Benim Sezen’e olan aşkım bir dağ gibidir

Ceyl’an Ertem, pek çok müzisyen dostuyla iş birliği yaptığı altıncı albümü ‘Seni Senin Gibiler Sevsin’i anlattı.

Ceylan Ertem
Advertising

Bir önceki albümünüz ‘Yine de Amin’ geçtiğimiz yıl piyasaya çıkmıştı. Üzerinden bir yıl geçmeden ‘Seni Senin Gibiler Sevsin’ ile yeniden karşımızdasınız. Hayatınızın oldukça üretken bir dönemindesiniz sanki. Öyle mi gerçekten?

Üretkenim evet, çevremdeki dostlarım da oldukça üretken ve paylaşımcılar, hem de albüm yayınlama sürelerinin o kadar uzun olması gerektiğine inanmıyorum. Ürettikçe paylaşmalıyız, bir mevsimi/bir takvimi kollamadan.

 

‘Seni Senin Gibiler Sevsin’in isim babası, tiyatro yazarı Özen Yula. Yula ile yakın arkadaş olduğunuzu duyduk. Yula’ya ait bir sözün, albümün ismi olmasına nasıl karar verdiniz? Bu söz, size neler ifade ediyor, neler hissettiriyor?

Geçen yıl okudum Özen’in bu cümlesini ve aklıma kazındı. Sohbet içinde de kullanmaya başladım. Tıpkı ‘Yine de Amin’, ‘Amansız Gücenik’ ve ‘Ütopyalar Güzeldir’ cümlelerini kullandığım gibi. Bir dönem hayatımda önemli saydığım bu kelimeler mutlaka albüm isimlerim olsun istiyorum. Ve sanki herkes de çok yakın hissediyor bu cümlelere kendini. Bir anda yayılıyor ve kocaman bir çetenin sloganına dönüşüyor, sanki.

 

‘Seni Senin Gibiler Sevsin’ el birliğiyle yapılmış bir albüm. Konsepti belirleyen, şarkıları yorumlayan sizsiniz ama şarkıların çoğunun söz ve besteleri pek çok önemli müzisyenin imzasını taşıyor. Aralarında en çok dikkat çeken Sezen Aksu belki de… Aksu ile nasıl tanıştınız? Kendisinin ‘Seni Senin Gibiler Sevsin’deki iki şarkıyı size emanet etmesi nasıl gerçekleşti?

Sanırım zaten gizli bir gönül bağı vardı aramızda. Hatta benim ona olan aşkım bir dağ gibidir, gönül dağı… Her yerde söylüyorum; annemin deyimi ile ikinci annemdi Sezen, bir nevi. Sezen’in orijinal iki şarkısını bana hediye etmesi inanılmaz mutlu etti beni. Tanışma hikayemizi bir gün ayrıntılı anlatırım. Ama beni yakından takip eden herkes biliyor ki bu en büyük hayallerimden biriydi ve çevremdeki herkes de en az benim kadar mutlu oldu bu tanışmaya, buluşmaya.

 

Sıla, Mabel Matiz, Cenk Erdoğan, Kenan Doğulu, Cihan Mürtezaoğlu, Can Güngör… Yeni albümde karşımıza çıkan diğer isimlerden bazıları sadece. Bu kadar çok değerli isme aynı albümde rastlamak, çok sık karşılaştığımız bir durum değil. Bu iş birliği, alışveriş nasıl mümkün oldu?

Saf sevgi ve saygı sayesinde. Herkese öneririm. Güzel dostluklar kursunlar. O zaman karşılıklı paylaşımın büyüsünü yaşayabilirler.

 

‘Amansız Gücenik’te dünyaya küskün bir Ceyl’an varken, ‘Yine de Amin’de mücadeleyi sürdüren bir Ceyl’an olduğunuzu söylemiştiniz geçen sene. Peki, ‘Seni Senin Gibiler Sevsin’ nasıl bir hissiyata sahip? Albümü planlarken, şarkıları kaydederken ruh haliniz nasıldı?

Artık hak etmeyene sevgi vermeyecektim. Kararlarımdan biri buydu. Çok yıprandım, üzüldüm, suistimal edildim, bir teşekkür duymak değil elbette ama kıymet bilmeyenler ile ilişiğimi kestim. Ve sevgi dolu bir el uzatana hemen sarıldım, saygı gösterene beş mislini göstermeye çalıştım, hayatımda daha az insan olmasına ve daha çok hayvan olmasına dikkat ettim. Ve mutlu oldum. Tek başımayken bile çok mutlu oldum. Evet, artık çirkinliklere tahammülüm kalmamıştı bu süreçte. Keşke herkes kucak açmaya değer olsa ama öyle değilmiş, yazık ki. Bu sebepten sık sık tekrarladım; bizi, bizim gibiler sevsin, Seni Senin Gibiler Sevsin!

 

Önemli müzisyenlerin parçalarını solo albümünüzde yorumluyor olmak üzerinizde bir baskı ya da belki de ufak bir gerginlik oluşturdu mu? Kendi tarzınızı korumayı nasıl başardınız?

Sevecekler mi diye her seferinde kaygılanıyorum ama o harika arkadaşlarım, ustalarım biliyorlar ki ben ‘Ceylan’ gibi yorumlayacağım. Bunu bilerek ve isteyerek emanet ediyorlar bana şarkılarını. Sonucunda hepimiz keyifle dinliyoruz, benim de içim rahata eriyor onlardan gelen güzel tepkileri duydukça. 

 

Kenan Doğulu’ya ait ‘Bugünüm Sensiz Geçti’ parçasını yorumlamaya nasıl karar verdiniz? 90’lar Türkçe popuna dair ne düşünüyorsunuz?

Kenan’ın o şarkısı kalbimde hep ayrı bir yerdedir. Özellikle aşk şarkısı sanılır ama iki değerli çocuğun babalarının ardından yaktıkları bir ağıttır da aynı zamanda. Tabii kim ne hissederse o şekilde duyar şarkıyı ama bana çok dokunur bu yanıyla. 90’lar pop müziğinde güçlü melodiler vardı, daha özenli işler vardı. Ama şimdi de doğru insanları dinlersek aynı tadı bulabiliriz. Popüler olan şarkıların çoğu bana göre çöp. Aralarından sıyrılan 10-15 isim var. Onlara tutunmalıyız ve o isimlere destek olmalıyız. Yoksa 90’ları anmaya ve vah etmeye devam ederiz. 

 

Türk pop müziğinden sizi en çok etkilemiş olan üç isim kim? 

Attila Özdemiroğlu, Onno Tunç ve Sezen Aksu. 

 

Doğa ile baş başa kalmak için nerelere gidiyorsunuz?

Her yaz uzun vakitler Bozcaada’ya. Eğer vakit az ise Ağva’ya. Ama Anadolu Hisarı’nda yürüyüşler de güzeldir.

 

Bugüne dek çok sorulmuştur belki ama yine de sormadan geçemeyeceğiz: İsminizin Ceyl’an şekilde yazılıyor olmasının anlamı nedir?

‘An’ı, yani şimdiyi vurgulamak için. Dün için yapacak bir şey yok. Belki küçük tamirler... yYrın için ne kadar endişelensek de yarına ulaşabilecek miyiz, bilmiyoruz. O zaman bugünü ıskalarsak ne anlamı kaldı değil mi, yaşamanın? Özgürce ve sevgiyle anın kıymetini bilelim. 

 

Birkaç yıl önce verdiğiniz bir röportajda hayallerinizden birinin İstanbul’dan gitmek olduğunu söylemişsiniz. Bu şehirde sizi en çok ne bunaltıyor? Elinizde bir sihirli değnek olsa İstanbul’a dair neleri değiştirirdiniz?

İstanbul’u çok seviyorum ama merkezinden giderek uzaklaşıyorum. Daha kenarında köşesindeyim şimdilerde, kaosundan sıyrılmaya ve insanından çok ağacına yaklaşmaya çalışıyorum. Belki klişe ama İstanbul eski İstanbul değil. Ben geleli 19 yıl oldu ve bu değişim içimi karartıyor. Evet, Beyoğlu çocuğuyduk biz; şimdi İstiklal Caddesi’ne adım atınca içim sıkışıyor. Ne acı. Uzun uzun bahsedilecek ve derinleşecek, dertlenilecek mevzu. Kısaca; elimde sihirli değnek olsa ilk işim AVM’lerin yarısını tiyatro, dans, müzik ve resim binalarına dönüştürürdüm. Eski sinemaları onarırdım. Haydarpaşa’yı bir kültür merkezi haline getirir, AKM’yi bir an evvel açardım. Parklar inşa eder, içini ağaçlar ile doldururdum, halkça çimlere yayılıp hayallenelim, eleştirelim, gülüşelim, sohbetler edelim isterdim. Daha yapılacak yüzlerce şey var elbet İstanbul’umuz için...

‘Seni Senin Gibiler Sevsin’ piyasada.

 

Advertising