Müzik

Şehirdeki konserler, festivaller, albüm eleştirileri ve müzisyen röportajları

Chill-Out
Müzik

Chill-Out

Adının hakkını sonuna kadar veren festival Chill-Out deniz sezonunu açıp Bodrum ve Çeşme ekseninde uzun bir geziye çıkmak üzere. Fakat yola çıkmadan önce geleneği bozmuyor ve sezona dopdolu bir İstanbul ayağıyla başlıyor. Lounge FM’in ince müzik zevkini ve telaşsız bir hafta sonu kaçamağını bir araya getiren Chill-Out, 14. yılında ülkemizin en uzun soluklu bağımsız festivallerinden biri artık. Doğa ile iç içe bir ortamda kafa dinlemeyi, seçkin seçenekler arasından ufak bir yeme içme bayramı yapmayı küçümsemiyoruz elbette ama festivalin başrolünde müzik var. Özellikle her telinden elektronik müzik. Biz bu haberi hazırlarken, iki günlük festivalin yalnızca ilk gününün programı belliydi ancak bu kadarı bile elektronik müzik severleri heyecanlandırmaya yetecek cinsten. Yola genç bir dahi olarak başlayıp yıllar içinde rüştünü defalarca ispatlayan house ustası David August, minimal house ve tekno alanında ezberleri bozan Pantha Du Prince listenin en üst sıralarında yer alan isimler. Hemen arkalarından ‘Hit Girl’, ‘Hypnotized’ ve ‘Aqualight’ parçalarıyla dans pistlerini aşındıran Fransız prodüktör Sébastien Léger geliyor. Umami, Kermesse, Silky Raven, Nicola Noir, Sander, Mousike ve başka sürpriz isimler de 15 Haziran Cumartesi günü sahne alıyor. Sıcak bir hafta sonunda şehrin gürültüsünden kaçıp kendinizi doğanın ve müziğin kollarına bırakmak; yogadan dansa farklı aktivitelerle stres atmak kulağa fena gelmiyorsa, takviminizde Chill-Out’a mutlaka yer açın. 15-16 Haziran, Garden F

Diablo Swing Orchestra
Müzik

Diablo Swing Orchestra

Grubun adına dikkatli baktığınızda neyle karşılaşacağınızı kestirebilirsiniz aslında. İşin içinde swing ve gypsy caz var ama ayrıca bir ilginç daha unsur mevcut. Swing geleneğini heavy metal enerjisiyle harmanlayan Diablo Swing Orchestra benzersiz bir deneyim vadediyor.

Siya Siyabend
Müzik

Siya Siyabend

Bizon Murat direkten döndü, bu süreçte Siya Siyabend’in bizim için ne kadar özel bir anlamı olduğunu da tekrar Avusturyalı deneysel elektronik müzik ikilisi HVOB geçtiğimiz aylarda yayınlanan yeni albümleri ‘Rocco’yu icra etmek üzere yollara düştü bile. Sahnede etkileyici performanslar izlemeye hasret kalanlara duyurulur.

Fantastic Negrito
Müzik

Fantastic Negrito

İsmi kulağınıza şaka gibi gelebilir, ancak sesi ve kariyeri bundan bir hayli uzakta aslında. Xavier olarak başladığı kariyerine bir dizi trajik olaydan sonra Fantastic Negrito adıyla devam eden Amin Dphrepaulezz, R&B ve roots sularında dolaşıp eşsiz bir çağdaş blues icra ediyor.

PSM Caz Festivali
Müzik

PSM Caz Festivali

Nisan sonunda başlayan ve Haziran’a dek sürecek olan PSM Caz Festivali’nin programı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi işinin ehli onlarca usta müzisyenle dolu.Festival yalnızca caz sularında da dolaşmıyor üstelik. Şöyle hızlıca bir göz gezdirince vokal ve neşe virtüözü  Bobby McFerrin, eklektik gitarist Estas Tonne, yaşayan en büyük caz gitar ustalarından John Scofield ve Grammy ödüllü trompetçi Chris Botti ilk dikkat çeken isimler. Festival ayrıca modern fado ustaları Dead Combo, deneysel teknonun son yıllardaki gözde ismi Christian Löffler ve conscious hip-hop’ın güçlü temsilcisi Akua Naru ile caz sınırları dışına da açılıyor. İlhan Erşahin, Karsu, Ercüment Orkut, Önder Focan ve Esra Zeynep Yücel gibi Türkiye caz sahnesinin önemli isimlerinin de festivalde sahne aldığını söylemeye gerek bile yok. Kısacası karşımızda oldukça kapsamlı bir program var karşımızda, seçiminizi iyi yapın. 25 Nisan-1 Haziran, Zorlu PSM, detaylar: www.zorlupsm.com/tr

En çok okunan röportajlar

Benim Sezen’e olan aşkım bir dağ gibidir
Müzik

Benim Sezen’e olan aşkım bir dağ gibidir

Bir önceki albümünüz ‘Yine de Amin’ geçtiğimiz yıl piyasaya çıkmıştı. Üzerinden bir yıl geçmeden ‘Seni Senin Gibiler Sevsin’ ile yeniden karşımızdasınız. Hayatınızın oldukça üretken bir dönemindesiniz sanki. Öyle mi gerçekten? Üretkenim evet, çevremdeki dostlarım da oldukça üretken ve paylaşımcılar, hem de albüm yayınlama sürelerinin o kadar uzun olması gerektiğine inanmıyorum. Ürettikçe paylaşmalıyız, bir mevsimi/bir takvimi kollamadan.   ‘Seni Senin Gibiler Sevsin’in isim babası, tiyatro yazarı Özen Yula. Yula ile yakın arkadaş olduğunuzu duyduk. Yula’ya ait bir sözün, albümün ismi olmasına nasıl karar verdiniz? Bu söz, size neler ifade ediyor, neler hissettiriyor? Geçen yıl okudum Özen’in bu cümlesini ve aklıma kazındı. Sohbet içinde de kullanmaya başladım. Tıpkı ‘Yine de Amin’, ‘Amansız Gücenik’ ve ‘Ütopyalar Güzeldir’ cümlelerini kullandığım gibi. Bir dönem hayatımda önemli saydığım bu kelimeler mutlaka albüm isimlerim olsun istiyorum. Ve sanki herkes de çok yakın hissediyor bu cümlelere kendini. Bir anda yayılıyor ve kocaman bir çetenin sloganına dönüşüyor, sanki.   ‘Seni Senin Gibiler Sevsin’ el birliğiyle yapılmış bir albüm. Konsepti belirleyen, şarkıları yorumlayan sizsiniz ama şarkıların çoğunun söz ve besteleri pek çok önemli müzisyenin imzasını taşıyor. Aralarında en çok dikkat çeken Sezen Aksu belki de… Aksu ile nasıl tanıştınız? Kendisinin ‘Seni Senin Gibiler Sevsin’deki iki şarkıyı size emanet etmesi nasıl gerçekleşti? Sanırım zaten gizli bir gönül bağı

Algiers: Üçüncü Dünya’nın başkenti
Müzik

Algiers: Üçüncü Dünya’nın başkenti

Atlanta ile ilgili son yıllarda radarımıza giren iki şey var. İlki Donald Glover’ın şehirle aynı adı taşıyan harika dizisi, ikincisi ise yayınladıkları iki albümle ağzımızı açık bırakan post-punk dörtlüsü Algiers. Grup ikinci albümünde Bloc Party’den oyuncu transfer etti, prodüktör olarak Portishead’den Adrian Utrey’i masa başına oturttu ve harika bir işe imza attı. İstanbul konserleri öncesinde grubun basçısı Ryan Mahan ile müzikten siyasete uzun bir söyleşi gerçekleştirdik.  Time Out’ta ilk albümünüzden  bahsederken “Ana akım rock, Rage Against the Machine’den bu yana böylesine bir çıkış yapmadı,” demiştik. ‘The Underside of Power’ bu anlamda çıtayı biraz daha yükseltiyor. Daha yüksek tempolu, daha öfkeli bir ruha sahip. Tabiri caizse daha aklı başında bir punk albümü. İki albüm arasında nasıl bir dönüşüm yaşadınız? İltifat için teşekkürler. Şarkılarımız tüm müzikal formları şekillendiren toplumsal dinamiklerle ve tarihle iç içe aslında. Sonuç olarak sanatımızı tamamıyla belirlemese de içinde yaşadığımız çöküş halindeki dünya kaçınılmaz bir şekilde müziğimizi etkiliyor. İki albüm arasında geçen zaman bir anlamda Amerikan emperyal projesinin kalbindeki nefret ve şiddetin bir özeti gibiydi. İkinci albümde kulağınıza çalınan bu sürecin bir yansıması olabilir. Ya da belki de tüm bunlarla bir ilgisi yoktur, sadece içimizden geleni yapıyoruzdur. Öte yandan ana akım rock’a ait olduğumuzu pek kabul etmiyoruz. Rock denilen şey kaçınılmaz bir şekilde aşırılık, şovenizm ve erkek e

Bu festivali kaçırmayın
Haberler

Bu festivali kaçırmayın

Geçtiğimiz ayın ortasında başlayan VIII. İstanbul Uluslararası Opus Amadeus Oda Müziği Festivali bu ay da devam ediyor. 6 Mart tarihinde Yeldeğirmeni Sanat’ta Macaristan’ın çok özel ve geniş bir repertuvara sahip topluluklarından Trio Passacaglia’yı dinleyeceğiz. Ekip Judit Rajk (kontralto), Laszlo Keringer (tenor) ve Tamas Zetenyi’den (viyolonsel) oluşuyor. Festivalin 11 Mart’taki son konserinde ise şehrin önemli nefesli dörtlülerinden Silva Quartet sahne alıyor. Dörtlü Mozart, Grieg, Bozza, Hugues ve Provinciali eserlerini seslendiriyor. Aşkenazi Sinagogu’nun özel atmosferi bu konserin bir diğer çekici noktası. Trio Passacaglia: 6 Mart, Yeldeğirmeni Sanat, 20.00, 34-78,50 TL /  Silva Quartet: 11 Mart, Aşkenazi Sinagogu, 20.30, 34-90 TL, www.opusamadeus.com

Çete sahalara geri döndü: 'Gözyaşı Çetesi'
Haberler

Çete sahalara geri döndü: 'Gözyaşı Çetesi'

2016’da yayınladıkları ‘Garip Davam’ın ardından Gözyaşı Çetesi nihayet yeni bir albümle karşımızda. ‘Karar’ doğaçlamalara, uzun fasıllara meyilli bir ekip olan Gözyaşı Çetesi’nin altı uzun şarkısından oluşuyor. Sözler derin, ekibin kimyası ise her zamanki gibi yerinde. Grubun adına aldanmayın, ‘Karar’ insanı kendine getiren, gözyaşlarımızı sildiren bir albüm. Türkiye’deki yaratıcı insanların kabuklarına çekilseler de bir yolunu bulup sanatlarına devam edebileceklerinin kanıtı gibi adeta. Karşımızda birbirini anlayan, aynı dili konuşan müzisyenlerden oluşan bir ekip var. Pınar Balcı, Sinan Tınar, Umut Arabacı, Faruk Kavi, Anıl Dağ ile sohbet ettik ve yalnızca yeni albümden bahsetmedik elbette. Ayrıntılar aşağıda... ‘Garip Davam’ın kayıtları bir hafta gibi bir sürede gerçekleşmiş. ‘Karar’ için de benzer bir süreç mi işledi?Pınar Balcı Hem ‘Garip Davam’ın hücum kayıtlarında, hem de verdiğimiz çeşitli konserlerde kazandığımız deneyimler oldu. Bunlardan biri, birbirimize hem dost olarak hem de müzikal kişiliklerimizle yaslanabilmek ve müzik yaparken konuşmadan iletişim kurabilmek. İki sene önce İstanbul’un karışık olduğu dönemde çok görüşemediğimiz bir süreç yaşadık. Ben de ümitsizliğe kapılacağıma fırsat buldukça odama çekilip besteler yapıp içime sinen demoları grup arkadaşlarıma yollamaya başladım. Parçalar biriktikçe “Madem buluşup çalamıyoruz, direkt albüm kayıtlarına girelim,” dedik. Kayıtlara girmeden önce pek prova yapma imkanı bulamadık ama içimiz rahattı. İlk albüm süre

Kabus Kerim
Müzik

Kabus Kerim

Anadolu müzikleri ile bağları nicedir sıkı olan Kabus Kerim, bir süredir yollarda

En iyi kulüpler

Klein
Gece hayatı

Klein

Elektronik müziğin yeni gözdesi

Nardis Jazz Club
Müzik

Nardis Jazz Club

İstanbul'un jazz mabedi

Peyote
Müzik

Peyote

Şehrin alternatif müzik adresi

Mini Müzikhol
Kulüpler

Mini Müzikhol

Cihangir'in underground diskoteği