Murat Kılıç, Şebnem Bozoklu ve yönetmen Mehmet Can Mertoğlu ile 'Albüm' üzerine

Cannes 2016'nın Uluslararası Eleştirmenler Haftası bölümünden France 4 Visionary Award ile dönen ‘Albüm’ filminin yönetmeni harika çocuk Mehmet Can Mertoğlu ve oyuncular Murat Kılıç ve Şebnem Bozoklu’yla bir araya geldik.
Mehmet Can Mertoğlu
Yusuf Huysal |
Advertising

Aklında hep Murat Kılıç ve Şebnem Bozoklu’yla çalışmak var mıydı? Projeye ne zaman dahil oldular?
Mehmet Can Mertoğlu: Murat’ı Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ filminde gördüm ve sima olarak ‘Albüm’e çok oturabileceğini düşündüm. Dört sene önce, projenin en başında Murat’la konuştuk ve o da sağ olsun yıllarca bekledi. Şebnem’i ise hep düşünmüştüm ama aramıza sonradan dahil oldu, çünkü daha önce dizilerde oynadığı için filmin ilgisini çekeceğinden şüpheliydim ve dizi programından dolayı çalışmamızın imkânsız olduğunu düşünüyordum. 

Şebnem Bozoklu: Bir gün (filmin yapımcısı) Yoel Meranda telefon etti ve Mehmet Can Mertoğlu’nun bir senaryosunu göndermek istediğini söyledi. Senaryoyu o gün okudum ve çok etkilendim. Hiç bu kadar bütünlüklü bir şekilde yeni, kendi dünyasını yaratan, bu kadar iyi diyaloğu olan, gerçekçi ama bir yandan alegorik bir şey okumamıştım. Hemen Yoel’i geri aradım ve ertesi gün bir araya geldik.

Oynadığınız karakterler son derece antipatik insanlar. Böyle bir rolü kabul etmeden önce tereddütleriniz var mıydı? 
Şebnem: Benim hiç olmadı ve senaryoyu okuduktan sonra bir an önce başlamak istedim. Genelde televizyonda ve sinemada daha sempatik, sıcakkanlı karakterler oynadım. ‘Albüm’deki karakterimin bu kadar ağır ve ifadesiz bir kadın olması ilgimi çekti. Bahar Bahtiyaroğlu gerçekten çok donuk biri ve duygusal grafiği yok diyebiliriz, sadece bir hacim olarak orada. O enerjisizliği yansıtmak benim gibi hareketli biri için çok zordu. [Gülüyor]


'Albüm'den bir kare: Murat Kılıç ve Şebnem Bozoklu

 

Murat Kılıç: Aslında karakterler üstüne konuşabilir ve çok derinlikli cümleler kurabiliriz. Ama bu film karakterlerin özünü gösteren durumlardan oluşuyor ve izleyicinin kendi algılamak istediğini algılaması bence çok daha doğru. Bu durumlar yabancı olmadığımız ve hepimizin bildiği şeyler, hatta pek çok kez maruz kaldığımız anlardan oluşuyor. Tabii ki filmde abartılmış olabilirler ama bu da yönetmen yorumu. 

‘Albüm’ü neden 35 mm çekmeyi tercih ettin? 
Mehmet Can: Benim sinemayla bağım peliküle dayanıyor. Nostaljisini yapacak yaşta olmasam da, dijital çok yeni bir şey ve pelikülün bendeki hissî çağrışımlarını tercih ediyorum. Bundan ötürü, çok büyük konuşuyorum, ‘Albüm’ü 35 mm çekemeseydim hiç çekmezdim. Benim için ibadetvari bir durum. Her yerde film laboratuvarları kapandığı için, üç-dört sene sonrası için çok endişeliyim. Arri bile Almanya’daki laboratuvarını kapattı. Ben film yapmaya çalışıyorum, video değil. Elimden geldiğince de bunu sürdüreceğim. 

‘Albüm’ün görüntü yönetmeni Romen Yeni Dalgası’ndan tanıdığımız Marius Panduru. Senin filminde de Romanya sinemasının görsel dili, bürokrasi eleştirisi ve kara mizahının izlerini görmek mümkün. 
Mehmet Can: Ben Romen sinemasını izleyici olarak çok seviyorum ama bürokrasi eleştirisi Romanya’ya münhasır değil. Böyle bir akrabalık kurulmasından gocunmuyorum, sonuçta Türkler ve Romenler Osmanlı tebaası olarak 300-350 yıl birlikte yaşadı, benzerlikler kaçınılmaz. Jacques Tati, Elia Suleiman ve Roy Andersson gibi isimler de görsel referanslarım arasındadır. 

Cem Dinlenmiş’in ‘Albüm’ için yaptığı postere bayıldık. Bu fikir nereden çıktı?
Mehmet Can: Çok sevdiğim 60’lar ve 70’ler filmlerinin çoğunun illüstrasyon afişleri vardı ve artık bu türün iyi örneklerini çok nadir gördüğümüze inanıyorum. Cem’in ‘Her Şey Olur’ başlıklı köşesini çok severim, Türkiye’nin yoğun gündemini tek kutucukta inanılmaz bir şekilde toparlıyor, hafif ve naif bir çizimle sert şeylerden bahsedebiliyor. ‘Albüm’ de sert bir film ama afişi ilk görüldüğünde sıcak bir aile filmi zannedilebilir. Bu zıtlık beni cezbetti.

Advertising
This page was migrated to our new look automatically. Let us know if anything looks off at feedback@timeout.com