Juno

Restoranlar Nişantaşı
Juno

Time Out diyor ki

Juno kentin göbeğinde hem midenizi hem de ruhunuzu şımartmak için sığınabileceğiniz bir mekân.

İstanbul’da hem yemekleri hem bahçesi müthiş, aynı zamanda sessiz sakin mekânlar açıldıkça bol bol seviniyoruz. Juno da tam anlamıyla bu tanıma uyan bir restoran. Daha önce restoran işletmeciliği konusunda deneyim edinmiş Ömer Noyan ve başka bir sektörün kurumsal hayatından sıkılan arkadaşı Selin Günter Tümer el ele verip güçlerini birleştirince ortaya hiç de fena olmayan Juno çıkmış.

Juno mitolojide ana tanrıça ve evlilik-ışık tanrıçası anlamına geliyor. Mekânın logosunda ise isminin yanında ‘eat, drink, chill’ yani ‘ye, iç, takıl’ yazıyor. Gerçekten de Juno sessiz bahçesi ve rahat ortamıyla yemelik, içmelik ve rahat rahat takılmalık bir yer. Mekâna merdivenlerden inerek giriyorsunuz, dolayısıyla caddenin alt kısmında kaldığı için gürültü pek gelmiyor desek yeridir. Caddeye bakan tarafta da küçük ve şirin bir kapı önü bahçesi var, yani restoranın üç tarafı bahçeyle çevrili. En ferah kısmı elbette arka tarafı. İçeride ise geniş bar hemen göze çarpıyor. Duvarların bir kısmı renkli taşlarla örülü, merak edip sorduğumuzda Macaristan’dan gelen ve Ivanka adındaki bir şirketin tasarımı olan taşlar epey şık duruyor. Bahçede de aynı taşlardan görebilirsiniz. Mekânın tuvaletlerinin kapısında gördüğünüz fotoğraflardaki o son derece sevimli çocuklar Ömer Bey ve Selin Hanım’dan başkası değil.

Menüde her damak tadına göre bir şey bulmak mümkün ama liste abartılmamış, az ve öz tutulmuş. Salata, pizza, makarna, sandviç ve ana yemek başlıkları altında kendinize göre bir yemek mutlaka buluyorsunuz. Başlangıçlar arasında yer alan peynir ve şarküteri tabaklarının hem tek hem iki kişilik versiyonları var. Kahvaltı menüsünde kahvaltı tabağı, yumurtalı seçenekler, küçük pizzalar ve pancake, French toast ve ağız sulandırıcı ballı-muzlu-fıstık ezmeli tost içeren tatlı kategorisi gözümüze çarpıyor. Bir de, Selin Hanım’ın yaptığı bol meyveli müsli var, mutlaka denemeli. Juno limonata olarak adlandırılan limonatanın sunumu farklı. Çaydanlığı andıran iki parçalı sürahinin alt kısmında, içinde limon ve portakal dilimleri olan su ve üst kısmında da yoğun kıvamlı limon özü-şeker karışımı var. Böylece limonatanızın limon-şeker yoğunluğunu istediğiniz gibi ayarlayabiliyorsunuz.

Limonatanın ardından hafif bir şey söylemek geliyor içimizden önce. Körpe ıspanak, buğday, akdarı, çavdar ve mercimek içeren tahıllı salata epey hafif. İnce hamurdan yapılan ve hem küçük hem büyük boyu bulunan pizzalar arasında lor ve ıspanaklı bir çeşit var ki, yağı yok denecek kadar az, dünyanın en hafif pizzası sanki. Keza breasola ve rokalı pizza da epey lezzetli. Lor peyniri Selin Hanım’ın çocukluğunu geçirdiği Tire’den geliyor. Pizzalar bizden 10 üzerinden 10 alıyor kısacası. Sandviç başlığı altında denediğimiz tavuklu wrap ve tarifini Ömer Bey’in ortaya çıkardığı çift köfteli Juno burger salatalık içeriyor, ağzınızda ferah bir tat bırakıyor. Juno burger’in tek köfteli versiyonu da var: Junior Burger. Ana yemekler arasında bir İngiliz klasiği olan fish and chips görüyoruz ama bu seçeneği erteleyip doğrudan tatlılara geçiyoruz. Yazın bol tüketileceği aşikâr olan bir ‘limon bulutu’ ve Tire loru-karadut ikilisini deniyoruz. Özellikle lor ve karadut kombinasyonunun tat dengesi mükemmel, bir şans verilmeyi hak ediyor.

Yayınlandı:

Ayrıntılar

Adres: Mim Kemal Öke Caddesi 15
İstanbul

İletişim:
Çalışma saatleri: Pazar hariç her gün 11.00-23.00, hafta sonu 11.00-02.00 arasında açık.