0 Beğen
Kaydet

Yönetmen Paul Feig ile yeni 'Ghostbusters' filmi üzerine

Çocukken izlediğiniz ‘Ghostbusters’ın yerini hiçbir filmin tutamayacağını mı düşünüyorsunuz? Efsane seri 'Hayalet Avcıları'nın kadınların başrollerde yer aldığı 2016 versiyonunu, yönetmeni Paul Feig anlattı.

Orijinal ‘Ghostbusters’, tam bir New York filmi. Sence neden böyle düşünüyoruz filmi izlediğimizde?
New York, ‘Ghostbusters’ı ‘Ghostbusters’ yapan şeylerden biri. New York’un adalardan oluşması sebebiyle içindeki her şey burada sıkışıp kalmış durumda. Yani paranormal olaylardan kaçış yok, bu da heyecanın dozunu artırıyor.

Buna rağmen filmin büyük bir kısmını Boston’da çektiniz. New York’a bir nevi hakaret değil mi bu?
New York’ta sadece bir gün çekim yaptık. İnsanların ve paparazzilerin ilgisi öylesine büyüktü ki, burada daha fazla çekim yapmamız neredeyse imkânsızdı. New York’un paparazzileri gerçekten bir başka. Sete kafalarına göre dalıyor, oyuncuların burunlarının dibinde flaşları patlatıveriyorlar. Polisler de müdahale edemiyor çünkü aslında yasal olarak sette bulunma hakları var. Bu nedenle fotoğrafçılarla oturup müzakere etmeniz, “Lütfen izin verin, bu sahneyi şimdi çekmemiz gerekiyor,” diye meramınızı anlatmanız gerekiyor. Şikayet etmeyi sevmem ama yaptıkları hiç hoş değil.  

Bu şekilde davranmaya hakları olduğunu düşünmeleri inanılmaz gerçekten.
Adını bilmediğim bir adam var; ne zaman New York’ta bir şey çeksem mutlaka soluğu sette alır. Dışarı atmaya çalıştığımızda ise bağırıp çağırmaya başlar. Delilik bu. New York’tan başka hiçbir yerde böyle bir şeyle karşılaşmadım.

Genelde kalabalık ekiplerle birlikte çalışıyorsun. Böylesi bir çalışma düzeni neden ilgini çekiyor?
Köklerimde doğaçlama komedi olduğu için grup dinamiklerine, kalabalık ekiplerle çalışmaya aşinayım. Kalabalık grupları çekmek daha zor olsa da gözümü hiç korkutmadı. Herkesi tek bir sahnenin içine sığdırabilmek çok hoşuma gidiyor. İnsanlar arasındaki iletişim komedinin en güzel taraflarından biri. 

Geniş gruplarla birlikte çalışmanın sırrı nedir?
Benzer komedi stillerine sahip insanları tek seferde harcamamak lazım. Komedyenlerin birbirlerini tamamlamaları ve farklı tarzlara sahip olmaları en güzeli. Mesela ‘Ghostbusters’ta Leslie (Jones) duyarlılığı ile öne çıkıyor. Kristen’ın (Wiig) komedi yeteneğinin ardındaki itici güç ise kırılganlığı ve kararsızlığı. Doğru olanı yapmaya çalışan ama mükemmel olamamaktan korkan yönümüzü temsil ediyor. Kate (McKinnon) deseniz, öyle bir enerjisi var ki herkesi şaşkına çeviriyor. Son olarak Melissa’nın (McCarthy) biraz yırtık ama ayakları yere basan bir yönü olduğunu söyleyebilirim.      

Melissa ile ilk kez beraber çalışmıyorsun. Onun yıldız bir oyuncuya dönüşmesine tanık olmak sana ne hissettiriyor?
Tek kelimeyle heyecan verici! Neredeyse 20 yılda hak ettiği yere ulaşan isimlerden biri o. Çok uzun zamandır oyunculuk yapıyor ve bu işte çok başarılı. ‘Groundlings’de o kadar iyiydi ki, performansı esnasında insanlar onu görebilmek için kuyruk olurdu. Keşfedilmeyi bekleyen bir cevherdi adeta. Ne gariptir ki, ‘Bridesmaids’ için deneme çekimine gelene dek onu tanımıyordum. Onu görür görmez kadroya almaya ve ona daha fazla rol verebilmek için senaryoyu baştan yazmaya karar verdik.

İçinde bulunduğumuz dönemde bir filmin tanıtımını yapmak için çok sayıda fragman yayınlanıyor. ‘Ghostbusters’a dair gereğinden fazla detay paylaşmaktan korkmuyor musun?
Gençliğimde, internet bu kadar fazla hayatımızın içinde değilken, bir film vizyona girmeden önce hakkında hiçbir şey bilmezdiniz. ‘E.T’ için bir arkadaşımın “Bugün bir bilim kurgu filmi vizyona girmiş,” dediğini hatırlıyorum. Gittik filmi izledik ve neyle karşılaşacağımıza dair hiçbir fikrimiz olmadığı için muazzam bir deneyim yaşadık. Aynı şeyi orijinal ‘Ghostbusters’ filmini izlediğimde de hissetmiştim. Fragmanını görmüştüm ama film hakkında çok az şey vardı fragmanda. Bill Murray, Dan Aykroyd ve Harold Ramis’i sevdiğimiz için filme gittik ve neye uğradığımızı şaşırdık. Yeni ‘Ghostbusters’ hakkında izleyici ne kadar az şey bilirse, filmden o kadar çok tat alacak. İnsanların daha izlemeden filmler hakkında pek çok şey bilmek istemesi, sinema deneyimlerinin kalitesini düşürüyor. Filmde yapılacak esprileri bilmesen, o esprilere daha çok gülmez misin?

Şöhreti, yaratıcısı olduğun ‘Freaks and Geeks’ dizisi ile yakaladın. ‘Ghostbusters’da ise başkasının yarattığı bir dünyaya adım atıyorsun, sıfırdan bir şeyler yaratmak ile arasında ne gibi farklar var?
Şablonu bozmadan, belli sınırlar içinde hareket etmeyi öğrendim. Bir dizinin yaratıcısı olduğunuzda ne istediğinizi biliyorsunuz. Farklı diziler yöneterek, bambaşka türlerle haşır neşir olma şansı elde ettim. ‘Nurse Jackie’yi yönetmeden önce, hiç hastane dizisi çekmemiştim. Neyi nasıl yapmam gerektiği konusunda hiçbir fikrim yoktu. Hastane dizisi seyretmezdim bile. Tam da bu nedenle, teklif geldiğinde üzerine atladım. Vaktim olsa ‘Game of Thrones’, ‘The Walking Dead’ ve ‘Homeland’i çekmek için yalvarırdım. Güvenli bölgenizin dışına adım atmak iyidir.

Seyirci yeniden çekilen filmlere ilgi gösteriyor ama çocukken izlediği filmlere özel bir anlam yükleyenler ve onlara dokunulmasını istemeyenler de var.
Çok iyi anlıyorum. Bu film sizin hayatınızın bir parçasıydı, şimdi adamın birinin onu mahvetmesinden korkuyorsunuz. Ama bunu ben yapmasam bir başkası yapacaktı. ‘Ghostbusters’ı farklı bir kadroyla çekmemin nedeni, orijinal filmin büyüsünü bozmak istememem. Bir devam filmi yaptığınızda, ilk filmin dünyasını kirletmeniz kaçınılmaz. Bizim filmimiz bunu yapmıyor.

Yorumlar

0 comments