Boya Bitirme Enstitüsü: Sanat kitap olursa

Romina Meriç ve Nildem Özçelik’in kolektif üretimleri kitap formunda izleyiciye sunuldu. Farklı pratiklerden gelen ikilinin işlerinde sergiledikleri ortak dil “Boya Bitirme Enstitüsü” isimli kitabı ilgi çekici kılıyor.

Romina Meriç ve Nildem Özçelik
Advertising

Bir sanatçı ve bir kabin memuru bir araya gelirse ne olur? Az sonra hakkında konuşacağımız kitabın hikayesi böyle başlıyor. Romina Meriç ile Nildem Özçelik bir araya geliyorlar ve bir gün Nildem’in resim yapmayı denemek istemesiyle “Boya Bitirme Enstitüsü”nün tohumları atılıyor. Kendilerini düzenli bir üretim sürecinin içinde bulan ikilinin zamanla bu üretimlerden bir kitap yapmaya karar vermesi sonucunda geçtiğimiz ay lansmanı yapılan ‘Boya Bitirme Enstitüsü’ ortaya çıkıyor. Romina Meriç’e ortak üretim pratiklerine ve bu projeye dair merak ettiklerimizi sorduk.

İkiniz de farklı iş alanlarından geliyorsunuz. Nasıl tanıştınız ve sizi birlikte üretmeye sevk eden ne oldu?

2016 yazında, o zamanki erkek arkadaşım bizi tanıştırdı. Bir gün evde müzik dinlerken Nildem’in ‘resim yapalım mı?’ demesiyle boyaları meydana çıkardık ve başladık.

Böyle bir proje yapmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?

2017’nin başlarında yakın arkadaşlarımız da bize katılıyordu. Toplandığımızda resim yapıp, resimleri yan yana koyup ilişkilerine bakarak doğaçlama hikayeler yazıyorduk. Beraber bir kitap yapma fikri o zamandan beri var ama başlangıçtaki grup projesi yerini ikimizin kişisel yolculuk hikayesine bıraktı. Nildem resim yapmayı çok sevdi ve ‘Reptil Tales’ ismi altında resimlerini paylaşmaya başladı. Bir sure sonra kabin memurlugundan ayrildi ve benim de ressamlığımı tekrar sahiplenmeme aracı oldu.

Üretimlerinizi bir sergi olarak değil de kitap formunda sunma fikri nereden çıktı? Neden böyle bir formatı uygun buldunuz?

Zaman-mekan sınırlaması olmadan, projeyi daha fazla kişiyle paylaşmak istedik. Kitap lansmanında projeden birkaç orjinal resim de sergiledik ama bunu projenin ruhunu mekana yayabilmek için yaptık. Kitap ve müzik gibi evlere girebilen medyalarda izleyiciyle kurulan bağın farklı bir dinamiği oluyor. Biraz bu formların yakaladığı direkt etkinin peşine düştük. Defterlere yaptigimiz bu resimleri ‘resim defteri’ samimiyetini koruyan bir formda paylaşmak da istedik.

Kitabın ismi "Boya Bitirme Enstitüsü" ne ifade ediyor?

Boyalarla olan fiziksel ilişkimiz arkadaşlarımız arasında eleştiriyle karışık dalga konusuna dönüştü. Sanki resim yapmak yerine boyaları kat kat sürüp, sonra hepsini kazıyarak boyalari bitirmeye çalışıyormuşuz gibi bir agresifliğimiz vardı. Boyaları kazıma eylemi ile kısmen komik bir görev bilincinde, kendimizden gizlediğimiz şeyleri aradık. Bir de gerçekten kullandığımız yağlı pastel markasının İstanbul stokunu tüketip, yenilerinin gelmesini beklediğimiz dönemler oluyordu.

Kitabın içeriğinden biraz bahsedebilir miyiz? Bu kitabın kişisel yolculuğunuzda ortak noktalar keşfetmenizin bir ürünü olduğu söylenebilir mi?

Evet. 2 yıl boyunca yan yana, aynı malzemelerle ve aynı boyutlarda resim yapma sınırlarınının içinde, özgür bir imgesel ifade alanı yarattık. Biriktirdiğimiz utanç, nefret, öfke, hayal kırıklığı gibi zorlayıcı duyguları dönüştürmeye yönelik bir pratiğimiz oldu. Aslında buluşmalarımızda sadece resim yapmadik. Defalarca dinlediğimiz, yol haritası niteliğinde müzikler ve resim aralarında ayağa kalkıp dans etmeler de Boya Bitirme sürecinin bir parçasıydı. ‘Negatif’ olarak algıladığımız duygu ve yargıları alıp, bunları dönüştürebilen, söz konusu duygulardan daha büyük, renkli ve hareketli varlıklar olduğumuzu hatırlamamizı sağlayan bir gerceklik yarattık. Bu gerçeklikte karşılaştığımız alternatif benliklerimizi analiz edip, evrensel arketipler ve ‘gölge’ kavramlarıyla ilişkimizi anlamaya calıstık. Mizacımız ve davranışlarımız doğrultusunda birimizin su diğerimizin ateşi temsil ettiği sembolik bir dil oluşturduk. Bazen birbirimizin resimlerine müdahale ederek, bazen de sadece diğerinin cesaretinden ilham alarak yerleşmiş kodlarımızın ve benlik algımızın sınırlarını sorguladik. Terapotik bir nitelik taşıyan yolculuğumuz aynı dönemlerde psikoterapi’ye gidiyor olmamızla da desteklendi. Spirallı kız, bahsi geçen yolculukta benim dönüştüğüm şeyin ismi , Reptil Tales de Nildem'in dünyası. Kurduğumuz mitolojiye göre spiral su elementi, dönüşüm ve kendine yolculuk sembolü iken aynı zamanda ağır duygular, iç gözlem, akışkanlık gibi temaları barındırıyor. Reptiller ise ateş elementi, içgüdüsel hareket, hayattan keyif alma, hedefe yönelik hareket edebilme ve patlayıcı duygular gibi temaları temsil ediyor. Bu şekilde ayırmış olsam da projenin bizim için değeri herkesin içinde bu temaların farklı oranlarla barındığını ve keşfedilmeyi beklediğini fark etmemizden geçiyor. Kitaptaki yansımalar arasında bazı ortak arkadaşlarımızın mini-mitolojilerini içeren gizli portreleri de yer alıyor.

Bu projenin kavramsal bir dayanağı olduğu söylenebilir mi yoksa daha psikolojik bir üretim pratiğinin sonucu mudur?

Resimleri sezgisel bir yaklasimla yaptık. Yaptığımız resimlere bakınca yabancılaşma, yolculuk ve dönüşüm temalarını döngüsel olarak işlediğimizi fark ettik. Özünde ikimiz de bireysel yolculuklardan bahsederken, bunu yan yana yaparak birbirimize güç veriyorduk. Bahsettiğimiz yolculuk ve dönüşüm kavramlarini nasil bir mercekten algıladığımızı açıklayan bir Joseph Campbell metninini paylasiyorum.

"Yalnız başına maceraya çıkma riskine girmemize gerek yok çünkü tüm zamanların kahramanları bizim yerimize bunu yapmışlar. Labirent baştan sona biliniyor. Tek yapmamız gereken kahramanın izlediği yolu izlemek. Nefreti bulmayı beklediğimiz yerde ilahi olanı bulacağız. Bir başkasını öldürmeyi düşündüğümüz yerde kendimizi öldürmüş olacağız. Dış dünyaya seyahat etmeyi düşündüğümüz yerde kendi varlığımızın merkezine gideceğiz. Yalnız olduğumuzu düşündüğümüz yerde tüm dünya bizimle olacak."

'Boya Bitirme Enstitüsü’ 7 Nisan’a kadar Artlocalist Balat’ta sergilenmeye devam ediyor. Kitaplar 12-14 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek olan ‘Border-less Art Book Days’ de yer alacak.

Advertising