Turizm Gazetesi’ni kurma fikri nasıl doğdu? Sektörde nasıl bir ihtiyaç fark ederek yola çıktınız?
Yıl 2000. İnternet henüz yaşamımıza yeni girmiş. Gazete ve dergilerin internet siteleri yeni oluşmaya başlamış. Yönetiminde bulunduğum Ekin Grubu, turizm sektör yayıncılığında lider, öncü bir kuruluş. 1984’ten 2000’e kadar, sektör yayıncılığında ilk olan çok sayıda projeyi gerçekleştirmiş olan bir kuruluş. O günlerde, yayınladığımız Türkiye’nin ilk otel rehberi Hotel Guide ve Turizm Endüstrisi Kataloğu gibi iki önemli yayını internete aktarmaya başlamıştık zaten. Aylık basılan çok sayıda dergi yayıncılığının da içindeydik. Ama internet yayıncılığı gibi yeni bir teknolojiye, üstelik her gün güncellenen ve anlık olarak okurla buluşan bir gazeteyle adım atmak cesaret isterdi. Periyodik Yayınlar direktörümüz, sevgili arkadaşım Fehmi Köfteoğlu ve birlikte çalıştığı birim arkadaşları, zaten her gün çok sayıda haber üretmekteydiler. Bunların ancak sınırlı bölümü aylık dergilere konabiliyordu. Dolayısıyla malzeme hazırdı. Böylelikle Turizm Gazetesi, Fehmi yönetiminde editoryal ekiple yayına başladı. Beklemediğimiz büyük bir ilgiyle karşılandı. İnternete bağlanmakta güçlük çekilen yıllardan söz ediyoruz. Hızın da oldukça düşük olduğu yıllar. Ama buna rağmen okuru daha ilk günden itibaren çok oldu. Haberler, yazarların makaleleri hep ilgiyle takip edildi, beklendi. O gün bugündür de kesintisiz olarak yayınını sürdürüyor.
Turizm Gazetesi’nin yayın felsefesini ve misyonunu nasıl tanımlarsınız?
Bağımsız, tarafsız, objektif ve özgün bir yayıncılık olarak tanımlayabiliriz. Kuşkusuz buna yenilikçiliği de ekleyebiliriz.
Okuyucu kitlenizin profilinden bahsedebilir misiniz? Sektör profesyonellerine mi yoksa seyahat tutkunu bir kitleye mi hitap ediyorsunuz?
Başından itibaren turizm profesyonelleri hedef kitlemiz oldu. Şimdi sayıları on binleri bulmuş bir hedef kitleden söz ediyorum. Aralarında otel, seyahat acentesi ve yatırımcı kuruluşların üst düzey isimlerinin de bulunduğu binlerce kişiye ulaşıyoruz. İçeriğimizden de bu anlaşılabiliyor. Zaman zaman aramızda, seyahatseverleri de hedefleyen bir içerik üretmenin zamanı gelmedi mi sorusu konuşuldu ama bu bambaşka bir yayıncılık. Yani hem ondan, hem bundan yapmaya kalktığınızda ikisi de olmuyor diye düşündük. Aslında Ekin Grubu, Türkiye’de gezginler için ilk Türkçe Gezi rehberini de hazırlamış bir kurum. 1992 yılından itibaren her yıl düzenli olarak yayınladığımız Türkiye Tatil Rehberi-Gezi, Türkiye’nin her yerini, gezmeyi seven insanlarla tanıştıran, ilk kapsamlı Türkçe rehberdi. Yayınını 2010 yılına kadar sürdürdük. Her yıl güncellenerek basıldı ve yüz binlerce insana ulaştı. Türkiye’de iç turizmin gelişmesine böyle bir katkımız olduğu da söylenebilir. Hatta bu yayını internete de taşıdık. Ama günlük ve anlık güncellenen, her gün köşe bucak gezilebilecek, tadılabilecek yerlerle ilgili haber yapmak başka bir şey. Bunu zaten çok iyi yapan yayınlar var. Bizim o alanda, hem de turizm gazetesi gibi sınırları ve hedef kitlesi belli bir yayında yapmamız çok doğru olmayacaktı. Ama bu konuda iş birliği arayışımız olabilir.
Son yıllarda seyahat alışkanlıklarında gözlemlediğiniz en radikal değişim ne oldu? Sizce bunun sebebi nedir?
Türkiyeli gezginlerden, seyahat tutkunlarından söz edeceksek eğer, en radikal değişiklik dünyayı gezme, tanıma arzusu. Türkiye turizm açısından çok zengin bir ülke. Gezilebilecek köşe bucak sayısı çok fazla. Bu zaten uzunlu kısalı seyahatlerle yapılabiliyor. İnsanlar yaşadıkları kenti de tanımak için turlara katılıyor. Bunu kendi başına planlayıp yapanlar da çok. Ama dünyayı tanımak farklı bir duygu. Ve seyahate ayrılan para, artık ülkemizde de lüks olarak görülmüyor. İnsanlar giyiminden kuşamından tasarruf ediyor ama gezmekten asla. Aslında bu dünyada da böyle. Ekonomik sıkıntılarla, daralmalarla sık sık karşılaşılan bir dönemdeyiz. Ama seyahat tutkusu, seyahate katılan insan sayısı sürekli artıyor. Pandemi sonrası zaten büyük bir patlama gerçekleşti. Pandemi öncesi sayılara hızla dönüldü. Ve her yıl turizme katılan, gezen insan sayısı yüzde 4-5 gibi büyümeye devam ediyor. Gezmek, yeni bir yeri tanımak, farklı kültürlerle bir arada olmak, en başta insan ruhuna iyi geliyor. Sağlıklı kalabilmenin en güzel yolu gezmek.
Z kuşağının ve genç gezginlerin tercihleri sektörü nasıl dönüştürüyor? Yeni neslin beklentilerine ve alışkanlıklarına dair ne gibi gözlemleriniz var?
Z kuşağı, teknolojiyi iyi kullanan bir kuşak. Kendi tatilini kendi planlamayı tercih edebilen bir kuşak aynı zamanda. Uzun zamandır internette seyahat platformları aracılığıyla kendi tatilinizi kendiniz planlayabiliyorsunuz. Otelinizi, hava yolu biletinizi kendiniz alabiliyorsunuz. Yapay zeka dönemindeyiz ve bu dönemin turizme, seyahate katkılarını hemen her gün Turizm Gazetesi’nde okurlarımızla paylaşıyoruz. Artık tatil ya da gezi planlamasını yapay zeka aracılığıyla yapan, gittiği yerlerde nereleri gezeceğini yine bu şekilde planlayan insan sayısı artıyor. Z kuşağı ve öncesi zaten bunun başını çekiyordu, öyle de oldu. Ama öte yandan unutulmaması gereken bir başka şey daha var. Yapay zekayı kullananlar kadar, oraya bilgi ve algoritmaları yükleyenler de insanlar. Yani turizmin klasik kurumları olan tur operatörleri ve seyahat acenteleri de teknolojiyi, yapay zekayı çok iyi kullanıyor. Onların planlayıp paket haline getirdikleri turlar da gündemden düşmüş değil. Hatta pandemi döneminde, seyahat platformlarından satın alınıp sonrasında muhatap bulunamadığı için iade ya da tazmin edilemeyen rezervasyonlar oldu. Bu nedenle özellikle sık seyahat edilen Batı ülkelerinde klasik modele, yani paket turlara dönüş söz konusu. Bu süreç, ikili olarak ve birbirini dışlamadan akmaya, gelişmeye devam edecek.
Turizm sektöründe son dönemdeki en önemli trendler neler? Deneyim odaklı seyahat, bütçe dostu alternatifler, şehir turizmi, doğa turizmi… Hangisi daha popüler?
Hepsi demeliyiz. Çünkü artık yıl boyu tek bir seyahat, tatil yapılmıyor. Bulunan her fırsat değerlendiriliyor. Belki de bu nedenle, yeni ve gelişen trend olarak, hem Türkiye’de hem de dünyada, daha kısa ve daha sık seyahatlerden söz edebiliriz. Yani eskiden olduğu gibi, bütün bir yıllık tatilini tek seferde kullanmak değil, bölüp daha kısa ve daha sık olarak kullanmak önemli bir trend. Hatta bunu destekleyecek tartışmalar da sık yapılıyor. Okullarda yaz tatillerinin kısaltılması ve yıl içine yayılması gibi. Zaten bu başladı ama daha da artacak gibi görünüyor. Bu nedenle, sözünü ettiğiniz deneyim odaklı tatiller de dahil olmak üzere, artık çok ve sık seyahat gündemde. Bu bir konser olabilir, ya da yurt dışında bir futbol maçına, spor etkinliğine, bir konsere ve hatta bir gastronomi turuna katılmak olabilir. Yurt içinde en önemli ve güncel deneyim ise, tarihin sıfır noktası sayılabilecek Göbeklitepe ve Karahantepe arkeolojik alanı. Arkeolojik kazılarla zenginleşen müzelerimiz ve ören yerleri, turizmde en önemli üstünlüğümüz. Ne kadar tanıtılsa, o kadar az.
Teknoloji konusunda dönecek olursak, yapay zeka destekli seyahat planlamasının sektöre etkisini nasıl görüyorsunuz? Gelecekte bu bağlamda bizleri neler bekliyor?
Geleceği tahmin etmek çok zor. Çünkü her şey inanılmaz bir hızla gelişiyor. Uluslararası seyahat ve turizm basını zaten her gün hazırlanan haber ve yorumlarla bu konuya odaklanmış durumda. Ama söylenenler esas olarak belli. Evet, yapay zeka hızla çok şeyin yerini alacak ama insan deneyiminin, uzmanlığının, temasının yerini alamayacak. Yapay zeka dahil teknolojiyi en iyi kullanan kurumlar ve insanlardan söz etmeye devam edeceğiz sadece.
İklim krizi, destinasyon ve ulaşım aracı tercihlerine nasıl yansıyor ya da yansıyacak?
Kısa ve orta mesafelerde uçak yerine tren gibi ulaşım araçlarını kullanmak yaygınlaşıyor. Kuşkusuz Türkiye’de ve yakın coğrafyamızda bu konuda oldukça gerideyiz. Ama yine Turizm Gazetesi’nde çok sık kullandığımız haberlerde görüleceği üzere, Avrupa’da hızlı trenin girmediği yerin kalmayacağı bir dönemin içindeyiz. Öte yandan, çevre dostu hava yolu ulaşımı konusu AB başta olmak üzere dünyanın önemli kurumlarının gündeminde. Trump ve Putin gibi popülist ve otokrat eğilimli liderlerin öne çıktığı bir dönemdeyiz; sanki bu konular gündemden düşmüş gibi görünüyor ama aslında öyle değil. Her şeyden önce Z kuşağı başta olmak üzere beyaz yakalılar ve gezmeyi sevenler, çevre konularına çok duyarlı. Dolayısıyla talep sürecin yönünü de belirleyecektir.
Türkiye’nin turizm sektöründe üç şeyi değiştirme şansınız olsaydı, neleri değiştirirdiniz?
Sektörün bütün alanlarındaki yönetimde katılımcılığı, şeffaflığı ve hesap verilebilirliği… Bu sadece turizm sektörü için geçerli değil biliyorsunuz, hemen tüm sektörler ve ülkenin bütünü için de geçerli. Zaten turizm tek bir sektör değil. Çok sayıda sektörü bir araya getiren ve bir amaca, hedefe yönelik sentez yaratmaya çalışan bir aktiviteler bütünü.
Yaz sezonunda özellikle Ege sahillerindeki yüksek fiyatlar sıkça tartışma konusu oluyor. Hem yatırımcıyı hem yerli turisti koruyan bir model mümkün mü?
Yüksek fiyatlar sadece Ege sahilleri için sorun oluşturmuyor. Ama sorunun kaynağı, bu yüksek fiyatların konusu olan oteller, lokantalar, eğlence yerleri ya da ulaşım araçları değil. Sorunun kaynağı yüksek enflasyon ve bunun turizme yansımaları. Kuşkusuz işini kötü yapan, kısa sürede vurgun yapmaya çalışıp fiyatlarını şişirenler var ama bunların ömrü de uzun olmuyor bildiğiniz gibi. Ege sahillerinde bunun çok daha fazla görünür olması, o bölgedeki turizmin yapısından kaynaklanıyor. Bölgede küçük ve orta ölçekli, sadece kahvaltı veren oteller çoğunlukta. Dolayısıyla insanlar otellerde kalmıyor. Dışarıdan hizmet alıyor ve yiyor içiyor. Dikkat ederseniz, pahalılığa örnek gösterilen evraklar ve fişler, yeme içme yerlerinden. Karşılaştırma da genellikle Ege’nin öte yakasındaki adalarla yapılıyor. Bu bir gerçek ama bu gerçeğin görünen yüzü, kazıkçı esnaf değil. Fiyatlama dengesini altüst etmiş olan ekonomi politikaları ve onun pahalılık olarak bize yansıyan yüzü.
2026’nın geri kalanı için yurt dışı planı yapanlara ne önerirsiniz? Şu anda dünyada “görmeden olmaz” dediğiniz üç yer neresi?
Bunu yanıtlamasam daha iyi, çünkü bu gibi listeler öznellikler taşıyor. Ben de kendime göre bir sıralama yapmış olurum ama bu genele uymaz. Zaten her gün hem gazetelerde, hem internet sitelerinde, hem de sosyal medyada buna benzer sıralamalarla karşılaşıyoruz. Ben bunların tümüne temkinli yaklaşmayı tercih ediyorum. Yüreğinizin ve bütçenizin götürdüğü yere gidin derim. Zaten seçenekler her gün önümüzde.
www.turizmgazetesi.com

