Nigel Kennedy ‘Bach meets Kennedy’

Müzik, Klasik & opera
0 Beğen
Kaydet
Nigel Kennedy ‘Bach meets Kennedy’

İstanbul’un bu ay uçarı bir konuğu var. Ne yaptığını tanımlamak biraz zor, klasik müzikle haşır neşir olan, caz ve rock’a göz kırpan, sıkılınca da Jimi Hendrix ve Goran Bregovic cover’ları için kemanına sarılan bir adam Nigel Kennedy. Ne yapacağını kestirmek güç, hele ki bir klasik müzik konseri beklentisiyle kırmızı halıdan geçerek girdiğiniz pırıl pırıl parlayan konser salonun yumuşacık koltuğuna kurulurken… Beklenmeyeni beklemek aslında bir Nigel Kennedy konserinde yapılabilecek en akıllıca şey. Rutine bağlı kalmayan, hatta kendi sözlüğüne rutin kelimesini dahil bile etmeyen bu süperstar aklına esince programında olmayan bir parçayı çalabilecek kadar cesur, Bach gibi dehaların eserlerini aniden farklı bir türde yorumlayacak kadar da çılgın. Vivaldi’nin ‘4 Mevsimi’ndeki Bahar bölümünü normalinin neredeyse yarı zamanında çalıp dinleyiciye tam anlamıyla bir bahar coşkusu yaşatacak kadar da deneysel biri o.

 

Nigel Kennedy klasik müziğin tabularına en başından beri karşı, sahnede smokinleriyle görmeye alışık olduğumuz keman virtüözleri ve piyanistlerin aksine Kennedy her an bir rock parçasına giriş yapacak türden kıyafetleriyle selamlıyor dinleyicilerini. Dinleyiciler demişken bazen kendisinin gazabından korunmanız gerektiğini üzülerek belirtelim. Cem Yılmaz’ın ünlü olmaya başladığı dönemde seyirciyle olan diyaloğunun biraz daha masum haline tanık olabilirsiniz. Ama İstanbul gibi ne bekleyeceğinizi bilmediğiniz bir şehirde Kennedy, Bach çalarken böyle bir işe kalkışır mı tahmin etmek güç...

 

İstanbul’da sahneye Bach eserleri çalmak için çıkıyor Kennedy. ‘Bach meets Kennedy’ konseri Nigel Kennedy’nin bir anlamda “Bakın ben ne kadar da acayip işler yapıyorum,” deme biçimi. Aslında özgüveninin ne kadar yüksek olduğunu canlı performanslarındaki rahat tavırlarından, ara ara şarkı geçişlerinde ekibindeki müzisyenlerle konuşma şeklinden anlıyoruz, tabii ki böyle yeteneğe sahip birinin özgüveninin tavan yapması gayet doğal. Ama iş müzik yapmaya gelince bu konser serisi onun gövde gösterisi diyebiliriz. Gövde gösterisi dememizin sebebi bütün hünerlerini gösterebilmesi, üstelik Bach gibi müzik tarihinde sarsılmaz bir yere sahip olan bir deha üzerinden yapıyor bunu. Bach’ın bazı otoriteler tarafından devrimsel olarak nitelendirilen bestelerinde melodilerin geçişleri ve akıcılığı benzersizdir ve eserleri hemen herkese hitap eder. Kendi başına bu kadar çekici olan bir müziğin diğer janrlarla harmanlanışının başarısızlıkla sonuçlanması ise oldukça düşük bir ihtimal. Bu noktada asıl önemli olan ne kadar yaratıcı olabildiğiniz. Nigel Kennedy de işin içine caz ve rock gibi türleri sokuyor ve Bach’ı portrelerindeki meşhur ciddiyetinden sıyırıp rock’çı gençlerin arasına atıyor. Tabii ki bu kadar dramatik bir değişiklik yaşatmıyor parçalara ancak bir nüansla da olsa kafanızda bir şimşek çaktırıyor. Alın size Nigel Kennedy dehası... Şimdiye kadar müzik denizinin bitmek bilmeyen onlarca farklı limanına uğradı ve her limanda bir sevgili yaptı Kennedy. Konserinde gelgitlerin olması kuvvetle muhtemel, hele ki bu kadar liman gezmiş bir adam olduğu düşünülürse. Erçağ Akın

Yayınlandı: