0 Beğen
Kaydet

Plaza parodisi Erdem Aksakal röportajı

Beyaz yakalı hayat tecrübesini arkasına alan Erdem Aksakal ilk kitabı ‘Mezeleri Güzel’de plazalar dünyasını hicvediyor. Aksakal ile bir meeting set edip beyaz yakalılar üzerine brainstorming yaptık.

Plaza yaşamı üzerine kurulan mizah edebiyatının üretken kalemlerinden biri Erdem Aksakal. Ot Dergi’de yayınlanan yazılarının ardından ilk kitabıyla plazalardan bildirmeye devam ediyor. ‘Mezeleri Güzel’ beyaz yakalılar ile sözünü sakınmadan dalgasını geçen bir kitap, ama Aksakal kitabın alt metninde olumlu bir gidişatın altını çiziyor. Gerçekten de mezeleri güzel olan bir meyhanede buluşmamızın ardından anlattıkları beyaz yakalıların kendilerinin de aslında bu suni dünyadan memnun olmadıkları yönünde. Karşısındakini geleceğin karanlık olmadığı konusunda ikna etmek için iş dünyasının bile evrimleştiğini savunuyor, dünyanın en büyük 10 şirketinin başında farklı kültür, cinsel yönelim ve cinsiyetlerden insanların bulunabiliyor olması ona göre bunun bir kanıtı. Aksakal’ın iyimser mizahı özellikle beyaz yakalılara ilaç gibi gelebilir.

Neden beyaz yakalılar üzerine bir kitap yazma ihtiyacı duydun?
Uluslararası bir yazılım şirketinde pazarlama direktörüyüm, 15 yıldır beyaz yakalıyım. Bir gün baktım ki çalıştığımız şirketlerin hedefleri uğruna başarılı olmak özümüzdeki boşluğu doldurmaya yetmiyor. Uzun bir süre tek arızalının ben olduğumu zannediyordum ama Gezi Parkı ve sonraki süreçte milyonlarca beyaz yakalının içinde bulunduğu durumdan rahatsız olduğunu fark ettim. Bizim o garip dünyamızı hem kendime, hem de benim ne yaptığımı anlamayan eşime dostuma, aileme ve akrabama anlatmak istedim.

Beyaz yakalılarla dalga geçmeyi neden seviyoruz?
Dünyanın doğal akışına aykırı hızlı bir evrimleşme geçirdik. Dile İngilizce kelimeler ekleme olsun, tüketim alışkanlıklarımız olsun, iş dünyasındaki Amerika kökenli klişelerden biraz fazla etkilendik. Niye böyle davrandığımızı, niye plazaların içinde garip bir dille konuştuğumuzu çevremize açıklayamadık. Ani değişimler insanlara komik geliyor.

Gurme olmak beyaz yakalılar için neden bu kadar önemli?
Plazadan çıkıp eve dönerken öğle ve akşam yemekleri dışında kendimize pek zaman kalmıyor. Bu anlarda da ayrıcalıklı hissetmek istiyoruz. Sıradan olmak bizi boğuyor, çünkü “Sen sıradan değilsin, çok zekisin,” diye sırtımız sıvazlanmış. Ayrıca şirket çok çalışmamı istiyor, çünkü zekâma muhtaç. Bu kadar sömürüldüğün bir ortamda kendini nasıl iyi hissedersin? “İş çıkışı öyle bir meyhaneye gidiyorum ki, mezeleri çok güzel…”

Beyaz yakalıların kötü çocuklar olmadıklarını söylüyorsun yani.
Şirketler ne kadar acımasız olursa ve kendini ne kadar öne çıkarırsa o kadar başarılı addediliyor. Haliyle bu kültür çalışanlara da yansıyor. Bu dünyanın bize yaptığı en büyük kötülük bizi kurumsal kimlik diye betonun içine gömmesi. Bence gömülmeden de başarılı olabiliriz, 24 saat o kimliği taşımak zorunda değiliz. “Ben bu şirkete bilgimi satıyorum, şirketin yaptığı yanlışları savunmak zorunda değilim,” diyebilirsek sahici kimliklerimizi ortaya koyabiliriz. Mezeleri Güzel, Ot Kitap,

Yorumlar

0 comments