Dünyanın en hareketli şehirlerinden birinde yaşamanın ayrıcalıklarından istifade etmek için, bu hafta için seçtiğimiz etkinliklere bir göz atın. Can sıkıntısına son!
Reklâm
Marilyn Manson uzun bir aradan sonra İstanbul’da sahne almaya hazırlanıyor. Provokatif sahne şovları, gotik atmosferi ve sınır tanımayan performanslarıyla alternatif müziğin en çarpıcı figürlerinden biri olan Manson, sizi hafızalara kazınacak bir geceye davet ediyor. Bu konserde ‘The Beautiful People’, ‘Tainted Love’ ve ‘Rock is Dead’ gibi kültleşmiş parçaların yanı sıra, 2024 çıkışlı ‘One Assassination Under God – Chapter 1’ albümünden yepyeni şarkıları da canlı dinleme imkanı bulacaksınız.
Sevil Dolmacı İstanbul, çağdaş sanatçı Cem Gönül’ün kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. 10 Eylül’e dek Villa İpranosyan’da ziyaret edilebilecek olan sergi, izleyiciyi yalnızca göze değil, kalbe ve zihne hitap eden çok katmanlı bir dünyaya davet ediyor. Renk, figür ve geometrik formların iç içe geçtiği bu dünya, sanatçının aşkı, umudu ve hayal gücünü nasıl biçimlendirdiğine dair şiirsel bir keşfe kapı aralıyor.
Cem Gönül’ün duygusal derinlik ve görsel incelikle yarattığı eserlerinde kullandığı renk paleti yalnızca estetik bir tercih değil; duyguların görünür hale geldiği bir harita niteliğinde. Her tuval, sezgiyle akıl arasındaki ince çizgide salınan tonlarla, izleyicinin iç dünyasında yankılanan bir anlatıya bürünüyor. Sanatçının renklerle kurduğu ilişki, bir yandan plansız bir iç dökme gibi görünürken, öte yandan dikkatle hesaplanmış bir denge duygusunu da beraberinde getiriyor.
Sergi 14 Ağustos-10 Eylül tarihlerinde Sevil Dolmacı İstanbul’da.
Reklâm
Seyahatinizden önce sergi gezmeye ne dersiniz? İGA İstanbul Havalimanı, Türkiye’nin tarihi ve sanatsal değerlerini dünyaya tanıtmaya devam ediyor. Havalimanının Dış Hatlar bölümündeki İGA ART Gallery’de sizi yaz sonuna dek Fahrelnissa Zeid’in sergisi bekliyor. Sergi, 20. yüzyılın en önemli sanatçılarından olan ressam ve heykeltıraş Fahrelnissa Zeid’in, 1960 yılında yaptığı ve özel bir koleksiyonda yer alan yağlı boya eserinin etrafında şekilleniyor. Marcus Graf’ın küratörlüğünde gerçekleşen sergide arşiv fotoğrafları, sergi afişleri, biyografi fragmanları, kronolojik akışlar ve hareketli görüntüler de yer alıyor.
Sergi 1 Haziran-31 Ağustos tarihlerinde İGA Art Gallery’de.
‘Kaldırımın Bittiği Nokta’, ziyaretçileri şehirle ve sokakla kurduğumuz bağı yeniden düşünmeye, gündelik hayatın telaşlı temposu içinde gözden kaçanları görmeye davet ediyor. Lennart Brede, Ramazan Can, Tuğçe Diri, Bilal Hakan Karakaya, Ardan Özmenoğlu, Daniele Sigalot, Cem Sonel ve Serpil Yeter’in eserlerini bir araya getiren seçki, kentin ritmine, yüzeyine ve hafızasına dokunan izleri sunarken, şehrin çeşitliliği kadar, bu çeşitlilikten ilham alan sanat üretimlerinin de farklı biçimlerini gözler önüne seriyor. Sergideki sanatçılar, sokağın ve şehrin farklı noktalarından ilham alarak, detaylarda saklı hikayeleri çeşitli tekniklerle yeniden yorumluyor. Rögar kapaklarından mozaiklere, kaldırım taşlarından pazardaki tezgahlara kadar sergideki üretimlere yansıyan her bir parça, İstanbul’a dair bir iz taşırken, kentin akışıyla tutulmuş bir arşivi de izleyiciye sunuyor.
Sergi 1 Haziran-31 Ağustos tarihlerinde Anna Laudel’de.
Reklâm
Küratörlüğünü Hicran Aksöz’ün üstlendiği ‘Ay Tozunda Yürür Gibi’ sergisi, İBB Taksim Sanat’ta sanatseverleri bekliyor. Resim, heykel, fotoğraf, video ve yerleştirme gibi farklı mecralardan oluşan yapıtlar, benliğe yapılan bireysel yolculukların izini sürüyor. Sergi, adını Ay yüzeyine atılan ilk insan adımlarından ilhamla ‘Ay Tozunda Yürür Gibi’ metaforundan alıyor. Her bir yapıt, sessiz ama iz bırakan bir içe dönüş hareketini çağrıştırıyor. Bu içsel keşif, şiirsellik ve kırılganlıkla örülü, yön duygusunu kaybetmeden ilerleyen bir benlik haritasına dönüşüyor. Sergi açıklama metninde Jacques Lacan ve Michel Foucault gibi düşünürlerin kuramlarıyla temellendirilen bu yaklaşım, sanatçıların bireysel üretimlerini kolektif bir düşünce alanında buluşturuyor. Sergide Mehmet Anik, Hasiyne Ayhan, Ahmet Hamdi Başsöz, Daniela Budişteanu, Zeynep Baloğlu, Delfin Demirgüreş, İrem Deniz, Ayşegül Düşek, Buse Elçi gibi isimlerin eserleri yer alıyor.
Sergi 15 Ağustos-20 Eylül tarihlerinde Taksim Sanat’ta.
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin ikinci süreli sergisinde natürmortlar başta olmak üzere yeme içme temasının işlendiği resim ve heykeller yer alıyor. Serginin küratörlüğünü, müzenin kurucu küratörü Prof. Dr. Gül İrepoğlu üstleniyor. İrepoğlu, sergiyle aynı adı taşıyan bir de kitabın hazırlığını üstlendi. Sergide, 150’den fazla Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’na ait eserin yanı sıra, çok sayıda saygın koleksiyoner ve kurumdan ödünç alınan 50’ye yakın eserle birlikte 90 sanatçıya ait 200’ü aşkın sanat eseri yer alıyor. “Cömert Doğa” temasıyla başlayan sergi natürmortlar, ürünlerin sunulduğu pazar yeri, manav, fırın, dükkan ve sokak satıcıları, balıklar ve balıkçılar, su, yiyecek hazırlıkları, sofralar, lokantalar ve kahvehaneler gibi bölümlerle devam ediyor. Sergi odalarında sanat eserlerine, ‘İstanbul’un Resmi’ sergisinden de alışageldiğimiz üzere şiirler eşlik ediyor.
Reklâm
İstanbullular elektronik popun büyüleyici yüzüyle bir kez daha buluşmaya hazırlanıyor. Elektronik pop grubu Kadebostany, sınırları zorlayan sahne şovları ve etkileyici melodileriyle bir kez daha şehirde. “Castle in the Snow”, “Mind If I Stay” ve “Early Morning Dreams” gibi hit parçalarıyla milyonların kalbini fetheden grup, görsel estetikle müziği bir araya getiren enerjik sahnesiyle sizi müthiş bir yolculuğa çıkaracak.
Arter, öncü Alman sanatçı Franz Erhard Walther’in Türkiye’deki ilk kapsamlı kişisel sergisini izleyiciyle buluşturuyor. Sanatçının 1958 tarihli aynı isimli yapıtından yola çıkan ‘Heykel Olma Teşebbüsü’ başlıklı sergi, Walther’in uzun soluklu pratiğinde beden, eylem ve heykel arasında ördüğü çok yönlü ilişkilere odaklanıyor. Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği sergi, sanatçının 1960’lardan bu yana ağırlıklı olarak kağıt, baskı, boya ve kumaş kullanarak ürettiği yapıtlarını bir araya getiriyor. İzleyiciyi, heykeli alışılmış tanımlardan uzak bir biçimde, bedensel eylemler ve hayal gücü aracılığıyla deneyimlemeye davet eden sergi, Franz Erhard Walther Foundation’ın iş birliğiyle gerçekleştiriliyor.
Sergi 27 Şubat-5 Ekim tarihlerinde Arter’de.
Reklâm
Ressam Semiramis Öner’in kişisel sergisi Metrohan’da sanat tutkunlarını bekliyor. Sergide, Kuzey Rönesansı resim tekniğini kullanan ve kendi renk pigmentlerini yaratan Öner’in, eski fotoğrafları ve Türkiye ütopyasını resmettiği yağlı boya tablolarıyla eski İstanbul’a ait objelerden oluşan bir enstalasyonu yer alıyor. Küratörlüğünü Gülseli İnal, Balkız İnal ve Beliz İnal’ın üstlendiği sergide sanatçı, 20. yüzyılın başlarında Türk toplumunun Osmanlı’dan modern Türkiye’ye evrildiği dönemde yaşanan epik sosyal değişimi, kendi bilinçaltı yönlendirmesiyle önümüze seriyor.
Sergi 18 Nisan-31 Ağustos tarihlerinde Metrohan’da.
Mekanı odağına alarak şekillenen ‘Taş Kağıt Metal’ sergisi, hem Seydi Murat Koç’un 20 yıllık sanat üretiminin farklı dönemlerinden dikkat çeken örnekleri hem de sanatçının malzemeyi yücelten pratiğini gözler önüne seriyor. Küratörlüğünü Deha Çun’un üstlendiği sergi, Koç’un farklı dönemlerde yoğunlaştığı üç temel unsur olan taş, kağıt ve metali hem fiziksel hem de simgesel katmanlarıyla izleyiciye sunuyor. Anıtsal taşın gücü, hafızaya dokunan kağıdın kadimliği ve endüstriyel metalin keskinliği ile doğa, insan ve şehir kavramlarını yeniden keşfetmeye davetlisiniz.
Sergi 20 Mayıs-31 Ağustos tarihlerinde Haliç Sanat 2’de.
Discover Time Out original video
Reklâm