsiz albümler. Avrupa cephesinde de Slowthai ‘Nothing Great About Britain’, Kate Tempest ise ‘The Book of Traps and Lessons’ ile bayrağı taşıyor. Fakat tek gıdamız hip-hop değil elbette, kıyıda köşede hâlâ alternatif cevherler var. Gelin, hip-hop’ı bir yana bırakıp 2019’un heyecan verici albümlerine bakalım.   Vampire Weekend  - ‘Father of the Bride’ New York vampirlerinin, Rostam Batmanglij’in gruptan ayrılmasından sonra nasıl bir dönüş yapacağı merak konusuydu ki Ezra Koenig 18 şarkılık epik bir albümle çıkageldi neyse ki. Vampire Weekend ile ilgili sevdiğiniz her şeyi bir araya getirin ve 18 ile çarpın. Her bir şarkı gerçek birer kötü gün dostu. Bu parçayı mutlaka dinleyin: ‘This Life’.   Thom Yorke - ‘Anima’ Thom Yorke hem Radiohead ile hem de diğer yan projelerinde bir hayli üretken olsa da 2014’ten bu yana bağımsız bir solo albüm yayınlamamıştı. ‘Anima’, Yorke’un elektronik müzik fantezilerini doya doya gerçekleştirdiği bir albüm. Üstüne de Paul Thomas

Klein Garten’da gözler onun üzerinde
Müzik

Klein Garten’da gözler onun üzerinde

Gece mesailerinde soluğu Pera’daki Klein Garten’da alanlar, Esma Er’in canlı performansını hayranlıkla izliyor. Er’e kariyerine dair merak ettiklerimizi sorduk.  

Marşandiz: Yolunuza ritim, muhabbetinize tat
Müzik

Marşandiz: Yolunuza ritim, muhabbetinize tat

Bir neslin Anadolu pop geleneğini yeniden keşfetmesini sağlayan Hey! Douglas birkaç aydır bir hayli aktif, tam gaz ilerliyor diyebiliriz. Önce art arda Göksel, Can Gox ve Gaye Su Akyol ile klasik parçaların Hey! Douglas tarzı yorumlarından oluşan tekliler yayınladı. Hepimiz gelmekte olan albümün bir cover albümü olmasını beklerken 10 özgün besteden oluşan ‘Marşandiz’ ile ters köşeye yatırdı Hey! Douglas. Biz hâlâ ‘Marşandiz’i sindirmeye çalışalım, bu satırları yazdığımız sıralarda albüm öncesi teklilerin devamı niteliğinde bir çalışma daha geldi Hey! Douglas’tan. Fikret Kızılok klasiği ‘Leylim Leylim’ orijinal vokallerine dokunulmadan bir Hey! Douglas parçasına dönüştü VeYasin’in elinde. ‘Marşandiz’ gerçekten de her bir vagonunda başka coğrafyalardan, farklı türlerden esintiler taşıyan bir yük treni. Dub etkileri de var, funk da; türküler de çalınıyor kulağımıza soul parçaları da. Albümü dinledikten sonra Hey! Douglas’ın ardındaki isim VEYasin’in kapısını çaldık.   Albümde daha az sample var sanki bu sefer, canlı kayıtların ağırlığı da daha fazla hissediliyor. Telifle ilgili kısıtlamalar mı sizi böyle parçalar yapmaya itti? Sample benim için ses dosyasından öte, deneyim repertuvarımda bulunan birikimlerdir. Bu düşünceyle yaklaşırsak aslında albümün tamamı sample.   Nasıl bir kadroyla birlikte çalıştınız, kimler çaldı albümde? Trombon ve trompette Ekin Eti var. Klarnetleri Hasan Dağlar, flütleri Richard Laniepce çaldı. ‘Randevu’ şarkısının gitarlarında Alper Sarıoğlu

Skye Edwards: Morcheeba her zaman bizim için kürkçü dükkanı oldu.
Müzik

Skye Edwards: Morcheeba her zaman bizim için kürkçü dükkanı oldu.

90’larda yayınladıkları klasiklerin yeri başka elbette ama geçtiğimiz yıl gelen ‘Blaze Away’ albümü de Morcheeba’nın hâlâ formunda olduğunun ispatı niteliğinde. Trip hop’ın emektar ismi Morcheeba’nın PSM Caz Festivali’nde sahne alacağını duyunca vokalist Skye Edwards’a bağlandık. Uzun bir aradan sonra geçtiğimiz sene Morcheeba olarak yeni bir albüm yayınladınız. 20 yıldan uzun zamandır birlikte müzik yapıyorsunuz. Diğer projelerinizin yanında Morcheeba’nın sizin için anlamı nedir? 18 yaşından beri Morcheeba’nınbir parçasıyım. Artık 42 yaşında olduğumu hesaba katarsak ömrümün yarısından çoğunu bu grubun bir parçası olarak geçirdim, daha öncesini neredeyse hatırlamıyorum desem yeridir. Çok şükür ki ayak uydurması kolay ve rahat bir ekip. Başka projelerle uğraşsak da Morcheebaher zaman bizim için kürkçü dükkanı oldu, dönüp dolaşıp burada kendimizi evde hissettik. Son albümünüz ‘Blaze Away’deki ‘It’s Summertime’dan bahsederken pop radyolarında çalan ama bir şekilde farklılığını hissettiren bir parça diyorsunuz. Farklı pop şarkısı derken kastettiğiniz nedir? Günümüz pop müziğinin özünde ne var sizce? İyi pop müziği severim, ancak bu tanım popüler müziğin ancak %5’ine tekabül eder genellikle. İyi bir pop şarkısının üç dakika gibi kısa bir sürede insanı alıp bir maceraya sürüklemesi inanılmazdır. Sanırım popun özünde daha fazla sayıda insanla bir bağlantı kurabilme çabası yatıyor. Elbette bu ince bir denge işi, yeterince cool olmakla herkesin bağ kurabileceği evrensel doğruları

Benim Sezen’e olan aşkım bir dağ gibidir
Müzik

Benim Sezen’e olan aşkım bir dağ gibidir

Bir önceki albümünüz ‘Yine de Amin’ geçtiğimiz yıl piyasaya çıkmıştı. Üzerinden bir yıl geçmeden ‘Seni Senin Gibiler Sevsin’ ile yeniden karşımızdasınız. Hayatınızın oldukça üretken bir dönemindesiniz sanki. Öyle mi gerçekten? Üretkenim evet, çevremdeki dostlarım da oldukça üretken ve paylaşımcılar, hem de albüm yayınlama sürelerinin o kadar uzun olması gerektiğine inanmıyorum. Ürettikçe paylaşmalıyız, bir mevsimi/bir takvimi kollamadan.   ‘Seni Senin Gibiler Sevsin’in isim babası, tiyatro yazarı Özen Yula. Yula ile yakın arkadaş olduğunuzu duyduk. Yula’ya ait bir sözün, albümün ismi olmasına nasıl karar verdiniz? Bu söz, size neler ifade ediyor, neler hissettiriyor? Geçen yıl okudum Özen’in bu cümlesini ve aklıma kazındı. Sohbet içinde de kullanmaya başladım. Tıpkı ‘Yine de Amin’, ‘Amansız Gücenik’ ve ‘Ütopyalar Güzeldir’ cümlelerini kullandığım gibi. Bir dönem hayatımda önemli saydığım bu kelimeler mutlaka albüm isimlerim olsun istiyorum. Ve sanki herkes de çok yakın hissediyor bu cümlelere kendini. Bir anda yayılıyor ve kocaman bir çetenin sloganına dönüşüyor, sanki.   ‘Seni Senin Gibiler Sevsin’ el birliğiyle yapılmış bir albüm. Konsepti belirleyen, şarkıları yorumlayan sizsiniz ama şarkıların çoğunun söz ve besteleri pek çok önemli müzisyenin imzasını taşıyor. Aralarında en çok dikkat çeken Sezen Aksu belki de… Aksu ile nasıl tanıştınız? Kendisinin ‘Seni Senin Gibiler Sevsin’deki iki şarkıyı size emanet etmesi nasıl gerçekleşti? Sanırım zaten gizli bir gönül bağı

En iyi kulüpler

Klein
Gece hayatı

Klein

Elektronik müziğin yeni gözdesi

Nardis Jazz Club
Müzik

Nardis Jazz Club

İstanbul'un jazz mabedi

Peyote
Müzik

Peyote

Şehrin alternatif müzik adresi

Mini Müzikhol
Kulüpler

Mini Müzikhol

Cihangir'in underground diskoteği