Film

Vizyon filmleri, röportajlar, eleştiriler ve haberler

Vizyonda ne var?

1917
Film

1917

Yönetmen: Sam Mendes 10 Ocak Nedir? Birinci Dünya Savaşı sırasında cephede geçen gerilim dolu bir hikaye. Neden izlemeli? Sam Mendes’in türün kurallarını baştan yazan ustalıklı yönetmenliği için. Sam Mendes’in büyük bölümü gün ışığının öldürücü parlaklığı altında geçen filmi ‘1917’, asıl gücüne karanlık çöktüğünde ulaşıyor. Yaralı bir İngiliz askeri pencereleri kırılmış bir eve doğru yol alırken, bir Fransız kasabasından arda kalanların arasında buluyoruz kendimizi. Terk edilmiş mekan arka plandaki Thomas Newman imzalı müziklerle gitgide daha da etkileyici hale geliyor. Bu sahne, ustalıklı bir yönetmenlik örneği ve ikinci yarının zirve noktası. Tabii ki bu aslında filmin güç toplamak için durduğu bir an. Çok geçmeden asker koşmaya başlıyor. ‘1917’ askerlerin hikayesini ele alan gerilim dolu bir savaş filmi. Lance ve Blake adlı iki adam Colin Firth’ün canlandırdığı komutanın emriyle sipere çağrılır. Alman ordusu Blake’in kardeşi de dahil 1.600 askerin ölümüne neden olacak bir saldırı için beklemektedir. Görev ise bu saldırıyı sabah olmadan durdurmak için bir mesajı teslim etmektir. Mendes, Christopher Nolan’ın zamanı eğip büktüğü ‘Dunkirk’ten (2017) bile daha cesur bir şekilde türü yeniden icat ediyor. Görüntü yönetmeni Roger Deakins ise ‘1917’ ile 15. Oscar adaylığını alacağa benziyor. Askerler arasında dolaşan huzursuz kamera savaşa dair farklı bir bakış açısı sunuyor. Mendes bu filmi için Birinci Dünya Savaşı gazisi büyükbabasının hikayelerinden ilham almış.

Time Out diyor ki
5 5 yıldız üzerinden
Derin Sular
Film

Derin Sular

Yönetmen: William Eubank 10 Ocak Nedir? Su altında mahsur kalan araştırmacı bir ekibin yaşadıkları. Neden izlemeli? Su altını hapishaneye çeviren özel efektleri için. Başrolünde Kristen Stewart’ın yer aldığı bilim kurgu-gerilim türündeki film, deprem sonrası bir su altı laboratuvarında gerçekleşen ölüm-kalım savaşını konu alıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Stewart’ın yanı sıra T.J. Miller, Jessica Henwick ve Vincent Cassel gibi isimler de yer alıyor. Filmin yönetmenliğini ise ‘Love’ (2011) adlı bilim kurgusuyla tanınan William Eubank üstleniyor. Brian Duffield’ın kendi hikayesinden uyarladığı ve senaristliğini de üstlendiği film, hayatta kalma mücadelesi zorlaştıkça daha da karmaşıklaşan ekip içi dinamikleri hikayesine dahil ediyor. Mahsur kalan ekip için gitgide bir hapishaneye dönüşen su altı dünyasını klostrofobik bir mekan haline getiren filmin, son yıllarda artan benzer su altı bilim kurgularından nasıl ayrılacağı ise merak konusu.

Cats
Film

Cats

Yönetmen: Tom Hooper 10 Ocak Nedir? Jellicles adlı bir kedi kabilesinin hikayesi. Neden izlemeli? Ünlü Broadway müzikalini beyaz perdede izlemek için. Andrew Lloyd Webber’in Broadway’de sergilenen meşhur müzikalinden uyarlanan film, aynı zamanda T. S. Eliot’ın ‘Old Possum’s Book Of Practical Cats’ adlı kitabının bir versiyonu. Bir kedi kabilesinin hikayesini konu alan filmin yönetmenliğini ise ‘The King’s Speech / Zoraki Kral’ (2010) ve ‘The Danish Girl / Danimarkalı Kız’ (2015) gibi dönem filmleriyle bilinen Tom Hooper üstleniyor. Film, kedi vücuduna ve insan yüzüne sahip karakterlerin görüldüğü ilk fragmanının ardından büyük tepkiyle karşılanmış, özellikle CGI efektlerinin yetersizliğiyle konuşulmuştu.    Filmde Jellicles adlı bir kedi kabilesinin Heaviside Layer adlı kedi cennetine gidecek olan özel kediyi seçme süreci anlatılıyor. Cennete gidecek olan kediyi seçmek kralın görevidir. Ancak Macavity adlı kötü kedi, kralı kaçırır ve seçimi engeller. Jellicles kabilesi ise Macavity’yi durdurup seçimi yeniden gerçekleştirmek zorundadır. Taylor Swift, Idris Elba, Judi Dench, Francesca Hayward ve Ian McKellen gibi yıldız isimlerin yer aldığı filmin, fragmanın aldığı tepkiler sonrası nasıl bir değişikliğe gittiği ise merak konusu.

Time Out diyor ki
3 5 yıldız üzerinden
Resmi Sırlar
Film

Resmi Sırlar

Yönetmen: Gavin Hood 3 Ocak Nedir? 2000’lerin başında geçen bir politik gerilim. Neden izlemeli? Keira Knightley’nin başarılı performansı için. ‘Official Secrets’, 2000’lerin başında geçmesine rağmen bir dönem filmi hissiyatına sahip. Bir casus ve gazeteci hikayesini bir araya getiren filmde Keira Knightley gerçek bir karakter olan muhbir Katharine Gun’ı canlandırıyor. Kendisi, Irak’ın işgaliyle ilgili olarak BM üyelerinin şantajını talep eden bir istihbarat e-postasına denk gelen bir tercüman. Gun, güvenlik yasalarını delme pahasına bu e-postayı sızdırmaya karar veriyor. Knightley, Gun’ın polisle ve kendisini savunan kişilerle olan karşılaşmalarını başarılı bir şekilde canlandırıyor. Filmde kaçınılmaz olarak birkaç karakterin yeteri kadar işlenmediğini görüyoruz, bunlardan bir tanesi de Gun’ın Kürt kocası. Gavin Hood daha önce ‘Eye in the Sky / Ölüm Emri’ (2015) adlı gerilim filmini yönetmişti.

Time Out diyor ki
4 5 yıldız üzerinden
Judy
Film

Judy

This strenuous but soapy real-life drama adapted from Peter Quilter’s play ‘End of the Rainbow’ bookends Judy Garland’s life in a way that leaves no doubt over who it blames for the star’s later-life struggles. Hollywood – embodied in the bullying, Weinstein-like form of mogul Louis B Mayer (the ‘M’ in MGM) – is shown stage-managing her life, plying her with pills and crushing her self-esteem, reminding her that she was nothing without its spotlights shining down on her. MGM, the studio that would make ‘Gaslight’, got in some early practice in the art with the budding starlet. The dramatic choice to bolt on scenes of the young Judy (Darci Shaw) prepping for ‘The Wizard of Oz’ leaves it feeling disjointed and reductive in parts. Each of her travails – pills, booze, insomnia – gets its own origin story as ‘Judy’ jags back and forth between the early years and the 47-year-old version (Renée Zellweger) enjoying a final hurrah on the London stage. It puts its protagonist on the couch and offers a diagnosis when it would have been much better off letting its iconic star speak for herself. Its trump card, of course, is Zellweger, who blows through the film in a gust of jittery energy, wounded ego and half-buried star quality. The transformation is startling, with dark lenses and a birdlike physicality essaying a faded but still formidable life force who’s at once unknowable and, by 1969, wildly over-exposed. We see her bitter feud with ex-husband Sidney Luft (Rufus Sewell) and a l

Time Out diyor ki
3 5 yıldız üzerinden
İstanbul'daki diğer filmler

En çok okunan röportajlar

‘Star Wars’ ekibiyle yüz yüze
Film

‘Star Wars’ ekibiyle yüz yüze

John Boyega ‘Star Wars’da canlandırdığı Finn karakteriyle yıldızlaşan John Boyega ile ‘Star Wars: Skywalker’ın Yükselişi’ni ve daha fazlasını konuştuk. Caroline McGinn  Oyunculuğa yerel bir tiyatroda başladığınız değil mi? Theatre Peckham’da eğitim gördüm. Sanatı gerçek anlamda bu tiyatroda keşfettim. İlkokuldayken Theatre Peckham’dan burs aldım. Kurucusu Teresa Early tiyatroya gelip eğitim alabileceğimi, üstelik bunu ücretsiz yapabileceğimi söyledi. Bana gerçekten iyi bir fırsat tanımış oldu. Böylece çağdaş tiyatro, dans ve bale dünyasının kapıları önümde açıldı.  Baleyle ilgisi olabilecek birine benzemiyorsunuz hiç. Bale dersleri biraz zordu! Ama performans sanatlarıyla ilgilenen çocuklarla tanıştım. Arkadaşlarımın çoğu oradan. Şanslıydım, çevremde sürekli performanslar sergileyen yaratıcı insanlar vardı. Roundhouse’da performanslar yaptım, drama grubum bir yarışma kazandı ve tüm bunlar performans tutkumu güçlendirdi. Aynı zamanda bugün hâlâ devam eden arkadaşlıklar kurdum.  İlk büyük maaşınızla anne ve babanıza ev almışsınız. Aile sizin için epey önemli olmalı. Sizin için önemli değilse üzgünüm.  İnsan 20’li yaşlarında ailesinden uzaklaşabiliyor. Benzer bir durum yaşadım. Seyahat ediyordum, aramıza mesafe girdi. Ebeveynlerinizin yaşı ilerledikçe, rolleri değişiyorsunuz ve onlar sizin bebeğiniz haline geliyor. Nasıl bir yetişkin olduğunuzu merak ediyorlar. Anne ve babamın, bir insanın bu dünyada sahip olduğu kısıtlı sürenin farkında olduğunu görebiliyorum. Bu yüzde

Beyaz perdenin rap yıldızı
Film

Beyaz perdenin rap yıldızı

Buluşmamızdan önceki gece Nora Lum, namıdiğer Awkwafina, Met Gala’da Joseph Altuzarra imzalı pırıl pırıl altın bir elbiseyle göz alıyordu. Gülerek “Instagram’da birkaç kişi elbiseyi Ferrero Rocher ambalajlarına benzetti,” diyor. “Kafama takmıyorum çünkü çok lüks bir çikolata.” Awkwafina, daha geçen yaz ‘Ocean’s 8’teki karakteriyle Met Gala’da soygun yapıyordu, ama genç komedyen hâlâ süperstar rol arkadaşlarının yanında kendini fazlalık gibi hissediyordu. Ardından beyaz perdede her kültürün temsil edilmesi için bir ‘hareket’ olarak tanımladığı ve Amerika’da çok başarılı olan ‘Crazy Rich Asians / Çılgın Zengin Asyalılar’ vizyona girdi. Belli ki devrim, Sundance’te izleyenleri büyüleyen ‘The Farewell / Elveda’ ile devam ediyor; aile içi kopukluk, kader ve göçmen sorunları hakkında bir dram olan filmin tamamı Çinlilerden oluşan kadrosunda Awkwafina başı çekiyor.  Günlük hayatınızda Awkwafina kişiliğini bir kenara bırakmanız mümkün oluyor mu? İnsanlar gerçek adınız Nora’yı kullanıyor mu? Arkadaşlarım kullanıyor. Tedirgin hissettiğim durumlarda öz güven kazanmak için Awkwafina’ya bürünüyorum sanırım. Awkwafina dünyaya sunduğum şey, döndüğüm yuva ise Nora. Awkwafina, bir savunma stratejisi mi? Tam anlamıyla öyle: İlk videomda anonim olmak istiyordum. Aptalca bir fikirdi, çünkü buna rağmen işimden kovuldum. Awkwafina, 15-16 yaşımdayken doğdu. Bu yüzden benim bir parçam. Güçlü görünme ve kendinizi sevme konusunda iyi bir örnek sunmak istersiniz ama bazen bunu yapamazsınız. Afişle

Bana işini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim
Film

Bana işini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim

  ‘Küçük Şeyler’in, önceki filminiz ‘Babamın Kanatları’ ile bağlantısı nedir? Adına ev üçlemesi dediğim serinin devamı niteliğinde. Ama başka bir hikaye, başka bir sınıf ve başka bir üslupla anlatılıyor. İlk filmde sitenin inşaatı sürerken oradaki örnek daireyi görüp evi alan çiftin hayatına odaklanıyoruz bu kez.  Bir üçlemenin parçası olsalar da, iki film arasında değindiği konular açısından hayli fark var. ‘Babamın Kanatları’, işçi cinayetlerine eğiliyor; ‘Küçük Şeyler’in karakterleri ise beyaz yakalı dertlerinden mustarip. Bu fark, senaryo yazımı ve çekim sürecini nasıl etkiledi? İçinde yaşadığımız kentsel sömürü ve kapitalizmin cenderesindeki karakterler olarak aynı gerçekliğin içinde nefes alıp veriyorlar. Hatta birebir aynı mekandalar diyebilirim. Bu filmi yazarken yeni orta sınıfı anlamak, onun kendine dert ettiği şeylerin ötesine geçerek bir kavrayış geliştirmek zorlayıcıydı. Diğer yandan da ilk filme nazaran daha iyi bildiğim sularda olduğum için kolaydı. Bu konfor alanından çıkmayan, kendini fazla önemseyen, biraz da gösteriş seven insanları yazarken mizah ister istemez ön plana çıktı. Çekim süreci de elbette kolay olmadı. Oyuncularla komik olmadan kurulan bir mizahı ve içinde hüznü barındıran çıkışsızlığı, yer yer sertleşen ilişkinin köşeli yanlarını beraberce kavramaya çalıştık. Benim açımdan zorluklarla dolu, eğlenceli ve inanarak çalıştığım bir süreç oldu.  Sizi, ‘Küçük Şeyler’deki çiftin hikayesini yazmaya iten şey neydi? Beyaz yakalıların dünyasıyla nasıl

Ustanın yeni işi
Film

Ustanın yeni işi

Hikayeye ilham veren neydi? ‘I, Daniel Blake / Ben, Daniel Blake’deki aşevlerini ziyaret ettiğimde, buralara giden insanların aslında çalışan kesimden olduğunu fark ettim. Meslekler güvenilir olmaktan çıktı. Yeni teknolojiler ise insanların daha fazla sömürüldüğü anlamına geliyor.  Sıfır süreli sözleşmeyle [işverenin asgari çalışma saati sağlamadığı, işçinin teklif edilen işleri kabul etmek zorunda olmadığı sözleşme türü] çalışan şoför Don Lane’in ölümünden etkilendiniz mi? Filmi çekerken bundan haberimiz yoktu. Don’un durumu şok edici ve filmde izlediklerinize kıyasla çok daha uç noktadaydı. Cesur bir kadın olan eşiyle tanıştık. [Senarist] Paul Laverty de birçok şoförle tanıştı ve birkaçıyla yollara düştü.  ‘Sorry We Missed You’da Ricky karakteri beyaz bir minibüs kullanıyor. Agresif araç kullanan işçi klişesine bir tepki olarak mı doğdu bu karakter? Bilinçli bir şekilde bu klişeyi ortadan kaldırma niyetimiz yoktu ama şimdi görüyorum ki belki de içten içe öyle bir amacımız vardı. İşçilere odaklanmak ve ne denli tükenmiş olduklarını göstermek istedik. Karakterin tuvalete gidecek vakti olmadığı için yanında şişe taşıması çok çarpıcı. Şoförler çok şiddetli bir kontrol mekanizması altında çalışıyor. Tuvalete gitmelerine zaman tanınmıyor. Bu onur kırıcı bir durum.  Oyuncularınızın hazır olmadıkları sahnelere tepki göstermesini istemenizle biliniyorsunuz. Bu yöntem işe yarıyor mu? Kesinlikle yarıyor. Bir sahnenin çekiminde kötü sonuç alırsan, onu tekrar edersin. Oldukça

Gülen adam
Film

Gülen adam

2019’un son çeyreğinin en çok beklenen filmi ‘Joker’, başarısız komedyen Arthur Fleck’in hepimizin tanıdığı (ve korktuğu) Gotham psikopatına dönüşümünü mercek altına alıyor. ‘Joker’in yıldızı Joaquin Phoenix, şimdiden Oscar’a göz kırpan gergin ve ürkütücü performansıyla filmin ruhunu oluşturuyor. Phoenix’in kötü bir röportaj şöhreti var, bizim buluşmamıza dair de pek umut vermeyen bir biçimde “Genellikle röportajların sonunu getirmeye çalışırım,” diyor zaten. Ancak karşımdaki kişi gayet rahat ve Joker’e dönüşümünü anlatmaya istekli.   Joker gibi bir karakteri oynamak için onu sevmek gerekir mi? Açıkçası zor bir sınavdı. Senaryoyu okurken bazen onu anladım, bazen ise ondan tiksindim. Acınası ve mızmız biriydi. Onda travma sonrası stres bozukluğu izleri gördüm. Filmin başında ona çocuklar saldırdığında bir heykel gibi kalıyor ve tepki veremiyor. Çocukken istismar edilen birinden bahsediyoruz. Bunu yaşayan biriyle empati kurmamak zor. Böyle bir şey beyninizi, düşünme biçiminizi değiştirir. Benim de karaktere bakışımı değiştirdi.   Role nasıl hazırlandınız? Ruh sağlığı sorunlarını araştırdınız mı? Biraz video izledim ve iki kitap okudum. Hangileri olduğunu söylemem, çünkü suçlulara hak ettiklerinden daha fazla ilgi gösterilmesini istemiyorum. Özetle siyasi suikastçılar ve toplu katliam yapanların benzer kişilikleri var. Görünüşe göre 1963’ten önce iki kategori tanımlanmış: Politik olarak aşırı uçta mantıklı kişiler ve deliler. Sonraları medya çok daha geniş bir yelpazenin y