Nilüfer Yanya Evreni

Londralı şarkı yazarı ve besteci Nilüfer Yanya ile yeni albümü ve İstanbul hakkında lafladık.

Nilüfer Yanya
Time Out editors |
Advertising

Küçük ve samimi mekanlarda çalmayı tercih ederim.”

 Nilüfer Yanya, bestelediği gitar temelli mütevazı pop şarkılarını SoundCloud’a yükledikten kısa bir süre sonra kapısı bağımsız plak şirketi Blue Flowers tarafından çalınmış. Şimdiye kadar üç kısa çalar yayınlayan Yanya’nın hülyalı şarkı sözleri, etkileyici caz vokali ve vurucu melodileri hem dinleyiciyi hem de eleştirmenleri etkisi altına almış durumda. BBC’nin hazırladığı Sound of 2018 listesinde kendine yer bulan Yanya’yı 17 parçadan oluşan ilk albümü ‘Miss Universe’ün ve İstanbul konserinin eli kulağındayken yakalayıp sanatı hakkında konuştuk.

 Önümüzdeki günlerde Babylon’da sahne almak için tekrar İstanbul’u ziyaret edeceksiniz. Daha önceki ziyaretlerinizde şehri keşfetme şansınız olmuş muydu? İstanbul’da favori adresleriniz var mı?

Ne yazık ki bu sefer şehirde vakit geçirmek için hiç şansım olmayacak, turne programı çok yoğun. Ama fırsatım olduğunda Boğaz kenarında vakit geçirip çay içmeyi seviyorum. Elbette aileme de vakit ayırıyorum.

 Babanız Türk, çocukluğunuzda evinizde klasik Türk müziği çalındığından söz etmiştiniz. Buradaki müzik kültürüne ne kadar aşinasınız?

Pek aşina olduğumu iddia edemem ama bunun zamanla değişeceğini umuyorum.

 Şu an Kuzey Amerika’da turnedesiniz. Turne hayatı nasıl gidiyor? Sürekli yolculuk halinde olmak sizin ilham verici bir deneyim mi?

Turnede olmak hayli ilginç bir deneyim çünkü keyif alabilmek için her zaman anı yakalamak ve elinden gelenin en iyisini yapmak zorundasın. Müzikal açıdan yaratıcı olmakta bazen zorlanıyorum elbette ama kafamda sürekli yeni fikirler dolaşıyor. Yani şimdilik gayet iyi gittiğini söyleyebilirim. Her ne kadar Toronto’ya gelir gelmez kendimizi kar fırtınasının ortasında bulmuş olsak da.

 Büyük festivallerde sahneye çıkmakla küçük konserler arasında nasıl bir fark var? Size kalsa hangisini tercih edersiniz?

Kesinlikle küçük ve samimi mekanlarda çalmayı tercih ederim. Çünkü konser salonları ne kadar küçükse o kadar samimi ve gerginlikten uzak oluyor. Mekan büyüdükçe yapmakta olduğum işe yabancılaşıyorum kimi zaman. Elbette karşımdaki kitleye, etkinliğe ve içinde bulunduğum ruh haline de bağlı bunlar.

 İlk albümünüz ‘Miss Universe’den çıkan single’ınız ‘In Your Head’ daha punk bir sound’a sahip. Müziğiniz bu yönde mi ilerleyecek?

Evet, biraz öyle gibi. Ama genel olarak müziğimi farklı yönlere götürmek istiyorum. Umuyorum ki farklı türlerin bir arada olduğu bir gelişim gösterir.

 ‘Miss Universe’teki şarkıların hepsini albüm için mi yazdınız yoksa yayınlanmamış eski parçalarınız da albümde yer alıyor mu?

Gerçekten eski diyebileceğim ‘Monsters Under The Bed’ adında bir şarkı var, 14-15 yaşımdayken yazmıştım. Bir gün bir albüme gireceği hiç aklıma gelmezdi. Ama kalan tüm şarkılar albüm için yazıldı.

 Şarkılarınıza çektiğiniz kliplerde hiç boş yok, hepsi harika. Yeni single’ınızın videosu da kusursuz olmuş. Bu Amerikan havası nereden geliyor?

Teşekkürler! Sanırım şarkıların öyle bir havası var. Ayrıca Amerika’da, özellikle de Los Angeles ve Las Vegas’ta klip çekmek son derece eğlenceliydi çünkü bu iki şehrin de büyülü bir yanı var, insanı alıp başka bir diyara götürüyorlar. Kliplerde böyle bir etkiye ihtiyacımız var. Bunu Londra’da başaramazsın.

‘Miss Universe’ ATO Records / PIAS & GRGDN Müzik iş birliğiyle 22 Mart’ta yayında. / Nilüfer Yanya 28 Mart’ta Babylon’da, 21.30, 35-50 TL

 

Advertising