Ibeyi röportajı

Geçtiğimiz yıl yayınladıkları ilk albümleri ile huzur dağıtan yarı Kübalı yarı Fransız ikizler Ibeyi, bu ay Kamasi Washington öncesinde İstanbul Caz Festivali kapsamında sahnede.
Ibeyi
Ibeyi
Time Out Istanbul editors |
Advertising

Perküsyon sanatçısı babanız Angá Díaz, meşhur Buena Vista Social Club’ın bir üyesiydi. Müziğinizi nasıl etkiledi Díaz?
Lisa-Kaindé: Babam bizi mutlu edecek sanat dalını bulmamızı istiyordu, illa müzik okuyalım gibi bir derdi yoktu.
Naomi: Annem de babam da evde sürekli dinlerdi, günlük hayatımızın önemli bir parçasıydı müzik. Babamın bize en büyük mirası, müziğe olan sevgimizdir. Müzisyen olsak da olmasak da…

Geçtiğimiz yıl yayınlanan ilk albümünüz ‘Ibeyi’ ile artık hayatta olmayan babanıza ve kız kardeşinize saygı duruşunda bulundunuz. Onları müzik ile onurlandırmak nasıl bir his?
Lisa-Kaindé: Naomi, babam öldüğü gün onun cajón’unu çalmaya başladı. Onunla bağ kurmak için daha incelikli bir yol düşünemiyorum.
Naomi: Plak şirketi XL ile anlaşma imzalamadan önce çıktığımız ilk turne kız kardeşimizin ölümünden sonraki gün başlamıştı. Her akşam onun için söylüyorduk şarkılarımızı. Acımızı, hayatı ve aramızdan ayrılmış olanları kutsayan müziğimize aktarmak bize çok iyi geldi.

İkiz olmak sahnede ve şarkı yazım sürecinde sizi nasıl etkiliyor?
Lisa-Kaindé: Ben melodiyi yazıyorum öncelikle. Sözler sonrasında geliyor, birlikte kaleme aldığımız da oluyor sözleri.
Naomi: Akabinde ritim, cajón veya Batá ile ben devreye giriyorum. İlk albümümüzü stüdyoda Richard Russell ile kafa kafaya vererek kaydettik. Sahnedeyken ise bir oluyoruz, konuşmamıza gerek kalmıyor, birbirimizin enerjisini hissediyoruz.

Alternatif müziğin büyük plak şirketlerinden biri olan XL’in patronu Richard ile çalışmak nasıl bir deneyimdi?
Naomi: Onu tanımak ve onunla çalışmak şu ana kadar sanatsal anlamda kariyerimizde başımıza gelen en önemli şey. O bizi seçti, biz de onu. Onunla tanıştığımız ve konuşmaya başladığımız ilk anlarda XL’e ait olduğumuzu anladık. Richard’a ne kadar teşekkür etsek az, onun sayesinde kendimizi bulduk. Her şeyi hep birlikte yaptık ama o bizi hiçbir konuda zorlamadı, kendi kararımızı kendimiz vermemiz için bize yol gösterdi.

Şarkılarınızı yazarken Yoruba kültüründen etkileniyorsunuz. Hayatınızda ve sanatınızda Yoruba kültürü ne kadar önemli bir rol oynuyor?
Lisa-Kaindé: Yoruba dini ve ilahileri Afro-Küba kültüründe çok önemlidir. Biz bu ilahileri dinleyerek büyüdük, anne ve babamız bu kültürün bir parçasıydı. Şarkılarımızı yazarken bu ilahiler etkisini kaçınılmaz olarak gösterdi. Dindar değiliz, bizim dinimiz ve köklerimiz müzik.

Beyoncé’nin son albümü ‘Lemonade’ için çektiği filmde boy gösterdiniz. Bu iş birliği nasıl gerçekleşti?
Naomi: Beyoncé’nin bizi neden seçtiğini bilmiyoruz. Sadece kızı ile birlikte ‘River’ parçamızı dinlediğini biliyoruz. Onun aşk, doğurganlık ve ırmakların Tanrıçası Oshun’un kızı olduğuna eminiz. Bunun için gerekli tüm özelliklere sahip. Belki o da bu gerçeği hissetmiş ve Ibeyi’nin Yoruba kimliğiyle bir bağ kurmuştur.

Müzik zevkleriniz farklı mı?
Naomi: Her gün aynı müzikleri dinlemesek de birbirimizin dinlediklerini seviyoruz. Ben hip-hop hayranıyım ama her müziği dinlerim.
Lisa-Kaindé: Ben daha çok Nina Simone, Chet Baker, James Blake, Bon Iver gibi isimleri seviyorum. Hip-hop da dinlerim ama!

İstanbul Caz Festivali: Kamasi Washington ve Ibeyi

Advertising