Suffragette / Diren filmi oyuncularıyla röportaj

Bu ay vizyona giren ‘Suffragette’ ile oy kullanma hakkı için mücadele eden kadınların, yani İngiliz süfrajetlerin öyküsü ilk kez beyaz perdede. Şimdi söz, filmin yıldızlarında.

İngiliz süfrajetlerin, kadınların oy kullanma hakkı için verdiği mücadelenin üzerinden bir asır geçti. Ancak inanması güç, seçme ve seçilme hakkı anlamındaki ‘suffrage’ kelimesinden türeyen süfrajet hareketi bir sinema filminde ilk kez masaya yatırılıyor. Hafızaları tazelemekte fayda var: Hükümet tarafından görmezden gelindikleri, aşağılandıkları yılların sonunda takvimler 1909 senesini gösterdiğinde olanlar olmuştu: Süfrajetler sokağa dökülmüş, camı çerçeveyi indirmiş, posta kutularını havaya uçurmuştu. ‘Suffragette’ sert ve izleyiciyi şok eden bir film. Senaryo ‘The Iron Lady’den hatırlayacağınız Abi Morgan’a, yönetmen koltuğu ise ‘Brick Lane’den bildiğimiz Sarah Gavron’a emanet edilmiş. Sıradan, emekçi kadınların öyküsünü anlatıyor ‘Suffragette’. Carey Mulligan, Maud adlı bir çamaşırcı kadın rolünde. İş arkadaşı Violet (Anne-Marie Duff) sayesinde Maud süfrajet hareketini benimsiyor. Peki ya Meryl Streep? “Köle olmaktansa asi olmayı yeğlerim.” sözlerinin sahibesi, İngiltere’deki süfrajet hareketinin başındaki isim Emmeline Pankhurst rolünde. Şimdi biz susalım, filmin güçlü kadınları anlattıklarıyla size ilham versin…

'Suffragette / Diren!’ 15 Ocak’ta vizyona girdi.

 

CAREY MULLIGAN

Annenden ne öğrendin?
Şefkat.

Peki büyükannenden?
Erkek kardeşime vurmamayı.

Bugüne dek aldığın en iyi tavsiye?
Pireyi deve yapma.

Nasıl hatırlanmak istersin?
İyi biri olarak.

Çocukken bir kız olarak sana erkeklerden daha farklı davranıldığını fark ettiğin bir an hatırlıyor musun?
Hayır, ama bir kadın olarak bana erkeklerden daha farklı davranıldığını hissedebiliyorum.

Kimden ilham alıyorsun?
Büyükannemin yaşadığı yerdeki bakıcılardan, çocukları savaştan korumak için kendi hayatını riske atan gönüllülerden.

En büyük pişmanlığın ne?
Herhangi bir pişmanlığım yok.

Ne olmadan yaşayamazdın?
Avokado.

‘Suffragette’ setinde seni kim gülmekten kırıp geçirdi?
Helena Bonham Carter.

Feminist misin?
Evet.

Hayalindeki akşam yemeğine hangi kadınları çağırırdın?
Büyükannemin gençliğini, Amy Poehler, Malala Yousafzai, Angelina Jolie, Kraliçe I. ve II. Elizabeth, Marion Cotillard, Patti Smith, Michelle Obama ve Maid Marian.

1910’larda yaşıyor olsaydın, protestolara katılacak kadar cesaretli olur muydun?
Umarım.

Film sektörünü daha az seksist hale getirmek için tek bir şeyi değiştirme hakkın olsa neyi değiştirirdin?   
Herkesin eşit ücret alması için elimden geleni yapardım.

MERYL STREEP

Hayatta sıkı sıkıya bağlı olduğun bir motton var mı?
Yapabildiğin her şeyi yap.

Süfrajet hareketinden ne ders çıkarmalıyız?
Size patronluk taslayarak gülenlere, sizi hafife alarak eğlenenlere ve görmezden gelenlere asla pabuç bırakmayın.

18 yaşındaki haline bugün ne öğüt verirdin?
Kaç kilo olduğunu düşünerek vakit kaybetme. Hayatın tadını çıkaracağına bunu düşünmek o kadar sıkıcı ki. Kendine kendine zarar veriyor olman da cabası…

Nasıl hatırlanmak istersin?
Ailemin beni sevgiyle hatırlamasını isterim.

En büyük pişmanlığın ne?
Arkadaşlıklarımın onlara gerekli ilgiyi gösterememem nedeniyle zarar görmüş olması. Aileme, kariyerime ve toplumsal meselelere çok daha fazla zaman ayırdım. 

Ne olmadan yaşayamazsın?
Ailem.

Seni en çok ne kızdırıyor?
En zenginlerin, iyi eğitimlilerin ve ilgili kurumların küresel ısınma gerçeğini göz göre göre ciddiye almaması. Sanki nihayetinde onları, ayrıcalıklı hayatlarını ve ailelerini hiç etkilemeyecekmiş gibi.

Sence röportajlarda kadınlara sorulan ama erkeklere yöneltilmeyen en sinir bozucu soru ne?
“Neden sık sık güçlü kadınları oynuyorsun?” Hiçbir erkeğe bu tarz bir soru sorulmamıştır. Sorulması saçma olur. 

Film sektörünü daha az seksist hale getirmek için tek bir şeyi değiştirme hakkın olsa neyi değiştirirdin?   
Erkekler, kendi sesleri daha fazla çıktığında bundan rahatsız olmalı. Ajanslar ve stüdyolar, henüz karar verme aşamasındayken ekiplerinin yarısı kadınlardan oluşmadığında bir yanlış yaptıklarının farkına varmalı. Kadınlar ve erkeklerin zevkleri, değerleri farklıdır. Biri diğerinden daha iyidir demiyorum. Tamamen farklıdır.

Sana kim ilham veriyor?
Malala Yousafzai ve Pakistan’daki sınıf arkadaşları.

ANNE-MARIE DUFF

Hayatta sıkı sıkıya bağlı olduğun bir motton var mı?
“Ya kimsenin umursamadığı biri olsaydım?” Bunu kendime düzenli olarak sormam gerekiyor çünkü insanların ne düşündüğünü kafama çok takıyorum.

18 yaşındaki haline bugün ne tavsiye ederdin?
Deli değilsin. Aşık olacaksın. Sevileceksin. Güzelsin. Dışarı çık ve daha çok eğlen.

Çocukken bir kız olarak sana erkeklerden daha farklı davranıldığını fark ettiğin bir an hatırlıyor musun?
Evet. Fizik derslerinde bilim sanki erkeklere ait gibiydi. Benim anlayıp anlamamam önemli değildi. Çünkü anlamayacağım varsayılıyordu.

Hayalindeki akşam yemeğine hangi kadınları çağırırdın?
Lena Dunham, Simone de Beauvoir, Dame Judi Dench, Kate Bush ve Malala Yousafzai.

Sana kim ilham veriyor?
Oğlum. Henüz 5 yaşında ama daha cesaretli olmam konusunda bana ilham veriyor.

En büyük pişmanlığın ne?
Birinin kalbini kırmak.

Sence röportajlarda kadınlara sorulan ama erkeklere yöneltilmeyen en sinir bozucu soru ne?
“Yaşlanmaktan korkuyor musun?” Çok pasif-agresif bir soru. Sanki korkmam gerekiyormuş gibi.

Ne olmadan yaşayamazsın?
Hayatımdaki iki erkek.

Kimin kapısına dayanıp camı çerçeveyi indirmek isterdin?
Kadınları sünnet edenlerin.

Bir süfrajeti dört kelimeyle anlatabilir misin?
Tutkulu, haklı, kahraman, muhteşem.

1910’larda yaşıyor olsaydın, protestolara katılacak kadar cesaretli olur muydun?
Hareketin bir parçası olurdum diye umuyorum. Bu uğurda çocuğumdan vazgeçer miydim bilmiyorum. Ama orada olurdum diye düşünmek hoşuma gidiyor.

Erkek oyunculardan daha az para alıyor olmak seni kızdırıyor mu?
Büyük bir film yıldızı olmadığım için beni çok etkilemiyor. Jennifer Lawrence’ın yerinde olsaydım, işler değişirdi tabii. Eğer herkes bu filme beni izlemek için geliyor olsaydı, bu durum beni sinirlendirirdi.