Müzikle bir ada yarattılar

Islandman ile yeni albümleri üzerine...

1/2
2/2
Eda Solmaz |
Advertising

Islandman ikinci stüdyo albümleri ‘Kaybola’yı geçtiğimiz ay yayınladı. Oldukça güçlü müzisyenlerden oluşan grup, etno-kültürel sesler, minimal ve melodik elektronik altyapılarla benzersiz parçalara imza atıyor. Tolga Böyük, Eralp Güven ve Erdem Başer’den oluşan Islandman ile hayal dünyasının kapısını aralayan melodilerini konuştuk.

 

Albümde zengin bir çeşitlilik sunuyorsunuz. Bu kafa karışıklığına mı işaret yoksa müziğinizin tek bir sınırın içinde var olmadığını mı anlatıyor?

Tolga Böyük Bunun nilhassa zihin açıcı olduğunu düşünüyoruz. Üstelik yan etkisi de yok! Keşfedeceğiniz diyarlar, yazılacak yeni hikayeler için bir kaybolma rehberi diyebiliriz.

Islandman hem Türkiye’de hem de yurt dışında sahne aldı. Bu deneyimleriniz üretiminize nasıl yansıdı?

Eralp Güven Bu proje, ilk etapta kaostan, negatif hislerden uzaklaşmak için kendimize bir üretim alanı, bir ada yaratmak istememizle başladı. Zamanla hem adada ziyaretçilerimiz oldu hem de bizim bulunduğumuz yerden ayrılıp peşine düştüğümüz maceralarımız oldu. Tüm yaşadıklarımız, keşiflerimiz ve paylaştıklarımız üretimimizin bir parçası.

Çok kültürlü bir müzik ürettiğiniz için ilham kaynaklarınız da çeşitli olmalı. Albümü tasarlarken nasıl bir dönemden geçtiniz?

Erdem Başer Albüm sürecini belli bir zaman dilimi içinde başımızdan geçenlerin sonucu olarak tanımlayabiliriz. Bu süreçte kaybolma isteği en baskın histi. Başımızdan geçenlere, yaşadığımız olaylara bu hisle yaklaşıp merakla, keşif odaklı bir yolculuğa çıktık. Pek çok anıyla birlikte yeni şarkılar birikti ve bir albüm oluştu.

Vokallere nasıl karar verdiniz? O süreçte sizi zorlayan yanlar oldu mu?

Tolga Buna birkaç örnek verebilirim. Mesala ‘Shu’daki gırtlak müziğini, Searching for Sound projesi kapsamında Tuva’ya gittiğimizde kaydetmiştik. ‘Dimitro’daki vokaller Bulgar folk şarkılarının yer aldığı plaktan keşfettiğimiz sözler. Aslında bir düğün şarkısı. Biz Elis Dubaz ile yeniden kaydederek şarkıya ekledik. Bu vokalleri şarkılarımıza ekleme gibi bir karar almadık aslında, üretim sürecinde doğaçlama olarak hikayeye eklendiler. Dolayısıyla bundan sonra da olabilir.

Müziğinizin sihri, canlı performanslarda daha fazla ortaya çıkıyor. Bu albümdeki şarkıları sahnede aslına uygun olarak mı çalacaksınız?

Erdem Katarsisin gücüne hep inanırız. Setimizde albümdeki şarkıların temel yapısına uyuyoruz. Fakat emprovizeler ekleniyor, sololar uzuyor. Suyumuzun kaynama derecesine müdahale ediyoruz. Tamamen bulunduğumuz mekanla ve oradaki dinleyicilerle bir bütün olarak çalıyoruz.

Şu sıralar hangi sesler sizi etkiliyor? Hangi dilden şarkılar dinliyorsunuz?

Eralp Hepimiz çok farklı sesler ve müziklerin peşinden gidiyoruz. Bir süredir dinlediğimiz şarkıları Sun Day Moon adını verdiğimiz bir çalma listesinde toparlayıp Spotify üzerinden paylaşıyoruz. Bir yanda klasikler, bir yanda elektronik alt yapısı baskın olan müzikler, bir yanda da geleneksel şarkılar… Gittiğimiz bir ülkede tanıştığımız bir sanatçı ya da bir plak dükkanın arka rafında bulduğumuz bir plak bizi etkileyebiliyor.

Albümde ‘Shu’, ‘Zebra’ ve ‘Kaybola’ favorilerim… Aykırı gibi duran bazı parçalardaki sound’lar ise aslında bütünün bir parçası. Yaratım sürecinde sizin için albümün geneli mi yoksa tek tek şarkılar mı daha önemli?

Erdem Albüm sürecinde böyle bir önem sıramız ya da kaygımız olmuyor. Tabii ki albümdeki şarkıların bütünüyle de bir anlam ifade etmesini istiyoruz. Fakat şarkılar etkileşime açık, paylaşım içerisinde ve kolektif üretimle ortaya çıktığı için bir süre sonra onlar da kendi kendini beslemeye başlıyor. Bu da finalde terazideki dengeyi yaratıyor.

Grup şu an nihai kadrosuna ulaştı mı? Birbirinizle müzikal etkileşimleriniz nasıl?

Tolga Evet, şu an Tolga Böyük, Erdem Başer ve Eralp Güven olarak grubun görünen üçlüsüyüz. Fakat sahne dışında grubun bir üyesi olarak adlandırdığımız pek çok isim var. Yönetimde Gülbaba Müzik, stüdyoda VEYasin, albümlerde Music for Dreams, iletişimde Taner Turna gibi adanın birçok kahramanı var. Her geçen gün büyüyen bir aileyiz.

İstanbul müzikal üretimlerinize hâlâ ilham veriyor mu?

Eralp Sadece İstanbul’un değil, tüm bu coğrafyanın sahip olduğu zengin kültürün peşinden gitmeyi ve seslerin izini sürmeyi seviyoruz. Bununla birlikte İstanbul’daki zıtlıklardan ve kaostan besleniyoruz. Çoğu zaman sessizliğe kaçışın ardından müzik yükselmeye başlıyor. Dolayısıyla şehirden bağımsız yaşadığımız yerin her zaman bize ilham veren yanları oldu. Bundan sonra da olmaya devam edecek.

Son dönemde festivallerde etnik müzik ile harmanlanan elektronik parçalar üreten çok fazla isimle karşılaşıyoruz. Sizin müziğinizi bu klişelerden ayıran nedir?

Erdem Özellikle Fusion ve Boom gibi yüksek enerjili festivaller, ilk ateşi yakan deneyimlerimizdi. Etnik müzik ile harmanlanan elektronik müzik konusunda ise burada klişe ile orijinal ve yenilikçi olan arasında bir prodüksiyon yaklaşımı farkı olduğunu düşünüyoruz. Elektronik ve etnik elementler birbirleriyle dengeli bir şekilde harmanlandığında ortaya ‘yeni’ bir şey çıkar. Eskiye günümüz diliyle köprü olan, günümüze de eksik olan ruhu ve kırılganlığı katan bir denge peşindeyiz. Parçalarımızı tamamlanmış olarak görmüyoruz. Sadece bizden çıkıyor artık ve evrende dolaşıma giriyor. Koca gezegende mum ışığıyla yürüyoruz ve en ufak bir aydınlığa keşif gözüyle yaklaşıp kaybolmaktan korkmuyoruz.

‘Kaybola’ piyasada. islandman-musicfordreams.bandcamp.com

 

 

 

Tavsiye edilen
    İlginizi çekebilecek diğer içerikler
      Advertising