subREAL

0 Beğen
Kaydet
subREAL

Kendini “yıllarca sürmüş olan komünist baskının kalıntıları” ile uğraşan bir “performatif eylem grubu” olarak tanımlayan subREAL, siyasi, sosyal ve kültürel eleştiriyi keskin bir mizah anlayışı ve güçlü bir görsellikle çarpıcı işlere dönüştüren bir sanatçı kolektifi.
 

Üç farklı dönemleri var retrospektifte inceleyebileceğiniz. Bunlardan ilki kapalı bir sistemdeki performans odaklı üretimlerini kapsıyor. İlk üretimleri dokümanter bir video. Sanatı kendi alanından kamusal alana yayma girişimi bu işle birlikte uyanıyor ikilinin aklında, elbette yine Çavuşesku’dan yola çıkılan bir üretim bu da (o yıllarda mimar ve fotoğrafçı Iosif Király aralarında yer almıyordu). İkinci evre ise 1995’te Künstlerhaus Benthanian’daki sanatçı programlarına katılımları ile başlıyor. Dergi arşivi negatifleri üzerinden bir dizi iş üretiyorlar. Üçüncü dönemleri ise kendi sanat arşivleri üzerinden şekilleniyor. 92’de İstanbul Bienali’ne gelişleri de bu döneme denk gelir.
 

subREAL yaptığı araştırmaları sanat üretimine dönüştüren bir kolektif. Örneğin 90’lı yıllarda ürettikleri fotoğraf, enstalasyon, video ve performanslarda Romanya’nın komünizm yıllarındaki kültür hayatı, demokratik kurumların oluşturulması sürecindeki bocalamalar ve neo-liberalizme geçiş devrelerinde yaşananlar etkili oldu. Bir yandan da bu zaman diliminin ülkedeki sanatçılar üzerindeki etkilerini araştırdılar.

Romanya kültürünün mit ve klişeleri, üretim-tüketim ilişkisi ve bu döngünün sanat üzerindeki izdüşümleri de subREAL’in el attığı diğer meseleler. Üretimlerinde en heyecan verici bulduğumuz yönleri ise inceledikleri ‘tüketim toplumunda nasıl bağımsız bir sanatsal duruş edinilir?’ sorunsalı.

 

Salı-cumartesi 12.00-20.00, pazar 12.00-18.00 arasında açık. Pazartesi kapalı.  www.saltonline.org.
 

sergiden notlar

1992’de 3. İstanbul Bienali’nde sergiledikleri iş ile giriş yaptığınız subREAL dünyası kışkırtıcı. Sergide kimi yerlerde burnunuza hiç de hoş kokular gelmeyecek, kimi yerde karşınıza ‘kazıklı voyvoda’ çıkacak. Bir bölümde Çavuşesku sarayı yapılırken binlerce evin yıkılmasıyla sahipsiz kalan köpeklerin yani ‘şiddetin şahitlerinin’ sesini duyacaksınız. Bir de muzır bir oy sandığı var sizi bekleyen, onu anlatmayalım sürprizi kaçmasın. Serilerden ikisini şu şekilde tarif etmek yerinde olur:

 

‘Draculaland’ [Drakulavatanı] (1992-1997), ilginç bir enstalasyon dizisi. Yükselen milliyetçi söylem ve Romanya’ya dair Batı basınında yer alan klişelere tepkiden doğmuş. Kurguyla gerçeği birleştiren bu serideki ironi ve muhaliflik dozu yüksek, enstalasyonlara kültürlerarası referanslar da hakim.

 

Art History Archive[Sanat Tarihi Arşivi] (1995-1996) Dan ve Király’nin, Berlin’deki Künstlerhaus Bethanien’da bir yıllık konuk sanatçı programına katılmasıyla başlıyor bu evre. Bükreş’ten Berlin’e yanlarında artık yayınlanmayan ARTA sanat dergisinin külliyatı ile gitmeleri zaten başlı başına bir olay. (Sanatçı programında kaldıkları odalarını dergilerden fotoğraflar ile baştan aşağı kapladılar ve odayı ‘Dataroom’ [Veri Odası] (1996) adında bir işe dönüştürüp, açık stüdyo haline getirdiler.) Serinin geri kalanının da ana malzemesi ve üretim fikirlerinin çıkış noktası da bu dergilerdi.