0 Beğen
Kaydet

'Katherine Behar: Veri Girişi' sergisini küratörleri anlatıyor

Giderek makineleşen günümüz dünyası durmaksızın hızlanırken, Katherine Behar veri evrenine odaklandığı yapıtlarıyla soruyor: “Lütfen biraz yavaşlar mısınız?” Pera Müzesi’nin ‘Katherine Behar: Veri Girişi’ sergisini küratörleriyle konuştuk.

Fatma Çolakoğlu ve Ulya Soley / 'Otomatikcevapverici.exe' (tek kanal HD video)

New York'ta yaşayan Katherine Behar; heykel, performans ve video alanlarında üreten bir sanatçı. İşlerinde teknoloji ve sanatı buluşturan Behar’ın pratiğinin Türkiye’de kapsamlı olarak izlenebileceği ilk sergi geçen ay Pera Müzesi’nde açıldı. Teknolojinin gelişmesiyle gün be gün hızlanarak insanları makineleştiren dünyamızda sanatçı, bu sergisiyle insan ve makine arasındaki dayanışma noktalarının peşine düşüyor. Bunu yaparken de ırk, toplumsal cinsiyet ve sınıf dinamiklerinin de izini sürüyor aslında. İnsanlık kavramına dair yeni bakış açıları sunan sergiyi küratörleri Fatma Çolakoğlu ve Ulya Soley anlattı.

'Roomba Rumba', fotoğraf: Soohyun Kim
1/3

Dünyamızı gelişmiş teknolojilerle paylaşmak ne anlama geliyor?
Ulya: Giderek daha farklı, hızlı ve çekici makine veya yazılımlara adapte olmak anlamına geliyor. 1960’larda interaktif teknolojiler henüz gelişmemişken, farklı medya türlerinin kolektif bilincimiz üzerindeki etkilerini ilk inceleyenlerden biri olan Marshall McLuhan ‘küresel köy’ün, yani elektronik yollarla arabağlantılanmış dünyanın, ne kadar nahoş ve klostrofobik bir yer olabileceğine işaret etmişti. Bu dijital saplantılar artarken sanatçı Katherine Behar, yaratıcı pratiğini günümüzdeki teknolojik ve dijital gidişatı tasvir etmek, sorgulamak ve yeniden tanımlamak için kullanıyor. Kamusal ve özel hayatta, yoğun bir sanal etkileşim halindeyiz. Biz iç ve dış dünyamızın kodlarını çözmeye çalışaduralım, bu sırada her şey daha da hızlanıyor.

'E-atık', fotoğraf: Dana Rogers
2/3

Sergideki en dikkat çekici eserlerden biri, sanatçının elektronik atık fikrinden yola çıkarak kurguladığı USB heykel serisinden oluşan yerleştirme işi ‘E-Atık’. Behar’ın dünyasına dair çok şey söyleyen bu yapıtı biraz anlatır mısınız?
Fatma:
‘E-Atık’, sıradan USB parçaları bir araya getirilerek inşa edilen bir dizi heykelden oluşuyor. Bu heykellerin merkezinde yer aldığı bilim kurgu senaryosunda, onlara hizmet için tasarlanan insanların yok olmalarından çok sonra çalışmaya devam etmekle lanetlenmiş alçakgönüllü bu cihazların hikâyesi anlatılıyor. ‘E-Atık’ zaman ötesi bir distopya; sahip olduğu bilim kurgu dekoru, kullanıcıları ortadan kalktığında dahi çalışmaya devam etmeye mahkûm, hem el yapımı hem de makine ürünü elektronik parçalarla dolu. Her şeyin zamanını doldurmuş olduğu distopik bir ortam yaratmak için canlı ve cansız veya analog ve dijital bir araya geliyor.

'3D-&&'
3/3

Sanatçı hızlanmacı buyruğa kafa tuttuğu eserleri için ‘yavaşlamacı estetik’ ifadesini kullanıyor. Ne anlama geliyor bu ifade?
Ulya:
Yavaşlamacı estetik, sanatçının hızlanmacılık (accelerationism) kavramına karşı önerdiği bir duruş. Teknolojik ve dijital gelişmelerle birlikte sanal etkileşim de her geçen gün artıyor. Temellerini kapitalizmin yabancılaştırıcı eğilimlerini hızlandırarak kapitalizmi uç noktalara itmekten, makinelerin gücünden ve modern hayatın istikrarsızlığından alan hızlanmacı duruşa karşıt, Behar bu gidişatı sorgulayan eserler üretiyor. Örneğin bir 3D yazıcı içeren yerleştirme ‘3D-&&’ (2014), günde yalnızca bir nesne basabiliyor ve bu sayede kendi türünün daha hızlı örneklerine başkaldırıyor. Yavaşlamacı estetiğin bir başka örneği ise, Behar’ın ‘Otomatikcevapverici.exe’ (2012) videosu. Darmadağın bir ofis ortamı fotoğrafının piksel piksel açıldığı bu videoda sanatçı bir görselin alışkın olduğumuz açılma hızını yavaşlatıyor. Behar’ın hızlanarak koşmaktansa yavaşlamayı destekleyen bu önerisi, gerici değil ilerici bir öneri; çok daha yavaş bir ritimle hayatın ayaklarını yere bastırma isteği.

Yorumlar

0 comments