The Winston Brasserie

Restoranlar
The Winston Brasserie

The Winston Brasserie, işte tam bu lokasyonda çıkıyor karşınıza. İlk önce, dış alana koyduğu masaları çevreleyen, parlak kırmızı renkte sandalyeleriyle çekiyor dikkati.’Ne güzel, ne ilginç!’  diye düşünürken, içeri bir bakıyorsunuz ki restoranda her detay, bu hissi yaşatmak üzere kurgulanmış gibi... Dekorasyonda; modern ve klasik çizgiler ortak bir paydada, sadelikte buluşmuş. Buna karşın, baktıkça artan detaylar insanı şaşırtıyor. Her şey özenilerek ve düşünülerek katılmış dekorasyona, ama kesinlikle şatafatla boğmuyor. Müşterileri, pahalı ve lüks mekân iddiasıyla germiyor, masadaki taze papatyalar kadar rahatlatıcı bir görünüm sergiliyor. Açık havadaki masaların hepsi dolu, iki ayda müdavimlerini edinmiş bile The Winston Brasserie. Gelip yer bulamayanlar ayakta ısrarla bekliyor. Müşteri kitlesi de restoranın kendisini andırıyor; sade ve şık. Başka bir deyişle; yeniyetmelerin ‘piyasa’ yeri olmaya elverişli görünmüyor. 2000 yılında İzmir’de ‘tea house’ konseptiyle kurulan, git gide restorana dönüşen mekânın bugün, Bursa’da, Denizli’de ve Manisa’da şubeleri bulunuyor. Geçelim yemeklere: İtalyan mutfağının her çeşidini bulunduran uzun bir yiyecek listesi mevcut; pizzalar, makarnalar, risottolar... Bunun yanısıra, çeşit çeşit salatalar, başlangıçlar, krepler ve ızgara köfte gibi yiyecek alternatifleri de mevcut. İçki menüsünde Urla Şarapçılık’ın şarapları var. Urla’nın, geçmişi İ.Ö. 7. yüzyıla dayanan, ama daha  sonra unutulan/unutturulan şarapçılık geleneğini yeniden ateşlemek ve iade-i itibarını sağlamak amacıyla yerel bir işletmeden Türkiye çapında bir marka olmaya soyunması, şarap kültürümüzün yeniden keşfi açısından sevindirici. Mekânın iddialı olduğu kokteyllerinden, votka, cardinal melon, limon suyu ve sprite ile yapılan ‘Beyazıt’ yaz geceleri için ideal; serinletici, lezzetli, ama dikkat edin çaktırmadan çarpıyor! Gelelim yemeklere; The Winston Brasserie’nin kendi adını taşıyan salatası enfes. Panelenip kızartılmış keçi peynirinin çıtır kabuğunu kırdığınızda, akışkan peynir Akdeniz yeşilliklerine kavuşuyor. Hafif sarımsaklı sosu, avokado dilimleriyle baştan çıkarıyor. Haşlanıp tel tel ayrıldıktan sonra sızma zeytinyağı ve limonla marine edilen tavuğun göğüs etiyle hazırlanan pollo carciofi, enginar kalplerinin ekşimsi tadı ve kurutulmuş domates şeritleriyle lezzetlenen doyurucu ve çok hafif bir salata. İtalyan mutfağı olur da makarna, risotto, pizza olmaz mı! Votka, krema ve dereotuyla hazırlanan somonlu farfelle tek kelimeyle harika. Porçinili risotto, örneklerinin belki de en iyisi. Pizzalar bildiğiniz İtalyan pizzası, bilmediğiniz yanı uygun fiyatları; 12-23 TL arasında değişiyor çeşidine göre. Izgara köfte; kasap köftenin en leziz versiyonlarından. Sırrını ifşa edelim: Yüzde doksan dana, yüzde on kuzu eti katkılı, az çekilmiş kıymadan hazırlanıyor. Et meraklılarını tatmin edeceği kesin. Bu kadar çok çeşidi bir arada sunan restoranlara ön yargıyla yaklaşmak doğal ama tattığımız hiçbir şey  hayalkırıklığına uğratmadı bizi. Mesela  panna cotta yapmak zordur. Ne crème brûlée kadar ağır, ne de muhallebi gibi hafif olmasını sağlayacak ayarı, oranı tutturmak herkesin harcı değil. Gelin görün ki, The Winston Brasserie’de, o da tam kıvamında. Sabah 08.00’de açılan işletmede epeyce kahvaltı alternatifi bulunduğunu, 20’den fazla çay çeşidi olduğunu da ekleyelim.

 

Menüden
Sir Winston salata 19 TL
Somonlu farfelle 18 TL
Izgara köfte 16,50 TL
Porçini mantarlı risotto 21 TL
Urla Cabarnet Sauvignon (75 cl) 75 T

Yayınlandı:

Mekan adı: The Winston Brasserie
İletişim:
Adres: Şair Nedim Caddesi 3
İstanbul

Çalışma saatleri: Her gün 08.00-12.00 arasında açık.

You may be interested in:

LiveReviews|0
1 person listening