Sine Büyüka röportajı

Siz onu sadece televizyon ekranlarından ve yaptığı spor programlarından tanıyorsanız hakkında çok az şey biliyorsunuz. Gelin sizi Sine Büyüka’nın müzik tutkusuyla ve Londra menşeli projesi Villette ile tanıştıralım.
Seda Pekçelen |
Advertising

Londra’ya taşınıp sıfırdan bir elektronik müzik kariyeri yarattın kendine. Londra müzik piyasasının büyüklüğü malum; kendine nasıl bir yol çizdin?
Aslında hâlâ yaratmış değilim ama o yolda ilerliyorum. Londra, müzik piyasasının kalbinin attığı şehirlerden biri ve gerçekten çok büyük. Ben de buraya 29 yaşında, oldukça geç geldim; gelirken gerçek dışı hayaller kurmadım. Amacım yeni insanlarla tanışmak, müzik piyasasında bir iş bulmak, kendi plak şirketimi kurmak ve müzik prodüksiyonunu öğrenmekti. Sadece müzik yapabilmek bile başlı başına bir ödüldü benim için. Çok çalışarak hedeflerimi gerçekleştirme şansı buluyorum şu anda.

Daha önce Dancing Birds Feel the Beat ile indie ağırlıklı çalıyordun. House ve teknoya ilgin nasıl başladı?
Teknoya ilgim hep vardı. Yakın dostum Mabbas da bana bilgisi ve zevkiyle çok yol göstermiştir. O zaman Radyo Eksen’de programım vardı ve gitar müziği daha çok takip etmek durumundaydım. Programım bitip Londra’ya taşındıktan sonra Dancing Birds bir süre sonra dağıldı. Burada elektronik müzikle daha fazla iç içe olunca kendiliğinden dans müziğine yöneldim.

‘Crossed Wires’daki ‘Fall’ ve ‘Owls’ parçalarının yaratım, prodüksiyon süreçleriyle bizzat sen mi ilgilendin? ‘Fall’un tüm prodüksiyon süreci bana ait. Sadece miks ve mastering’i başkasına emanet ettim. Kendiliğinden bir haftada içimden aktı o şarkı, beni hiç zorlamadı. ‘Owls’ daha eski, yazalı iki sene oldu. FatCat Records’da çalışırken demo sitesinde yer verdiğimiz bir prodüktörün işlerini çok beğenip kendisiyle bağlantı kurdum, beraber yaptık o şarkıyı. Aslında yayınlamayacaktım ama sonra mükemmeli kovalamaktan vazgeçtim ve şarkıyı denize attım. Müzik prodüksiyonu için ders almayı denedim ama bu işi öğrenmenin en iyi yolunun deneme-yanılma yöntemiyle olacağını fark edince kendimi eve kapadım.

Christian Löffler ‘Fall’ parçana bir remiks yaptı. Bu iş birliği nasıl gerçekleşti?Christian Löffler en sevdiğim prodüktörlerin başında geliyor. İkinci albümü ‘Young Alaska’ çıktığında aylarca etkisinden kurtulamadım ve ‘Fall’u yazdım. Remiks yaptırmak için prodüktör ararken aklıma Christian geldi ve menajerine mail attım. Menajeri Christian’ın şarkıyı çok beğendiğini ve remiks yapmayı çok istediğini söyleyince inanılmaz mutlu oldum. Sonrasında sosyal medyadan sadece remiksi değil, şarkının orijinal versiyonunu da birçok kez paylaştı. Londra’ya geldiğinde konserine davet etti, tanışıp sohbet etme şansı da bulduk. Şu anda neredeyse arkadaş olduğumuza inanamıyorum!

Londra’daki elektronik müzik sahnesine dair sevdiğin ve nefret ettiğin neler var?Kulüp odaklı elektronik müzik konserlerine giden kitle beni çok yoruyor, herkes bir saatten sonra zombiye dönüyor. Yaş ortalaması da genelde inanılmaz düşük, kendimi anneanne gibi hissediyorum! En sevdiğim şeylerden biri ise bu sahnenin büyüklüğü. Her gün şehirde aynı anda bir sürü konser var ve çoğu dolu geçiyor. Deneysel elektronik işlerin dahi alıcısı var ve böylesine pahalı bir şehirde insanlar bulup buluşturup konserlere para harcamaya devam ediyor.

Injazero Records’ta kimlerle çalışıyorsun?
İlk yayınladığımız sanatçı LTO isimli bir elektronik müzik prodüktörüydü. Kendisi aslında piyanist ama modern klasik müziği elektronik öğelerle birleştiren çok güzel bir deneysel müzik yapıyor. Sırada ise Ambassadeurs isimli bir prodüktörün iki şarkılık mini EP’si var. Devamı sürpriz!

Villette - ‘Crossed Wires’ piyasada. injazerorecords.com

Advertising
This page was migrated to our new look automatically. Let us know if anything looks off at feedback@timeout.com