Kültür & Sanat

İstanbul’un sanat dünyasından haberler, galeri bilgileri ve sergi eleştirileri

Yeni sergiler

Akış / Flux
Sanat

Akış / Flux

Marina Abramović, ‘Akış / Flux’ sergisiyle Nisan sonuna kadar İstanbul’da. Sakıp Sabancı Müzesi ve Akbank Sanat’ı kapsayan sergi performans sanatının öncülerinden Abramović’in Türkiye’deki ilk büyük ölçekli retrospektifini sunuyor bize. Sergide sanatçının performanslarına ait video ve fotoğrafların yanı sıra, projeye davet edilen sanatçılarla MAI (Marina Abramović Institute) ortaklığında geliştirilen canlı performanslar ve Abramović Metodu’na adanan bir bölüm de yer alıyor. Kaçırmayın. 26 Nisan’a kadar. sakipsabancimuzesi.org

Bauhaus Imaginista: Uzaklarda. İstanbul
Sanat

Bauhaus Imaginista: Uzaklarda. İstanbul

Sergi, Bauhaus anlayışının farklı siyasi ve kültürel bağlamlarda geçirdiği değişimlere odaklanıyor. 3 Nisan’a kadar

Bergama Stereotip
Sanat

Bergama Stereotip

Arter bu ay Cevdet Erek’in yeni sergisini ağırlamaya başlıyor. Müzisyen kimliğiyle de tanıdığımız sanatçı bu çalışmasıyla Büyük Bergama Sunağı’nı ve serüvenini yeniden yorumlayarak sesli bir mimari oluşturuyor. Mekana özgü olarak tasarlanan bu yerleştirme, Berlin’deki Hamburger Bahnhof Müzesi’nde sergilenmeye devam ‘Bergama Stereo’ isimli yapıtın bir varyasyonu. 27 Şubat-9 Ağustos www.arter.org.tr

Urban Anatomies
Sanat

Urban Anatomies

Alman ressam Jochen Proehl çalışmalarını oluştururken çocukluk ve gençliğini geçirdiği, ilk sanatsal izlenimlerini edindiği Anadolu coğrafyasından, buradaki arkeolojik kazılardan ve İstanbul’un kentsel yoğunluğundan esinleniyor. Sanatçı kompozisyonlarında daire, kare veya dikdörtgen gibi temel geometrik şekilleri temel alıyor. 6-29 Şubat camgaleri.com/tr

Histerik Bahçe
Sanat

Histerik Bahçe

Son dönem çağdaş Türk sanatının “toplumsal cinsiyet/kadın kimliği” üstüne özgün işleriyle adından söz ettiren ismi Gülcan Şenyuvalı, 5’inci kişisel sergisi “Histerik Bahçe”yi Ferda Art Platform’da sanatseverlerle buluşturuyor. Gülcan Şenyuvalı’nın tuval üzerine akrilik, yağlı boya, kara kalem ve dikiş uygulamalarının bir araya gelmesiyle ortaya çıkan sıradışı 24 eseri, 12 Şubat-12 Mart günleri arasında görülebilecek.

İstanbul'daki diğer sergiler

Esneyen zaman, büyüleyen renkler
Sanat

Esneyen zaman, büyüleyen renkler

  Borusan Contemporary’nin düzenlediği ‘Bill Viola: Geçici’ sergisinde, 40 yılı aşkın süredir üretimine devam eden ve video sanatının önde gelen isimlerinden olan Viola’nın farklı dönemlerdeki eserlerini bir arada görebilirsiniz. Sadece hafta sonları ziyaret edilebilen müze, sergi süresini oldukça uzun tutuyor. Yani takvim uyuşmazlığı sebebiyle bu etkileyici sergiyi kaçırma ihtimaliniz yok. Biz yine de ziyaretinizi fazla ertelememenizi ve Bill Viola eserlerini bir an önce görmenizi tavsiye ederiz. Sizi soğuk kış günlerinde pencerelerinden İstanbul’un en güzel halini görebileceğiniz bir yapının içinde sanatla baş başa kalmaya davet ediyoruz.  Bill Viola’nın yaşamı ve sanatı arasındaki ilişki Bill Viola, kendi yaşamını hikayeleştirmek (ya da pazarlamak) konusunda meziyetli bir sanatçı. Bir video kamerayı eline ilk aldığı yıl olan 1970’te bir sanat öğrencisiymiş. O zamanların en yeni teknoloji ürününü ilkel ve elverişsiz diye hatırlıyor. Kırmızı tuşuna basınca kayıt almaktan öteye gidemeyen ve görüntüleri siyah ve beyaz olarak kaydeden bir alet… Yapabilecekleri sınırlı olduğundan, kimse onu bir kariyer aracı olarak görmezmiş. Viola ise o tuşa basıp da görüntülerden önce ortaya çıkan mavi akkoru gördüğünde, içinden bir ses bunu yapmaya hayat boyu devam edeceğini söylemiş. Kamerasıyla ilişkisini böyle romantik ve spiritüel bir tonla dile getiren Viola, o zamanlar sanatçılar tarafından pek rağbet görmeyen bu medyumun kullanım olanaklarını genişleten ve ismi onla anılan büyük bir

Akif Hakan Çelebi
Sanat

Akif Hakan Çelebi

Uzun zamandır Hong Kong’da yaşıyorsunuz. Nerden çıktı Hong Kong?  Yakın bir Hong Konglu arkadaşımın ısrarıyla (o da fotoğrafçı ve dijital sanatla uğraşıyor) üç ay için, deneme amaçlı gelmiştim ve sekiz yıldır Hong Kong’dayım. Doğrusu Uzak Doğu’da yaşamak hep hayalimdi ve Hong Kong’da İngilizce konuşulması ve çok sayıda yabancı olması önemli etken oldu. Mesela Japonya en favori ülkem ama orada yaşamak ve para kazanmak için mutlaka lisanlarını ve kültürlerini mükemmel derecede öğrenmeniz gerekiyor. Ama Hong Kong Amerika ve Avrupa standartlarında, Çin’le de alakası yok.   İstanbul’a sık geliyor musunuz?  Her sene gelip üç ay kalıyorum. Genelde yaz ayları oluyor çünkü Hong Kong’un yazı çekilemeyecek kadar sıcak ve nemli. Bu sefer 2020 Ocak ayında tekrar bir müddetliğine gelmem gerekiyor.  Siz yoksunuz ama fotoğraflarınız “The Outsiders” adlı sergiyle yeni yıla girerken İstanbullularla buluşuyor. Setup’la yollarınız nasıl kesişti? Amerika’dan tanıştığım eski ve yakın arkadaşım olan Arthole Berlin sanat platformunun sahibi Çiğdem Sungur, daha önceden ortak olduğu otelinde işlerimi birkaç kez sergilemişti. Daha sonra sanatla daha çom ilgilenmeye karar verdi ve benimle çalışmak istedi. Bunun için de sanatla iyi bir bağı olan ve önceden değişik sergilere ev sahipliği yapmış Setup’ı teklif etti. Tabii ki seve seve kabul ettim. Bu gibi işlerde en güvendiklerinizle çalışmak çok önemli.  Bu sergide neler yer alıyor?  Hem Setup’ın sahibi Ümit hem Çiğdem h

Düşlerin izinde
Sanat

Düşlerin izinde

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 1986 yılında İzmir’de doğdum. Çocukluğumun büyük bölümü Ege Denizi kıyılarında, bahçelerde, kısa boylu maki ormanlarında ve şartlar gerektirdiğinden çokça seyahat ederek geçti. Ailemin yönlendirmesi ve desteği ile resme erken yaşta ilgi duydum. Güzel Sanatlar Lisesini bitirdikten sonra Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü’nde okumak üzere İstanbul’a yerleştim. O zamandan beri burada yaşıyor ve çalışıyorum. Öktem Aykut Galeri ile çalışmaya nasıl başladınız?   Doğa ve Tankut ile tanıştığımızda ortada henüz galeri yoktu. Okullardan yeni mezun olmuş, çeşitli işlerde çalışıyorduk. Fakat Tankut hep bir galeri açmak istediğinden bahsederdi. Hayalini düşünülenden çok daha hızlı hayata geçirdi ve henüz mekanı tutma aşamasında birlikte çalışmaya karar verdik. Hatta genel olarak galeri programının ve kimliğinin oluşmasında da doğrudan katkılarım oldu. 2014’te Ortak Salon isimli grup sergisinde yer aldıktan sonra, 2015’te “Bütün Resimleri” başlığı altında ilk tek kişilik sergimi birlikte yaptık.  Eserlerinizle ilgili konuşmak ve pratiğinizi kelimelere dökmek sizin için kolay mı? Hangi durumlarda gerekli oluyor? Zaman içinde kendi işinizden bahsetme tarzınızda neler değişti?  Kolay değil ama faydası oluyor. Ziyaretlerde, sergilerde, ayaküstü sorular olduğunda cevaplamaya çalışıyorum. Bazen kendi kendime de, resimler hakkında düşünürken, bir soru-cevap şeklinde diyaloglar kurduğumu fark ediyorum. Eskiden resimleri açıklamak gayretindeydim şimdi daha çok

O zaman renk
Sanat

O zaman renk

Andy Warhol sergisinin küratörlüğünü üstlenmeden önce neler yaptınız? 1987 İstanbul doğumluyum. Bir anne/küratör ve hepimiz gibi hayatta her daim öğrenciyim. Kadir Has Üniversitesi’nde grafik tasarım eğitimi aldım. Şu an Yeditepe Üniversitesi’nde sanat yönetimi eğitimime devam ediyorum. Banu Bilen ile kurduğumuz, sanat ve sanatla ilişkilendirilen projeler ürettiğimiz Standart İstanbul olarak Odeabank O’art Galeri’nin yönetimini üstleniyoruz. Küratörlüğünü ve aynı zamanda sanat direktörlüğünü de üstlendiğim O’Art Galeri’de senelik/süreli sergiler ve bu sergilerin içeriklerine uygun paralel etkinlikler düzenliyoruz. Etkinlikler farklı yaş gruplarına ve farklı amaçlara odaklanıyor. Eğitim ve sosyal sorumluluk etkinlik projeleri en çok önemsediklerimizin başında geliyor. Eşzamanlı olarak McArt.ist’in küratörlüğüne de devam ediyorum.   Pop art ile daha önce tanışmamış olanlara bu akımı nasıl anlatırdınız? Bu soru kişinin daha önce sanatla tanışmış olup olmamasına göre değişse de genel bir çerçeve çizebiliriz. 1959 yılında ilk defa İngiltere’de beliren bir sanat akımı olarak pop sanat terimi Lawrence Alloway tarafından kullanılır. Bir anda ortaya çıkan, adeta patlayan anlamına gelen ‘pop’ etimolojik olarak ‘popüler’ kelimesinin kısaltmasıdır. Hemen hemen aynı yıllarda ABD’de dönemin hakim sanat akımı olan Soyut Dışavurum’a tepki olarak popüler kültür ögeleriyle sanat üreten genç sanatçılar dikkat çekmeye başlar. İkinci Dünya Savaşı sonrasında gelişen ekonominin etkisiyle varlı

Nur Koçak’ın Vitrin’lerinden kadın yansımaları
Haberler

Nur Koçak’ın Vitrin’lerinden kadın yansımaları

Türkiye’deki fotogerçekçilik akımının en önemli temsilcilerinden biri olan Nur Koçak’ın “Mutluluk Resimlerimiz” adlı sergisi SALT Beyoğlu ve SALT Galata’da 29 Aralık’a kadar devam ediyor. Sergi kapsamında sergilenen, fotoğraf ve resimlerden oluşan “Vitrinler” serisinde ise sanatçının ilhamı sokak vitrinlerindeki kadın yansımaları… Şehrin caddelerinin kişiliklerini hiç şüphesiz insanların yanı sıra orada yer alan mağazaların vitrinleri de oluşturur. Vitrinlerde yer alan objeler alıcısı için kendi içinde bir düzenle karşımıza çıkar. Oldukça da albenisi olan bir düzendir bu… İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nda da şehrin son dönemdeki ritmini mağazaların vitrinlerinden takip edebilirsiniz. Kimi oldukça cesurken bir diğeri tüm sakinliği ile alıcısını bekler. Fotogerçekçilik akımının Türkiye’deki ilk temsilcilerinden olan Nur Koçak’a göre de vitrinler topluma farklı bir pencereden bakmak için zengin bir kaynak ve nispeten kapalı olan bir toplum yapısını sorguladığı bir ilham kaynağı. Sanatçının 1960’lar ile 2010’lar arasındaki desenleri ve resim serilerinden oluşan “Mutluluk Resimlerimiz” sergisi, Vitrinler serisi ile bu ilhamı içerisinde barındırıyor. Sergi, SALT Beyoğlu’nun hemen girişinde, Forum alanında yer alan Vitrinler serisi ile başlıyor. Sanatçının 1989 ve 2019 tarihleri arasında ürettiği fotoğraf ve resimlerden oluşan bu seri, sergi alanının sokağa açılan girişinde kendine adeta yeni bir vitrin alanı yaratıyor ve tahmin edeceğiniz üzere tüketim toplumuna odaklanıyor. En önem