Kabus Kerim röportajı

Anadolu müzikleri ile bağları nicedir sıkı olan Kabus Kerim, bir süredir yollarda. Nürnberg’den başlayıp Edirne ve Aydın gibi şehirlere uzanan, yerel müziklerle dolu hikâyesi ise video serisine dönüştü. Gerisini o anlatsın.

Setlerinde yer verdiğin Anadolu Pop ustalarının hep yaptığı gibi Anadolu müziklerini keşfettiğin uzun bir yolculuğa çıktın. ‘Uzun İnce Bir Yol’un çekim süreci nasıldı?
Red Bull ekibi projeyi anlattığında köklerimi araştıracağım bir çalışmaya sıcak baktığımı söyledim. Kolları sıvadık ve ‘Uzun İnce Bir Yol’ fikri doğdu. Proje tüm aşamalarıyla bir sene sürdü. Çekimleri beş farklı şehirde gerçekleştirdik. Heyecanlı ve duygusal bir yolculuktu. Manisa’da çocukluğuma dönmek, yeni şeyler keşfetmek, her gün gitmediğimiz yerleri görmek muhteşemdi. İnsanların bize yaklaşımı, müziğe olan tutkularını bir çıkar olmadan sürdürmeleri, Manisa’daki göçmenlerin kültürü; hepsi benim için süper bir deneyimdi. Her gittiğimiz yerde inanılmaz eğlendik. Projeye dahil olan yerel müzisyenlerle birlikte canlı kayıtlar aldık.

Günümüz müzisyenlerinin Anadolu’yla ilişkisini nasıl görüyorsun?
Anadolu’da hâlâ bir kaynak var ve bu kaynaktan faydalanan iyi müzisyenlerle nadiren de olsa karşılaşıyorum. İstanbul ve Avrupa’daki popüler kültürün etkisiyle Anadolu’dan uzaklaşıyoruz. Bu uzaklaşmanın sonucunda bir gün gelecek bu kaynaklar yok olacak. Bu değişim önce yöresel kıyafetlerle başladı, sonra dans ve müzikle devam etti. Bu proje için yaptığımız çekimlerde yöresel danslarına ve kültürüne sahip çıkan gençlerle tanıştım. Yaşlı insanların dışında kültürünü devam ettiren gençlerin olması umut vericiydi. En azından bir süre daha Anadolu kültürünü yaşatmak için çabalayan birileri olacak.

Belgeseli hazırlarken sana en çok heyecan veren kayıtlar hangileri oldu?
Edirne’nin doğal atmosferi ve insanları, Anadolu’daki ilk ziyaret ettiğimiz nokta olması ve insanların sıcakkanlılığı bizi çok mutlu etti. Manisa’da çok heyecanlıydım. Hem doğum yerim hem de ilkokulum orada. Bir bando takımıyla ilkokulun bahçesinde ‘Evdeki Ses’i söyleme hayalimin gerçekleşmesi ve trompet kültürü ayrı bir haz verdi bana. Manisalı göçmenlerin her düğününde bir bando takımı olur. Göçmenlerin olduğu mahallelerde ikinci dil olarak Makedonca ve Boşnakça konuşulur. Balkanlarda şimdi çok popüler olan trompet kültürü bizim kültürümüzde de var. Sünnet düğünlerine gitseniz Goran Bregovic bando takımı gelmiş gibi hissedersiniz. Eski fotoğraflarda annemin ve akrabalarımızın Hıdırellez için özel olarak hazırlandıklarını görüyorum. Bu fotoğrafları da bu proje için değerlendirdik.

Barış Manço’ya olan tutkun malum. Onu senin için özel kılan nedir?
1991-1992 senelerinde rap müziğe başladığımızda köklerimize inerken ilk olarak ‘Lambaya Püf De’ şarkısını kullanmıştık. Rap altyapısına sahip bu şarkıyı sample yapmak mükemmel sonuç vermişti. O zaman plak bulamadığımız için kasetten almıştık sample’ları. Bu kadar güzel bir işten sonra Barış Manço’nun bütün albümlerini aldık ve daha bilinçli incelemeye başladık. Şarkıların sözlerini tabii ki biliyorduk ama artık bu şarkılar bize ilham da vermeye başlamıştı. Konser öncesinde bile Barış Manço dinler olmuştuk. Yıllar sonra kendisiyle tanışma fırsatımız da oldu. Birlikte konsere bile çıktık.