Off the Hook: Editors

Müzik, Rock & Indie
0 Beğen
Kaydet
Off the Hook: Editors

Kendi ülkesinin sınırları dışına çıkabilen tüm müzisyenlerin şöhretleriyle kasıp kavurdukları belli bir yer olur muhakkak. Brezilya’daki Iron Maiden konseri nerdeyse Rio Karnavalı’yla eş değerdir, ya da Barış Manço için bariz bir ‘Big in Japan’ durumu vardır. İlk konserlerini verdikleri 2006’dan bu yana Türkiye de Editors için biraz böyle bir ülke oldu. Öyle yeri göğü inletecek kadar olmasa da her zaman kemik bir dinleyici kitlesi Editors’ı sahiplendi, şarkıları bar gruplarının repertuvarlarına girdi, radyolarda çokça çalındı. Tom Smith ve ekibi son albümleri ‘In Dream’ henüz taptazeyken turnelerinin ilk ayağında eski bir dostuna vefa borcunu ödemek ister gibi bir kez daha İstanbul’u ziyarete ediyor.
 

‘In Dream’ grubun kurucu üyelerinden Chris Urbanowicz’in ayrılmasının ardından çıkan ikinci albüm. Urbanowicz ‘In This Light and on This Evening’deki karanlık synth mimarisinin ardındaki isimdi, grup bir anda gitarlarını rafa kaldırıp basit disko ritimleri üzerine kat kat inşa ettikleri synth melodileriyle bambaşka bir yola sapmıştı. Bir sonraki albüm ‘The Weight of Your Love’ gitar merkezli bir müziğe dönüşün yanı sıra grubun dinleyiciyi daha kolay yakalayan rock şarkılarına dönme arzularının da bir yansımasıydı. Ancak ‘In Dreams’ gösteriyor ki Urbanowicz kalıcı bir iz bırakmış, albüm grubun şimdiye kadar yaptığı tüm işlerden izler taşıyan bir eser.  
 

Editors bir türlü piyasadaki yeri kararlaştırılamayan bir topluluk. Ortaya çıktıklarında Joy Division’ın klonu olarak yaftalanan New Yorklu Interpol’e benzetiliyorlardı. Bir taklidin taklidi yani. On yıl önce post-punk’ın dirildiği furyada tüm bariton vokalistlerin illa ki Ian Curtis’le kıyaslanmasının ötesinde bu tavırda Editors’ı itibarsızlaştırmak gibi bir art niyet de vardı. Daha sonra ‘In This Light And on This Evening’de bambaşka bir sound’la geldiklerinde “E bu bildiğimiz New Order,” diyerek burun kıvırdılar gruba; bir sonraki basamak onları U2’culuk oynamakla itham etmekti. Bu referans oyunlarını ve eleştiri denilen şeyin kısırlığından doğan sorunları şimdilik bir kenara bırakabiliriz. Tüm bunlar olurken grup ilk albümüyle Mercury, ikinci albümüyle ise Brit ödüllerine aday gösterildi ve on binlerce insan Editors şarkılarını hep bir ağızdan söyledi. Görünen o ki birilerine benzetilmek de, belli başlı kalıpları alıp kullanmak da dinleyici nezdinde o kadar sorun değil. İnsanlar kendi zamanları ve dünyalarıyla ilgili, kendilerini yakın hissedebilecekleri şarkılara ihtiyaç duyuyorlar. Müzikal soyağaçlarını bir kenara bırakın, Editors şarkılarındaki kasabalarından çıkamayan gençlerin hikâyeleri ya da hastane önünde sigara içenlerin kederi kimi akla getirirse getirsin, iyi şarkılar. Zaten Wilde’ın dediği hesap: “Yerleşik kalıplar olmasa hepimiz dehanın insafına kalırdık.” Ralf Cebeci

Yayınlandı: