0 Beğen
Kaydet

Cemre Şen röportajı

Sevdiğiniz bir sanatçının yakın zamanda vereceği konserin haberini aldığınızda ilk teşekkür etmeniz gereken isim bu etkinliğim tohumlarını atan booking manager. Charmenko’nun deneyimli booking manager’ı Cemre Şen’e mesleğin inceliklerini sorduk.

Booking nedir, bir booker ne yapar? İstersen oradan başlayalım.
Kendi şirketim üzerinden konuşacak olursam, yaptığımız şey Türkiye’de ve Doğu Avrupa’daki etkinliklere sanatçı ayarlamak. Burada etkinlikleri düzenleyen şirketlerle sanatçılar arasındaki taleplerin karşılanmasını ayarlıyoruz. Organizasyonla uğraşmıyoruz, ama tüm sürece dâhiliz. Konserin ayarlanması, yeri, zamanı, bilet satışları, röportajlar, prodüksiyon, hepsini takip ediyoruz.

Sen nasıl girdin bu işe?
Müzik sektöründe insanlar hep tanıdık vasıtasıyla girerler bu işe. Benim hiçbir bağlantım yoktu, sektörün tamamen dışındaydım. Felsefe mezunuyum aslında. Tek amacım daha fazla konser izlemekti. Başka bir işte çalışıyordum, asistan olarak girdim, yedi yıldır buradayım. Artık booking manager’ım.

Rutin bir günün nasıl geçiyor?
Bağlantılar üzerinden sürekli sanatçıların turne planlarını takip ediyoruz, bu bilgiler uzun zaman öncesinden bize ulaşmış oluyor. Sanatçının temsilcisinden aldığımız bilgileri müşterilerimizle paylaşıyoruz. Sonra teklifleri, mekânları ve sanatçıların taleplerini sunuyoruz.

Sizin kendi zevkleriniz, tercihleriniz nerede devreye giriyor?
Genellikle büyük isimler geleceği zaman onların altlarında kimlerin çıkabileceğini düşünürken kendi tercihlerimi devreye sokuyorum. Müşteriye “Bakın bu grup bu sanatçı için uygun, aynı zamanda turnedeler. Bir bakalım mı?” diyorum. Ama genel olarak kendi zevklerimin çok dışında işler yapıyorum.

Sadece konser mi ayarlıyorsun yoksa başka etkinlikler de oluyor mu?
Müzikaller, sirkler ve ünlü ziyaretlerini ayarladığım da oluyor. Ama bu yaptığım işin çok küçük bir kısmı tabi. Ağırlık her zaman müzikte.

Bu işin zorlukları neler?
İnanın baştan sona çok zor bir iş. İnsanlar çok eğlenceli olduğunu düşünüyorlar ama aslında hiç de öyle değil. Sürekli seyahat etmek zorundayım, sadece İstanbul’daki değil Avrupa’daki etkinliklerin de sorunsuz gerçekleşip gerçekleşmediğini takip etmem, aksaklıklara müdahale etmem gerekiyor. Sürekli bilgisayar başında e-posta kontrol ediyorum.

Son bir yıllık süreç nasıl etkiledi işini?
Sanatçılar artık eskisi kadar gelmek istemiyor İstanbul’a. Döviz kurunun değişimi, şiddetin zaman zaman tırmanması hep negatif etkiler. Zaten Türkiye albüm satılan bir pazar değil, o yüzden tüm gelir konserden geliyor. O yüzden bilet fiyatlarını düşük de tutmuyorlar.

El attığınız en büyük, en içinize sinen iş hangisiydi?
Çok var, hemen aklıma gelmiyor. Prag’daki Radiohead konseri mesela. Bu seneki Sigur Rós konseriyle de çok severek uğraştım.

Yorumlar

0 comments