0 Beğen
Kaydet

Can Kazaz ve alternatif yaşam hayalleri

Can Kazaz kazıdıkça hakkında şaşırtıcı şeyler öğrendiğiniz sürprizli portrelerden biri. Özellikle de kendisini sadece şimdiden kült mertebesine erişen MC Recep ile tanıyorsanız…

Ustaca yazılmış şarkıları olan mütevazı bir müzisyen, emekli bir hip hop’çı, profesyonel bir akademisyen o aynı zamanda. Ne neşesini ne de derdini gizleyen albümü ‘Ben Sizden Kaçtım’ı vesile edinerek kendisiyle sohbet ettik.

Albümünü nefes almanın zor olduğu zamanlarda kaydettin. Senin için nasıl bir anlamı var zor zamanlarda müzikle uğraşmanın? 
Zor zamanlar, aslında yaptığım şeye sıkı sıkı tutunmamı sağlıyor. İnatçı bir karakterim olduğundan verdiğim kararın sonucunu bir an önce görmek için çabalıyorum. Bir yandan da terapi gibi oluyor. Hiçbir zorluk karşısında hayatı durdurmamak için çalışıyorum. Bu albümde ‘Ben Sizden Kaçtım’ derken alternatif bir yaşam olabileceğini iddia ediyorum aslında. Sıkışık zamanda üretkenleşmek, tam da bu yüzden daha büyük anlam kazanıyor.

Bariz bir kaçma-kalma durumundan bahsediyorsun albümde. Dünya nereye gidiyor, biz nereye gidiyoruz? Nasıl bir ruh haliyle yazdın buradaki şarkıları?

Dünya küresel bir felakete doğru gidiyor ve biz de farklı bir yere gitmiyoruz; çünkü o gemiyi süren bizleriz. Tabloyu ortaya koyup, albümde dümenin yönünü değiştirebilecek soru ve sorunlara ufacık da olsa dokunmak istedim. Eski çalışmalarıma göre daha karamsar, daha karanlık ve içe kapanık bir sonuç çıktı. Bunun en temel sebebi ölüm ve kayıp meselesiyle daha direkt yüzleşmem oldu. Ailemdeki peş peşe vefatların yanı sıra, ülkede de sıklıkla acı olaylar yaşandı. Albümün teşekkür notunda “Tepeden tırnağa sorumlu, karar verici olduğum müzik yapım ve yaptıklarımı ulaştırma süreçlerinde ciddi bedeller ödüyorum.

Sanat camiasından ve sosyeteden tamamen ayrı, orta halli memur bir ailenin evcimen çocuğu olarak, kabul görür bir noktaya erişmekte de zorlanıyorum,” diye ifade ettiğin gayet açık sözlü ve içten bir itirafın var. Bağımsız üreticiler için nasıl bir çıkış yolu var sence?
Teşekkür notundaki niyetim, içinde bulunduğum durumu samimiyetle anlatmaktı. Kimseye herhangi bir olumsuz mesaj vermeye çalışmadım. Albüm notlarını çok önemsiyorum, okuyanlara gerçekten bir şeyler anlatmasını istiyorum. ‘Yollar ve Su’ albümümde de bir not yazmıştım. Bağımsız üreticiler için çıkış yolu ilkeli olmak ve bu ilkelerde ortaklaşan insanlarla bir araya gelip, birlikte hareket etmek. ‘Örgütlenmek’ kelimesi biraz korkutucu görünüyor, ama türümüzün var olmasının en temel sebeplerinden biri de bu becerimiz. İnsan tek başına kırılgan ve zayıf bir canlı; aynı şekilde sanatçı da…

Müzik çevreleri bir tür dekadansla birlikte anılır genellikle. ‘Zeliha’ bu durumu eğlenceli bir şekilde işliyor. Vaziyetten kaygı duyuyor musun?
Şarkıyı yazarken, sadece müzik çevrelerini düşünmedim; sevdiğim veya arkadaş çemberimdeki olumsuz yönde karakter değişimleri sergileyen insanlara verdiğim değeri ifade etmeye çalıştım. Tepkisel değil, kucaklayıcı bir şarkı olarak görüyorum ve söylerken de çok eğleniyorum. İçeriğini sevmeyen de savunmacı davranmak yerine, gülüp eğlenebilir. Kimin hayattan keyif almak için neyi tercih ettiğiyle ilgili hiçbir tepkiselliğim yok, bunu sadece bir sonuç olarak görüyorum. Asıl o sonuca sebep olan şartlara bakmak gerek.

Türkçe şarkı yazarları arasında seni en çok besleyen, kendi hikâyelerini anlatma konusunda cesaretlendirenler hangi isimler oldu? Kimlerden el almış gibi hissediyorsun?
Aslında çok fazla Türkçe şarkı dinlemiyorum ve bu yüzden şarkı yazarlarından ilham alarak yola çıkmadım. İçinde bulunduğum Türkçe rap serüveni bu anlamda beni daha çok etkiledi. Bana kalırsa rap müziğin aktarımla ilgili çok ciddi bir yanı var. Beni en çok rap müzikte prodüksiyonunu yaptığım, beraber çalıştığım ve takip ettiğim isimlerin duruşları, aktarım şekilleri etkilemiştir. Bunlar arasında Ulaş Taçdelen ve Saian gibi isimler var. Rap deyince akla saldırgan bir aktarım geliyor, ama bu kişinin karakteriyle yansıyan bir şey. Ben gergin bir konuyu tartışırken bile sesimi yükseltmiyorum.

Dolayısıyla bu durum kendi şarkılarımı söyleyişime de yansıyor. Bugün aran nasıl hip-hop’la, bir şeyler üretiyor, yeni işleri takip ediyor musun?
Ana akımda neler oluyor en çok onu takip ediyorum. Amerika’da popüler olan isimleri denk geldikçe dinliyorum. Mesela Kendrick Lamar, piyasaya çıktığından beri favorim. Bazen kafamda bir şeyler canlansa da hem yoğunluktan hem de alışkanlıklarımın değişmesi nedeniyle, sonuç aldığım bir üretim yapmıyorum. Yeni sesleri olabildiğince takip edip, dağarcığımı genç tutmaya çalışıyorum.

Çünkü her an öyle bir projede yer alabilecek tutkuya hâlâ sahibim. Bir taraftan bir ayağın akademide, hatta bu alanda da oldukça başarılısın. Akademi ile popüler müzik arasında nasıl bir mesafe var sence?

Farklı müzikal diller talep eden iki farklı mecra mı bunlar, yoksa aslolan yalnızca kendi müziğini üretmek mi? İkisinin birbirini beslediği ortak kümeler de kesişmedikleri yönleri de var. Bence farklı müzikal diller olması gerekmiyor. Müzik sektörü ve her tür müzik akademinin çalışma konuları arasında yer alıyor. Ben şarkı yazarken, akademik bir tarafla, teorik düşünerek yaklaşmıyorum. Olabildiğince sadeleşip, bildiklerimi bir yana koyup, kulağıma ve hislerime güvenerek müzik yapıyorum. Akademik bir çalışma yapıyorsam da tüm bunların üzerine, teorik açıdan yenilik getirmesi muhtemel alanlara yoğunlaşıyorum. Yoksa sahip olduğumuz bilgiyi geliştirme şansımız olmaz ki bu da akademinin en temel görevlerinden biri.

‘Ben Sizden Kaçtım’ piyasada.

Can Kazaz, Pazar 14, Kanyon’da Her Yer Müzik, 15.00, ücretsiz. / Cumartesi 20, Karga, 22.30, 25 TL

Yorumlar

0 comments