0 Beğen
Kaydet

Mode XL röportajı

Yedi yıl aradan sonra tamamladıkları son albümleri ‘Mevzu Makamı’ ile Türkçe rap’in en uzun soluklu ve tutarlı gruplarından biri olduğunu ispatlayan Mode XL’den VEYasin ile biraz lafladık.Son albümleri, Ankaralı olmak ve elbette hip-hop hakkında konuştuk.

‘Mevzu Makamı’ndan bu yana neler yaptınız?
Albümden gayet memnunuz fakat bir klip çekemedik hâlâ. Biz biliyorsun klipleriyle hep farklı bir yerde duran bir grubuz. Albüme başladığımızdan beri her şeyi kayıt altına aldık, on altı dakikalık bir belgesel yapıyoruz şu anda. Müziğin nasıl yaratıldığından tutun da konserlerde canlı enstrümanlar nasıl kullanılır; tüm bunlara değinen, hip-hop yapmak isteyenler için müfredat niteliğinde bir mini belgesel hazırlıyoruz. Nasıl sorunlarla karşılaşılıyor, bu sorunlar nasıl aşılıyor her şeyi anlatmak istiyoruz. Yani önümüzde birkaç klip ve bir belgesel var.

Altyapı olarak hip-hop’ta az rastlanır kalitede bir albüm ‘Mevzu Makamı’. Yedi yıl boyunca bu albümle mi uğraştınız, zor bir süreç miydi?
limizde otuz-kırk saniyelik onlarca kayıt oluyor, bakıyoruz aradığımız enerjiyi vermiyorsa hemen eleniyor bu kayıtlar. Aslında önemli olan albümün psikolojisini oturtmak, o kendiliğinden bir eleme sistemi getiriyor.

Albüm bas, davul, gitar gibi bir orkestrasyona kolaylıkla uyum sağlayabilecek şarkılarla dolu. Zaten konserlerinize de canlı grupla çıkıyorsunuz. En baştan beri planlıyor muydunuz bunu?
Başta öyle düşünmemiştik ama sonrasında fark ettik ki albüm her ortama uyum sağlayabiliyor. Gittikçe daha da ısınıyoruz canlı grupla çalmaya. Zaten Ankara’dayken bile sürekli yeni enstrümanları nasıl hip-hop’a yedirebiliriz diye düşünürdük. Konserlerimize gelen gençler bir sürü çalgıyı ilk defa bizim konserimizde görüyorlardı. Buna itiraz edenler oluyor, gitarın falan hip-hop’ta ne işi var diye. O zaman bana bir hip-hop enstrümanı gösterin onunla çalalım.

Son albümde Ankaralılık dozu azalsa da etkisi hâlâ mevcut. Bu işe Ankara’da başlamanın nasıl bir etkisi oldu?
Ankara iki oda bir salon bir yer, bunun en büyük avantajı sanatın her alanında uğraşan insanların bir şekilde birbirlerini bulması, birbirlerinden beslenmesi. Hep dışarıyı düşünüp daha büyük hayaller kurmak zorundasın. Tabii bunun sonucunda İstanbul’a ya da Amerika’ya gidince hayal kırıklığına uğruyorsun.            

Hip-hop camiasında bir ego ve maçoluk sorunu var.
Müzik yapmak için ego gerekli, ama egonu satmaman lazım. Biz daha çok üslup peşindeyiz, ne söylediğimiz kadar onu sahnede nasıl söylediğimiz de önemli. Öğüt verecek, her şeyi biliyoruz diyecek bir durumumuz yok. İnsanlar da çok sıkılmış durumda zaten bundan. Bırakalım insanlar hikâyelerimizden istediğini çıkarsın. Bizim müziğimiz öyle sahte bir gangsta falan değil, olsa olsa polisiye, çokça da sinematografik bir müzik.

Politik açıdan da lafınızı hiç sakınmayıp, elinizi taşın altına sokmuşsunuz sanki.
Aslında anlattıklarımız sadece bu güne özgü şeyler değil, üç bin yıl önce de vardı, gelecekte de olacak sıkıntılar. Müzik doğası icabı muhaliftir zaten, ama politika aracı değildir. Biz genel bir insanlık durumuna işaret ediyoruz.

Bir yandan da kaderciliğe, karamsarlığa ciddi bir karşı çıkma hali var.
Biz Ankaralıyız ve Ankara’da herkes devlet memurudur. Otuz sene aynı masada oturup çalışan insanlardan bahsediyoruz. “Benim kaderim bu,” dedikleri şeye kendilerini teslim etmiş haldeler. Bizim itirazımız bu koyvermişliğe. Hayatı bu kadar küçük bir alana sıkıştırmak zorunda değiliz, her zaman nefes alacak bir alan yaratılabilir.

Alaturkadan reggae’ye, dub’dan elektronikaya çok fazla türle temasa geçen, renkli bir sound tutturdunuz. Sen bir yandan da türler arası mekik dokuyan Hey Douglas projesini de sürdürüyorsun. Bunun Mode XL’e bir etkisi oldu mu?
Sonuçta ikisini de yapan kişi benim, etkilememesi söz konusu olamazdı. İşin içindeyken fazla fark etmiyorsun tabii. Biz başladığımızda kapalı bir çevrede, daha çok sampling üzerinde ilerliyorduk, blues, caz, reggae gibi türleri kesip biçerek başladık. Zamanla kendimizden daha fazla şey ekleyebilmeye başladık. Şimdi ise kendi topraklarımızın seslerine de yer veriyoruz. Tabii ki onları hor kullanmadan, ajitasyona mahal vermeden. 

Bu sene en çok neler dinledin peki?
Aslında 2003 yılından sonra yapılan hip-hop albümlerini çok dinleyemiyorum, bir şeyler eksik gibi geliyor. Bu aralar çok fazla Tinariwen, Ali Farka Touré gibi Malili müzisyenleri dinliyorum. Bambaşka bir groove anlayışı kazandırıyor bu isimler insana. 

Yorumlar

0 comments