0 Beğen
Kaydet

Özer Aktimur röportajı

Üç yıl süren bir restorasyon çalışmasının ardından Kuzgun Acar’ın ‘Kuşlar-Soyut Kompozisyon’ eseri, sanatçının ölümünün 40. yılında S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergileniyor. Restorasyon çalışmalarını üstlenen Yrd. Doç. Özer Aktimur ile ilk kez bir müzede

Heykelin temizlenişi sırasında çıkan pasları dahi sakladığınızı duyduk. Kuzgun Acar’ın nasıl bir rolü var hayatınızda?
Kuzgun daha öğrencilik yıllarımda incelediğim ve araştırdığım bir heykeltıraştı. Tabii ki o zamanlar ‘Kuşlar’ heykelinin bir gün benim elimde tekrardan hayata döneceğini hayal edemezdim.

Aslında eserin adı ‘Soyut Kompozisyon’. Peki, nedir bu kuşların hikâyesi?
Sanatçı ‘Soyut Kompozisyon’ olarak eseri adlandırdıktan sonra zaman içinde çevredeki kuşlar, heykelin içine yuva yaparak yaşamaya başlamış. Eser böylece esnaf ve halk tarafından ‘Kuşlar’ olarak anılmaya başlamış.

Nasıl dâhil oldunuz projeye? Böyle bir projenin restorasyonunu üstlenmek olmak nasıl bir duygu?
Acar’ın 1967 yılında İMÇ’ye yerleştirilen yapıtı, zaman içinde tahrip görmesi nedeniyle 2013 yılında Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı tarafından restorasyon amacıyla korumaya alındı. Bu yapıtın konservasyon ve restorasyonu için benimle iletişime geçildi. Bilim kuruluna kondisyon raporunu ve yapıtın hangi yöntem ve malzemelerle restore edileceğine dair yazılı rapor sundum ve projeye dâhil oldum. Her eseri restore etmek başlı başına ayrı bir keyif, fakat Kuzgun gibi öğrencilik yıllarından beri incelediğiniz birinin heykelini restore etmek çok mutluluk verici. 

Nasıl bir tahribattan bahsediyoruz? İki yıl süren restorasyon boyunca eser hangi aşamalardan geçti?
Metal ve ahşap dış mekân için dayanıksız malzemeler. Dış mekânda korunaksız bir alanda olması da eserin hızla zarar görmesine yol açıyor. Heykel, Unkapanı’ndaki İMÇ bloklarında güneş, rüzgâr, kar, kuşlar ve denizin iyotlu havasına maruz kalmış. Metal heykeller bu saydığımız nedenlerden ötürü hızla korozyona uğrar ve oksitlenerek erir. Bu heykelde de aynı sorunlar vardı ve duvara bağlı olan birçok taşıyıcı metal çubuk paslanmıştı.

Öncelikle araştırma ve belgeleme aşamasını tamamladık. Benim için önemli olan restorasyon etiği ve orijinalliğin bozulmamasıydı. İlave malzeme kullanılacaksa kesinlikle esere uyumlu, geri dönüşümü bir malzeme olması gerekiyordu. Eserin yüzeyi boya, pas ve sonradan eklenmiş tüm malzemelerden arındırıldı. Eser temizlik işlemi bittikten sonra, sadece metal konsolidasyonunda kullanılan özel malzeme ile koruma altına alındı. Kopan parçaların yerleri tespit edildi ve kaynak ile birleştirildi. Geri dönüşümlü, metal malzeme ile uyumlu ve doğa şartlarından (ısı, soğuk, nem) etkilenmeyen bir malzemeyle tümleme yapıldı. Sağlamlaştırıcı ve koruyucu ürünler uygulanarak dış ortam şartlarına karşı daha dayanıklı hale gelmesi sağlandı.

Kuzgun Acar’ın heykeli İMÇ’de bulunan sekiz eserden biri. Diğerlerinin durumu nasıl? Onlar için de bir restorasyon çalışması gerekiyor mu?
Diğerlerinin kondisyonu hakkında çok fazla bilgi sahibi değilim. Ama bildiğim kadarıyla, diğer eserlerin de restorasyon projeleriyle kondisyonlarının daha iyi hale getirilmesi gerekli.

Eser müzenin ardından İMÇ’ye geri dönecek. Sizce bu doğru bir karar mı? İMÇ sergi alanı olmaya uygun bir yer mi?
Dış̧ mekân heykelinde bazı malzemelerin zamanla yok olacağı aşikâr; metal ve ahşap malzemeler
iç mekânlarda korunmalı ve sergilenmeli. Orijinal eserlerin restorasyon sonrası tekrar yerine konulup konulmaması yıllardır tartışılıyor. Son yıllarda özellikle sanat tarihçileri eserin durumuna ve konumuna göre, yerine replikasının konulmasına sıcak bakıyor. Burada esas olan orijinal eserin uzun yıllar varlığını sürdürebilmesi. Bu tür eserler artık kamuya mal olan eserler ve bir dönemi, bir tarihi anlatan kaynaklar. Birebir replikasının yapılarak orijinalinin yerine konulması, orijinal eserin ise müze veya iklim kontrollü bir başka kapalı alanda sergilenmesi daha doğru. O nedenle korunmaya - kurtarılmaya çalışılmış bu eseri, aynı yere asmak, yeniden açık hava koşullarında bırakmak, ilerleyen dönemlerde eserin geri kazanımını mümkün olmayacak bir hâle getirecektir.

‘Kuşlar’ın kısa öyküsü

İMÇ’ye yolu düşenlerin aşina olduğu eserin hikâyesi, 1967 yılında düzenlenen bir yarışma ile başlar. Çarşının inşası sırasında sergilenecek eserler için sekiz yer belirlenir. Geriye ise dönemin büyük sanatçılarına ait eserlerin belirlenen sekiz noktaya nasıl dağıtılacağına karar vermek kalır. Bu eserlerin ortaya çıkışında önemli rol oynayan isimler ise İMÇ mimarları Doğan Tekeli, Metin Hepgüler ve Sami Sisa’dır. Yarışma sonucu Kuzgun Acar’ın eseri, 1. Blok’ta sokağa bakan cephede sergilenmek üzere seçilir. ‘Soyut Kompozisyon’ zamanla İMÇ’yi sahiplenir, yuva yapan kuşları da...

 

Yorumlar

0 comments