Mammal Hands röportajı

‘Animalia’nın ardından ikinci albümleri ‘Floa’ ile geleneksel bir caz üçlüsünden çok daha fazlası olduklarını bir kez daha ispatlayan Mammal Hands ile İstanbul konserleri öncesinde lafladık.
Mammal Hands
Fotoğraf: Simon Hunt Nick Smart, Jesse Barrett, Jordan Smart
Mehmet Ak |
Advertising

Caz denince akla hep bir akışına bırakma ve doğaçlama hali gelir fakat sizin müziğiniz son derece planlı, adeta post-rock gibi tınlıyor. Kendi sanatınızı nasıl tanımlıyorsunuz?
Jordan Smart:
Hepimiz post-rock’ı çok seviyoruz. Özellikle de Mogwai ve Godspeed You! Black Emperor gibi usta toplulukların elinde çok güçlü ve duygusal bir müziğe dönüşüyor bu tür. Müzik hakkında tanımlamalar yapmak çok zor, bu iş çoğu zaman müzik yazarlarına kalıyor zaten. Şarkı yazarken belli bir türü aklımıza getirmiyoruz. Yalnızca fikirlerimiz etrafında dolaşıp bir şeyler keşfetmeye çalışıyoruz. Geleneksel cazın giriş-sololar-sonuç formülü yerine doğaçlamayı şarkı iskeletine yedirmeyi tercih ediyoruz.

Hiçbiriniz diplomalı müzisyenler değilsiniz. Nasıl oldu da müzik yapmaya başladınız?
Nick Smart:
Norwich’te sokak çalgıcılığı yaparken tanıştık. Jordan ve ben klasik gitar ve saksafon çalarak takılıyorduk. Jesse ise başka bir toplulukla yine sokakta çalıyordu. Bir gün yanımıza geldi, biraz muhabbet ettik ve birlikte çalmaya başladık. Hiçbirimizin konservatuvar eğitimi yok fakat hepimiz bir şekilde müzikle uğraştık. Jesse 12 yıl boyunca tabla ustası Pandit Sirishkumar Manji’den dersler aldı. Ben de De Montfort Üniversitesi’nde müzik teknolojisi çalıştım.

İlk albümünüz ‘Animalia’ ile yeni işiniz ‘Floa’ arasındaki farklar neler sizce?
Nick: Sanırım ‘Animalia’dan bu yana bir grup olarak olgunlaştık. ‘Floa’yı kaydederken yeni adımlar atma, fikirlerimizi özgürce ortaya koyma konusunda çok daha özgüvenliydik. ‘In The Treetops’ gibi parçalarda elimizden geldiğince az müzikal elementle tutarlı şarkılar yaratmaya çalıştık. ‘Shift’ gibi parçalardaysa birçok fikri tek bir şarkıda bir araya getirmeye gayret ettik. Bir de parçaların sırasına daha çok önem verdik, şarkılar bütünlüklü bir hikâye anlatıyor. 

‘Floa’nın albüm kapağı oldukça gizemli sembollerle dolu. Anlamı nedir sembollerin?
Nick: Kapağı Dan Halsall tasarladı. Sembollerse dünyadaki birçok farklı alfabe ve ikonografiden alınmış işaretler.
Jordan: Bu işaretler onları yeni gören biri için orijinal anlamlarının ötesinde farklı şeyler ifade edebilir. Bu durum enstrümantal müziğin dinleyiciden dinleyiciye anlam değiştirmesini çağrıştırıyor. Kapağın arkasındaki fikir bunu yansıtmaktı.

İdeal bir konser nasıl olmalı sizin için?
Jesse Barrett:
Müzisyenle izleyici arasında büyük mesafelerin olmadığı orta ölçekli konser salonlarını seviyoruz. Bir odaya toplanmış müzik yapan bir arkadaş grubu  gibi hissetmek hoşumuza gidiyor.

Son zamanlarda neler dinliyorsunuz?
Jordan: Aphex Twin’in remikslerini. Özellikle de Philip Glass’ın David Bowie’nin ‘Heroes’una getirdiği yoruma yaptığı remiksi.
Nick: Tim Hecker. Müziğinin inanılmaz bir dokusu var, dinledikçe başka bir şeye dönüşüyor. Son albümü ‘Love Streams’ muhteşem, yine de benim favorim ‘An Imaginary Country’.
Jesse: Tony Allen’dan ‘Get Together’. 

Advertising
This page was migrated to our new look automatically. Let us know if anything looks off at feedback@timeout.com