Steve Aoki röportajı

Steve Aoki’nin en büyük tutkularından birinin bilim olduğunu biliyor muydunuz? Gelin İstanbul performansı öncesinde Aoki’nin bilmediğimiz yönlerini keşfedelim.
Steve Aoki
Advertising

Farklı tarihlerde yayınlanan ve iki bölümden oluşan ‘Neon Future’ albümün için ilhamı nerede buldun?
Geleceğin neler getireceğini düşünmek beni çok heyecanlandırıyor. Teknolojinin, bilimin ve yapay zekanın karşılaşacağı tepkiler de… Bilim kurgu, fizik kurallarını kullandığımızda bilimin ta kendisi oluyor ve hayal edemeyeceğimiz şeyler gerçek hayatın bir parçası haline geliyor. Albümün adı bu yüzden ‘Neon Future’. Benim geleceğe bakışımı ve onu kucaklayışımı temsil ediyor.

Uzaya gitmek ister misin?
Tabii ama yalnızlık çekeceğime eminim. Muhtemelen uzaydayken dünyaya geri dönmek isterdim.

Neon Future Sessions kapsamında günümüzün pek çok önemli düşünürüyle röportajlar yaptın.
İsimleri seçerken biraz bencilce davrandım, hepsi hâlihazırda hayranı olduğum tiplerdi. Röportajlara heyecanla gittim ve konuştuğum kişilerin kitaplarını okuduğum için ne diyeceklerini tahmin edebiliyordum. ‘Gen Bencildir’in yazarı, biyolog Richard Dawkins ile konuştum. Kendisi bence çağımızın Charles Darwin’i.

Müzik sektörüne atılmasaydın, akademik bir kariyer yapar mıydın?
İnsan hakları alanında çalışırdım. Okuldayken de çalışmalarım o yöndeydi. Müzik bana birçok farklı dünyanın kapılarını açtı. Her zaman yüreğimin götürdüğü yere gideceğim ve tutkularımın peşinden koşacağım. Şu anki tutkum müzik ve bu yolda devam edeceğim. Eğer müzik yapmasaydım bilim dünyasına balıklama atlardım.

O zaman neden üniversitede feminist çalışmalar okudun?
Kendimi, hayatta ne yapacağımı keşfetmeye çalışıyordum. Hedefimin ekonomik anlamda bir tatmin olmadığını keşfettim. Asıl önemli olan beni neyin mutlu ettiği, nelerin bana enerji verdiği. Kadın çalışmaları derslerini okuldaki en radikal hocalar veriyordu, konuya dair tüm tutkumu ve ilgimi onlara borçluyum.

Son dönemde ilgini hangi konular çekiyor?
Beyin araştırmaları ve bilimi. Kafamızın içinde büyük bir gizem taşıyoruz. Bu gizemin ardında yatanları gün ışığına çıkarabilirsek yaratıcılığımız ve hayatta karşımıza çıkan fırsatların sayısı artacaktır.

Performanslarında hayranlarına pasta atma ritüelin nereden çıktı?
Sahne performansımın bir parçası. 2009 yılındaki Coachella’da DJ’lik yapmanın yanı sıra seyirciyle etkileşime girdiğim bir performans ortaya koymak istedim. Yıllar içinde bu amaçla farklı yollar denemeye başladım, pasta olayı da 2011 senesi itibariyle setlerimin bir parçası oldu.

‘Boneless’ ve ‘Turbulence’ gibi parçaların büyük hitlere dönüştü. Parçalar yayınlanmadan önce akıbetlerini tahmin edebiliyor musun?
Asla. Birçok parça yaptım ve her birini çok seviyorum. En sevdiğim parçalarım en az ilgi görenler olabiliyor. Tüm parçalarınızın iyi olduğunu düşünürsünüz genelde, en azından ben böyle düşünüyorum. Her şeyin yüzde yüz tamam olduğuna inanıyorsam, o parçayı seviyorum. 200 balık tuttuğunuzu düşünün, biri elbet diğerlerinden daha büyük olacaktır.

Advertising
This page was migrated to our new look automatically. Let us know if anything looks off at feedback@timeout.com