Onay Akbaş'ın İş Sanat 'taki sergisi 'Kıyısız Dalgalar'

Onay Akbaş’ın sanatına yakın bakış.

Onay Akbaş
Time Out Istanbul editors |
Advertising

Doğum yeriniz Fatsa. Dünyaya geldiğiniz yerin coğrafyası karakteriniz ve sanatınız üzerinde nasıl bir etki bırakıyor?

Doğduğumuz coğrafyanın kişiliğimiz ve yaşamımız üzerindeki mutlak etkileri yadsınamaz. Çizgi ise görsel sanatlarda bir dile geliş ve anlatım aracı olarak çok önemlidir. Yazı, illüstrasyon, matematik, mimari, müzik notaları, resimler, velhasıl insanlığın sahibi olduğu tüm değerlerin geçmişten geleceğe taşınmasında çizgi çok büyük bir görev üstlenmiştir. Mağarada yapılan resimlerde, piramitlerdeki ve yazıtlardaki hiyerogliflerde hep bu çizgiyi görürüz. Çocukluğumun coğrafyasında beni çevreleyen varlıkları bir tür modern hiyerogliflere dönüştürüp, kendimce bir dille sanatsal önerilere dönüştürüyorum.

 

Bir sanatçının anılarıyla ilişkisi zaman içinde nasıl gelişir?

1990’larda an ve bellek kavramlarını irdeleyen ve birkaç yıl süren seri resimler yaptım. Geçmişin ve anın zaman kavramıyla ilintisini irdeliyorlardı. Belleksiz anın oluşmayacağı varsayımını sorgulayan işlerdi. Zaten genetik miras da bir nevi türünün geçmişinden sana taşıdığı kalıntı anılar değil midir? Yani anılarla geçmişimizden bugüne zaman üzerinden bir şeyler taşıyıp, müdahalelerle dönüştürüp geleceğe iletip bir şekilde ilintiliyoruz. Bu devinimde sanat da bir tür dil olarak çok önemli bir işlev üstleniyor. Ancak bütün bunlara rağmen sanat eserleri sadece geçmişten geleceğe bilgi-birikim taşıyan kişisel tanıklıklar üzerinden var etmezler kendilerini. Kendinden öncekilerle bir yüzleşme ve var olduğu ana dair çözümlemeler, belki de geleceğe dair öneriler barındırırlar. Ressam olmasaydım, mutlaka astronot ya da arkeolog olmak isterdim. İkisi de kazı ile kendine ulaşmanın yöntemleridir. Sanat gibi.

 

Paris’te yaşamak ve üretmek bir ressamın hayatında nasıl bir yerde durur?

Paris uzun yıllar ışığın kenti olarak algılanmış. Dünyayı değiştiren sosyolojik, politik ve sanatsal tüm büyük olayların ya başlangıç noktası ya da zorunlu beşiği olmuş bir kent. Bu olgu benden çok uzun yıllar önce de böyleydi, bugün biraz daha etkisini kaybetmiş olsa da böyle. Burası inkarı mümkün olmayan vazgeçilemez bir destinasyon. Bunun birçok nedeni var. En önemlisi göreceli de olsa özgürlüğün korunduğu bir alan. Özgürlük olmadan hiçbir yaratıcı düşünce çiçek veremez. Altyapı sorununu halletmiş ve sürekli geliştiren bir kent. Ressamlar için müzeleri, galerileri, araştırmacılar için kütüphaneleri var. Sosyologlar için ise tam bir kozmopolit laboratuvar. Turistler de dahil bu kente gelen herkes aradığı cevapları bir şekilde buluyor. Bu da kenti turizmin ötesinde çok çekici kılıyor. Herkesin sahiplenmek istediği ama sahibi olmayan çok çekici bir yer. Bu olgu ressamlar, sanatçılar, müzisyenler, yazarlar için böyle. İş için burada bulunanlara da olanaklar sunuyor Paris. İşte tüm bunların etkisiyle sizi sarıp sarmalayan davetkar bir kente dönüşüyor. Etkileşim, değişim ve yeni fikirlerin çiçek açabileceği, göreceli özgür bir kültür kazanı.

 

Karnaval ve renkler sizi nasıl besliyor?

Benim karnavallarım sadece zevk veren anlar değil, çoğulculuğun ve paylaşımın özgürlük alanlarıdır. Varoluşumuzun gizillerinin meydana döküldüğü anlar oldukları için de resmimin periyodik olarak konusu olurlar.

 

İş Sanat Kibele Galerisi’ndeki serginizde izleyiciler tüm dönemlerinize ait eserlerinizden örnekler görecek mi? Serginin kapsamını biraz anlatır mısınız?

İlk kapsamlı retrospektif sergim olacak. Sergiye ‘Kıyısız Dalgalar’ adını verdik çünkü sanatın hemen sonuç almak üzerine bir eylem olmadığını, sürekli bir devinimle gelgitleri, ardılları olan bir alan olduğunu savlıyor. Adeta bir yürek atışı gibi varlığını bildiğimiz, bize ve bizi çevreleyen dünyaya rağmen atmaya devam eden ama herhangi bir kıyıya ulaşma derdi de olmayan dalgalar, devinimler diyelim. Sanat yaşamımın içindeki dalga ve devinimlerle örtüşen bir niyet.

Küratör Denizhan Özer’in çabalarıyla hazırladığımız bu sergide 1980’den bugüne dönemsel örnekler göstermeyi, bütünsel bir sanat bilançosu sunmayı hedefledik. Sergi için bir de kitap hazırlandı. Bu kitapta Sunay Akın, Nedim Gürsel, İbrahim Karaoğlu, Sezai Sarıoğlu, Ahmet Telli ve Denizhan Özer gibi sanat macerama tanıklık etmiş kişilerin ilginç yazıları var. Ayrıca geçmişten bugüne kadarki sanat yaşantımla ilgili şahitliklerin yer aldığı, Teleferik Görsel Sanatlar tarafından yapılan belgesel film sergi boyunca galeride gösterilecek. Kısacası sanatseverler imece usulü hazırlanan güzel bir proje ile karşılaşacaklar.

‘Kıyısız Dalgalar’, 19 Mart-5 Mayıs, İş Sanat Kibele Galerisi, www.issanat.com.tr

Advertising