Southpaw / Son Şans Jake Gyllenhaal röportajı

Jake Gyllenhaal hayatı paramparça olan bir boks şampiyonunu canlandırdığı ‘Southpaw / Son Şans’ ile kendini baştan yarattı. Gail Tolley çok yönlü oyuncudan Hollywood ringinde nakavt olmamanın sırlarını öğrendi.
Jake Gyllenhaal
Gail Tolley |
Advertising

Jake Gyllenhaal’un kafası daha rahat olabilir mi? Röportajlarla dolu bir günün henüz yarısına varmış durumda, ama Londra’daki otel odasında sorgu silsilesi karşısında huysuzlaşmış bir yıldız gibi alışılageldik bir manzara yok. 34 yaşındaki oyuncu sanki hayatındaki her şeyin gidişatından memnunmuş gibi gayet huzurlu görünüyor. Kelimelerini özenle seçiyor ve usulca sarf ediyor. Çabuk parlayan boks şampiyonu Billy Hope’u canlandırdığı son filmi ‘Southpaw’daki haliyle hiç alakası yok. Filmin posterindeki Gyllenhaal bile bildiğiniz gibi değil: Dazlak kafalı, dövmeli, kaslarından damarlar fışkıran bir tip. Zaten kendini rollerine adamasıyla meşhur olan Gyllenhaal ‘Southpaw’ için yağlarından kurtularak bir kas yığınına dönüşmüş, günde altı saatini ayırdığı bir egzersiz programını takip etmiş ve kendini eşinden dostundan soyutlamış. Boks öğrenmesi sayesinde de filmdeki yumrukların gerçek olmasını sağlamış.

Gyllenhaal’u Hollywood yıldızları arasında sayıldığı bugünlere getiren yol hiç de klişe değil. Anne-babasının birer yapımcı ve yönetmen olması, ilk rolünü 11 yaşında kapması, kardeşi Maggie’nin de kalburüstü bir sinema kariyerinin olmasına rağmen sıra dışı roller seçti şimdiye kadar. ‘Donnie Darko’ ile parlayıp Oscar kulislerinde adının dönmeye başladığı ‘Brokeback Mountain’ ile devam eden ve en son geçtiğimiz senenin sürpriz atı ‘Nightcrawler’ın da gösterdiği gibi zorlayıcı işlerin altından kalktı. ‘Southpaw’da da görmeye alıştığımız bir performansa kendini adıyor. Yaşadığı trajedinin ardından hayatını toparlamaya çalışan bir adamın karanlık ve gergin hikâyesi ‘Southpaw’. Daha önce karşılaşmadığımız bir Gyllenhaal’la tanışıyoruz, ’metot’ oyunculuğu yumruk sarhoşu olmuş karakterinin garip konuşması ve gergin vücut dilinde parlıyor. Kameralardan uzakta Nirvana’da huzuru bulmuş gibi görünebilir ama “Oyunculuğu inanılmaz derecede ciddiye alıyorum,” diyor.

Rollerine ciddi biçimde kendini adıyorsun. Oyunculuğunun bu kadar ‘metot’ olması seni zorluyor mu?
Oyunculuğa asla zor demem. Gerçek hayattaki zorluklarla kıyaslayabileceğimiz bir şey değil. Sinemanın saygı değer bir tarihi olduğuna katılıyorum ama hep aklıselim sulardaydı. Çeşitli engelleri hep oluyor,  ama bazen de absürt olabiliyor.

Bu tür bir oyunculuk bağımlılık yapıyor mu?
Bilmiyorum, disiplinin öteki yüzünün özgürlük olduğunu düşünüyorum. Sete gelip anında döktürecek kadar yetenekli değilim. Epey hazırlık yapmam gerekiyor. Klasik tekniklerin yanı sıra karakteri doldurabilmem için bulabildiğim tüm malzemeleri topluyorum.

Karakterin ilham kaynağının Eminem olduğu ve rolün esasında ona verilmesi planlandığı söyleniyor.
Eminem’le hiç tanışmadım. Projeye ilk adım attığımda rolün Eminem için yazıldığı söyleniyordu fakat benim daha başka birçok fikrim vardı. Yani zamanla rol benim üzerime oturdu. Filmi izlediği ve beğendiğini, aynı zamanda soundtrack’in yapımcısı olduğunu biliyorum. Film çıktıktan sonra kendisiyle tanışmayı planlıyorum.

Filmin soundtrack’i hip-hop tarzında. Karaktere ısınmak için dinledin mi?
Evet, neredeyse tamamı hip-hop, biraz da eski usul R&B var. Nas, Drake, Danny Brown, Eminem, The Weeknd, Jay Z, Wu-Tang Clan, Dr. Dre, J. Cole gibi isimleri epey dinledim; özellikle de J. Cole’u.

Bir boks filmi olduğu için sormazsak olmaz… Dilediğin biriyle ringde kapışma şansın olsa kimi seçersin?
Ciddi misin? Tabii ki kimseyle dövüşmek istemem! Tekrar tekrar izlemek istediğim maçlar olmuştur ama dövüşmek istediğim kimse yok.

Piyasa filmlerindense daha ufak, daha enteresan projeleri tercih ediyorsun. Rollerini neye göre seçiyorsun? İş yönetmende mi bitiyor?
Tam olarak değil. Sebep bazen yönetmen; bazen de yönetmen, kurgucu, görüntü yönetmeni, set tasarımcısı ve yapımcı karışımı oluyor. Hiçbir filmin tek bir zihnin ürünü olmadığını düşünüyorum. Her departmanın işlerinin farkında olmaya çalışıyorum.

Yönetmen koltuğuna geçmek ister misin?
Evet, ama henüz vakti gelmedi. Ne kadar zor olduğunun ve ne kadar fazla sayıda insanın bu işi yapabileceğini sandığının farkındayım. Öncelikle söyleyecek nelerin olduğunu çok iyi bilmen gerek. Ayrıca çok iyi hazırlık yapmak lazım; sadece ustalık açısından değil, aynı zamanda bir insan olarak da; çünkü büyük sabır gerektiriyor.

Eminim bir sürü hayran mektubu alıyorsundur. Aklında yer eden bir tanesi oldu mu?
Bir garsonun elime tutuşturduğu, fiş üzerine yazılmış bir not vardı. ‘Brokeback Mountain’ ile ilgiliydi. Eşcinsel olduğunu saklayan ve filmden ilham alarak ailesine açılan biri yazmıştı. Kendine bir oyuncu olarak yaptığın işin değersiz olduğunu söyleyebilirsin, ama bir gün böyle bir şeyle karşılaşıyorsun ve şaşırıyorsun.

 

Advertising