Haberler / Müzik

Çete sahalara geri döndü: 'Gözyaşı Çetesi'

Gözyaşı Çetesi

2016’da yayınladıkları ‘Garip Davam’ın ardından Gözyaşı Çetesi nihayet yeni bir albümle karşımızda. ‘Karar’ doğaçlamalara, uzun fasıllara meyilli bir ekip olan Gözyaşı Çetesi’nin altı uzun şarkısından oluşuyor. Sözler derin, ekibin kimyası ise her zamanki gibi yerinde. Grubun adına aldanmayın, ‘Karar’ insanı kendine getiren, gözyaşlarımızı sildiren bir albüm. Türkiye’deki yaratıcı insanların kabuklarına çekilseler de bir yolunu bulup sanatlarına devam edebileceklerinin kanıtı gibi adeta. Karşımızda birbirini anlayan, aynı dili konuşan müzisyenlerden oluşan bir ekip var. Pınar Balcı, Sinan Tınar, Umut Arabacı, Faruk Kavi, Anıl Dağ ile sohbet ettik ve yalnızca yeni albümden bahsetmedik elbette. Ayrıntılar aşağıda...

‘Garip Davam’ın kayıtları bir hafta gibi bir sürede gerçekleşmiş. ‘Karar’ için de benzer bir süreç mi işledi?
Pınar Balcı
Hem ‘Garip Davam’ın hücum kayıtlarında, hem de verdiğimiz çeşitli konserlerde kazandığımız deneyimler oldu. Bunlardan biri, birbirimize hem dost olarak hem de müzikal kişiliklerimizle yaslanabilmek ve müzik yaparken konuşmadan iletişim kurabilmek. İki sene önce İstanbul’un karışık olduğu dönemde çok görüşemediğimiz bir süreç yaşadık. Ben de ümitsizliğe kapılacağıma fırsat buldukça odama çekilip besteler yapıp içime sinen demoları grup arkadaşlarıma yollamaya başladım. Parçalar biriktikçe “Madem buluşup çalamıyoruz, direkt albüm kayıtlarına girelim,” dedik. Kayıtlara girmeden önce pek prova yapma imkanı bulamadık ama içimiz rahattı. İlk albüm sürecinden biliyorduk ki her şey kayıt için stüdyoya girdiğimizde şekillenecekti. Parçaları dört günde kaydettik. Birbirimize o kadar güvendik ki ‘Yan Yana’ parçası daha yokken “Olursa olur, olmazsa olmaz,” diyerek parçayı kayıtların son gününe bıraktık. Pür Kayıt Stüdyosu’nun o güzel ambiyansında parçayı ilk defa çaldık ve üçüncü çaldığımız halini albüme koyduk.

Sinan Tınar ‘Karar, bizim için grupça bir süredir yeşertmekte olduğumuz doğaçlama müzik yapma pratiğini nihayet kayıt ortamına da aktarabildiğimiz bir albüm oldu. Stüdyoya girerken şarkıları nasıl çalacağımıza dair sabitleşmiş fikirlerimiz yoktu. Bu da o gün, o anda stüdyoda canlı bir şey oluşabilmesine imkan tanıdı. Ortaya çıkan müziği tazeliğini kaybetmeden kaydedebilmeye çalıştık. Şarkıların çoğu doğaçlamalar ile oluştuğu için kayıtlar bittiğinde biz de tatlı bir şaşkınlık hali içindeydik.

Umut Arabacı Aylar süren bir prova ve kayıt süreci yerine dört günde akışına bırakarak kaydedilmiş olması albümü bizim için de yeni kıldı. Normalde üzerinde çok çalışılan albümlerin bitmiş halini, süreçte bulunan biriyseniz, daha fazla açıp dinlemek istemeyebilirsiniz. Biz şu an tam tersini yaşıyoruz, kaydedilen her şey bizim için de çok önemli. Güzel bir anımızın sesli polaroid fotoğrafları gibi.

Kayıtlar sırasında en çok kimleri dinlediniz? ‘Karar’ı hissiyat olarak yakın bulduğunuz sesler neler?
Pınar Müzik dinlerken ve yaparken bizi mutlu eden, etkileyen, ilham veren unsurlardan biri de duyduğumuz seslerin karakterleri. Özellikle enstrümanlarımızın tonlarıyla uğraşmak, beraber çalarken önce grupça kendimizi mikslemek bizim için önemli. Anlamlı, güzel bir içerik, sound olmadan sönük bir yıldız gibidir. Kayıtları ve miksleri yapan dostumuz Ozan Öner de dahil yıllarca hepimiz çok çeşitli müzikler dinledik. Dinlemekten ve dinlediklerimizden çıkarımlar yapmaktan zevk aldık. Sonrasında müzik yaparken teknik zorlamalar ve egolarımızı bir kenara bırakarak birbirimizi dinlemeyi öğrendik. Bu da bize kendi sound’umuzu oluşturma fırsatı verdi. ‘Karar’ın sound’u, parçaları hücum kayıt sırasında çalarken ve miks aşamasında ortaya çıktı. Ayrıca bizim Sinan ve Umut’la unutulmaz bir Kabak Koyu maceramız var. Orada, doğa içinde beraber müzik yapmaktan o kadar mutlu olmuşuz ki sabah akşam, günlerce çaldık. İstanbul’a döndüğümüzde elimizde toplamı 10 saati aşan doğaçlama kayıtlar ve kafamızda sindirilmeyi bekleyen yeni fikirler vardı. Grubun diğer üyeleri Faruk, Barış ve Anıl da o kafaya girdi ve kendi tarzlarında adapte oldular. Kayıt sürecinde de hem kendi yaptığımız uzun doğaçlamaları hem de iç sesimizi dinledik.

Sinan Dünyanın çeşitli köşelerinden, bizi etkileyen müziklere kulaklarımızı açmaya çalıştık. Afrika ve Güney Amerika’dan çıkan eski-yeni müzikler ve bol bol tekno vardı listelerimizde.

Şarkıların hepsi standart bir popüler müzik eserinden daha uzun, hatta kimileri epey uzun. Bu da oldukça ciddi bir karar, zira insanların dikkat eşikleri artık bir hayli düşük artık. Teknoloji tüketimi ve bilgi bombardımanı hem sanatçı hem de dinleyici olarak müzik anlayışınızı nasıl etkiliyor?

Pınar Yaptığımız hipnotik ve organik doğaçlamalar benim için şamanik bir ayin gibi. O hissi kaybetmemek için grup arkadaşlarım gibi ben de zamanla müzikal kaygılarımdan çok uzaklaştım. O yüzden kendi adıma, müziğe herhangi bir beklentiyle yaklaşan insanlara verebileceğim bir şeyim olmadığını düşünüyorum.

Sinan Bir ritmin sizi içine alması için belirli bir süre tekrar etmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer her şeyden önce kendinizi ve dinleyeni yakalayacak, ona bir yolculuk vaat eden bir müzik yapıyorsanız haliyle ortalama şarkı süreleri de uzuyor. 

Faruk Kavi Teknolojiden artık kurtulamayız. Onun yerine hayatlarımızın en azını ona av olarak vermemiz en az seviyede hasar almamızı ve hayatı daha az ıskalamamızı sağlar. Öte yandan, tüm bu dikkat dağıtıcılar varken, şarkılarımızı ilk kez duyan birinin müziğe ve sözlere doğrudan kapıldığını ve kulaklarını ayıramadığını gözlemledik. Özellikle bu albümde, dinleyeni içine çeken ve onun kendisiyle bağ kurmasını kolaylaştıran bir sonuç ortaya çıktı. 

Umut Konserlerimizde ilk parçanın ilk yarım saatini keyif alarak geçirebilenler, genelde konserin sonunda arkadaşımız oluyor.

Gereksiz öfkeden de neşeden de uzaklaşmış, ayakları yere basan, neredeyse aydınlanmış denebilecek bir hava var albümde. Şarkıların temposundan düzenlemelere ve sözlere, albümün tamamı böyle bir ruh haline sahip. Nasıl bir motivasyonla yeni şarkılar yazıyorsunuz?
Pınar
Müziği dinlerken, bestelerken, çalarken düşüncelerimin dışına çıkıyorum. Geri döndüğümde hayat yine tüm ‘gerçekliğiyle’ devam ediyor. Bu ikilemde gidip gelirken, her insan gibi bazen olaylar karşısında duygularıma yenik düşüyorum, bazen de becerebildiğim kadar dışarıdan gözlemlemeye çabalıyorum. Bunları yaşarken hissettiklerimi müzik aracılığıyla sözlere aktarmak benim için epey macera dolu bir eylem. Çünkü en başta söz yazacağım diye başlamıyorum. Yaptığımız herhangi bir doğaçlama kaydını ya da evde yaptığım bir demoyu dinlerken oradaki bir an bana bir şey hissettirdiğinde, o ana odaklanıp kafamdan geçenleri melodilerle ya da sözlerle dillendirmeye başlıyorum. Ortaya çıkan şey grup arkadaşlarıma da bulaştığında, onlar da kendi içindekilere yöneliyor, bildikleri gibi yaşıyor, işliyor ve üretiyorlar. Parçalar bu etkileşimle oluşuyor.

Yeri geldiğinde sizi rahatsız eden şeylerden zehir zemberek bahsetmekten geri durmamışsınız, elinize sağlık. Hem bir dünya dert, tasa, öfke, nefret yağmuru altında yaşayıp üstüne bir de bundan sanat çıkartacak gücü kendinizde nasıl buluyorsunuz?
Pınar
İnsanın zorluklarla baş etme yöntemleri yıkıcı da olabiliyor, mucizeler de barındırabiliyor. Dünyanın her yerinde olduğu gibi biz de kendi tatlı ve acı deneyimlerimizi yaşıyoruz. Baş edebildiklerimize karşı direniyoruz, edemediklerimizi sineye çekiyoruz. Hayatımızı daha yaşanır kılmak için aslında hepimiz çabalıyoruz, bu yüzden yaratıcılığın her dalıyla ilgilenmek herkesin ruh sağlığını koruması için şart.

Faruk Ben aksini düşünüyorum. Sanat yapacak güce sahip olduğumuz için tüm olumsuzluklara karşı daha dayanıklıyız. İnsanoğlunun daha iyiye gideceğine dair umutlu değilim ama birileri yanlışları seslendirmeli ve akışa kapılmış kitlelere bu sesi duyurmalı.

‘Kirlendi’nin girişindeki alıntı nereden?
Pınar 2014 baharında Suriye’ye savaş ilan edildiği dönemde, Kadıköy’de stüdyoya yürüyordum. O zaman henüz tanımadığım Kemal Bülbül, savaş karşıtı insanlardan oluşan bir topluluğa hitap ediyordu. Konuşmasını dinlerken çok etkilenip sesini kaydettim. Bana göre söyledikleri insana dair, içten ve evrenseldi. Orada yaşadığım hisler, seneler sonra ‘Kirlendi’de vücut buldu. Anı olarak da o konuşmanın bir kısmını parçaya eklemek istedim.

Hepiniz İstanbul’da yaşıyorsunuz. Kentle ilgili size dayanılmaz gelen şeyler neler? Neler hâlâ İstanbul’u sizin için yaşanabilecek bir yer yapıyor?

Pınar İstanbul, renklerin ve seslerin iyice griye bulandığı bir kent. Kabak Koyu’ndaki, Dalyan’daki dostlarımızın yanına gidip gelmelerimiz sıklaştıkça neden bunları kendimize yaşatıyoruz diye sormadan edemiyorum. İstanbul bir bağımlılık maalesef şu anda. Kurtulamıyoruz ama belki müzik yapabileceğimiz bir yerimiz olursa, başka bir yerde kendi düzenimizi kurabiliriz. Kim bilir?

Faruk Türkiye nüfusunun dörtte birinin bu küçücük şehirde tıklım tıklım yaşaması fizik kurallarına aykırı. Toplumda hoşgörü, saygı, anlayış hızla tükeniyor ve bencil bir nesil geliyor. Nezaketten uzak, sıraya girmesini bilmeyen, güler yüzlü olmayan bir kalabalık ile her gün karşılaşmak ve çarpışmak bunaltıcı.

Anıl Dağ İstanbul’un dayanamadığım karanlık tarafı metrobüs. Her gün metrobüsle en az üç saat yolculuk ediyorum. İstanbul’un, kent insanının çilesinden nasibimi alıyorum. O yolculuklar beni Çete’ye götürüyorsa, enstrümanıma dokunuyorsam ne mutlu bana.

Umut İstanbul’u hâlâ yaşanabilir kılan tek şey, sokak köpeklerinin bakışlarındaki güzellik ve o güzelliği görebilen bir avuç insan.

Yer aldığınız diğer müzikal projeler, Gözyaşı Çetesi’ni nasıl besliyor?

Umut Dünya görüşünüzün bile enstrümanınıza dokunuşunuzu şekillendirdiği bir dünyada, müziği beraber yaparken o anları paylaştığımız arkadaşlarımızla sürekli bir müzikal bir diyalog halindeyiz. Hepimiz kişisel olarak farklı müzisyenlerle sürekli yeni diyaloglar geliştiriyoruz, farklı sesler çıkarıyoruz. Bu müzikal diyaloglar birbirini dinlemeyi seven bütün müzisyenleri her zaman daha güzel yerlere taşıyor.

Pınar Gözyaşı Çetesi’ni de, diğer müzikal deneyimleri de birbirinden ayrı tutmuyoruz. Belgesel izlemek, kitap okumak, müzik dinlemek insanın hayatını nasıl şekillendiriyorsa bunlar da aynı derecede hayatlarımıza çeşitli renkler katıyor.

Albüm sonrası için planlarınız neler?

Pınar Daha albümümüz geçen hafta yayınlandı. Hem dinleyerek hem de konserler vererek, biraz keyfini çıkarmak istiyoruz. Çalacağımız tarihler henüz belli değil. Belli oldukça Facebook ve Instagram sayfalarından yayınlayacağız. Müzik yapmaya, üretmeye devam edeceğiz.

facebook.com/gozyasicetesionline, instagram.com/gozyasicetesi

Advertising
Advertising