Filmekimi programından seçtiğimiz dokuz film

Seans tercihleriyle çalışana dost önerilerimiz, Filmekimi’nin her gününe değiniyor.

Advertising

Gösterimler 5-14 Ekim tarihleri arasında Atlas, Beyoğlu, City’s ve Rexx sinemalarında. Hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30, 16.00) 10 TL. Hafta içi 19.00 ve hafta sonu seansları (11.00,13.30,16.00,19.00) tam 25 TL, indirimli 15TL. Tüm 21.30 seansları 25 TL. filmekimi.iksv.org/tr

Haberler, Film

Climax

“‘I Stand Alone’u beğenmediniz; ‘Irreversible’den nefret ettiniz; ‘Enter the Void’dan tiksindiniz; ‘Love’a küfrettiniz. Bir de ‘Climax’i deneyin!” Filmin tanıtımında sarf edilen bu sözlere bakarsanız, Gaspar Noé’nin yine kaşındığını sanabilirsiniz. Oysaki ‘Climax’, yönetmenin son zamanlardaki en sempatik işi. Filmi izlerken yine başınız dönebilir, mideniz bulanabilir, kan ve gözyaşı görmekten sıkılabilirsiniz. Ama ‘Climax’in diğer Noé filmlerinde bulunmayan, dinamik ve genç bir ruhu var. Bunun için filmin ele aldığı konuya ve koreografisine şükrediyoruz. Noé, gerçek dansçıların rol aldığı bir partiyi ele alıyor ve tabii ki gece ilerledikçe işler sarpa sarıyor. Kamera durmak bilmiyor, parti korkutucu noktalara varıyor, karakterler içler acısı durumlara düşüyor ve sonuçta sinema salonunda izlenmesi gereken bir curcuna ortaya çıkıyor. Gösterim tarihleri: 6 Ekim Cumartesi, Rexx, 21.30 7 Ekim Pazar, Atlas, 21.30 / 8 Ekim Pazartesi, Beyoğlu, 16.00 / 9 Ekim Salı, City’s, 19.00.

Haberler, Film

The Favourite / Sarayın Gözdesi

Bazı oyuncuların değeri biraz geç anlaşılır. Yıllardır harika işlere imza atmış olsalar da, yüzleri çoğu sinema izleyicisine bir yerlerden tanıdık gelse de ancak bir noktadan sonra uluslararası bir şöhrete kavuşur ve hak ettikleri saygıyı görmeye başlarlar. Bu sene benzer bir durum Olivia Colman’ın başına geldi. Deneyimli oyuncu, Netflix dizisi ‘The Crown’ın henüz yayınlanmayan sezonunda Kraliçe Elizabeth rolünü devraldıktan sonra Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos ile ikinci iş birliği olan ‘The Favourite / Sarayın Gözdesi’ndeki rolüyle Venedik Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü aldı. Colman, filmde İngiltere kraliçesi Anne’i canlandırıyor. Kraliçe’nin favorisi olmaya çalışan iki kadın arasındaki çekişme Lanthimos usulü garip bir hikayeye zemin hazırlıyor. 18. yüzyıl ‘cemiyet’ hayatının absürt yönleri, Lanthimos’un tarzına pek yakışmış. Yönetmen diğer filmlerindeki gibi gerçek dışı bir dünya inşa etmek zorunda bile kalmamış ve saraylarda geçen tarihi filmlere kendi damgasını vurmuş. Diğer gösterimler: 6 Ekim Cumartesi, Atlas, 21.30 / 7 Ekim Pazar, Rexx,21.30 /9 Ekim Salı, Beyoğlu, 11.00 / 11 Ekim Perşembe, City’s, 19.00.

Advertising
Haberler, Film

Todos lo saben / Herkes Biliyor

Filmin ismi ve Penélope Cruz ile Javier Bardem’in başı çektiği kadrosu çaktırmasa da, karşımızdaki İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin yeni filmi. Yönetmenin adını duyurduğu ‘Darbareye Elly / Elly Hakkında’daki (2009) gibi bir kaybolma vakası söz konusu; sırlarını saklayan karakterler ve hikaye ilerledikçe izleyiciyi şaşırtacak detaylar yine yerli yerinde. Farhadi’nin kariyerine bakarsak ‘Todos lo saben’in, İspanya’da geçmesinin dışında yeni bir şey sunduğunu söyleyemeyiz aslında. Ama neyse ki Farhadi işini iyi biliyor, izleyiciyi adeta bir dedektifmiş gibi konumlandırarak ilmik ilmik dokuduğu öyküsünün içine çekiyor. Cruz ve Bardem ikilisinin etkileyici performansları da cabası. Gösterim Tarihleri: 6 Ekim Cumartesi, Atlas, 13.30 / 7 Ekim Pazar, City’s, 21.30 / 8 Ekim Pazartesi, Beyoğlu, 21.30 / 9 Ekim Salı, Rexx, 11.00.

Haberler, Film

Loro

‘La grande bellezza / Muhteşem Güzellik’ (2013) ile gönlümüzü çalan Paolo Sorrentino, en son ‘Young Pope’ dizisiyle hayali bir papa karakterinin hikayesini anlatmıştı. Genç papamızın çözmesi zor kişiliği, bir dizi için gerekli merak konusunu sunarken Sorrentino’nun büyülü kamerasını ne kadar özlediğimizi fark etmiş ve bir sonraki film projesini merakla beklemeye başlamıştık. Ne de olsa Sorrentino, modern siyasi tarihin en tartışmalı ve ilginç figürlerinden eski İtalya başbakanı Silvio Berlusconi’yi ele alacaktı. Söz konusu film nihayet karşımızda. Başrolde ise Sorrentino’nun alışılageldik suç ortaklarından Toni Servillo var. Memleketi İtalya’da toplam 204 dakikalık iki film olarak yayınlanan ‘Loro’nun, uluslararası dağıtım için hazırlanan 150 dakikalık versiyonu Filmekimi’ne konuk oluyor. Uzun süre boyunca aklımızdan çıkmayan sahnelerle yine karşılaşacak mıyız? İtalya sosyetesinin abartılı hayat tarzı karşısında şaşıracak mıyız? Berlusconi gibi tartışmalı bir karakterle empati kurabilecek miyiz? Bu soruların cevabı büyük olasılıkla ‘evet’ olacak. Peki, yeni bir Sorrentino filmini sinemada izleme fırsatı kaçar mı? Tabii ki, hayır. Gösterim Tarihleri: 9 Ekim Salı, Atlas, 21.30 / 10 Ekim Çarşamba, City’s, 16.00 / 12 Ekim Cuma, Beyoğlu, 16.00 / 13 Ekim Cumartesi, Rexx, 21.30.  

Advertising
Haberler, Film

Zimna wojna / Soğuk Savaş

Karşınızdaki film, çağımızın en iyi aşk filmlerinden biri olarak anılabilir desek abartmış olmayız. 2015 tarihli filmi ‘Ida’ ile En İyi Yabancı Film dalında Akademi Ödülü alan yönetmen Paweł Pawlikowski, yine bir II. Dünya Savaşı hikayesi anlatıyor. Ama bu sefer ele aldığı konu çok daha kişisel. ‘Zimna wojna’nın öyküsü, yönetmenin anne ve babasının arasındaki ilişkiden esinlenmiş. Savaşın ardından Polonya’da başlayan film, Berlin’den Paris’e, savaşın etkilerinin hissedildiği farklı noktalara uğruyor ve 15 yıla yayılan bir aşk hikayesi anlatıyor. Filmin siyah beyaz sinematografisinin yanı sıra, karakterlerin caz yeteneklerini sergilemelerini sağlayan caz müzikleri de ön planda. ‘Zimna wojna’, Pawlikowski’ye Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazandırmıştı. Diğer gösterimler: 6 Ekim Cumartesi, City’s, 21.30 / 10 Ekim Çarşamba, Atlas, 19.00 / 12 Ekim Cuma, Rexx, 13.30 / 13 Ekim Cumartesi, Beyoğlu, 11.00.  

Haberler, Film

Suspiria

‘Call Me by Your Name / Beni Adınla Çağır’ın (2017) başarısından beri gözler yönetmen Luca Guadagnino’nun üzerinde. Neyse ki bu beklentiyi karşılayabilecek bir projesi var Guadagnino’nun: Dario Argento’nun kült korku filmi ‘Suspiria’nın (1977) yeni bir versiyonu. Guadagnino, aynı filmi güncellemeye çalışmadığını, ‘Suspiria’dan ilham alan yeni bir film çektiğinin altını çiziyor. Başroller yönetmenin daha önce de birlikte çalıştığı Dakota Johnson ve Tilda Swinton’a teslim, müzikler Thom Yorke’un elinden; koreografiyi ise daha önce Marina Abramovic, Hüseyin Çağlayan, Florence + the Machine gibi isimlerle çalışan Damien Jalet hazırlamış. Uzun lafın kısası, yeni ‘Suspiria’nın iddialı bir film olduğu besbelli. Yurt dışındaki eleştirilerini göz önüne alarak biz de bir iddia öne sürebiliriz. Filmi izledikten sonra iki gruptan birine dahil olacaksınız: Ya büyülenecek ve Guadagnino’nun ‘Suspiria’sının bir başyapıt olduğunu düşüneceksiniz ya da gösterişli ama bomboş bir film izlediğini düşünenler arasına katılacaksınız. Diğer gösterimler: 11 Ekim Perşembe, Atlas, 21.30 / 12 Ekim Cuma, Rexx, 21.30 / 13 Ekim Cumartesi, City’s, 21.30 / 14 Ekim Pazar, Beyoğlu, 16.00.

Advertising
Haberler, Film

Beoning / Şüphe

Güney Koreli yönetmen Lee Chang-dong, roman yazarlığı ve senaristlikten yönetmenliğe transfer olmuş bir isim. Belki de bu geçmişi sayesinde bir Murakami kısa öyküsünü ele alıp zenginleştirdiği, 148 dakika merakla seyredilebilecek bir gizem yaratabiliyor. ‘Beoning’, yönetmenin sekiz yıllık bir aradan sonra yayınladığı ilk film. Güney Koreli üç gencin arasındaki ilişkinin, şüpheli bir olayın ardından allak bullak olmasını istiyoruz. Söz konusu olay gizemli olsa da, Lee Chang-dong, karakterlerinin aralarındaki ilişkileri daha ilginç buluyor. Bir dedektiflik hikayesinden çok, Kore gençliği içindeki sınıf farklarına eğilen ve hayatın gizemli yönlerini sorgulayan bir hikayeye tanık oluyoruz. Cannes’da FIPRESCI ödülünü kazanan ‘Beoning’, bu yıl eleştirmenlerin göz bebeği olan filmler arasında. Diğer gösterimler: 9 Ekim Salı, Rexx, 19.00 / 10 Ekim Çarşamba, Atlas, 21.30 / 11 Ekim Perşembe, City's,21.30 / 13 Ekim Cumartesi, Beyoğlu, 16.00.

Haberler, Film

Mandy

Sene 2018 ve biz bir Nicolas Cage filmini öneriyoruz. Bugünleri göreceğimizi kim tahmin edebilirdi ki? Uzun süredir yalnızca kariyerinde geçmişe gittikçe Cage’in doğru filmlerle eşleştiğini görüyorduk. Son yıllardaki tercihleri ise ona ‘Hollywood’un delisi’ rolünü biçen B-sınıf yapımlardan oluşuyordu. Yönetmen Panos Cosmatos, ‘Mandy’ ile bu şöhretin üzerine oynayarak çok akıllıca bir hamle yapıyor. Bir intikam hikayesi olan ‘Mandy’de ünlü oyuncuya, onu özgür bırakan bir rol biçilmiş. Cage’i çığlıklar atarken, üzeri kanla kaplı bir şekilde oradan oraya koştururken, elektrikli testere kullanarak savaşırken izliyoruz. Cosmatos’un yarattığı görsel dünya ise Cage’in çılgınlığına yakışan cinsten. Filmin baş karakterinin öfkesi adeta kırmızı bir sisle kaplı havaya karışmış gibi. Okuduklarınız ilginç geliyorsa ‘Mandy’yi kesinlikle izlemelisiniz, ama kanlı ve abartılı korku filmlerinden hoşlanmıyorsanız gönül rahatlığıyla pas geçebilirsiniz.   Gösterim Tarihleri: 9 Ekim Salı, Rexx, 21.30 / 10 Ekim Çarşamba, Atlas, 16.00 / 13 Ekim Cumartesi, Beyoğlu, 19.00 / 14 Ekim Pazar, City’s, 13.30.  

Advertising
Haberler, Film

We the Animals / Biz Hayvanlar

Bizi en çok heyecanlandıran filmi en sona sakladık. Yönetmen Jeremiah Zagar, ilk kurmaca filmi ‘We the Animals / Biz Hayvanlar’ ile Justin Torres’in aynı isimli otobiyografik romanını beyaz perdeye uyarlıyor. Filmde, tıpkı kitapta olduğu gibi üç kardeşin hikayesini ve anne babaları arasındaki aşk-nefret ilişkisini izliyoruz. Kitaptaki büyüme hikayesi, film için altı aylık bir süreye indirgenmiş olsa da romanın havasını başarıyla aktarıyor Zagar. Kağıt üzerinde mutlu gibi gözükmeseler de çocukluklarının hakkını veren üç kardeşi izlerken gençliğin büyüsüne kapılıyor; anne babaları arasındaki sağlıksız ama tutkulu ilişkinin ortasında buluyoruz kendimizi. Terrence Malick’in ‘The Tree of Life / Hayat Ağacı’nın (2011) daha pis, daha doğal bir kardeşi adeta ‘We the Animals’. Diğer gösterimler: 6 Ekim Cumartesi, Rexx, 11.00 / 7 Ekim Pazar, Beyoğlu, 13.30 / 10 Ekim Çarşamba, Atlas 13.30 / 14 Ekim Pazar, City's, 11.00      

Advertising