0 Beğen
Kaydet

Sedef İybar röportajı

Yemek tutkusu bazen yazarlık, bazen de aşçılık olarak yansır hayatlara. Sedef İybar ise bu tutkuyu bir TV programına çevirdi.

Yemeğe olan aşkınız küçük yaşta başlamış ancak bunu profesyonel bir kariyere çevirmeniz 30’lu yaşlarınızın ortasına denk geliyor. Hep hayalini kurduğunuz bir iş miydi televizyon programı yapmak?
21 yaşında evlendim ve New York’a gittim. İki yıllık eğitimden sonra İstanbul’a döndüm. Anne olma heyecanı ve profesyonel iş hayatımın başlaması ile bir hayli yoğun geçti yıllar. Ardından yemek kursları vermeye başladım. Kursuma gelen HaberTürk’te yapımcılık yapan bir hanım “Çok güzel ve eğlenceli anlatıyorsunuz, son derece kısa yoldan güzel yemekler öğreniyoruz. Bu işi 30 dakikada kanalda anlatmak ister misiniz?” dedi. TV dünyası ile bu tesadüf sayesinde tanıştım. Yaklaşık 16 yıldır da muhtelif kanallarda bu heyecan ve lezzet dolu görevim devam ediyor.

Turkmax Gurme’de yayınlanan ‘Sedef’li Lezzetler’e her hafta meşhur bir isim konuk oluyor. Dünyadan programa konuk almak isteyeceğiniz, size ilham veren bir şef var mı?
Martha Stewart ve Anthony Bourdain’i konuk almak en büyük hayalim. Kim bilir belki bir gün gerçekleşir.

İstanbul’da son dönemde keşfettiğiniz ve hayran kaldığınız bir restoran var mı? 
Milli Reasürans Çarşısı’nın içinde bir Carluccio’s açılmış. Aslında burnumun dibinde duruyormuş fakat farkında değilmişim. Şefleri Cengiz Bey olağanüstü yetenekli. Sadece İtalyan yemeklerinde değil Türk lezzetlerini dünya mutfağına uyarlamada da çok maharetli. Bir de son dönem Karaköy Naif’te yemek yemeye bayılıyorum.

Yemek pişirdiğiniz en ünlü isim kim?
Monica Bellucci ve Tarkan sanırım. Kendisine patlıcanlı pilav, Çerkez tavuğu ve etli pazı dolması yapmıştım. Yemek Demet’in (Akbağ, İybar’ın kardeşi) evinde hazırlanmıştı, Yılmaz Erdoğan ve Belçim Bilgin de oradaydı. Fatih Terim ve Sezen Aksu da yemeklerimin tadını bilir. Terim ailesi ile çok özel bir dostluğumuz olduğundan hem onların mutfağında Fulya Hanım ile hem de kendi evimde yemek pişirmişliğim çoktur.

Yeme-içme trendlerini takip etmek, yurt içinde ve dışında yeni tatlar, mutfaklar keşfetmek… Bunlar hayatınızın ne kadarını kaplıyor?
Hayatımın neredeyse %70’i bu şekilde geçiyor. Kalan kısmında ise evde bitki çayı içiyor, yoğurt yiyerek midemi sakinleştiriyorum. O kadar fazla davet, ziyafet oluyor ki kimseyi kırmamak için genelde gitmeye çabalıyorum. En son San Remo’da bir aile lokantası olan Mare Blue’ya gittim. İnanılmaz lezzetliydi. Merak ettiğim, ziyaret etmek adına kendi listeme aldığım yerler de var. Anlayacağınız işim pişirmek ve işimin antrenmanı da yemek tatmak.

Anadolu mutfağının birikimlerine, cevherlerine yeterli ilgi gösteriliyor mu sizce?
Şimdilerde genç mutfak yetenekleri doğal ve kendi toprağımızın mahsulü ürünler ile yemek pişirmeyi keşfettiler. Bizim olana muazzam sahip çıkıyorlar. En son bu konuda Mehmet Gürs’ün hazırladığı ‘Yeni Anadolu Mutfağı’ adlı sohbet ve yemeğe katılmıştım. Tahıllarımız, özellikle Ege ve Orta Anadolu’da yetişen otlarımız var. Henüz çok az kullanılıyorlar. Umarım layık oldukları değer ve itibarı kazanırlar.

Sağlıklı yemekler yapan bir şef olarak kaçamak yaptığınız, pis yemek arzuladığınız oluyor mu?
Olmaz mı, tabii ki oluyor. En büyük kaçamak hakkımı patates kızartması, kruvasan ve kokoreçte kullanıyorum.

Bu ay AzzuR Restaurant’ta ‘Giovanni ve Arkadaşları’ etkinliğinde özel tariflerinizi pişiriyorsunuz. Menünüzden neler bekleyelim?
Birkaç TV şefi ortak pişiriyoruz. Hepimiz bir tabağı üstlendik. Bana tatlı tabağı düştü. Beyaz çikolatalı parfe hazırlayacağım.

‘Sedef’li Lezzetler’ hafta içi her gün11.40’ta Turkmax Gurme’de.

Yorumlar

0 comments