Eddie Redmayne: "Korkularımdan kurtulabilmiş değilim."

Oscar’lı oyuncu Eddie Redmayne, bu ay vizyona giren ‘Fantastic Beasts and Where to Find Them’de bizi Harry Potter evrenindeki sihirli yaratıkların hikâyesiyle tanıştırıyor.
Fotoğraf: Andy Parsons
Cath Clarke |
Advertising

Cambridge Üniversitesi’ni bitirip oyunculuğa başladığında Harry Potter’ın yapımcılarından bir teklif alabileceği ihtimali aklından geçmiş. Kızıla çalan saçları sayesinde Weasley ailesinin önemsiz bir karakterini oynayabileceğini düşünmüş. “Ne yazık ki kısmet değilmiş,” diyor şakayla karışık.

34 yaşındaki İngiliz aktör, bugün J. K. Rowling’in aynı adlı kitabından uyarlanan ‘Fantastic Beasts and Where to Find Them’de hayatının rolünü oynuyor. Harry Potter’ın büyülü dünyasında geçen yeni serinin ilk filmi bu. Yapımcılar, Newt Scamander karakteri için Redmayne’in ilk ve tek tercihleri olduğunu söylüyor.

Londra’da Claridge’s Hotel’de buluşuyoruz Redmayne ile. Babalık izni sonrasında işteki ilk günü. Eşi Hannah Bagshawe Haziran ayında, Iris adını verdikleri bir kız bebek dünyaya getirdi. “Pestilim çıktı,” diyor Redmayne ama bize sorarsanız Burberry’nin kampanya çekimlerinden çıkıp gelmiş gibi görünüyor. Gözleri ışıl ışıl, ağzı kulaklarında…

Londralı oyuncunun mutlu olması için çok sebep var. Ne de olsa Hollywood, İngiliz oyunculara bayılıyor ve Redmayne de bu grup arasında Hollywood’un göz bebeği. Geçen yıl Stephen Hawking’i canlandırdığı ‘The Theory of Everything’ ile Oscar kazandı. Şimdi ise büyük bir serinin başrolünde, 1920’ler New York’unda çantasında sakladığı sihirli yaratıklarla gezen Newt Scamander olarak karşımızda. Potter hayranları Scamander’ı, Harry ve çetesinin okuduğu ders kitabının yazarı olarak da hatırlayabilirler.

Bir Harry Potter filmi için seçmelere katılmayan tek İngiliz oyuncu sen olmalısın.
Aslına bakarsanız öğrenciyken Voldemort’un gençliğini oynamak için seçmelere katılmış ama pek başarılı olamamıştım. ‘Fantastic Beasts’in yapımcısı, Scamander karakteri için senin ilk ve tek tercihleri olduğunu söyledi.

Seçmelere girmek zorunda kalmayınca mutlu oldun mu?
Bu sefer de ya ilk günden kovulursam diye paranoya yapmaya başladım. Diğer oyuncular için yapılan seçmelerde onlara eşlik etmek üzere New York’a gitmem gerekti. Seçmeler sanki benim için yapılıyormuş gibi hissettim. Kovulacağıma emindim. Nevrotik bir oyuncu olmak böyle bir şey işte…

Korkudan beslendiğini söylemiştin. Oscar kazanmak rahatlatmadı mı seni?
Bazen bir röportajda ağzınızdan bir cümle çıkıyor ve üzerinize yapışıyor. Açıkçası korkularımdan kurtulabilmiş değilim. Korku, çok çalışmanız için bir itici güç aslında. İlginçtir, ‘The Theory of Everything’i ilk izlediğimde gözüm başarısız olduğum sahnelerden başka hiçbir şey görmemişti. Ödül almak harika bir his ama başarısızlıklarınızı aklınızdan silmiyor.

İşte sinirlerinin bozulduğu oluyor mu?
Normal hayatta olmaz ama işte oluyor. Bazı açılardan faydası da oluyor, duygularınızı açığa çıkarabilmek için bazen damarınıza basılması lazım.

“Korkularımdan kurtulabilmiş değilim.”

J. K. Rowling, karakterlerinin dışlanmış tipler olduğunu söylüyor.Newt Scamander da öyle mi?
Sihirli yaratıklarını insanlardan daha çok seviyor. Evet, onun bu yönünü seviyorum. Bu nedenle huysuz olabiliyor. Filmin başında insanların onun hakkında ne düşündüğünü önemsemiyor. Yaratıklarıyla kurduğu ilişkiyi gördükçe kalbinden geçenleri anlıyoruz. Geçmişteki ilişkilerinden yara almış. Jo ile (J. K. Rowling) bu konu hakkında konuşmuştuk, Scamander’ın hiç de kahramanca olmayan yönleri var.

Ne de olsa o bir Hufflepuff.
Evet! Hufflepuff’ları seviyorum. Sadık, nazik ve açık yürekliler. Hufflepuff, Rowling’in de favori binası.

Pottermore web sitesindeki, hangi Hogwarts binasına gideceğini belirleyen testi yaptın mı?
Yaptım ve Hufflepuff çıktım. Garip olan, Patronus testini iki kere yapmam ve ikisinde de Basset Hound çıkmam. Algoritmalarla çalışan bir test bu. Pottermore’daki insanlar sonuçların imkânsız olduğunu, çok sayıda çeşit bulunduğunu söylediler. Ben Basset Hound’umla mutluyum.

Newt’in sihirli yaratıkları postprodüksiyonda filme eklenmiş. Bir bez bebeğe ya da ona benzer bir şeye karşı oynamak kolay oldu mu?
Yeşil ekranlarla aram hiç iyi değil. Hayal gücüm çok zayıf. Filmin özünde Newt’in farklı yaratıklarla olan ilişkisi var, o nedenle epey önemli. Sonunda ‘The Theory of Everything’ ve ‘The Danish Girl’de birlikte çalıştığım Alexandra Reynolds’dan yardım aldım.

Koçun mu kendisi?
Evet. Kukla oynatıcıları ve kostümlü oyuncularla aylarca çalıştık. Sonra hayvanların tasarımcısıyla tanıştım. Sanatçı olmalarının yanı sıra birer oyuncular da, çünkü bu hayvanları o kadar iyi tanıyorlar ki… Birini sete çağırdım, ismi Pablo’ydu ve minik Niffler adlı yaratığı oynuyordu. Bazen de provalar için ‘War Horse’ tarzı büyüklükte kuklalarımız olurdu sette. Kimi zaman da avcumun içinde küçük bir böcek olan Pickett the Bowtruckle dururdu sadece. Londra metrosunda bu yaratıkla konuştuğumu hayal ederek yolculuk etmişliğim var, ta ki insanların bana baktığını fark edene kadar…

Hâlâ metroya biniyor musun gerçekten? Samimi cevap ver.
Tabii ki! İnsanın Londra’da başka bir seçeneği yok. Bu sabah beni almaya bir araba geldi ve yaklaşık iki kilometrelik yolu bir saatte gittik. Metroya binsem 10 dakika sürmüştü. Bisiklete binmeyi de seviyorum, ama bisikletimi yürüttüler. Üstelik kapımın önünden.

Metroya bindiğinde gizlice fotoğrafını çekmeye çalışanlar oluyor mu?
Evet. Çok utanç verici olduğundan dolayı komik bir durum: Flaş patlar, kafamı kaldırırım, fotoğrafı çekenle göz göze gelirim. Ve sonraki durağa kadar rahatsız edici bir 40 saniye geçiririz.

J. K. Rowling’le ilk tanıştığında neler hissettin?
Filmi çekmeye başlamadan bir hafta önce tanıştık. Sadece bir saatlik zamanı olduğunu biliyordum ve ona sormak istediğim çok şey vardı. Sonrasında biraz utandım çünkü hiç havadan sudan konuşmadık. Hemen Newt karakterini masaya yatırdık. Gerçek insanları canlandırırken günlüklere ve kitaplara başvurabiliyorsunuz. Stephen Hawking’i canlandırırken kendisiyle tanıştım. Newt’i canlandırırken ise kaynak olarak Rowling’in beynine danışmak inanılmaz bir deneyimdi. Newt, Hogwarts’tan kovuluyor.

“Newt’i canlandırırken kaynak olarak Rowling’in beynine danışmak inanılmaz bir deneyimdi.”

Öğrenciyken yaptığın en korkunç şey neydi?
Tanrım, hiç kovulma tehlikesi atlattım mı? Hayır… Çok asi bir çocuk değildim. Ama dur bir düşüneyim. Sonra cevap vereceğim.

J. K. Rowling çok etkileyici bir insan. Twitter trolleriyle başa çıkabilen bir süper güç.
Olağanüstü biri. Twitter’ı ve benzeri platformları kullanmayışımın pek çok sebebi var, biri de eleştirilere kulaklarımı tıkayamamam. Ama Jo kelimeleri öyle güzel bir araya getiriyor ve o kadar zeki düşürüyor. Bu yönüne hayranım. Büyük bir güç.

Filmin yapımcısı David Heyman dışlanmış karakterleri büyük bir başarıyla canlandırdığını söylüyor. Kendini oynamıyorsun değil mi? Gayet rahat görünüyorsun.
Dışlanmış biri gibi hissetmiyorum ama kırılgan olabiliyorum. Kırılganlıklarını ve tutkularını açığa çıkarmaya hazır olan insanları ilginç buluyorum. Newt’in de bu yönünü sevdim. Aslına bakarsanız herhangi bir şeye tutkuyla bağlı insanları çekici buluyorum, çünkü bu tutkuları büyük bir sevginin göstergesi.

Sihirli değnek sallama konusunda nasılsın?
Değnek sallamak harika bir şey! Yönetmen “Haydi değneğini seç,” dediğinde adeta yedi yaşına dönüyorsun. Sonra elinde değnekle kendini aptal gibi hissediyorsun.

Birlikte film yaptığın neredeyse herkes senin çalıştıkları en kibar insan olduğunu söylüyor. Bu iş etiğini nerede edindin?
Çok nazikler. Ama herkesin böyle düşündüğünü sanmıyorum. Ben oyunculuk okumadım. Muhteşem oyuncularla çalışmalarıma başlama fırsatını yakaladığımda (en başta figüranlık yapıyordum), sadece tekniklerini değil sette nasıl davrandıklarını da gözlemledim. Setlerde benzersiz bir hiyerarşi vardır ve bazı insanlar herkesin onlardan nefret ettiğini bilmelerine rağmen büyük bir rahatlıkla korkunç davranırlar. Ben onlardan biri değilim.

Aileni en rahatsız eden özelliğin nedir sence?
Ailemde iki tip insan var: Dakik olanlar ve her yere geç kalanlar. Ailemin yarısı benim dakikliğimden nefret ediyor olmalı. Bu konuda çok sıkıyım. Bir yere erken gidip, on dakika dinlenmeyi tercih ederim. Suyunu çıkardığım da oluyor. Eşim bazen “Havaalanına üç saat erken gidip ne yapacağız?” diyor. Ben havaalanlarını seviyorum!

Eşin Hannah ile ergenlik döneminde tanışmışsın. 15 yaşındaki sivilceli halini bilen birinin hep yanında olması ve senin kendini fazla ciddiye almanı engellemesi iyi bir şey mi?
Garip ama bu tip şeyleri sorgulamıyorsunuz bile. Beni o zamanlar çekici bulması ve yaşanan onca şeye rağmen beni hâlâ beğenmesi harika. Ortak bir geçmişimizin ve arkadaşlarımızın olması da çok güzel. Üstelik 15 sene boyunca bir araya gelemedik biz. Detaylarla kafanı şişirmeyeceğim.

Son birkaç yıldır durmaksızın çalıştın. Baba olmaz biraz yavaşlattı mı seni? Babalık iznin daha yeni sona erdi.
‘Fantastic Beasts’in sonunda aşırı yorgun düşmüştüm, Hannah da hamile olduğu için biraz ara verdim. Sonra aramıza Iris katıldı. İlk defa doğru düzgün bir ara veriyorum. Öyle olunca da düşünmeden edemiyorsunuz: Ya film bir felaketse? Bu vefasız sektörde film bir anda yok olabilir.

The Theory of Everything’ sıra dışı bir aile hakkında muhteşem bir filmdi. Stephen Hawking’den ve ilk karısı Jane’den ebeveynliğe dair bir şey öğrendin mi?
Jane’in kitabını okurken, küçücük çocukları olduğu sırada Stephen’ın bakımına yardım etmesine çok şaşırmıştım. Baba olana kadar çocuklarınıza duyabileceğiniz sevginin ne kadar yoğun bir duygu olduğunu anlayamıyorsunuz.

Baba olunca dünyaya bakışın değişti mi?
Şu anda her şey daha çok yeni. Geceleri bebekle nasıl baş edilir, onu çözmeye çalışıyoruz. Uykusuzluk safhasını atlatıp, olaya felsefi bir açıdan bakabilecek noktaya gelmedim henüz.

'Fantastik Canavarlar Nelerdir; Nerede Bulunurlar' incelememizi okuyun

Advertising
This page was migrated to our new look automatically. Let us know if anything looks off at feedback@timeout.com