Film

Vizyon filmleri, röportajlar, eleştiriler ve haberler

En çok okunan röportajlar

Üç kardeşin öyküsü
Sanat

Üç kardeşin öyküsü

Sene başında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışmasından beri merakla bekliyoruz Emin Alper’in ‘Kız Kardeşler’ini. Festivalde eleştirmenlerin gözdelerinden biri olan film, büyük ödülü kimilerine göre kıl payıyla kaçırmış; İstanbul Film Festivali’nde ise Altın Lale, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Özgün Müzik ödüllerini toplamıştı. Yönetmenin önceki filmleri ‘Tepenin Ardı’ ve ‘Abluka’ya kıyasla daha kişisel, daha az siyasi bir öykü anlatıyor ‘Kız Kardeşler’. Beslemelik geleneğini mercek altına alan film, Emin Alper’in de dediği gibi, daha karakter merkezli bir öykü anlatıcılığına odaklanıyor; yönetmenin bundan sonraki filmlerinde nasıl bir yol çizeceğine dair heyecanlanmamıza sebep oluyor.   Önceki filmlerinize kıyasla ‘Kız Kardeşler’ daha kişisel bir iş mi? Evet, daha kişisel bir iş. Beslemelik kurumunun büyüdüğüm kasabada çok yaygın olmasından dolayı, pek çok çocukluk arkadaşımın besleme olmasından kaynaklı nedenlerle kişisel her şeyden önce. Ama onun dışında da aşağı yukarı bütün karakterlerde benim tanıdığım, bildiğim, aşina olduğum insanlardan parçalar var. İlk kez bir filmin çekim ve kurgu sürecinde duygusallaştığım anlar oldu. Sırf bundan dolayı da bu filmin daha kişisel olduğunu hissettim.   Film köyde geçmesine rağmen iki tarafın da (şehirdeki ve köydeki aileler) bakış açılarını yansıtıyorsunuz; kötü bir karakterden bahsedemeyeceğimiz bir kadro kuruyorsunuz. Karakterleri yaratırken nelerden esinlendiniz? Dediğim gibi her karakterde tanıdığım, bildiğim b

Bir yönetmenin anatomisi
Film

Bir yönetmenin anatomisi

Yönetmeninizden esinlenen bir karakteri canlandırmak konusunda endişeleriniz var mıydı? Almodóvar söz konusu olunca endişelenmek çok zor. Tam aksine, dostumla birlikte yapmam gereken bir filmdi. ‘La piel que habito / İçimde Yaşadığım Deri’de gergin bir deneyimimiz oldu, çünkü özetle onunla birlikte çalışmadığım 22 senenin ardından kameranın önünde daha güvende hissetmemi sağlayan araçlarla karşısına çıktım. Dostuma “Bak, ne oldum!” diye kendimi göstermek istiyordum. Ama tüm bunların Amerikalı yönetmenler için iyi olduğunu ama kendisine göre olmadığını düşünüyordu. Beni tekrar araması ve kendisini oynamam için bana güvenmesi çok hoştu. Bir oyuncu olarak yaşamımın en iyi dönemlerinden biri oldu.  Bu gerginlik sürdü mü? Hayır. İspanya’da dediğimiz gibi kan, nehre ulaşmadı. Yalnızca sette, karaktere nasıl yaklaşacağımızla ilgili profesyonel tartışmalar yaşamadık. “Önce bildiğin gibi yap, sonra benim bildiğim gibi yaparız,” benzeri bir durumdu. Tabii ki yönetmen o olduğu için, kendi bildiği yolu seçecekti [gülüyor]. Faydalandığınız bu araçlar, oyunculuğunuza mı yoksa film yıldızı kimliğinize mi faydalı oluyordu? Yıldızlık sistemi Hollywood’da büyük rol oynuyor, filmlerde oyuncuların sözü çok geçiyor. Avrupa’da durum farklı. Komuta yönetmende. Büyük olasılıkla bunu unutmuştum.   Bir filmin harika mı, yoksa berbat mı olacağını sette sezdiğiniz oluyor mu? Herkes bilseydi, bu iş kolay olurdu. Zengin olmak için ‘Titanic’i ve ardından saygı görmek için ‘8½ / Sekiz Buçuk’u yapard

Sonbahar Güneşi
Film

Sonbahar Güneşi

Yurt dışındaki festival sezonu kapanırken, önümüzdeki aylarda daha çok konuşulacak filmler Filmekimi sayesinde İstanbul’a uğramaya başlıyor. Türkiye’de vizyona girmesi kesinleşen filmleri şimdilik göz ardı ettik ve geri kalanlarından göze çarpanları derledik. Onur Aymete   A Hidden Life / Gizli Bir Yaşam Son dört sene içindeki üçüncü filmiyle karşılaştığımıza göre belli ki Terrence Malick harıl harıl çalışmaya devam ediyor. Ancak bu filmin, yönetmenin ‘Tree of Life / Hayat Ağacı’ (2011) ile zirveye çıkan tarzından farklı bir yönü var. Malick, hayat hakkında sorular sormak yerine bu sefer gerçek bir hikayeden yola çıkıyor ve II. Dünya Savaşı’nda savaşmayı reddeden bir çiftçiyi anlatıyor. Yoksa yeni bir ‘The Thin Red Line / İnce Kırmızı Hat’ (1998) bizi mi bekliyor? Pek sanmıyoruz, ama Malick’in böyle bir senaryoyu seçmesinde bir hayır vardır diyoruz. 8 Ekim Salı, Kadıköy, 16.00 / 10 Ekim Perşembe, Atlas, 21.30 / 11 Ekim Cuma, City’s, 16.00 / 13 Ekim Pazar, Rexx, 21.30 A Vida Invisível / Görünmez Yaşam Brezilyalı yönetmen Karim Aïnouz, ‘A Vida Invisível / Görünmez Yaşam’ı aynı isimli çok satan bir romandan uyarlarken, kendi çocukluğundan ve annesinin yaşamından da esinlenmiş. Biri kariyerinin, diğeri aşkın peşinden giden iki kız kardeşin hikayesini izliyoruz. Kostümler, setler ve renk tercihleriyle en az hikayesi kadar etkileyici bir dünya kurulmuş. Portekizcede ‘saudade’ denilen, derin bir yokluğun yol açtığı duyguları anlatan film, Cannes’ın Belirli Bir Bakış bölümünd

Joker
Film

Joker

Nedir? Kötü bir karakterin doğuşu. Neden izlemeli? Joaquin Phoenix’in baş döndürücü performansı için.   Sizi ilk etkileyen şey gülüşü oluyor: Joaquin Phoenix’in yarı kıkırdama, yarı gıcırtıdan oluşan gülüşü bir ses olarak miksere atılmış bir hayvan gürültüsünden daha fazla huzur vermiyor. Ünlü DC süper kötüsünü, karanlık ama komik ve vahşi bir biçimde yeniden yaratan bu filmin finalinde eski usul ‘Son’ yazısı belirdikten sonra bile gülüşü kulaklarınızda çınlıyor. ‘Joker’, günümüzün kapitalizmini kabus gibi bir dünyayla anlatıyor, hatta ‘Get Out / Kapan’dan (2017) beri sosyal meselelere değinmesiyle korkutan en iyi film bile olabilir. Phoenix ise büyülüyor ve beyaz perdenin en iyi Joker’leri arasındaki yerini alıyor. Filmde anlatılan karakter, henüz Joker olmamış biri. Arthur Fleck’in komiklik yaparak hayatını kazanma hayali, Gotham’ın karanlık sokaklarında kiralık bir palyaço olarak kıt kanaat geçinebilmesiyle çatışıyor. Vizyonda yer alan ‘Excalibur / Krallar Savaşıyor’ ve ‘Blow Out’ gibi filmlere bakılırsa sene 1981, ama dünya daha çok 70’lerin ‘Death Wish / Yara’sını andırıyor. Arthur, hastalıklı annesi (Frances Conroy) ile birlikte yıkık dökük bir evde yaşıyor, televizyonda Murray Franklin’in zevkle sunduğu sohbet programını izleyerek biraz neşe bulabiliyor. Yedi farklı ilaç kullanıyor ve istemsizce gülmesine -daha doğrusu kıkırdamasına- neden olan nörolojik bir sorundan şikayetçi. Phoenix, evde geçen bu ilk sahnelerde Arthur’u ezik bir karakterden çok, ıstırabına son

Time Out diyor ki
5 5 yıldız üzerinden
Ansızın Bir Yabancı Belirir
Film

Ansızın Bir Yabancı Belirir

Pera Film, İstanbul Bienali’nin ‘Yedinci Kıta’ temasından yola çıkarak sunduğu film programıyla karşımızda. Program içinde yaşadığımız dünyaya nasıl yabancılaştığımızı sorgulamamıza ve bu yabancılaşma haline nasıl katkıda bulunduğumuzu düşünmemize vesile oluyor. Bu hafta Pera Film programında yer alan filmler:  9 Ekim Çarşamba 19.00 Prenses Mononoke (134’) Princess Mononoke 11 Ekim Cuma 19.00 Kuzeyli Nanook (78’) Nanook of the North  12 Ekim Cumartesi 15.00 Beuys (107’)  13 Ekim Pazar 13.00 Neredesin Be Birader? (107’) O Brother, Where Art Thou?   10 Kasım’a kadar, Pera Müzesi, ücretsiz, www.peramuzesi.org.tr

Vizyonda başka ne var?

Vox Lux
Film

Vox Lux

NEDİR? Bir faciadan kurtulan genç bir kadının bir rock yıldızına dönüşme hikayesi. NEDEN İZLEMELİ? Başrolde Natalie Portman olduğu için. Oscar'lı oyuncu Natalie Portman, özellikle fiziksel anlamda zorlu rollerin hakkını verişiyle tanıdığımız bir isim. Oyuncunun ‘Black Swan / Siyah Kuğu’daki (2010) performansını unutmak mümkün mü? ‘Vox Lux’ de Portman’a oldukça uygun bir karakterin yaşadıklarına odaklanıyor. Celeste adlı bir rock yıldızının hikayesini konu edinen filmin oyuncu kadrosunda Jude Law, Stacy Martin ve Jennifer Ehle gibi isimler de yer alıyor. Film, her ne kadar ilk bakışta bir sanatçı biyografisi izlenimi uyandırsa da, aslında ABD’ye, gösteri dünyasına ve neoliberal düzenin tanrılaştırdığı yeni popüler kültür figürlerine eleştirel bir bakış getiriyor. Celeste ve kardeşi Eleanor, 1999 yılında gerçekleşen bir faciadan son anda kurtulurlar. Onların bu kurtuluş hikayesi, kardeşlerin ülke çapında ünlenmesine neden olur. Celeste, söylediği bir şarkının ardından daha da popülerleşerek bir rock yıldızına dönüşür. Ancak kızı, kardeşi ve menajeriyle olan ilişkisi ve karmaşık ruh hali dışarı yansıttığı parlak imajdan çok farklıdır. Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan filmin yönetmenliğini ise ‘Funny Games’in ABD uyarlamasında Peter karakterini canlandıran Brady Corbet üstleniyor.

Ad Astra
Film

Ad Astra

Nedir? Bir astronot, yıllar önce uzayda kaybolan babasını bulmak üzere yola koyulur. Neden izlemeli? Oyuncu kadrosunda Brad Pitt ve daha pek çok yıldız isim olduğu için. Ağustos sonunda vizyona giren ‘Once Upon a Time In Hollywood / Bir Zamanlar... Hollywood’da’nın ardından, bu ay bir Brad Pitt filmi daha var karşımızda. Bilim kurgu ve gerilim türündeki ‘Ad Astra’nın yönetmenliğini ise ‘The Immigrant / Bir Zamanlar New York’ (2013) ve ‘The Lost City of Z / Kayıp Şehir Z’ (2017) gibi filmleriyle tanınan yönetmen James Gray üstleniyor. Filmin müziklerinde ise usta besteci Max Richter’in imzası var. Oyuncu kadrosu ise Tommy Lee Jones, Ruth Negga, Liv Tyler ve Donald Sutherland gibi yıldız isimlerden oluşuyor. Astronot Roy McBride’ın babası 20 yıl önce uzayda hayat aramak üzere çıktığı görevde kaybolmuştur. Roy, babasını bulmaya karar verir. Bu uğurda yıldızların ötesine bir yolculuğa çıkan Roy, insanlığı tehdit eden bir gizemle karşı karşıya kalır. Son dönemde sayısı gitgide artan uzayda yolculuk temalı filmlerden biri olan ‘Ad Astra’, yalnızca oyuncu kadrosu için bile izlemeye değer.

Time Out diyor ki
4 5 yıldız üzerinden
7. Koğuştaki Mucize
Film

7. Koğuştaki Mucize

1983 yılında geçen filmde sıkıyönetim altındaki bir Ege kasabasında yaşayan ve haksız yere hapse atılan Memo ile yedi yaşındaki kızı Ova’nın kavuşma hikayesi anlatılıyor. Mehmet Ada Öztekin’in yönettiği filmde Aras Bulut İynemli, İlker Aksum, Celile Toyon gibi isimler rol alıyor.

Gemini Man / İkizler Projesi
Film

Gemini Man / İkizler Projesi

'Gemini Man' kendisinin 25 yaşındaki klonuyla savaşmak zorunda kalan bir kiralık katilin öyküsü. ‘Crouching Tiger, Hidden Dragon / Kaplan ve Ejderha’ (2000) ve ‘Life of Pi / Pi’nin Yaşamı’ (2012) gibi filmlerin usta yönetmeni Ang Lee’nin imzasını taşıyan ‘Gemini Man’, başrolünde Will Smith’in yer aldığı, soluksuz izleyeceğiniz bir aksiyon ve bilim kurgu. ABD-Çin ortak yapımı filmin oyuncu kadrosunda Clive Owen ve Benedict Wong gibi isimler de yer alıyor. Artık yaşı ilerlemiş bir kiralık katil, yıllarca yaptığı bu kirli işten kurtulmak ister. Emekli olmaya çalışırken kendini bir savaşın içinde bulan katil, sıra dışı bir mücadele vermek zorunda kalacaktır; zira savaşta karşılaşması gereken kişi kendisinin 25 yaşındaki bir klonudur. Son olarak Guy Ritchie imzalı ‘Aladdin’de izlediğimiz Will Smith’i kendisiyle savaşırken görmek ilginç bir deneyim olacak.

Bacurau
Film

Bacurau

Cannes’da Altın Palmiye için yarışıp Jüri Özel Ödülü’yle dönen ‘Bacurau’, alışık olmadığımız bir zamanda ve mekanda geçen bir bilim kurgu filmi. Kadınların sözünün geçtiği bir Brezilya köyünü mesken edinen ‘Bacurau’ ülkedeki vahim eşitsizlikler hakkında bir şeyler söylüyor aslında. Efsanevi oyuncu Udo Kier’in önderlik ettiği bir Amerikalı çete, uzay gemileri, doğaüstü olaylar gibi unsurların eleştirel bir çatı altında bir ara ya gelmesi aslında her zaman işe yarayacak bir fikir değil. Ama ‘Bacurau’da, karşı konulamaz tuhaflıkta bir şeytan tüyü var neyse ki. 4 Ekim Cuma, Rexx, 21.30 / 5 Ekim Cumartesi, Beyoğlu, 21.30 / 6 Ekim Pazar, Atlas, 16.00 / 10 Ekim Perşembe, City’s, 16.00

Time Out diyor ki
4 5 yıldız üzerinden