0 Beğen
Kaydet

Soloúp: Ayvali - Ayvalık

Yunan çizer Soloúp, ‘Ayvali’de kalemini Türk-Yunan mübadelesini anlatmak için konuşturuyor. Karşımızda okurken boğazınızın düğümleneceği, hatırlamaya dair bir grafik roman var.

Art Spiegelman başyapıtı ‘Maus’ta kendisi de bir toplama kampı kurbanı olan babasının tanıklığından faydalanarak tarihsel bir yıkımı anlatmaya çalışmıştı. Bugün ‘Maus’ grafik roman sanatı için bir milat sayılıyor. Takip eden yıllarda tarih, belgesel, gazetecilik ve kurmacanın iç içe geçtiği birçok grafik roman çıktı karşımıza. Guy Delisle’in Kuzey Kore’yi anlattığı ‘Pyongyang’, Joe Sacco’nun ‘Filistin’i, Mizuki’nin Hitler biyografisi hep bu geleneği güçlendiren eserlerdi. Grafik romanlar için bütçelerin, akademilerin, kuralların sınırlandıramadığı tek kişilik gösteriler denilebilir.


Asıl vatanı Anadolu olan Yunan çizer Soloúp’un yakın tarihimizdeki en trajik olaylardan biri olan Türk-Yunan mübadelesini anlattığı ‘Ayvali’, bu hibrit anlatım tarzının hakkını veren çarpıcı bir grafik roman. Çizer ortak noktaları Ayvalık olan üç Yunan bir de Türk yazarın eserlerinden yola çıkarak yarattığı kitaba kendisi de bizzat bir kahraman olarak katılmış; Girit’e, İzmir’e ve Ayvalık’a yaptığı yolculukları kitabın iskeleti olarak kurmuş. Bu ana yapının içini dolduransa Ayvalıklı öykücü İlias Venezis’in Amele Taburları adı verilen esir kamplarına düşmesi, Venezis’in ablası Agapi’nin şans eseri kurtulması, ressam Fotis Kondoğlu aracılığıyla anlatılan bir kabadayı öyküsü ve Girit’ten Ayvalık’a göç etmeye zorlanan yazar Ahmet Yorulmaz’ın aktardığı bir hikâye olmuş.

Kitabı çizmeye başlamadan önce Soloúp uzun bir araştırma yapmış, hikâyelerini kullanacağı yazarların tüm eserlerini okumuş, defalarca Ayvalık’a gitmiş, mekânı bir yönetmen gözüyle incelemiş ve dönemin gündelik hayatını ve ruhunu yakalayabilmek için detaylı bir etnografik çalışma yapmış.Tüm bu çabanın sonucunun ne denli vurucu olduğunu ‘Ayvali’yi okurken boğazınız düğümlendiğinde, gözleriniz istemsizce dolduğunda fazlasıyla hissediyorsunuz. 

‘Ayvali’nin en dikkat çekici yanlarından biriyse kitabın çok sesliliği. Olaylar tek bir bakış açısından anlatılmadığından taraf tutmak imkânsız hale geliyor. Giritli bir Türk gencini kurtarmak için hayatını tehlikeye atan Maria Hanım ile savaş suçu işlemek pahasına Agapi’yi saklayan Türk subayı zihninizde ortak bir vicdanın yansımalarına dönüşüyor. ‘Ayvali’deki öyküler savaşın ve zorunlu göçün yol açtığı felaketleri ne milliyetçiliğin ne de boş bir hümanizmin tuzağına düşmeden okura hissettirmeyi başarıyor.

Benzer felaketlerin gerçekleşme ihtimalinin hiç de az olmadığı şu günlerde ‘Ayvali’nin anlattığı hikâyeye dikkatle kulak vermekte fayda var. Kitabı bize kazandıran çevirmen Hasan Özgür Tuna’ya ve İstos Yayınları’na, kaligrafiden tutun da kitabın sonuna eklenen sözlüğe kadar her şeyle incelikle ilgilendikleri için bir teşekkür borçluyuz.

 

Ayvali - Ayvalık
İstos Yayınları, 448 Sayfa

Yorumlar

0 comments