Seda Pekçelen has been in the world of Time Out since 2008 when she took her first steps as a music and film editor, and she has been serving as the managing editor of Time Out Istanbul since 2015. Throughout her time at Time Out, she has written articles and prepared feature topics spanning from music and film festivals to fashion. She has conducted interviews with numerous musicians, directors, and artists. She enjoys writing about film festivals, concerts, culinary marvels and art events taking place in Istanbul, as well as creating content that reflects the dynamism of her city. She is a psychology graduate and resides in Istanbul.

Seda Pekçelen

Seda Pekçelen

Managing Editor, Istanbul

Articles (33)

The 10 best attractions in Izmir

The 10 best attractions in Izmir

Indeed, Izmir has shed its old moniker as the 'Paradise City' of the Ottoman Empire era, since evolving into a vibrant, modern metropolis. Yet, amidst its bustling streets and contemporary skyline, the city retains the essence and allure of its former identity as the ancient Greek city of 'Smyrna'. Time in Türkiye's third-largest city seems to move at a gentler pace compared to Istanbul, and it boasts a liveliness unmatched by Ankara. Its cosmopolitan populace, picturesque landscapes, blend of modernity and nostalgia, nearby resorts, and refreshing air left us captivated, and we're sure it'll have the same effect on you. Check out our top picks for the 10 best attractions and places to visit in Izmir for a magical trip.              RECOMMENDED: The best things to do in Izmir                                                                  RECOMMENDED: The best hotels in Izmir CityRECOMMENDED: The best hotels in Urla, Izmir What makes the cut? While we've not reviewed every attraction, we've based our list on reviews, editorial insight, and popularity to find you the best attractions. This article includes affiliate links. These links have no influence on our editorial content. For more information, see our affiliate guidelines.

The 8 best attractions in Kaş

The 8 best attractions in Kaş

Nestled within Türkiye’s sun-soaked Antalya province, the coastal town of Kaş has become one of the most sought-after summer holiday destinations in the country. Despite its popularity, it remains fairly unspoiled and continues to retain its small-town charm. Kaş and its surrounding areas are steeped in history and boast a ridiculously stunning natural environment, with so much to see and do from exploring ancient ruins to hiking across a vast canyon. With its pristine beaches, lively eateries and rich cultural heritage, Kaş promises an unforgettable experience. Let's dive into some of the must-see attractions that make Kaş a top choice for your next vacation. RECOMMENDED: The best Airbnbs in KaşRECOMMENDED: The best things to do in Kaş What makes the cut? While we've not reviewed every attraction, we've based our list on reviews, editorial insight, and popularity to find you the best attractions. This article includes affiliate links. These links have no influence on our editorial content. For more information, see our affiliate guidelines.

The 10 best things to do in Kaş

The 10 best things to do in Kaş

When one thinks of Kaş, perhaps the first thing that comes to mind is its mesmerizing turquoise waters, which have established this quaint little town in southwestern Turkey as one of the best spots for scuba diving in this part of the Mediterranean. While Kaş has seen a steady stream of tourism since the 90s, particularly with the arrival of British and German holidaymakers, its cobblestone streets are still as quaint as ever, but now dotted with an ever-increasing variety of restaurants, hotels and entertainment. We've scoped out the best Kaş has to offer, from breathtaking beaches and fun activities to the best bars and restaurants in and around town. RECOMMENDED: The best Airbnbs in Kaş                                                                          RECOMMENDED: The best things to do in Antalya

Pistlerdeki baba-oğul

Pistlerdeki baba-oğul

Bu yıl Pekin-Paris Klasik Otomobil Rallisi’ne katılacaksınız. Rallinin detaylarını sizden öğrenebilir miyiz? Sizi nasıl bir süreç bekliyor? Ali Eriç: Pekin-Paris Rallisi ilk kez 1907 yılında yapılmış. Katılan 5 arabadan 4’ü yarışı tamamlayabilmiş. Yarışın 90. yılında yani 1997’de ralli tekrarlanmış. 2007’de 100. yılı münasebetiyle düzenlenen üçüncüsünden itibaren her üç yılda bir periyodik olarak düzenlenir hale gelmiş. Bu yılki sekizincisi. Aslında 2022 yılında yapılması gerekirken pandemi nedeniyle önce 2023’e, daha sonra 2024’e ertelendi. Toplam 110 ekip arabalarıyla katılıyor. Bu yılki en eski araba 1914 model bir LaFrance. En genç araba yaşı ise 1975’ten daha yeni olamıyor bu sene. Toplam 34,500 km’lik bir yolu sırasıyla Çin-Kazakistan-Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye-Yunanistan-San Marino-İtalya-Fransa geçilerek toplam 37 günde tamamlayacağız. Yarışın ilk kısmı diyebileceğimiz Bakü’ye kadar olan bölüm oldukça çetin şartlarda geçecek gibi. Sonrasında daha alışık olduğumuz yol koşullarında yarışacağız. Klasik otomobillere ve rallilere nasıl ilgi duymaya başladınız? Ali: Her türlü tekerlekli ve motorlu araca ilgim hep vardı; çocukluğumdan beri diyebilirim. Özellikle klasik otomobillere olan ilgim orta yaşlarda başladı ve gelişti. Ancak bu konuda gerek iş yoğunluğum gerekse böyle bir konuya bütçe akıtmak konusundaki tereddütlerim nedeniyle bir aksiyon alamadım. Ancak sekizinci Pekin-Paris Klasik Otomobil Rallisi güzergahının bu sefer Türkiye’den geçtiğini öğrendiğimde artık bu

Mamut Art Project katılımcılarından Şahsenem Nur ile tanışın

Mamut Art Project katılımcılarından Şahsenem Nur ile tanışın

Sanata ilginiz nasıl başladı? Bu alanda bugüne dek neler yaptığınızı anlatabilir misiniz? Sanata ilgim küçüklükten başlayarak bugüne geldi. Çizim yapmaya çok küçük yaşlarda başladım fakat lise dönemine kadar sanat okulunda okumayı hiç düşünmemiştim. Lise son sınıfta keskin bir dönüşle güzel sanatlarda okumaya karar verdim ve asıl sürecim bu noktada başladı. Bu alanda kendimi bulmaya çalışarak geçirdim genel sürecimi, aslında hâlâ kendimi bulmaya çalışıyorum ve bu sürecin de hayatım boyunca devam edeceğini düşünüyorum. Birçok karma sergide yer aldım. Başta İstanbul olmak üzere Mersin, Eskişehir ve İzmir’de birkaç karma sergide bulundum. Daha fazla sergiye katılaraks işlerimi daha çok alanda göstermeyi hedefliyorum. Bugüne dek de bunun için çalıştım, çalışmaya devam ediyorum. Mamut’a katılmaya nasıl karar verdiniz? Mamut Art Project üniversitenin birinci sınıfından beri katılmayı hedeflediğim bir seçkiydi. Sanatçılar için sunduğu olanaklar azımsanamayacak kadar fazla. Türkiye’deki önemli yarışmalar bir tanesi ve bu nedenle uzun süredir içerisinde olmak istediğim bir sergi. Mamut’taki projenizi Google’ın Maps ve Translate özelliklerini kullanarak oluşturdunuz. Projenin detaylarından bahsedebilir misiniz? Proje izleyicilere ne sunuyor ve ne anlatıyor? Proje, Google Maps üzerinden alınmış kayıt ve Google Translate uygulamasının görsel çeviri özelliğini kullanarak oluşturuldu. Farklı dil gruplarının yer aldığı karma bir video oluşturularak, anlık olarak Türkçe diline çevrimi gerçek

İstanbul Müzik Festivali önerileri

İstanbul Müzik Festivali önerileri

İstanbul Müzik Festivali bir kez daha klasik müziğin yıldız isimleriyle dolu bir programla karşımızda. Şehre her sene yaz mevsiminin gelişini müjdeleyen festivalin bu yıl 52’ncisi gerçekleştiriliyor. İstanbul’un çeşitli konser mekanlarında gerçekleştirilecek 25 konserde dünyanın dört bir yanından seçkin orkestraları ve önemli solistleri ağırlayacak festival. Budapeşte Festival Orkestrası, Festival Strings Lucerne, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, Tekfen Filarmoni Orkestrası, Mantova Oda Orkestrası, Franz Liszt Oda Orkestrası, Macar Ulusal Korosu, Borusan Quartet gibi önemli toplulukların yanı sıra Maria João Pires, Khatia Buniatishvili, Francesco Piemontesi, Jean-Guihen Queyras, István Várdai, Gülsin Onay, Edgar Moreau, Kristóf Baráti, Roby Lakatos gibi solistleri de festivalde dinleyebileceksiniz. Festivalin bu yılki teması ise ‘Kökler’. Festival Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesinin 100. yılına odaklanarak, müzik aracılığıyla bu coğrafyanın kültürel ve tarihi öykülerini aktarmayı hedefliyor. Onur Ödülü ise ülkemizin yanı sıra Avrupa ve İngiltere’de sürdürdüğü kariyeri, kurduğu orkestralar ve gençlere yarattığı imkanlarla 40 yıldır klasik müzik dünyasında önemli bir rol oynayan şef Cem Mansur’a sunuluyor. Yaşam Boyu Başarı Ödülü ise Amerika’nın yaşayan en büyük bestecileri arasında gösterilen Steve Reich’a veriliyor. Festival biletlerini Passo’da edinebilirsiniz. Şimdi gelin festivalin kaçırılmaması gereken bazı konserlerine birlikte göz atalım.

Server Demirtaş, CI Bloom’da

Server Demirtaş, CI Bloom’da

Sanata ilginiz nasıl başladı? Bu alanda kendinizi nasıl geliştirdiniz? İnsanın hayatta kendini ifade etmek için bir derdi vardır. Sanat da bir ifade biçimidir. O derdi nasıl anlatacağınızı erken yaşlarda da bulabilirsiniz, ileriki yaşlarda da… Bunun kesin bir zamanı yok. Ben bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. Sanat yapmayı seçmem çok erken yaşlarıma, ortaokul yıllarıma denk geliyor. Ne yapacağımı henüz bilmememe rağmen Leonardo da Vinci’yi keşfettim. Sonra sanat yapmamın benim için iyi olacak bir yolculuğun başlangıcı olacağını hissettim ve birdenbire “İşte benim rol modelim bu!” diyerek beni etkileyen o kocaman adamın peşinden gitmeye karar verdim. Resim yapmak benim için müthiş bir şeydi ve bir kurtuluş yolu gibiydi. CI Bloom kapsamında görsel ve işitsel duyuları sentezlediğiniz yeni kinetik eserlerinizi sergiliyorsunuz. Kinetik eserleri hiç bilmeyen birine nasıl anlatırdınız? Fuardaki serginizde katılımcıları neler bekliyor? Fuardaki katılımcıları, sizin de söylediğiniz gibi, işitsel ve görsel, hareketli heykeller bekliyor. İşitselden kastımız heykelin kendi kendine ses çıkarması ve masaya vurarak bir kutlama seremonisi yapması. Daha önce yaptığım ‘Koro’ isimli heykelde heykelin ağzından ses çıkıyordu, fakat burada heykeller masaya vurarak sesler çıkarıyorlar. Bu aslında benim serüvenim için de değişik, daha önce işlemediğim bir konu. Ayrıca “Çığlık üç” adlı bir eser de var.  Ama bütün detayları vermeyeyim ki izleyiciler fuara geldiğinde orada birlikte tartışalım. Ben

Dondurma formunda heykeller

Dondurma formunda heykeller

Sanata ilgi duyduğunuzu ilk nasıl fark ettiniz? Ardından bu alanda kendinize nasıl bir yol çizdiniz? Bizim zamanımızda çocukların sanatla ilgilenmesi harika bir şey değildi. Sanat üretimine her zaman hobi düzeyinde bakmak telkin edilirdi. Çocukken hep resim yapardım. İl çapında resim yarışmalarında ödül alırdım ve işlerim sergilenirdi ama dayatılan şey matematiğimin iyi olmasıydı. Ben de eğitimimi güzel sanatlar üzerine kuramadım. Yine de yaratmaktan çok uzağa düşmeden pazarlama iletişimcisi oldum. Senelerce önde gelen markaların reklam iletişimlerini yönettim. Zamanla ürettiğim ticari reklamlar beni beslememeye başladı ve sanat kariyerime başladım. Aldığım eğitim ve reklam deneyimim, toplumsal analiz yapma noktasında bana çok katkı sağlıyor. Çalışmalarınızda “Neden?” sorusuna yanıt arıyorsunuz. Bu sorunun çıkış noktası ne oldu? Neden önemli sizin için bu soru? Sanırım bunun en büyük sebebi kendimi toplumun geneliyle uyumlu bulmamam. Uyum eksikliğimi saklayıp var olabilmeyi öğrendim. Ancak bu, sosyal yapıları tüm kurallarıyla kabul ettiğim anlamına gelmiyor. Sosyal kurumların ve insan topluluklarının kabul edilmiş metotları, kural ve gelenekleri ile bağlı değilim. Bireyin içsel yolculuğunu ve tekil değerlerini kısıtlayan tüm normların karşısında hissediyorum kendimi. Bu nedenle ‘neden’ sorusu benim için çok önemli. Polvo Eserleriniz kalıplaşmış normlara ve kanıksanmış değerlere yeni bir bakış açısı sunmayı hedefliyor. Eserlerinizi görenlerinizin bakış açısının ne yönde deği

Listings and reviews (11)

Kaleköy

Kaleköy

What is it? Kaleköy, or Simena as it was known in Lycian times, is a tranquil little seaside village crawling with the remnants of its own extraordinary history. The ancient mystique shrouding this fascinating town is enhanced by the fact that, despite being connected to the mainland, it’s only accessible by sea. Why go? Kaleköy is an absolute playground for history buffs while also providing an idyllic escape from the hustle and bustle of city life. It boasts an enchanting array of ancient ruins, with the main attractions being a magnificent Byzantine-era fortress and an eery display of stone sarcophagi (with some submerged in water) scattered across the shore and hilltops. After exploring its historical treasures, treat yourself to a refreshing dip in the sea or indulge in a delightful meal at one of the village's charming eateries. Don’t forget to top it all off with a couple scoops of homemade ice-cream at the famous The I Am Here Cafe.

The Sunken city of Dolichiste

The Sunken city of Dolichiste

What is it? Situated just opposite Kaleköy, the island of Kekova is home to the sunken ruins of what once was the ancient Lycian village of Dolichiste. Why go? Dolichiste, which was submerged after an earthquake in the 2nd century, is a fascinating piece of history buried beneath the crystal clear waters of the Med. Hop aboard a tour boat from Kaş harbour to the shores of Kekova Island where you’ll find this unique archeological wonder, parts of which remain above water. As swimming is prohibited in this area, a guided kayak tour would be the way to go for those seeking a more intimate exploration of the ancient ruins.

Saklıkent Canyon

Saklıkent Canyon

What is it? Beyond the touristic appeal of this 18 kilometre-long geological marvel, the Saklıkent Canyon (also known as the Saklıkent National Park) is a popular destination amongst locals and neighbouring communities as a place for relaxation and recreation. An absolute masterpiece of nature, the canyon walls range between 200 to 600 metres high, and as narrow as only 2 metres. Why go? If you're an avid hiker with a penchant for adventure, a visit to Saklıkent is an absolute must. Your journey through the canyon will take you along boardwalks, rocky trails, and through sections of a shallow river, all surrounded by magnificent, towering cliffs. Water shoes will be your best friend on this visit, so don’t forget to pack a pair or rent some on-site.

The Antiphellos Amphitheatre

The Antiphellos Amphitheatre

What is it? This stunning Hellenistic amphitheatre, nestled within an equally stunning natural setting, stands as yet another must-see Lycian site. What separates the ancient amphitheatre from others across Anatolia is that it is the only one of its kind with a sea front. Why go? As one of the few remaining structures from Anthiphellos, one of the oldest Lycian settlements to exist, this magnificent, 4,000-seater ancient structure has become even more worthy of a visit since its 2008 restoration. Plus, unlike some other ancient sites around Kaş, you won’t need to venture far at all, as the theatre is only a 5-10 minute walk away from the city centre.

Patara Ancient City

Patara Ancient City

What is it? As the capital of the Lycian League, Patara was once one of the mightiest cities of the era. Today, this ancient site boasts a wealth of impressive buildings, many of which are remarkably well-preserved. The parliament building, Arch of Modestus, a 5,000-seater Roman theatre, baths and Hadrian’s Granary are among the most notable structures to have survived. Patara is also known as the birthplace of Saint Nicholas, who is more  famously recognised as Santa Claus. Why go? Noteworthy for its well-preserved ruins, another wonderful feature of Patara is the nearby Patara beach which has been the nesting site for the endangered caretta caretta turtles for millions of years. Additionally, Patara more is believed to be the birthplace of Saint Nicholas, famous for being the figure Santa Claus is based on. Why visit? The ancient city of Patara is one of Lycia's most magnificent cities. Noteworthy for its well-preserved ruins, another remarkable feature is that Caretta-Caretta turtles have been laying their eggs on its shores for millions of years. Additionally, Patara is believed to be the birthplace of Saint Nicholas, known as Santa Claus.

Xanthos Ancient City

Xanthos Ancient City

What is it? Xanthos, the ancient administrative centre of the Lycian League, is an archaeological site renowned for its dramatic history, including a legendary act of defiance against Persian invaders which saw the Lycian’s destroying their own city and inhabitants rather than surrender. As you explore, you'll encounter well-preserved ruins, each bearing witness to the city's storied past. Why go? Xanthos is a UNESCO World Heritage Site that promises a journey through time. Highlights include the grand Roman theatre, the bustling agora, and intricate reliefs of mythical 'Harpy' creatures, believed to carry the souls of the dead to the sky. With its rich history and stunning ruins, Xanthos offers a captivating glimpse into the ancient world.

Patara Ancient City

Patara Ancient City

What is it? As the capital of the Lycian League, Patara was once one of the mightiest cities of the era. Today, this ancient site boasts a wealth of impressive buildings, many of which are remarkably well-preserved. The parliament building, Arch of Modestus, a 5,000-seater Roman theatre, baths and Hadrian’s Granary are among the most notable structures to have survived. Patara is also known as the birthplace of Saint Nicholas, who is more  famously recognised as Santa Claus. Why go? Noteworthy for its well-preserved ruins, another wonderful feature of Patara is the nearby Patara beach which has been the nesting site for the endangered caretta caretta turtles for millions of years. Additionally, Patara more is believed to be the birthplace of Saint Nicholas, famous for being the figure Santa Claus is based on. Why visit? The ancient city of Patara is one of Lycia's most magnificent cities. Noteworthy for its well-preserved ruins, another remarkable feature is that Caretta-Caretta turtles have been laying their eggs on its shores for millions of years. Additionally, Patara is believed to be the birthplace of Saint Nicholas, known as Santa Claus.

Ozan Musluoğlu Quintet

Ozan Musluoğlu Quintet

Yerli caz sahnesinin sevilen isimlerinden Ozan Musluoğlu, grubuyla birlikte touché’de sahne alıyor. Volkan Hürsever ve James Lewis gibi isimlerden aldığı derslerle kontrbasta ustalaşan Musluoğlu, ilk albümü ‘Coincidence’ı Rec Jazz etiketiyle 2009 yılında çıkarmıştı. Sanatçıyı beşlisiyle birlikte canlı dinleme fırsatını mutlaka değerlendirin.

Meraklı Kedinin 10 Yaşamı

Meraklı Kedinin 10 Yaşamı

4 out of 5 stars

‘Surf's Up / Neşeli Dalgalar’ adlı animasyonun senaristi olarak tanınan Christopher Jenkins’in yönettiği ‘10 Lives’ izleyiciyle buluşuyor. 34 milyon dolar bütçeli bu macera ve eğlence dolu animasyon, gösterildiği Sundance Film Festivali’nde epey beğenildi. Hem yetişkinlerin hem de çocukların seveceğini düşündüğümüz bu animasyon izleyiciye yalnızca eğlenceli bir deneyim sunmanın yanı sora ekoloji, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik gibi önemli ve güncel konuları da çocuklara mümkün olduğunca keyifli bir dille anlatıyor. Filmde iyi bir kedi olabilmesi için her seferinde farklı bir hayvan olarak dünyaya gönderilen sevimli bir kedinin eğlenceli maceralarına tanık oluyoruz. Şımarık ve bencil bir kedi olan Beckett, ne kadar şanslı bir hayata sahip olduğunun farkında değildir. Dünyadaki arıları kurtarmak için deneyler yapan, tatlı ve çalışkan sahibi Rose’un aksine Beckett’ın hayatı sadece yiyerek ve yatarak geçmiştir. Bir gün dokuzuncu canını da kaybedince, eski hayatına geri dönebilmek için bir şans daha ister. Sempatikliği sayesinde bunu başarır, dünyaya geri döner ancak her seferinde farklı bir hayvan olacaktır. Eleştirmenlerin Garfield’ın daha sevimli hali olarak tanımladığı kedi Beckett’ın maceralarını ailecek izleyebilirsiniz. Vizyon tarihi: 19 Nisan

Robot Dreams

Robot Dreams

4 out of 5 stars

Harika bir animasyon izlemek ister misiniz? Öyleyse Pablo Berger’in imzasını taşıyan ‘Robot Dreams’i kaçırmayın. Arkadaşlığın önemi ve kırılganlığını vurgulayan, aynı zamanda New York’a bir aşk mektubu olan filmin ilk gösterimi geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde gerçekleşmişti. Ardından En İyi Animasyon Filmi dalında Oscar adayı olarak adından söz ettiren ‘Robots Dreams’, Manhattan’da yaşayan ve yalnızlıktan bunalan Dog’un hikayesini anlatıyor. Bir gün bir robot arkadaş edinen Dog, birlikte 80’ler New York’unun keyfini çıkarır. Ancak bir gün Dog, dostunu sahilde terk etmek zorunda kalır. İkili acaba bir daha karşılaşabilecek mi? Vizyon tarihi: 19 Nisan

Kung Fu Panda 4

Kung Fu Panda 4

4 out of 5 stars

DreamWorks imzalı animasyon serisi Kung Fu Panda, dördüncü halkasıyla sinemalarda. Kung Fu filmlerinden ilham alan ve Doğu felsefesine referanslar içeren hikayesiyle öne çıkan serinin yeni halkasında baş kahraman Panda Po ve ekibi izleyicileri yine destansı bir maceraya çağırıyor. Ejderha Savaşçı Po, bu kez Huzur Vadisi'nin Ruhani Lideri olarak görevlendiriliyor; ancak bu durum bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Öncelikle Po, ruhani liderlik hakkında hiçbir şey bilmiyor. İkincisi, yeni görevine başlamadan önce hızla yeni bir Ejderha Savaşçı bulup eğitmesi gerekiyor. Daha da kötüsü, kötü kalpli, güçlü bir büyücü olan Bukalemun, büyük küçük her yaratığa dönüşebilen bir kertenkele olarak ortaya çıkıyor. Uzun lafın kısası, kahramanımız yeni görevinde yardıma ihtiyaç duyuyor. Ona yardım eli uzatacak karakter ise kurnaz ve kıvrak zekalı hırsız Zhen’den başkası değil. Filmde Panda Po’yu, önceki filmlerde olduğu gibi yine oyuncu Okan Yalabık seslendiriyor. Çocuklar kadar animasyona meraklı yetişkinliklerin de severek izlediği Kung Fu Panda serisi, DreamWorks’ün en başarılı işlerinden biri. Vizyon tarihi: 5 Nisan

News (15)

İKSV’den müzik ve İstanbul dolu bir YouTube projesi

İKSV’den müzik ve İstanbul dolu bir YouTube projesi

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), İstanbul’un kent mirasını müzikle bir araya getiren bir video serisine imza attı. ‘İKSV ile İstanbul’dan Sevgilerle’ adlı seride Barış Demirel, Muganni (Burak Güven), Büyük Ev Ablukada, Emir Taha, Fazıl Say, Kalben, Lara Di Lara, Nova Norda, Paptircem ve Tuğçe Şenoğul'un canlı performansları ve onlarla yapılan özel söyleşiler yer alıyor. Sanatçılardan Barış Demirel, Büyük Ev Ablukada ve Lara Di Lara İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Enerji Müzesi’nde, Paptircem İstanbul Modern’de, Emir Taha, Nova Norda ve Tuğçe Şenoğul Kapalıçarşı’da ve Muganni (Burak Güven), Fazıl Say ve Kalben Rahmi M. Koç Müzesi’nde performans sergilediler. Müzik yazarı Alper Bahçekapılı ise sanatçılarla hem kısa sahne arkası sohbetleri gerçekleştirdi hem de projenin danışmanlığını üstlendi. Videoları buradan izleyebilirsiniz.

Meşhur tostçuya sanatsal dokunuş

Meşhur tostçuya sanatsal dokunuş

Tamamen Organik Tost Galata’ya bugünlerde gitme sebebimiz sadece mekanın nefis tostları değil, Galata şubesindeki ‘Black Out’ adlı sergi de ilgiyi son derece hak ediyor. Sergi izleyiciyi görünenin ardındaki anlam ve düşünsel katmanları keşfetmeye, görsel gerçeklik ve içsel algı arasında köprüyü kurmaya davet ediyor. Serra Çevik’in küratörlüğünde gerçekleşen sergi, fotoğrafın gerçekçi diliyle resmin sübjektif yorumunun kesiştiği noktada, görünenle algılanan arasındaki karmaşık ilişkiyi irdeliyor. Sergide, Özge Akdeniz, Rafet Arslan, Ünal Baş, Daniela Budisteanu, Servan Çetinkaya Cİ DEMİ, Ece Haskan, Mehmet İçöz, A. C. Levent, Deniz Pelister ve Emir Yasin Yağmurca’nın eserleri yer alıyor. Gittiğinizde mekanın birbirinden leziz tostlarını denemeyi unutmayın! ‘Black Out’ sergisini 27 Haziran’a dek Tamamen Organik Tost’un Galata mekanında görebilirsiniz.

LEGO tutkunu yetişkinlerin dikkatine

LEGO tutkunu yetişkinlerin dikkatine

Çocuklara yönelik aktiviteleriyle tanınan LEGOLAND® Discovery Centre, bu sefer ‘Yaza Merhaba’ konseptiyle yetişkinleri ağırlayacak. 7 Haziran Cuma günü 19:00’da başlayacak etkinlikte LEGOLAND® Discovery Centre’ın eğlenceli dünyasını keşfedebilir; hız, beceri ve yaratıcılığı bir araya getiren birbirinden eğlenceli aktivitelere katılma fırsatı bulabilirsiniz. Mesela Kingdom Quest’te prensesi kurtarmak için macera dolu bir yolculuğa atılabilir, 4 boyutlu sinemada, özel efektler eşliğinde etkileyici filmler izleyebilirsiniz. Gece tüm bu etkinliklerle sınırlı kalmayacak. Araba yapım ve tasarım yarışmalarında birbirleriyle kıyasıya mücadele edecek katılımcılar, LEGO® yapım hünerlerini de sergileme fırsatı bulacaklar. Tüm aktivitelere yiyecek-içecek ikramlarının eşlik edeceğini de not düşelim. Buradan detaylı bilgi edinebilirsiniz.

'Göz Alabildiğine İstanbul' sergisine özel etkinlikler

'Göz Alabildiğine İstanbul' sergisine özel etkinlikler

İstanbul’un önde gelen sergi mekanlarından olan Meşher, ziyaret tarihi 29 Eylül’e dek uzatılan ‘Göz Alabildiğine İstanbul: Beş Asırdan Manzaralar’ sergisi kapsamında düzenlediği etkinliklere devam ediyor. ‘Bir Şehrin Üç Hikâyesi: Sokaklar, Gökyüzü ve Deniz’ isimli etkinlik serisi, ilhamını sergideki eserlerin manzaralarına eşlik eden canlılardan alıyor. Bu etkinliklerde şehrin havada, karada ve denizde yaşayan sakinlerinin gözünden İstanbul'a bakma imkanı bulabilirsiniz. Mart ayında Ceyda Torun’un yapımcılığını üstlendiği ‘Kedi’ belgeselinin gösterimiyle başlayan etkinlik serisi, İstanbul Boğazı’nda düzenlenecek yunus ve kuş gözlemiyle sürüyor. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) iş birliğiyle gerçekleşecek etkinlik için 1 Haziran Cumartesi günü saat 10.00’da Beykoz Korusu’nun önünden tekne hareket edecek. Yaklaşık dört saat sürmesi planlanan etkinlik Boğaz’ın kuzey kıyılarında yapılacak gözlemin ardından yine Beykoz’da son bulacak. Ücretsiz etkinliğe kayit@mesher.org adresine e-posta göndererek kaydolabilirsiniz.

Pera Müzesi’ndeki filmleri kaçırmayın

Pera Müzesi’ndeki filmleri kaçırmayın

Pera Film, dünyanın önde gelen film mirası kuruluşlarından DFF – Deutsches Filminstitut & Filmmuseum iş birliğiyle ‘Her Şey Film’ programını ağırlıyor. Almanya'nın Frankfurt şehrinde bulunan ve kökleri 1949 yılına dayanan DFF, film kültürünü korumayı ve dünyayla paylaşmayı misyon edinen bir kuruluş. İsmini DFF’in mottosundan alan ve enstitü küratörlerinin DFF koleksiyonundaki yapıtlarla oluşturduğu program, Almanya sinemasının farklı dönemlerinden dört filme yer veriyor. Program kapsamında, varoluşsal kaygı ve toplumsal hayal kırıklığının izlerini süren ‘O’ (1966); katı kurallarla yönetilen bir yatılı okulun sınırları içinde geçen yasak aşk ve isyanın çığır açan öyküsü ‘Mädchen in Uniform’ (1931); bir opera binası aracılığıyla insanlığın kaosunu ve trajedisini yansıtan ‘Opera Binasında Yangın’ (1930); karmaşık suç ve aldatma ağlarını takip eden sürükleyici gerilim filmi ‘Zayıf Nokta’ (1975) izlenebilir. Programın detaylarının Pera Müzesi’nin web sitesinden inceleyebilirsiniz.

Hıdırellez için iki öneri

Hıdırellez için iki öneri

Şans, bereket ve sağlık getirdiğine inanılan Hıdırellez, bu yıl da İstanbul’da çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Yazın gelişini müjdeleyen bu geleneği yaşatmak isteyenlerdenseniz, size iki önerimiz var. İlk önerimiz tarihi yarımadadaki Four Seasons Hotel Sultanahmet’in Hıdırellez kutlamaları. Otelin büyüleyici bir atmosfere sahip avlusunda 5 Mayıs akşamı canlı ateş ve geleneksel dans gösterileri sizleri bekliyor. Executive Chef Özgür Üstün’ün bugüne özel hazırladığı yaratıcı lezzetlerin sunulacağı etkinlikte, Spa & Wellness Müdürü Tuba Yalçın ile Hıdırellez temalı bir sohbet de gerçekleştirilecek. Detaylı bilgi ve rezervasyon için (0212) 402 30 00’ı arayabilirsiniz. İkinci önerimiz ise Suzan Kardeş’in Maximum Uniq Açık Hava’da gerçekleştireceği Hıdırellez Festivali. Rengarenk süslenmiş bir alanda Hıdırellez geleneklerinin yaşatılacağı festivalde Suzan Kardeş, Ayta Sözeri, Simge Sağın, Okay Barış ve daha birçok sürpriz sanatçı sahne alacak. Ritüel alanında ateşten atlama ve gül ağacına dilek asma gibi ritüelleri yerine getirmeyi unutmayın. 5 Mayıs’ta gerçekleşecek etkinlikte kapılar 17.00’de açılıyor. Biletler Biletix’te.

Moda, dijital sanatla buluşuyor

Moda, dijital sanatla buluşuyor

2-5 Mayıs tarihleri arasında dördüncü edisyonu gerçekleşecek olan İstanbul Dijital Sanat Festivali’nde moda, dijital sanatla buluşacak. Festivalin ilk kez hazırlanan moda bölümünde, yapay zekanın tasarladığı desenlere ve bu desenlerin dijital dönüşümlerine tanıklık edebilirsiniz. Niyazi Erdoğan’ın küratörlüğünde hazırlanan bu ilginç bölümde Arzu Kaprol, EzraTuba, Kerim Dündar -YAZAKA, Kıvanç Aykan ve Azerbaycan’ın ilk yapay zeka tasarımcısı Shusha yer alacak. Tasarımcıların moda ve dijital tasarım bağlamında üretkenliklerini gözler önüne sereceği bölümde, modanın dijital algı üzerinden gerçeklik arayışına nasıl bir vizyon kazandırdığı sorusuna yanıtlar aranacak. Bediz Yıldırım moderatörlüğünde gerçekleşecek ‘Moda & Tasarımın Değişen Kimliği Dün & Bugün & Yarın’ ve ‘Moda & Tasarımda Yeni Mecralar & İletişim’ konulu seminerleri de kaçırmayın. Festival hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.  İstanbul Dijital Sanat Festivali, 2-5 Mayıs tarihlerinde AKM’de.

Son dönemin en iyi Alman filmleri

Son dönemin en iyi Alman filmleri

Goethe-Institut'un düzenlediği ‘Kino 2024: Alman Filmleri Türkiye'de’ etkinliğinde, son bir yıl içerisinde festivallerde dikkat çeken ve ödüller kazanan başarılı Alman yapımları izleyiciyle buluşuyor. Sinematek/Sinema Evi'nde gerçekleşecek etkinliğin programında yedi film var. Açılış filmi Timm Kröger’in yönettiği ‘Die Theorie von Allem / Her Şeyin Teorisi’. Geçtiğimiz yıl Venedik Film Festivali’nin ana yarışmasında Altın Aslan için yarışan film, gizemli öyküsü ve müthiş siyah-beyaz görüntüleriyle dikkat çekiyor. Filmin başrol oyuncusu Jan Bülow Kino 2024’ün konuğu olarak gösterime katılacak. Electroclash akımının öncü isimlerinden Peaches’a odaklanan ve Berlin Film Festivali’nde En İyi Belgesel dalında Teddy Ödülü kazanan ‘Teaches of Peaches’ etkinliğin ilgi çekici yapımlarından bir diğeri. Berlinale’den Forum bölümünün büyük ödülü Caligari-Preis’i kazanan ‘Shahid’, Thomas Arslan’ın yeni filmi ‘Verbrannte Erde’, 80’li yıllarda Batı Berlin’in yeraltı kültürünü çektiği fotoğraflarla belgeleyen Jürgen Baldiga’nın hayatını konu alan ‘Baldiga – Entsichertes Herz / Baldiga: Özgür Kalp’ ve Aslı Özarslan’ın Berlin Film Festivali’nin Generation bölümünde prömiyer yapan filmi ‘Ellbogen/Dirsek’ etkinlik programındaki diğer yapımlar. ‘Kino 2024: Alman Filmleri Türkiye'de’, 2-5 Mayıs tarihlerinde Sinematek/Sinema Evi’nde. Bilgi edinmek ve bilet almak için buraya göz atabilirsiniz.

Carmina Bruna prömiyer yaptı

Carmina Bruna prömiyer yaptı

Carl Orff tarafından 1936 yılında bestelenen ve ilk kez 8 Haziran 1937'de Frankfurt Operası'nda sahnelenen ‘Carmina Bruna’ yepyeni koreografisi ve rejisiyle 27 Nisan’da Atatürk Kültür Merkezi’nin Türk Telekom Opera Salonu’nda prömiyerini gerçekleştirdi. 250 kişilik dev bir kadroya sahip olan eser, sahnelendiği salonun tüm teknik imkanlarını kullanmasıyla dikkat çekiyor. Bu görsel şovun rejisi Devlet Opera ve Balesi Genel Müdür Yardımcısı Volkan Ersoy ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi Bale Başkoreografı Ayşem Sunal Savaşkurt’a air. Sahnede solistlere ve orkestraya, bale sanatçıları, çocuk korosu ve Modern Dans İstanbul sanatçıları da eşlik ediyor. AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda 29 Nisan'da saat 20.00'de tekrar sahnelenecek olan eser 1-14 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek 15. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali’nde de yeniden izleyicilerle buluşacak.  

Şehrin yeni festivaliyle tanışın

Şehrin yeni festivaliyle tanışın

İstanbul, 29 Nisan Dünya Dans Günü’nü yepyeni bir festivalle kutlayacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı (İBB Kültür) tarafından, projeSahne iş birliğiyle ilk kez düzenlenen Uluslararası İstanbul Dans Günleri, dünya çapında dansçıların gösterilerini şehrin farklı mekanlarında İstanbullularla buluşturacak. Bir hafta boyunca flamenkodan sokak dansına, baleden sirtakiye farklı dans türlerinin önemli temsilcilerini İstanbul’da ağırlayacak olan festivalin etkinlikleri, Müze Gazhane, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Artİstanbul Feshane, Baruthane, Metrohan, Beyoğlu Sineması’nda ve Çubuklu Silolar’da gerçekleşecek. Festival kapsamında performansların yanı sıra atölyeler, söyleşiler, dans temalı film gösterimleri ve konserler de sizi bekliyor. Açılışını flamenkonun genç kraliçesi Patricia Guerrero’nun gerçekleştireceği festivalin detaylı programına buradan ulaşabilirsiniz.  Festival 22-30 Nisan tarihlerinde ücretsiz olarak gerçekleşecek.

Şeflerden İstanbul Boğazı’na övgü

Şeflerden İstanbul Boğazı’na övgü

Four Seasons Hotel Bosphorus, bu yıl kaçırılmaması gereken gastronomik bir programa ev sahipliği yapıyor. Program, İsviçre’nin yenilikçi ve Michelin yıldızlı mekanı Steinhalle’nin şefi Markus Arnold ile başlıyor. 25 Nisan-28 Nisan tarihlerinde Four Sesons Hotel Bosphorus için hazırladığı menüyü yeme içme tutkunlarıyla buluşturacak olan Şef Arnold, restoranı Steinhalle’de seyahatlerinden, gördüklerinden ve hayallerinden ilham alarak yemek yaptığını söylüyor. Şef, Four Seasons’da sunacağı menüsünde en sevdiği yemeklere yer verecek. ‘Ode to Bosphorus’ serisinin devamı 8-10 Mayıs tarihlerinde Michelin yıldızlı Het Gabaar’ın şefi Roger Van Damme ile devam edecek. Belçika’da yer alan restoranını, tatlı menüsüyle bir çekim merkezi haline getiren Şef Van Damme, Four Seasons Hotel Bosphorus misafirlerine hem göze hem damağa hitap eden bir tadım menüsü hazırlayacak.  Serinin son buluşması ise Four Seasons misafirlerini yeni bir mutfakla tanıştıracak. Güney Amerika bölgesinde yer alan Surinam mutfağını aldığı Fransız eğitimiyle birleştiren Soenil Bahadoer Kasım ayında Four Seasons Hotel Bosphorus için köklerinden ilham aldığı eşsiz bir menü hazırlayacak. İki Michelin yıldızlı restoranı Lindehof’da farklı dünyaları, kültürleri, kokuları ve lezzetleri bir araya getirdiğini söyleyen Şef Bahadoer, Four Seasons Hotel Bosphorus Executive Chef’i Görkem Özkan ile bir menü hazırlayacak.

İlginç bir dijital deneyim

İlginç bir dijital deneyim

Selçuk Artut’un Hope Alkazar’a özel olarak tasarladığı ‘Sonsuza Uzanan Motifler: Yeni Yorumlar’ başlıklı dijital deneyime davetlisiniz. Bu etkileşimli kapsayıcı deneyim, XTOPIA IMMERSIVE kapsamında HOPE Alkazar’da sunuluyor. Geometri ve medya sanatlarını buluşturan deneyim, sanatçının seyahatlerinden ve çeşitli coğrafyalardaki tarihi mimari yapıların desenlerinden ilham alıyor. Tüm bunların yaratıcı kodlamayla buluşmasıyla ortaya çıkan deneyim, kültürler arasındaki silinmiş izleri tekrar inşa etmeyi hedefliyor. Deneyim sırasında kendi motiflerinizi yaratıp mekanda eşzamanlı görüntüleyebiliyorsunuz. Hayli ilginç olan bu dijital deneyimi kaçırmayın. 1 Mayıs'a kadar vaktiniz var. Detaylı bilgi için buraya göz atabilirsiniz.