Şehir ve Gündelik Hayat

Sanat , Fotoğrafçılık
0 Beğen
Kaydet
Şehir ve Gündelik Hayat

2010’da Pilot’un ilk meskeni Outlet’te açtığı ilk kişisel sergisi ‘Şehir Manzaraları’nın ardından, Hamra Abbas’a, özlediğimiz mizah ve kullandığı malzemelerle galeri alanını sürprizlerle donatan sanat anlayışına ‘Şehir ve Gündelik Hayat’ ile doyasıya kavuşuyoruz bu ay. Görüşmeyeli hayatında çok şey değişmiş yine. Geriye dönüp mekân ve güç kavramlarıyla ilişkisini sorgulama fırsatı olmuş. Eskileri yenilerin yanına koyarak fotoğraftan heykele, enstalasyondan videoya toplamış gelmiş. Yepyeni hikâyeleri var Boston’dan ve değerli kültüründen.. Beş çalışmasını mercek altına alıyoruz:
 

‘İdoller’ ve ‘Objeler’ isimli her iki yeni serisinde de gündelik hayat kavramının artan değerini yokluyor Abbas. ‘Idoller’ serisinin ilk parçası hamurdan yapılmış bir kadın büstünün fotoğrafı. İslamabad dışında yaşadığı ikinci şehir Boston’da karşısına tesadüfen çıkan insanların portrelerini çekerek, fotoğraflar üzerinden onları oyun hamurlarıyla mikro heykeller haline getirmiş ve tekrardan fotoğrafa dönüştürmüş. ‘American Idol’ın dünyadaki ve Türkiye’deki versiyonlarında da benzer bir süreçten geçmiyor mu sokaktaki adam? Serinin önemli özelliklerinden biri de popüler kültüre çaktığı bu kendine özgü selam.
 

‘Objeler’ ise İslami motiflere sadık kalarak ince kağıtlar ile hazırladığı kahve kutusu, küllük, sigara, bozuk para, su şişesi, Kola kutusu gibi günlük hayatın objelerini sanat eserine dönüştürdüğü, işçiliğiyle hayran bırakan bir seri. Mesajı oya gibi ince ince işlediği ve geometrik desenlere dönüştürdüğü kağıtlarda yazan ‘lütfen basmayınız’ yazısında gizli.
 

‘MoMa is the star’ Abbas’ın 2004 yılında yaptığı video çalışması. MoMa’nın Berlin’i -Nationalgalerie’yi- ziyaretini konu ediniyor. Batılı sanat anlayışına hiç el sürmeden bu ‘büyük lokma’nın dışında kalanlarla ve neler olduğuyla ilgileniyor. Popüler kültürün bir öğesi haline gelen MoMa’nın Berlin’e diktiği bayrağı müzenin dışında sabah 03.00’te başlayan kuyruk, sergi alanına kurulan kamp, giyilen MoMa baskılı tişörtler, jonglör ve öpüşen çiftlerle galeri etrafındaki karnaval havasıyla belgeliyor.
 

‘Su'ar’ Abbas’ın şişme domuz heykeline verdiği isim. Urduca ve Pendapça’da domuz anlamına geliyor. Başka bir deyişle İslam kültüründe Müslümanlara haram et. Muhammed’den önceki dinlerde de aynı durum geçerli. Domuzunun İslam’da pis bir hayvan olduğu için aşağı görülüyor ve tüketimi yasak. Öteki yandan domuz hayvan âleminin en sağlıklı hayvanı olduğu gerçeği var. Günahkârlığın ve arsızlığın sembolü oluyor yabandomuzu böylelikle. Açgözlü, pis, saygısız, önüne gelenle yatanlara verilen bir isim oluyor sonunda Su’ar. ‘Elephant in the room’ tabirini bilirsiniz, çarpın tüm bu özelliklerle. Karşınızda şişme heykel Su’ar.
 

Serginin bonusu Hamra Abbas’ın Abraaj Capital Ödülü’nü aldığı ‘Woman in Black’ adlı vitray çalışmasından sonraki ikinci vitrayı, kemerli bir pencere. Üzerindeki yazının ise akıl almaz bir hikâyesi var. Abbas’ın Pakistan’daki bir sergiye gönderdiği iş, galeriye ulaşmıyor ancak geri de alamıyor eserini. Bunun üzerine Pakistan gümrüğüyle yaptığı yazışmada işinin neden orada tutulduğunu ya da en azından neden geri gönderilmediğini sorduğunda aldığı resmi yanıt ‘The Piece Might be Abstract, but it is made of rubber and looks like the male organ’ (Bu soyut bir çalışma olabilir ancak plastikten yapılmış ve erkek cinsellik organına benziyor.)

 

Salı-cumartesi 10.30-18.30 arasında açık. www.pilotgaleri.com