İstanbul-Berlin hattı

Erci-E ile Türkçe rap’in dününü ve bugününü konuştuk. Eda Solmaz

Advertising
I.Evran Ozturk

Türkiye’de şu an rap müzik bu kadar tutkuyla yapılıyorsa bunun nedenlerinden biri de siz ve Cartel’dir. Dönüp bakınca Türkiye’de rap’in ileri taşınacağını tahmin ediyor muydunuz?

Böyle bir gelişmeyi öngörebilmek çok zor. Son yıllarda Türkçe rap’in neredeyse yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını da gördük ama öyle olmadı. İnişIi çıkışlı yollardan sonra şu an Türkiye’nin renkli müzik piyasasında ciddi bir yer edinmiş, kabul edilmiş bir sunum tarzı olarak görüyoruz. Türkiye’de rap müzik yurt dışından gelen, garip hareketler yapan bir gruptan yola çıkıp yıllar içinde kendi yorumunu ve şeklini buldu. Belki de bu gençler, rap müzik aracılığıyla Türkiye’de yaşayan gençlerle onların dilinden konuşmanın bir yolunu buldu; ortak sorun ve mutluluklarını anlatabildi.

 

Son dönemde yeni şarkılar yapıyor musunuz? ‘Rap’in Rüyası’ single’ınız yayınlandı mesela… Sözlerine baktığınız zaman dünyada sizi nelerin etkilediğini fark ediyorsunuz?

‘Rap’in Rüyası’ Gloss Müzik etiketiyle yayınlandı. Bu single’da aslında, rap ortamının mafyavari hareketlerle, şişirilmiş egolarla ve güç gösterileriyle bir araya getirilmesinden şikayet ediyorum. Aynı zamanda rap ve hip hop kültürünün hangi felsefeyle yola çıktığını hatırlatmak istedim. Eskiden gündemimizde ‘sanatsal rekabet’ vardı. Bugün rap başlığı altında dinlediğimiz pek çok şarkının birbirine çok benzediği görülüyor. Aslında rap, herkesin hissettiği gibi yorumlayabilmesi gereken özgürlükçü bir müzik tarzıydı. Şiddet ya da diğerini kötüleme ön planda değildi. Bunun yerine aramızda ‘kim daha iyi rap söyler’ ya da ‘kim daha güzel break dans hareketleri yapar’ gibi rekabetler yaşanırdı. Burada öne çıkan duygum eskiye duyduğum özlem değil. Eski günlere tanıklık etmiş birisi olarak kaygımı dile getiriyorum. Bu müzik kültürünün eğitici, umut veren, canlandırıcı, dinleyeni daha iyi bir yaşam için motive eden yönü şu günlerde biraz zayıf düştü. Bunun yerine kimin kimden daha iyi olduğunu, en iyiye nasıl da kimsenin bir şey yapamadığını dinliyoruz. Bu resimde, rap müziğin dinleyiciye anlık zevkten başka bir şey verememesi tehlikesini görüyorum. Ama dünyadaki her şey gibi rap müzik de sürekli değişim içinde. Türkiye’de de rap müzik daha iyi yerlere gelecektir. Rap müzik yeniden bir ifade aracı olacak ve zamanla hiç beklemediğimiz kişiler birden, bir rap şarkısı söylemeye hevesleneceklerdir.

 

90’larda Cartel’in özel bir etkisi vardı. Sosyolojik değişimlere ışık tutmak, müziğin belli kalıplarda olmadığını fark etmemizi sağlamak gibi... Rap kültürü şimdi de böyle bir etki yaratacak güçte mi?

Rap müzik de diğer müzik tarzları gibi başarılı örneklerine bakar. Genç ve yetenekli bir arkadaşımız müzik yapmaya, rap söylemeye karar verdiğinde ortamda hangi tarzın tuttuğuna bakıyor. Çünkü o genç arkadaşımız meşhur ve başarılı olmak istiyor. Bunu anlayışla karşılıyorum. En çok tutan müziği takip ettiği için kendi müziği de o beğendiği müziğe benziyor. Kısacası Türkçe rap’in eğlenceli müzik olmasının yanı sıra eğitici, aydınlatıcı bir etkisinin olması için cesur şirketlere ihtiyaç var. Belki de piyasada tutulması zor ama iyi olan müziklerin de kendisine yer bulması önemli. Yani mesela bugün Ezhel çok tutuluyorsa bize, 28 tane ona benzemeye çalışan, ufak Ezheller lazım değil. Gençlerin de cesur davranması, başarısızlığı göze alarak iş yapması iyi olur. O zaman rap’in geniş yelpazesi dinleyiciler tarafından da daha net görülebilir, rap müzik daha geniş kitlelere ulaşabilir, bir rap tarzını hiç sevmeyen bir kişi bir diğerini daha iyi bulabilir.

 

Türk rap’in son dönem ana başlıklarını atılan diss’ler, toplum sorunlarına dair birleşen rap’çiler oluşturuyor. Uzaktan bakınca yeni neslin işlerini nasıl buluyorsunuz? Kimleri beğeniyorsunuz?

Berlin’de yaşadığım için biraz uzaktan takip ediyorum. Bu aslında daha güzel çünkü kimseyle pek bir yakınlığım, dostluğum veya düşmanlığım yok. Böylece çıkan işleri gerçekten müziğin kalitesiyle değerlendirebiliyorum, tabii ki diss ortamını da… Bu konuda Almanca bir sözle cevap vermek isterim ‘Viel Wind um Nichts.’ Türkçe tercümesi ‘Bir hiç etrafında büyük rüzgar.’ İnsanlar kendilerini aşmak için değil rakiplerini yenmek için uğraşıyor. Gündeme gelebilmek için sahte kavgalar çıkarmak gibi şeylerle uğraşmak bana çok uzak ve komik geliyor. Rap artık eskisinden farklı olarak kabul edilmiş bir müzik tarzı. Bu müzikle uğraşanların da daha olgun işler yapmasını isterim. Daha felsefi düşüncelere de yer verebilmeliler. Ezhel’in şarkıları hoşuma gidiyor. Daha melodik olmasından dolayı.

 

Sizin Berlin’de hâlâ yıldızınızın barışmadığı rap’çiler var mı?

Berlin’de Türkçe rap diye bir şey yok denilebilir. Türkçe rap yapanlar var ama bu bir ortam oluşturmuyor. Türkçe rap’in Almanya’daki durumu hep zordu. 90’lı yıllarda Alman medyasının konu ettiği, ilgi gösterdiği Türkçe rap giderek azaldı; Türkçe sözlü rap’in merkezi Türkiye’ye taşındı. Ben kimseye kızgın ya da öfkeli değilim. Anladım ki, bu tarz hisler beni bir yere götürmüyor. Zaman kaybı.

 

İstanbul’da uzun zaman sonra sizi sahnede izleyeceğiz. Heyecanlı mısınız, nasıl bir sahne ile karşımıza çıkacaksınız?

Red Bull Music Festival İstanbul kapsamında 5 Ekim akşamı Kan Kardeşler Gecesi’nde olacağım. O günü dört gözle bekliyorum. Tatlı bir heyecan var. Zannedersem sade ve bu işin aslına geri dönen bir sahne olacak. Ama en güzeli, yıllar sonra İstanbul’da konser vermek. Bu ayrı bir mutluluk ve heyecan.

 

Kabus Kerim de sizinle aynı gün sahne alacak isimlerden biri. Sürpriz yapıp bir Cartel performansı da izler miyiz?

Planladığımız bir şey yok şu an için.

 

İstanbul’un hip hop tarafının en güçlü ismi sizce kim?

‘Bu müziğin en iyisi, en zirvede olan ismi kim?’ gibi sorulara zor cevap buluyorum. Yelpazenin geniş ve renkli olması önemli. Bu müziğin, gençlerin ülkede yanlış giden işlere isyan edebileceği bir platform olması lazım. Özgüven, mutluluk, yapıcılık, optimizm vermeli. Bunları tek bir rap’çinin tarzı belirleyemez. Geniş bir piyasaya ihtiyaç var.

5 Ekim, DasDas, 19.00, 120 TL

You may also like

    Advertising