Dünyanın en hareketli şehirlerinden birinde yaşamanın ayrıcalıklarından istifade etmek için, bu hafta için seçtiğimiz etkinliklere bir göz atın. Can sıkıntısına son!
Reklâm
Türkiye’nin dört bir yanından yeni mezun sanatçıların yapıtlarını aynı çatı altında sanatseverlerle buluşturan BASE’in dokuzuncu edisyonu The Ritz-Carlton Residences, Istanbul B Blok’ta sizleri bekliyor. 36 şehir, 43 üniversiteden yeni mezun 156 sanatçıyı sanatseverlerle buluşturacak olan BASE 2025’te resim, fotoğraf, seramik, cam, heykel, video, yeni medya, grafik tasarım, geleneksel Türk Sanatları gibi farklı disiplinlerde üretilmiş yaklaşık 200 eser yer alıyor. Yeni mezun sanatçıların yaratıcılıklarını ve üretme motivasyonlarını desteklemek, onların sanat profesyonelleri ve sanat izleyicileri ile diyaloglarını geliştirmek misyonuyla düzenlenen BASE, bu yıl 2025 mezunu olan sanatçıların eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor. Yeni nesil sanatçıların dünyaya ve sanata nasıl baktığını keşfetmek istiyorsanız, BASE’i kaçırmayın.
BASE, 26-30 Kasım tarihlerinde The Ritz-Carlton Residences, Istanbul B Blok’ta.
Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV), tiyatro tarihimizin izlerini süren özel bir sergiyle karşımızda. TTV öncülüğünde Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Türkiye Mozaik Foundation katkılarıyla hayata geçirilen bu arşiv sergisi Depo’da hayat buluyor. Küratörlüğünü vakfın kurucu başkanı Esen Çamurdan’ın, yardımcı küratörlüğünü Aylin Erkan ve Ceren Uyan’ın, tasarımını Sera Dink’in üstlendiği sergi, tiyatronun sadece sahnede değil; anılarda, belgelerde ve geçmişten bugüne taşınan anlatılarda da yaşayabileceğini gösteriyor. Türkiye Tiyatro Vakfı’nın arşivinden özenle seçilen eserler; sicil defterlerinden kişisel notlara, maaş bordrolarından kurum içi yazışmalara, mektuplardan fotoğraflara, kitaplardan dergilere, sahne tasarımlarından afişlere ve karikatürlere, oyun metinlerinden çalışma notlarına kadar uzanan zengin bir çeşitlilik sunuyor. Aralarında Genco Erkal, Ergun Köknar, Behzat Butak, Ümit Denizer gibi tiyatrocuların; Genç Oyuncular, AÇOK gibi toplulukların ve dönemlerine damga vurmuş oyunların çeşitli belgeleriyle birlikte yer aldığı sergide ziyaretçileri nice öykü, sürpriz belge ve görsel bekliyor. Ayrıca Türkiye’nin tiyatro belleğini boyutlandıran görüşmelerden oluşan Sözlü Tarih ve TTV’nin özel bir uygulaması olan Konuşan Fotoğraflar bölümleri görsel-işitsel ögelerle yaşayan bir arşiv deneyimi sunuyor. ‘Tiyatro Hazinemizden’, bir bölümü ilk kez gün yüzüne çıkan belgelerle tiyatronun belleğini harekete geçirerek, geçmişten günümüze uzanan tiyatro yaşantısını ve ruhunu bugünün...
Reklâm
Pilevneli, İngiliz sanatçı Ryan Gander’ın Türkiye’deki ilk kişisel sergisini Dolapdere’deki mekanında ziyaretçilerle buluşturuyor. ‘Pussies and Places’, hikaye anlatan bir saksağan animatronik heykelini, sokak kedilerini betimleyen mermer heykelleri ve yer adlarını tekrar eden resimleri bir araya getiren büyük bir yerleştirme üzerine odaklanıyor. Bu yeni araştırma alanları bizi kamusal ile özel olanın, kolektif ile bireysel olanın, yabancı ile tanıdık olanın temalarına yönlendiriyor; seyircinin davranışını incelikle dönüştürürken, aidiyet ve mekan duygusunu sorguluyor ve gündelik olana, doğadaki işaretlere olan bağlılığımızı test ediyor. “Bazen kendime, galerinin dışındaki dünyada karşılaştığım şeylerden, galeri içindekiler kadar büyülenmem gerektiğini hatırlatmam gerekiyor. Dünya, işaretler ve sembollerle dolu harika bir yer. Yeter ki bakmayı bilelim. Neden biz insanlar, galeri duvarlarının içindekilere, dışarıda her gün yaşadığımız dünyadakilerden daha dikkatli bakıyor, daha derinlemesine araştırıyoruz?” diyor Gander. Gündelik yaşamın gözden kaçan detaylarını ele alan ve izleyiciyi kendi anlatılarını yaratmaya teşvik eden ilginç bir sergi sizi bekliyor.
Sergi 12 Kasım-13 Aralık tarihlerinde Pilevneli’de.
Ara Güler Müzesi, Robert Capa Contemporary Photography Center iş birliğiyle, 20. yüzyılın en önemli foto muhabirlerinden Robert Capa’nın Türkiye’de bugüne dek gerçekleştirilen en kapsamlı sergisini sanatseverlerle buluşturuyor. Başlığını Capa’nın yalın ve gerçekliğe dayalı fotoğraf felsefesini yansıtan sözünden alan ‘Gerçek En İyi Fotoğraftır’, sanatçının 1932’deki ilk profesyonel işinden 1954’teki son karelerine uzanan geniş bir seçki sunuyor. 1913’te Budapeşte’de doğan ve kariyerinde İspanya İç Savaşı’ndan II. Dünya Savaşı’na, Hindiçin Savaşı’ndan modern tarihin birçok önemli çatışmasına tanıklık eden Capa, yalnızca savaşların dehşetini değil, insanların yaşadıkları insani deneyimleri de fotoğraflarına yansıttı. “Eğer fotoğraflarınız yeterince iyi değilse, yeteri kadar yaklaşmamışsınız demektir,” sözüyle tanınan Capa, cesaretiyle hafızalara kazındı. Henri Cartier-Bresson, George Rodger ve David “Chim” Seymour ile Magnum Photos’un kurucularından olan Capa, fotoğrafçının tanık ve hikaye anlatıcısı kimliğini tanımlayan öncülerden biri oldu. Onun kareleri yalnızca tarihsel belgeler değil; empati, adalet ve fotoğrafın dönüştürücü gücüne olan inancın da bir yansıması olarak görülebilir. Sergi, Capa’nın 1946’da Türkiye’ye yaptığı ziyarette çektiği 37 adet gümüş jelatin baskıyı içeren özel bir bölümü de kapsıyor. İstanbul’un günlük yaşamından Ankara’nın modern mimarisine, kırsal manzaralardan portrelere uzanan bu kareler, sanatçının Türkiye’ye bakışını ortaya koyuyor. ‘Gerçek En...
Reklâm
Spotify’da 39 milyonu aşkın dinlenme, TikTok’ta neredeyse 2 milyon takipçi… Estonyalı sanatçı Tommy Cash, Eurovision sahnesinde seslendirdiği ve üçüncülükle taçlandırdığı ‘Espresso Macchiato’ ile müzik listelerini ele geçirdi. Cesur tavrı ve kıvrak zekasıyla müzik dünyasında kendine özgü bir yer edinen müzisyen, Doğu Avrupa’nın enerjisini küresel sahnelere taşıyan şarkılarında akılda kalıcı ritimlerle oyunbaz sözleri çabasızca bir araya geliyor.
Dünyanın en hızlı piyanisti unvanıyla Guinness Rekorlar Kitabı’na giren Peter Bence, klasik ve popüler müziği ustalıkla harmanlayan performanslarıyla dünya çapında adını duyurmayı başardı. Sanatçı, 'Pianosphere Tour' kapsamında İstanbul’da da bizlere unutulmaz bir gece vadediyor. Queen’den Michael Jackson’a, film müziklerinden klasik eserlere uzanan geniş repertuvarıyla piyanoyu adeta bir orkestra gibi konuşturan Bence’nin yenilikçi tekniği ve virtüözitesiyle sahnede sınırları nasıl zorladığına tanıklık etmeye hazır olun.
Reklâm
Zeyrek Çinili Hamam, Fransız sanatçı Juliette Minchin’in mekana özgü kişisel sergisini sunuyor. Anlam de Coster küratörlüğünde gerçekleşen ve Minchin’in İstanbul’daki ilk sergisi olan ‘Where the River Burns’, 16. yüzyıldan kalma hamam yapısının yakın zamanda gün yüzüne çıkarılan Bizans Sarnıcı ile soğukluk bölümlerine yayılıyor. De Coster’ın davetiyle Minchin, hamamın mimari belleği ve zamana direnen ritüelleriyle diyalog kuran yeni bir proje üretti. Balmumu, kalay ve kağıt gibi malzemelerin dönüşümüne dayanan bu çalışma; arınma, kehanet ve bakım temalarını merkeze alıyor.
Sergi 19 Eylül-18 Ocak tarihlerinde Zeyrek Çinili Hamam’da.
Post-metal sahnesinin sınır tanımayan devlerinden Deafheaven’ın hayranlarına bir müjdemiz var: Grup 6 Aralık’ta Blind’da İstanbullu dinleyicileriyle buluşuyor. San Francisco çıkışlı grup, 2013 tarihli kült albümleri ‘Sunbather’ ile sadece metalin değil, modern müziğin de yönünü değiştirmişti. Rolling Stone’un “Tüm Zamanların En İyi 100 Metal Albümü”, Pitchfork’un “2010’ların En İyi 200 Albümü” listelerinde kendine yer bulan bu albüm, grubu türün ötesine taşıyan bir simge haline getirdi. Son olarak 2021 çıkışlı ‘Infinite Granite’ ile Deafheaven, sertlik ile lirik duygusallığı aynı potada eriten bambaşka bir ses evreni kurdu. Coachella’dan Primavera’ya, dünyanın en büyük sahnelerinde büyüleyici performanslar sergileyen grup sert ve bir o kadar da duygusal bir performansla karşımızda olacak.
Reklâm
Summart, Seda Gazioğlu’nun galerideki ilk kişisel sergisini ağırlıyor. Sanatçı, üretiminin ilk yıllarından bu yana odaklandığı insan bilişi, ritüeller, kadim inanışlar ve doğaüstü ile gündelik arasındaki karmaşık ilişkiyi bu kez “nazar” ve “bakış” temaları üzerinden yeniden ele alıyor. Bugüne dek batıl inançlar üzerinden irdelediği meseleler, bu sergide bir hakikat sorgulamasına dönüşüyor.
Sergi 17 Eylül-30 Kasım tarihlerinde Summart’ta.
New York çıkışlı avangart pop grubu Tune-Yards, 2 Aralık’ta Blind sahnesinde olacak. 2006’da Merrill Garbus tarafından kurulan ve basçı Nate Brenner ile gücünü pekiştiren grup, hafızalara kazınan canlı performansları, alışılmadık şarkı yapıları ve dansa davet eden ritimleriyle çağdaş müziğin en özgün temsilcilerinden biri. ‘w h o k i l l’ albümüyle eleştirmenlerden büyük övgü alan Tune-Yards, 2021’de çıkan ‘sketchy.’ ile de dikkatleri üzerine çekmişti. Son albümleri ‘Better Dreaming’i 4AD etiketiyle piyasaya süren ikili, film ve televizyon dünyasında imza attıkları işlerle de tanınıyor. Enerjisi yüksek performanslarını kaçırmayın.
Discover Time Out original video
Reklâm



















