0 Beğen
Kaydet

Deniz Gamze Ergüven röportajı

Deniz Gamze Ergüven’in Fransa’nın Oscar adayı olan filmi ‘Mustang’ vizyonda. Ergüven ile ilk uzun metrajını konuştuk.

Cannes’da gösterilen ve yurt dışından ödüllerle dönen ‘Mustang’, ilk uzun metrajın. Proje nasıl ortaya çıktı?
Filmin temelinde, Türkiye’de kız çocuğu olmanın ne demek olduğunu anlatma arzum yatıyor. Lale gibi ben de büyük bir kadın ve kız topluluğundan oluşan bir ailenin en küçüğüyüm. Kızların oğlanların omuzlarına çıkarak yol açtıkları küçük skandal, boy sırasına göre dayak yemeleri... Bunlar gördüğüm veya yaşadığım durumlar.

Oyuncu seçiminde nasıl bir yol izledin?
Kasting aşamasında bir bütün oluşturmamız gerekiyordu. Rolleri tek tek dağıtmak söz konusu değildi. Beş kız aslında beş kafalı, on bacaklı, on kollu tek bir karakter. Grupta yaşatmamız gereken ince dengeler vardı. Her rol gerçek oyunculuk kabiliyetleri gerektiriyordu. Ayrıca kızların birbirine kardeş kadar benzemeleri gerekiyordu. Ancak bir gün her şey tık diye oturdu, seçtiğim beş kızı ilk defa bir araya getirdiğimizde, tek bir vücut gibi hareket etmeye başladılar.

Oyuncularla çalışmalara çok yoğun bir şekilde hazırlandık. En önemlisi, güvenli bir ortam yaratmaktı. Hikâyemizin kök saldığı dünyayı keşfedip içine tamamen daldık. Oyunculuğa, çok eğlenceli bir şekilde, tam ‘oyun’ oynar gibi giriştik. Kızlar filmi tam tamına beraber yaşadılar. Ve olan oldu: Bugün kardeş gibiler.

Beş kız kardeşin kapalı kaldığı köy, Türkiye’nin herhangi bir yerinde olabilir. Mekânı tanımlamıyorsun, köyü tanımsız bir yer haline getirdiğin bile söylenebilir. Öykünün geçeceği mekâna nasıl karar verdin?
Filmin her sahnesinin temel taşları tamamen gerçeğe dayanıyor olsa da, ‘Mustang’ olağandışı karakterler, diyaloglar ve durumlar sahneleyen bir kurgudur. Film mitolojik ve masalsı motiflerle yoğrulduğu gibi, dramatürjisinden, dekoruna kadar, tüm estetik seçenekler natüralizmden uzak. Hikâye Karadeniz’in kenarında, İstanbul’a 1000 km uzaklıkta olduğumuzu bize fısıldıyor. Dikkatli bir göz filmin verdiği ipuçlarından nerede olduğumuzu daha da net bir şekilde tespit edebilir. Mekân ararken Trabzon’dan İstanbul’a doğru yola çıktık ve aradığımızı İnebolu yakınlarında bulduk. Burada  dünyanın öbür ucunda olduğunuz hissi yaratan mekânlarla karşılaştık. Bölgenin mimarisi, dışavurumcu Alman filmlerinde ve gotik romanlarda bulunan bir estetiğe gönderme yapıyordu.

‘Mustang’, genç kadınların cinselliğini çekinmeden perdeye aktarıyor. Karakterlerin bedenlerine, iç dünyalarına nasıl yaklaştın?
Türkiye’de kadınlara muhafazakâr gözle bakıldığında, onların her hareketinde, ciltlerinin her santimetresinde cinsellik gören bir bakış ortaya çıkıyor. Mesela bir okul müdürü “Kızlar ve erkekler derslere ayrı merdivenden çıkmalı, bunun için iki ayrı merdiven yaptıracağım,” dediğinde, o merdiven birden cinsel bir anlam kazanıyor. Muhafazakâr arkadaşlarımızın bakışlarını aslında cinselliğe çok odaklanmış buluyorum. Karakterlerimin bedenlerini ve iç dünyalarını, bu her şeyi cinselleştiren filtre olmadan filme çektim. Cinsellik var mı? Biraz var. Ama bir kadının hayatında olduğu kadar, her saniyede değil, hiç değil. 

'Mustang' 23 Ekim'de vizyona girdi.

Yorumlar

0 comments