Dünyanın en hareketli şehirlerinden birinde yaşamanın ayrıcalıklarından istifade etmek için, bugün için seçtiğimiz etkinliklere bir göz atın. Can sıkıntısına son!
Reklâm
Sergi, geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet'in sıra dışı simalarından Arif Hikmet Koyunoğlu’nu, 1900’lerden başlayarak özellikle 1920’li–1930’lu yıllarda çektiği fotoğraflar eşliğinde anlatıyor. Mimarın kişisel ve mesleki yaşamından kesitler aktaran fotoğraflar, Sanâyi-i Nefîse Mektebi’ndeki öğrencilik yıllarından Erzurum’daki askerlik dönemine, aile hayatı ve Yeraltı Fotoğrafhanesi’ndeki işlerinden Ankara, İstanbul, Bursa, Nevşehir, Kırşehir gibi kentlerin manzaraları, mimarileri ve insanlarına uzanan bir çeşitlilik barındırıyor.
Sergi 19 Haziran-17 Mayıs tarihlerinde İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde.
M.K. Perker’den canlı ve tekrarı olmayan performatif bir sergi.
Pilot Galeri, uluslararası çizgi dünyasının en güçlü isimlerinden M.K. Perker’i alışılmış sergi formatlarını ters yüz eden, canlı ve tekrarı olmayan bir sergiyle ağırlıyor. Sanatçı, beş hafta boyunca eserlerini galeride, izleyicinin gözleri önünde üreterek, seyirciyi tamamlanmış işlerle değil, üretimin kendisiyle karşı karşıya bırakıyor. Aynı sergiye iki kez gelen izleyici, kaçınılmaz olarak iki farklı ana, iki farklı sürece tanıklık ediyor. Canlı çizim süreci, sanatçının arkasında yer alan büyük bir ekran aracılığıyla gerçek zamanlı olarak izlenebiliyor. Böylece izleyici, bir eserin nasıl oluştuğunu uzaktan değil, doğrudan ve eş zamanlı olarak deneyimliyor.
Sergi 27 Ocak-28 Şubat tarihlerinde Pilot’ta.
Reklâm
Hasan Cem Araptarlı’nın fotoğraf sergisi, küratör Derya Yücel’in seçkisiyle izleyiciyle buluşuyor. Sanatçının Türkiye’nin doğu coğrafyasında kış mevsiminde çektiği bu yeni seri, karın manzara üzerindeki etkisini yalnızca bir doğa olayı olarak değil; zaman, bellek ve insan deneyimiyle ilişkilenen güçlü bir imge olarak ele alıyor. Fotoğraf üretimleri uluslararası alanda birçok ödüle değer görülen Araptarlı bu serisinde karla kaplanan köyler, dağ yolları ve kent dokuları aracılığıyla hem coğrafyanın hem de gündelik yaşamın dönüşümünü görünür kılıyor.
Sergi 7-22 Şubat tarihlerinde bomontiada’da.
‘Yan Yana’, sanat dünyamızın iki önemli çiftini bir araya getiriyor: Melahat ve Eşref Üren ile Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu. Müzenin iki katına yayılan sergide, Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndaki eserlerin yanı sıra Eyüboğlu Ailesi, İmren Erşen ve özel koleksiyonlardan seçilmiş resimler, mektuplar, şiirler, karikatürler ve belgeler yer alıyor. Dr. Öğr. Üyesi Ali Kayaalp’in küratörlüğünde hazırlanan Üren sergisi, çiftin birlikte ama bir o kadar da bağımsız üretimlerini görünür kılarken; Ömer Faruk Şerifoğlu’nun küratörlüğünde kurgulanan Eyüboğlu sergisi, yarım asrı aşan üretim süreçlerini ve Anadolu’dan beslenen sanat miraslarını izleyiciyle buluşturuyor. ‘Yan Yana’, yalnızca sanatçıların ortak yaşamını değil, farklı sanat anlayışlarının kesiştiği çok sesli bir tarih anlatısını da ortaya koyuyor.
Sergi 20 Eylül-10 Temmuz tarihlerinde Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde.
Reklâm
Nahçıvan doğumlu sanatçı Yahya Perviz Tan, figüratif anlatımı merkeze alan ilk solo sergisi ‘Bir Sıfat …’ ile izleyiciyi bakışın doğasına dair bir yüzleşmeye davet ediyor. Florya’daki atölyesinde üretimini sürdüren Tan, bu sergide kimliğin nasıl kurulduğunu, izleyen ile izlenen arasındaki o görünmez hattı sorguluyor. “Neden buradayım? İzliyor muyum, izleniyor muyum?” gibi sorular etrafında şekillenen işlerinde şehir, toplum ve birey üçgeninde dolaşan sanatçı; kültürel kökler, aidiyet ve içsel çatışmalar üzerinden modern insanın ruh halini resmediyor.
Sergi 14 Şubat-8 Mart tarihlerinde Red Rouge Art Gallery’de.
İstanbul dinamik sanat sahnesi, Karaköy’deki Fransız Geçidi’nde açılan Black Light Gallery ile daha da hareketlendi. Galerinin ilk hamlesi ise ‘Gelenek: In Progress’ adındaki karma sergi. Zeynep Akman, Dilara Altınkepçe Arslan, Fatmanur Arslan, Azra Çelik, Feyza Çoban, Çağrı Dizdar, İsra Doğan, Gülbahar Gümüşten Çelik, Şule Güzeller, Mehmet İşcan, Bengisu Kaya, Damla Moğulkoç, Seda Özdemir, Selçuk Pol, Behice Uçar ve Merve Zeybek olmak üzere 16 sanatçıyı bir araya getiren ve küratörlüğünü Hale Albayrak’ın üstlendiği ‘Gelenek: In Progress’, “tamamlanmış” ya da “saf” bir gelenek fikrinin imkanını sorgulayarak geleneksel sanatları tarihsel, kültürel ve toplumsal koşullar içinde sürekli yeniden şekillenen canlı bir pratik olarak ele alıyor. Hız, dolaşım ve piyasa baskısının belirgin olduğu günümüz sanat ortamında bilinçli bir yavaşlık öneren Black Light Gallery’yi ilk sergisiyle mutlaka keşfedin.
Sergi 17 Ocak-28 Şubat tarihlerinde Black Light Gallery’de.
Reklâm
‘90’lardan Beri Halı’dayız’, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Resim Bölümü’ne bağlı olarak faaliyet gösteren Halı Atölyesi’nin sanat eğitimine odaklanıyor. Atölyenin kuruluşundan bu yana titizlikle inşa edilen fiziksel ve kavramsal bağların izini süren sergi, yolu bu mekandan geçmiş sanatçıların ortak üretimleri, kişisel işleri, arşiv malzemeleri ve tanıklıklarından derlenen bir kolaj sunuyor. Halı Atölyesi, halı dokuma eğitimini güncel sanatla ilişkilendiren, beraber öğrenmeye dayalı pedagojik yaklaşımı ve herkesin katılımına açık programlarıyla gerek kurum içinde gerekse kurum dışında benzersiz bir konum edindi. Akademiye içkin cinsiyetçi hiyerarşileri ve kemikleşmiş bürokrasiyi ilke ve uygulamalarıyla alaşağı eden; öğrenciyi, sanatçıyı, misafiri, kültür emekçisini aynı masa etrafında buluşturabilen ve en önemlisi, “sokağı dışlamayan” müstesna bir model yarattı. 1992’de Halı Atölyesi’ne asistan olarak atanan görsel sanatçı ve akademisyen Gülçin Aksoy (1965-2024) ile ona eşlik eden bir grup öğrenci ve yol arkadaşının önayak olduğu dinamizm, 1990’lar sonundan itibaren atölyeyi dönüştürdü. Açığa çıkan sinerji, Aksoy’un hem fiziken hem de fikren açık tuttuğu atölye kapısından taşıp önce okulun koridorlarına, sonra da İstanbul’un güncel sanat ortamına yayıldı. Atölyenin üretim modeli, 2000’li yıllarda İstanbul’daki bağımsız sanat inisiyatifleri, feminist çevreler ve disiplinlerarası kolektiflerle kurduğu ilişkiler sayesinde çoğaldı, çeşitlendi ve genişledi....
Melike Abasıyanık Kurtiç’in sanatsal pratiğini merkezine yerleştiren sergi, Galeri Nev’in iş birliğiyle Galerist’te gerçekleşiyor. 2024 yılında Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde gerçekleşen ‘Bir Denizkestanesinin Anıları’nın ardından kurgulanan sergi, Abasıyanık Kurtiç’in eserlerini; onun düşünme biçimi, form anlayışı ve malzemeyle kurduğu ilişkiyle örtüşen sanatçıların üretimleriyle bir arada sunuyor. Deniz Aktaş, Ece Bal, Gökhun Baltacı, İlhan Berk, Zeynep Kayan, Thiago Rocha Pitta, Anıl Saldıran, Johanna Seidel, Elif Uras ve Burcu Yağcıoğlu’nun eserlerini bir araya getiren seçki, İlhan Berk’in daktilosundan dökülen mısralarla, Abasıyanık’ın bir başka kutsalına, yani edebiyata doğru da genişliyor.
Sergi 15 Ocak-21 Şubat tarihlerinde Galerist’te.
Reklâm
Ceren İren, bal arılarının form ve davranışlarının oluşturduğu çok katmanlı anlam alanını kendi üretim pratiği içinde yeniden kuruyor. Kovan onun için bir gözlem alanı olmanın ötesine geçerek üretim biçimini dönüştüren bir kaynak haline geliyor. Arı toplumunun dinamizmi, ortak çalışma düzeni ve özellikle oğul verme sırasında ortaya çıkan örgütlü kümelenme, eserlerin temel izleğini oluşturuyor. Binlerce bal arısından oluşan oğul, kraliçe etrafında örgütlenip küme halinde hareket ederek bulunduğu kovanı terk eder ve konumlandığı yeni yüzeyi bir yığın halinde kaplar; bu kolektif davranış biçimi, kovandaki eski düzenin sonlanmasıyla yeni bir yaşamın başlangıcını simgeler. Sergi, arı toplumunun form ve davranışlarının insanın üretme, yeniden konumlanma ve dönüşüm hâlleriyle nasıl kesiştiğini görünür kılıyor. Yüzeyi kaplayan daireler, iğneler ve petek benzeri örgüler; arıların kolektif yapısının, sanatçının üretim pratiğinde yeniden somutlaşmış hali olarak görülebilir.
Sergi 31 Ocak-7 Mart tarihlerinde Pg Art Gallery’de.
Ara Güler Müzesi, Robert Capa Contemporary Photography Center iş birliğiyle, 20. yüzyılın en önemli foto muhabirlerinden Robert Capa’nın Türkiye’de bugüne dek gerçekleştirilen en kapsamlı sergisini sanatseverlerle buluşturuyor. Başlığını Capa’nın yalın ve gerçekliğe dayalı fotoğraf felsefesini yansıtan sözünden alan ‘Gerçek En İyi Fotoğraftır’, sanatçının 1932’deki ilk profesyonel işinden 1954’teki son karelerine uzanan geniş bir seçki sunuyor. 1913’te Budapeşte’de doğan ve kariyerinde İspanya İç Savaşı’ndan II. Dünya Savaşı’na, Hindiçin Savaşı’ndan modern tarihin birçok önemli çatışmasına tanıklık eden Capa, yalnızca savaşların dehşetini değil, insanların yaşadıkları insani deneyimleri de fotoğraflarına yansıttı. “Eğer fotoğraflarınız yeterince iyi değilse, yeteri kadar yaklaşmamışsınız demektir,” sözüyle tanınan Capa, cesaretiyle hafızalara kazındı. Henri Cartier-Bresson, George Rodger ve David “Chim” Seymour ile Magnum Photos’un kurucularından olan Capa, fotoğrafçının tanık ve hikaye anlatıcısı kimliğini tanımlayan öncülerden biri oldu. Onun kareleri yalnızca tarihsel belgeler değil; empati, adalet ve fotoğrafın dönüştürücü gücüne olan inancın da bir yansıması olarak görülebilir. Sergi, Capa’nın 1946’da Türkiye’ye yaptığı ziyarette çektiği 37 adet gümüş jelatin baskıyı içeren özel bir bölümü de kapsıyor. İstanbul’un günlük yaşamından Ankara’nın modern mimarisine, kırsal manzaralardan portrelere uzanan bu kareler, sanatçının Türkiye’ye bakışını ortaya koyuyor. ‘Gerçek En...
Discover Time Out original video
Reklâm



















