19. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali'ni genel sanat yönetmeni Cengiz Özek anlatıyor

Uluslararası İstanbul Kukla Festivali, bu yıl 19. kez düzenleniyor. Genel sanat yönetmeni Cengiz Özek, festivalin geçmişini ve kukla tutkusunu anlattı.
Uluslararası İstanbul Kukla Festivali Genel Sanat Yönetmeni: Cengiz Özek
Advertising

19 sene önce festivali hayata geçirme fikri nasıl ortaya çıktı?
Amacımız ülkemizin kukla geleneğini yeniden canlandırmak, Karagöz’ü dünyaya daha iyi tanıtmak, İstanbul’un dünya metropolleri arasında bu kültür sanat dalıyla öne çıkmasını sağlamak, turizm hareketliliğini artırmak ve dünyanın en ünlü sanatçılarını İstanbul’a getirmekti. İlk festivalin daha çok akademik bir kimliği vardı. Gösterilerin yanı sıra konferans dizileri ve Türk kukla tiyatrosu üzerine sergiler yer alıyordu. Şimdi ise çok daha fazla mekâna yayılıyoruz ve daha zengin bir içeriğimiz var.

19 yıl sizin için nasıl geçti? Karşılaştığınız zorluklar nelerdi?
İlk yıllarda Türkiye’den kukla grubu bulmakta zorlanıyorduk, şimdiyse festivalde yer almak isteyen onlarca grup var. Dünyanın en iyi kukla sanatçılarını İstanbul’a getirerek ülkemizin kukla sanatçılarıyla diyalog oluşturduk. Kukla eğitimi konusunda imkânlarımız yok denecek azdı, şimdi eğitim kurumlarında kukla eğitimi ve atölye çalışmaları için yoğun bir taleple karşılaşıyoruz. AVM’lerden de kukla gösterileri için gelen talepler artıyor. En önemlisi kukla sanatına ilgi duyan bir seyirci kitlesi yetişti. Bu açılardan baktığımızda festivalin, kukla sanatının prestijine katkısı büyük.

Kukla tutkunuz nasıl başladı?
13 yaşında resim hocam Ali Kıyak’ın teşvikiyle Karagöz sanatına başladım. Kendisi büyük Karagöz üstadı Ragıp Tuğtekin’in öğrencisiydi. Kısa sürede deve derisinden ilk Karagöz tasvirlerimi yapmaya başladım. Daha sonra Topkapı Müzesi Karagöz Koleksiyonu başta olmak üzere birçok özel koleksiyonu da inceleyerek bilgimi artırdım. İlk Karagöz figürleri sergimi 17 yaşındayken Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde açtım. Sonra Topkapı Müzesi, Ayasofya Müzesi ve birçok galeri Karagöz figürlerimle açtığım sergilere ev sahipliği yaptı. Bu vesileyle dünya müzelerinde koleksiyonlarım yer aldı. Sonra İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü’ne girdim ve önemli tiyatrolarda oyunculuk yaptım ama kuklayı ve Karagöz’ü hiç unutmadım. Karagöz, İstanbul’un sosyalleşme alanıdır. Karagöz’ün kıvrak zekası her şeye dil uzatması bir anlamda Türk halkının kimliğini oluşturur. Benim Karagözümde ise daha teatral bir kimlikten söz etmek mümkün. Günümüz tiyatrosunun temposunu kullanarak seyircinin bilgisayar çağında yakalamak istediği hızı oyunumda betimliyorum. 

Kuklanın sadece çocuklara yönelik bir gösteri olduğunu düşünenlere cevabınız ne olurdu?
Elbette kukla çocuklar tarafından çok seviliyor fakat sadece onlara yönelik bir tiyatro dalı olduğu söylenemez. Kukla, dini bir ritüel olarak ortaya çıktı. Hindistan ve Endonezya’da hâlâ öyle. Zaman içinde eğlence ve sanat dalı haline geldi. Pek çok farklı tekniği var; el kuklası, animasyon, gölge kuklası, gezici oyunlar, ipli kukla, maskeler, bunraku gibi. Kukla, görselliği ve müziği kullanarak ölüm, şiddet, toplumsal yaralar gibi ağır konuların etkin biçimde işlenmesini ve seyircinin zihninde yeniden oluşmasını sağlıyor. Seyircisini kendi zihni içinde bambaşka dünyalara götürebilecek kadar etkili bir sanat dalı. Binlerce yıllık geleneğe sahip kukla sanatı bu açılardan sadece çocuklara değil tüm yaş gruplarından, tüm sosyo-ekonomik kesimlerden izleyicilere hitap ediyor.

Kukla Festivali için nasıl hazırlanıyorsunuz? Festivale Almanya’dan Hollanda’ya, pek çok farklı ülkeden katılım oluyor. Sizin tüm yılınız bu ülkelerdeki kukla gösterilerini izleyerek mi geçiyor?
Biz de bir kukla grubuyuz ve düzenli olarak uluslararası festivallere katılıyoruz. Bu festivallerde oyunları izleyerek seyircinin ilgisi, oyunun yapısı ve izleyici üzerinde bıraktığı etkiye bakıyoruz. Tüm bunlar seçimlerimizi etkiliyor. Ayrıca gruplar festivalin web sitesinden bizlere ulaşıp oyunları hakkında bilgi ve video gönderiyor, bunlar arasından da seçim yapıyoruz. Bir yıl içinde 200’den fazla gösteri izleyerek en etkili olanları festivale davet etmeyi hedefliyoruz.  

Hangi ülkeler kukla konusunda daha başarılı? Hayranlıkla takip ettiğiniz kukla sanatçıları kimler?
Şu ülke diye işaret etmek zor. Herhangi bir ülkeden o kadar ilginç sanatçılar çıkabiliyor ki birden tüm dünya festivallerinde o ülkenin adı hit oluyor. Tabii benim de izlemekten keyif aldığım ve Türkiye’ye getirmek için uğraştığım kukla sanatçıları var. Tayvan’dan Yeung Fai, Hollanda’dan Neville Tranter, İngiltere’den Stephen Mottram, İspanya’dan Jordi Bertran... Ve tabii ki bu yıl festivalin konuklarından biri olan Philippe Genty.

15-30 Ekim. Festival mekânları: Akbank Sanat, Fransız Kültür Merkezi, Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu, Caddebostan Kültür Merkezi, Yel Değirmeni Kültür Merkezi, St. Pulcherie, İtalyan Kültür Merkezi, Bakırköy Küçük Salon, Bakırköy Büyük Salon, Torium AVM, Mall of İstanbul. Biletler www.biletinial.com ve www.biletix.com’da, 20-30 TL. Tüm program ve detaylar için: www.kuklafestivali.com  

Advertising
This page was migrated to our new look automatically. Let us know if anything looks off at feedback@timeout.com